FST Mayıs 2nd, 2008
Diyanet İşleri Başkanlığının nasıl bir ahtapot olduğu konusunda sürekli etrafımızda gördüğümüz bir örneği, işin içinden birileri detaylıca deşifre etmiş. Diyanet İşleri Başkanlığının Hac üzerinden nasıl ekonomik ranta kapı açtığı, devlet memurlarının asttan üste buradan nasıl nemalandığı, piyasanın nasıl kapatıldığı, zorba bir mekanizmanın nasıl devlet eliyle yürütüldüğü güzelce açıklanmış. Uyarıyorum; Diyanet Aleviler, Sünniler filan gibi uyduruk sebeplerden değil, ekonomik gerekçelerle tehlikelidir, tez elden kaldırılmalı, tırnakları sökülmelidir. AKP içindeki muhafazakarların bir de Diyanetle imtihanı gerekiyor, kendini islamcı zanneden birçok saf vatandaş diyanete ve yanlış işlerine toz kondurmaz. Diyanet en az TRT kadar zararlı bir kurumdur, vatandaşın dini inançları istismar edilerek ekonomik çıkar sağlanıyor, bilmeyen haberdar olsun. Açıklama şöyle:
Continue Reading »
FST Mayıs 2nd, 2008
Bugün birşeyler araştırırken Hürriyet gazetesinin eski sayılarından birinde ilginç bir habere rastladım. Bir de o zamanın Hürriyeti pek çıplak kadın resmi de basmıyormuş, bayağı efendiden gazeteye benzettim. Gerçi “Duvara işeyen prens” Türkçe özür diledi gibi hoşluklar var ama, evet, adam gibiymiş görüntüsü filan. Darbe konusunda Ertuğrul Özkök’ün fiştekçiliğiyle ilgili de bir şey gördüm. Meğer bizim “Kabotaj değil Sabotaj” diyen Besim Tibuk Ertuğrul Özkök darbe istiyor diye kendisini basın konseyine şikayet etmişmiş. Tabii Besim beyin şikayetine konsey anlamsız laflardan oluşan uyduruk bir cevap vermekle yetinmiş. Ama bunlar önemsiz. Asıl benim ilgimi Denizli horozu ile ilgili şu haber çekti:
Continue Reading »
FST Mayıs 2nd, 2008
Malum bazen uluslararası camiada “Dünyanın en büyük 100 adamı”, “Bugün kim yaşasaydı” türü yarışmