Suç ve Ceza
FST 1 Mayıs 2008
Geçenlerde öğretmen döven bir veliden ilhamla “Gayri devletten ümit kesilmiştir, gün bu gündür, derhal okul takip timleri teşkil edip ilkokulda öğrencilere eziyet eden öğretmenlere, onları ısırmayan müdür, il müdürü, müfettiş, bakan gibi diğer hemcinslerine tüm Türk İslam aleminin yüreğini soğutacak bir meydan dayağı atmak her vatandaşın boynuna borçtur” demiştim. Fakat sesime tepki alamadım, sadece bireysel yakaladığım 3 öğretmeni dövmesem de ettiğim laflarla yerin dibine geçirdim, adamlar benim deli olduğumu düşünüp uzaklaşmasalar işin boyutu da değişebilirdi. Ekip çalışması sürecimiz devam edecek ama kinimizi bilememize yardımcı olacak yeni bir haber var, ibretle okuyalım:
Antalya’daki Aksu İlköğretim Okulu sınıf öğretmeni Kadir Çelbiş, birinci sınıf öğrencilerinin ağzına acı biber sürünce, Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından 1 yıl kademe durdurma cezasına çarptırılıp okulu değiştirildi.
Ev hanımı Ayşe Kırışık, birinci sınıfa giden kızı Emine’nin ağzının kızarık olduğunu ve acı içinde eve döndüğünü fark etti. Kırışık, sınıf öğretmeni Kadir Çelbiş’in (42) yaramazlık yaptığı gerekçesiyle kızının ağzına acı biber sürdüğünü öğrenince çılgına döndü. Antalya Milli Eğitim Müdürlüğü’ne şikayet dilekçesi veren Ayşe Kırışık, daha önce de bir öğrenciyi dolaba kapattığı iddia edilen Kadir Çelbiş’in ceket cebinde taşıdığı ve çok acı olan biberleri öğrencilerin ağzına sürdüğünü, acıyla bağıran öğrencileri yeniden biber sürmekle tehdit ettiğini belirterek cezalandırılmasını istedi. Müfettiş soruşturmasında Çelbiş’in, öğrencilerin ağzına acı biber sürdüğü belirlendi. Bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulmasına karar verilen Çelbiş, Aksu’dan Gaziler Köyü’ndeki Gaziler İlköğretim Okulu’na atandı. Kadir Çelbiş’in Aksu İlköğretim Okulu’nda görev yaptığı sırada kendi sevk kağıdını imzalayarak evrakta sahtecilik yaptığı da belirlenmiş ve hakkında soruşturma başlatılmıştı.
Bakın adamın okulu da belli. Yok mu Antalya bölgesinde ikamet eden bir yurtsever kardeşimiz? Cezaya bak, kademe ilerlemesi durmuş, filanca okula görevlendirilmiş. Böyle ceza mı olur, herife ödül verilmiş. Bir yıl kademe ilerleme durdurma karşılığında bu adamın kıçına acı biber doldurmak şart değil mi? Hatta iyi bir sopa da çekelim, en fazla üstüne bir kınama yazarlar. Bu arada artan biberlerden birer avuç da şu yorumu yapanlarda kullanmak lazım:
Bulut KIRIM 01/05/2008 - 10:41
Onu yapma bunu yapma nasıl disiplin sağlayacak bu öğretmenler.Metin BAŞPINAR 01/05/2008 - 10:08
Cezalandırma şekli yanlış tamam da;Öğrencilerin hiç mi suçları yok?..OÖyleleri var ki;evden aldığı destek ile adeta öğretmene kafa tutmaktadır o küçük yaşlarına rağmen!. Öğretmenin de günün olay ve streslerine bir de bu haşarıların yaramazlıkları eklenirse?.. Öğretmene hak vermemek elde mi?…
‘Onu yapma bunu yapma’ öyle mi, bu tiplere şöyle ibreti alem bir ceza verilmedikçe yola gelecekleri yok. Başta Milli Eğitim bakanı ve tüm bunamış bürokrat ve yolluk avcısı müfettişler olmak üzere çocuk düşmanı Milli Eğitim Camiasının, ilkokulda şiddeti savunan öküzlerin belasını bulması için elden geleni yapmak lazım. Avukatları, savcıları harekete geçirelim, AB’den çocuklara zulmü engelleme karşılığı projeler kapalım, ne diyeyim başka? Yoksa milli eğitimde it iti ısırmayacak, orası anlaşıldı. Biz itleri taşlayacağız çare yok.
Kısaca, veliler, bilinçli yurttaşlar, ilk hedefiniz Akdenizdir, gazamız mübarek olsun.
- Bürokrasi , Eğitim
- Yorum(32)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
bu yaziyi okuyunca bugun baska bir blogda okudugum bir yazi aklima geldi. amerika’da okuyan blog yazari, bir ders geregi oradaki bir devlet okulunu ziyaret etmis, ogretmenlerle gorusmus. mudurun amerikan okullarinda dayagin yasak olmasindan yakindigini anlatiyor. linki burada.
her ulkenin derdi baska anlasilan.
Dj,
Problem devletin okul işletmesinde galiba. Yorgan gitse kavga bitecek.
Dj bey, Ingilizce biliyorsaniz bu islerin legal oldugu zamanda Ingiltere’de okulda dayak yiyen George Orwell’in dayak o tecrubesi konusunda yazdiklari da ilginizi ceker belki. Burada konusmustuk evvelce:
http://www.izlenimler.net/2006/11/16/24-kasim-yaklasiyor/#comment-2669
Linkteki arkadaş şunu demiş.
İlginç, bir okul gezip oradan büyük sonuçlara ulaşılmış sanki. Bariz bir laçkalık dikkat çekiyor okulda, müdür ah çocukları dövebilsek, insanlar hakkını tam arayamasa ne güzel olur diyor. İdeal Türk eğitim sistemini özlüyor. Yarın haftada 2 gün çalışma, öğretmenevi, kademe, derece de ister.
Fethi bey, sizin alintida baska birsey dikkatimi cekti:
Özellikle müdüre hanımla olan sohbetimizin bir yerinde okullardan dini eğitim çıkarılıp yerine hiç bir şeyin konulmaması ve Amerikalıların klasik ‘Hakkını arama’ hastalıklarının eğitim kurumlarını içinden çıkılamayacak sorunlar yumağı haline getirdiğine gözlerimle şahit oldum.
Bahsedilen bir devlet okulu. Boyle bizim anladigimiz manada genel bir ‘dini egitim’ zaten soz konusu degil orada devlet okullarinda. Detayi var tabii ve detay onemli bu islerde. Ben oranin yuksek mahkemesinin bu konudaki onemli bir karari hakkindaki Wikipedia sayfasina link vereyim ilgilenen oradan referans takip edebilir:
http://en.wikipedia.org/wiki/McCollum_v._Board_of_Education
Bülent bey,
Orası benim de dikkatimi çekmişti ama din ve devlet işleri ayrılsın gereğince, din işlerini siz ele almış oldunuz.
Bir de bu işe gözlerle nasıl şahit olunuyor onu da çözemedim, yani din okutulmayınca ne olduysa artık.
Fethi bey,
Bir de bu işe gözlerle nasıl şahit olunuyor onu da çözemedim, yani din okutulmayınca ne olduysa artık.
O blogcu benim anladigim kadariyla bu konuda bir rapor yazacak ve bir hoca bunu okuyacak. Boyle ifadeler kullanirsa ve hocasi isinin hakkini veriyorsa zaten egitim sureci olmasi gerektigi gibi isler ve bu sekilde yazmamayi ogrenir. Boyle rapor yazdirmak filan o islere de yariyor eger yazilanlar yasak savar gibi okunmazsa.
Ben hic hoslanmazdim boyle islerden okuldayken, ama simdi bu tur derslerin cok faydali olabilecegini dusunuyorum. Okula yanlis yasta gidiyor olabiliriz.
İlk olarak söylemek istediğim şu ki “durum ne olursa olsun öğretmenin şiddet uygulma gibi bir lüksü yoktur”.
“Fakat” saldım çayıra mevlam kayıra felsefesi ile çocuk yetiştiren ailelerin hiç suçu yok mudur? “Korkarak” ders işleyen öğretmenler var. Öğrenciyle iyi geçinmek için “yalama olan” öğretmenler var. Hasılı kelam iyi öğretmenler var kötü öğretmenler var.
Gençliğimizin haline bakınız; bu gençlik okuyup öğretmen oluyor, çoğuda “iş için”. Eğitim sevdalısı kaç öğretmen gösterebiliriz? Heyecanla görevne başlayan idealist öğretmenlerin çoğuda “sistem”in acımasız çarklarında eziliyor ve kayboluyorlar.
Ben, “ben iyi bir öğretmenim, bir sürü ödülüm var, sizin çocuklarınız çalışmıyorlar” gibi bayağı bir ağızla konuşan öğretmenler gördüm. Sonra on sekiz yaşında bir gencin öğretmenine karşı seviyesiz ve hatta edepsiz tavırlarını gördüm. Bunların hepsi ve dha bir çok şey bir saatlik bir toplantıda oldu.
Bizim suçlu arama hastalığımız var. Asla aynaya bakmıyoruz; biz hata yapmıyoruz, biz mükemmeliz, suçlu mutlakabaşkası. Öğretmende velide aynı bakış açısıyla yaklaşıyor. Hastalık yok, hatsa vardır derler, bütün hayat böyledir; genelleme yapmamak, vak’aya göre çözüm önerileri getirmek lazım geldiği kanaatindeyim. Öğretmenleri “vurun kahpeye” nidalarıyla hedef göstermenin neye, kime ne faydası var?
Ya çoluk çacuğununa edep, haya, ahlak, terbiye adına birşey öğretmeyen aileler ne olacak? Okul eğitim yuvasıdır, doğru. Ama tırnak kesmeyi, edebiyle oturup kalkmayı, düzgün konuşmayı, yürümeyi de okulda mı öğreneceğiz. Bir öğretmen için en zor şeylerden biriside tahminimce “kendisine saygı”yı anlatmaktır; veli anlatmayınca, çevreden görmeyince mecbur bu işide üstleniyor.
Bu vâdide söylenecek çok şey var, sözün özü herkes kendisine bir çeki düzen vermeli. Öğretmen olmayı düşünen insanlara seslenmek istiyorum: Para için, iş için yapılacak meslek değildir bu meslek. Eğer niyetiniz buysa vazgeçin, bırakın nesilde mahvolmasın ve siz de bir neslin vebalini yüklenmeyin.
Böyle vakalar çok okuduk da birinci sınıf öğrencilerine yapılmış olması daha vahim.
Bu öğretmenlerin psikolojik sorunları var galiba.
Öğrencide suç var düşüncesinde değilim,ama şunu söylemeden geçemeyeceğim. Benim tanıdığım melek gibi bir eğitim fakültesi mezunu arkadaşım vardı, göreve başladıktan sonra eli sopalı bir cadaloz oldu. (5lere 6lara ve 7lere giriyor.) Çocuklar ne yapıyorlarsa artık hocayı çileden çıkarıyorlar.
Mr No,
Bu işin üstesinden gelemeyecekse bırakacak, bak Mister No da Amazon bölgesinde çocuk okutmaya kalkmıyor. Her işin bir yolu yordamı var.
Bu arada senin şu arkadaşın adresini bir ver bakalım, ilk hamleyi Eskişehirden başlatırız Kemal abi gibi.
Ahmet Ali bey,
Ama şimdi herkes iş garantisi var diye öğretmenliğe koşmuyor mu? Gerçekçi olursak hiçbir uyanık gencin ‘neslin vebalini yüklenme’ sözünü umursayacağını zannetmiyorum.
Sadece keşke diyebiliyorum ama boş bir temenni.
Bir de,
Tüm öğretmenler değil biberci, sopalı, paragöz olanlar hedef tahtasında, siz ve sizin gibi insanların rahatsız olmasına gerek yok. Bu işleri çözecek olan sizlersiniz, edepsiz, zorba bir öğretmeni, müdürü ilgili yerlere bildirmeniz şart. Bunlarla hep birlikte uğraşacağız.
Siz benim yazdığıma bakıp üzülmeyin, üstüne alınacaklar kendini iyi bilir.
Bir de 14-18 yaş aralığında edepsiz öğrenci konusunda daha polisiye ve konuyu veliye havale edici yöntemlere başvurmakta fayda var.
merhaba, yorumlarda benden soz edildigini duydum. bir iki cift sozum var. oncelikle bir okul ziyaretiyle Amerika’da egitim sistemine dair bir sonuca ulasacagim gibi bir izlenim edinildiyse, bunun dogru olmadigini bilmenizi isterim. Amerikada 2 neredeyse yıldır eğitim sistemi üzerine gözlem ve analizlerde bulunuyorum, ama ilk defa bir devlet okulunu görme imkanım oldu, bu gözlemlerimi sıcağı sıcağına hemen oturdum yazdım.
Raporda hazırlamam gereken şey, Amerikan eğitim sisteminin sorunları ve sonuç kısmında öneriler de getirmek durumundayız. Hocam, benden özellikle Türkiye ile amerikayı kıyaslayan bir rapor hazırlamamı istedi ki ben de bu düşünceyle yazıda iki ülkenin ufak bir karşılaştırmasını yaptım.
Son olarak, okuduğunuz yazının akademik bir yazı olmadığını, kişisel gözlemlerimi yansıttığını ve genellemelere gitmekten kaçındığını bilmenizi isterim. Saygılarımla…
Merhaba Compir,
Açıklama için teşekkürler, ben de ilginç bulduğum ama eksik görünen yerlere işaret ettim o kadar. Size iyi çalışmalar.
Dikkate alıp eleştirilerinizi yazdığınız için teşekkür ederim, ben de yazıda tekrar bir düzenlemeye giderek bazı açıklamalar ekledim. Ayrıca bu konu üzerinde saatlerce konuşsak inanın bitiremeyiz. Ben sadece günlük hayattan bir kesit sunup, bir resmi zihinlere yerleştirmek istedim. Tekrar teşekkür eder, saygılar sunarım.
Mesela şu öğretmene laf eden karşısında beni bulur, yiğidin hakkını verelim:
http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=316550
Ufacık çocuklar ne işler beceriyor, ben onun yaşında pısırığın tekiydim.
Veliler, açtığınız kampanyaya iştirak etmeye başlamış Fethi Bey. Linki burada. Haber vereyim dedim.
Evet, inşallah öğretmenlere ders olur.
Bu Kadir ÇELBİŞ ‘le Antalya Çalkaya 75. Yıl Cumhuriyet İlköretim Okulunda beraber çalıştım.
Bizim okuldan da Müdüre kızıp Okulda bomba var diye ihbarda bulunduğu için sürüldü.Yıl 2003.
Ne gündü… Tüm okul bomba imha uzmanlarınca boşaltıldı…Öğretmen öğrenci çığlık çığlığa…Haaa birde serada çalıştırdığı işcisine tecavüz etmiş diye duyduk.Mahkeme aşamasında şikayet geri çekildi. Haaa birde abisi iki yaşlı insanın öldürülmesinden yargılandı…Delil yetersizliğinden beraat…O da hala öğretmenliğine devam ediyor.(Abisi) Çoçuklarınıza sahip çıkın!!!
Bu yazıyı yazan şahıs. İnşallah senin o aptal beynine de (senin kadar düşemiyorum) biber doldururlarda gerçekleri görürsün. İngiltere ‘de bile hafif çaplı dayak eğitim kurumlarında serbest bırakıldı. Bu öğrencilerle nasıl başa çıkmayı düşünüyorsun hıyar.
Bulut Kırım,
Hem suçlu hem güçlü gelmiş burada terbiyesizlik yapıyorsun, ilkokula giden çocuklarla uğraşamayacaksan defol git başka iş yap. Daha dur sizin ve müdürlerinizin başınıza ne işler getireceğim.
Bir sürü beyinsiz haybeden memur öğretmen olup 7-12 yaş arasına terör estirecek biz de susacağız öyle mi. Ayağını denk al, o sopaları, demirleri kafanızda paralayacak, biberleri münasip yerlerinize sürecek bir hareketin eli kulağında.
Milli, zorunlu, devlet eğitiminin eli sopalı gardiyanı gelmiş burada “edepsiz, maaş, derece kademe dışında bir laf bilmeyip çocuklara işkence eden meslektaşlarım adına özür dilerim, hepimiz öyle değiliz” diyeceğine İngiltere’de dayak var diye zeytinyağlık yapıyor.
Bir daha buraya uğrarsan ağzımı fena bozarım haberin olsun. Müdürüne de selamımı söyle sabah ant içme teröründe çocuklara bağırmayı kessin.
Yeni taşındığımız yerde eve yakın bir ilkokul var. Her sabah müdür -abartmıyorum- 1 saat çocuklara mikrofonla bağırıp çağırıyor. Bir tane megafon alıp ben de balkondan müdüre bağırsam mı acaba diyorum. Ama sonra Bulut Kırımlar kovalamasın beni.. Mahalleye de yeni taşındık..
Yahu benim hanım da ilkokul öğretmeni. Geçen gün anlatıyor. Öğrencisi “öğretmenim siz hiç dövmüyosunuuuz” demiş, o da “dövmüyceeeem” demiş. Öğretmenlerin hepsi öyle değil yani.
Ogretmenlere ne yapmali konusunda bir seyler soylemek kolay degil benim icin.
Yakin zamanda cok degismediyse, universite okuyanlar arasindan, baska herhangi bir bolumu kazanamayanlarin –son care olarak– sectikleri dal degil midir bu? [Eminim istisnalari vardir, ama cogunlugun boyle oldugunu dusunuyorum.]
Bu, ‘baska hic bir sey olamayanin ogretmen olmasi’ halkin ogretmenlere bakisini nasil etkiliyor?..
Bence pek pozitif bir etki sayilmaz. Sayginligi dibe vurmus (da diyebilecegimiz) bir meslekte insanin motive olmasi hic de kolay degil.
Secme sinavlarinin isabetli sonuclar dogurdugunu dusunecek olursak, durum daha da vahim: Akademik yeterliligin tortusunu ogretmenlige sevkediyoruz. Daha sonra da, bu seviyeye evlatlarimizi teslim ediyoruz..
Bu kadarla da kalmiyor: Bunlarin iclerinden daha iyi olanlarinin da, ‘dersane’ dedigimiz fakat ders yerine pekin ordegi besleme ciftliklerine gecmesine izin veriyoruz. [Izin veriyoruz, cunku oradaki maddi ve manevi sartlari okullarda saglamiyoruz]
Geriye ne kaliyor?
Ne kalacak?
Girmek icin degil de cikmak icin yaris yapilan, bir seyler yapmak yerine, karin doyurulup bir omur surmek ugrunda katlanilan bir meslek kaliyor..
Ne heyecan var, ne de yaptigi isi sevmenin zerresi..
Benim dogdugum yerlerde “kopek zorla ava gitmez” derlerdi.. Evet, ava gitmegi seven kopekle ava gidilir.. sevemeyeni de zorlayarak sever hale getirmek mumkun degildir. Ava gider, kerhen ve seklen, ve doner.
Diyecegim o ki, asagilik duygusu ya da baska sebeplerle, cocuklara yanlis davranan (ya da ogretmek isini yapmayan) ogretmenler yuzunden hepsini bir kefeye koymak yerine, ogretmenlik yapmagi seven insanlarin ogretmenlik meslegine daha cok sayida girmeleri icin sinav sistemini ellemek gerekiyor bence.
Yeni YOK baskaninin onerdigi sistem bu acidan bence isabetli. Bakalim destek bulabilecek mi..
Fethi bey,
http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=SonDakika&Kategori=siyaset&ArticleID=758790&Date=24.05.2008&ver=02
Dükkan açık olsa 39 yaşındaki atamadan iyi malzeme çıkardı.
Bir de Şevki Yılmaz’ın kardeşi vardı geçen yıl yağlı bir yere atanmasını konu etmiştim:
http://www.izlenimler.net/2007/02/04/tsede-memur/
Resuli Cibril Bey,
Özellikle okul bitince atama bekleyecek ve büyük ihtimalle ihtiyaç olmadığı için boşta kalacaklar için söylediğiniz doğru. İngilizce öğretmenliği, bilgisayar, ilkokul öğretmenliği, rehberlik türü 3-4 branşın puanları ise hayli yüksek diye duyuyorum.
Diğer yazdıklarınız doğrudur, keşke öyle yapılabilse ama olmayacağına kesin gözüyle bakabilirsiniz. Mesela, eski tortular ömür boyu istihdam garantisiyle okullarda durdukça pek ümitvar olmak mümkün değil. Benim tanıdığım çok iyi genç öğretmenler bu mekanizma içinde 2-3 yıl dayanabiliyorlar, sonra çark onları da öğütüyor.
Fizikçinin eşi ve diğer öğretmenlerimiz alınmasınlar, benim sözüm yarası olanadır. Nice baş üstünde taşınacak öğretmen var, kadri kıymeti bilinmeyen.
fizikçi abi, ben senin yerinde olsam balkondan adamın fotorafını çekerim. hatta bilgisayarın mikrofonuylan sesini kaydederim. vidyokamera varsa direk kayıtda olur. sonrasında bi sayfa açıp fotoraf ses kaydı ve vidyo kaydını oraya yüklerim. okulun ismini ve açık adresinide yazarım. sonrada bu sitenin adresini okulun email adresini postlarım. sonrasını onlar düşünsün dimi? ertesi sabah oturur seyredersin uslanmışmı diye. bi iş yapıcaksan akıllıca yap. megafonla niye deli gibi bağırcaksınkii??
FST isimli hıyar. Öncelikle olaylara ön yargısız bakmayı öğren. Benim öğretmen olduğumu nereden çıkarıyorsun. Delikanlı adam “eğer adamsa” önce yorum yazamadan ismini yazacak kadar delikanlı olur.Bizim bir yerimize biber dolduracak adamın yedi sülalesine dolma biber doldururuz. Erkeksen delikanlı gibi adını soyadını yazda göreyim seni……
Bulut Kırım,
Bir daha buraya uğrama dedim ama cahil olduğun kadar yüzsüzmüşsün de. Seni yasaklı listesine alıyorum, git Hürriyet gazetesine yorum yap.
Sen delikanlı gibi FST rumuzuyla değil gerçek isminle yorum yapta YÜZÜNÜ görelim.
Beni görmek demek yüzümü görmek demek değildir, fikirlerimi anlayabiliyorsanız o sizin için kafidir. Benim naçiz vücudum elbet birgün toprak olacaktır ama kafasızlara karşı çocukları savunacak yiğitler ilelebet payidar kalacaktır.
[…] yazılar:Bravo, Suç ve Ceza, Zachau, Münferit vaka, Günün Yorumu, Demirle eğitim, Deneme Sınavı, 24 […]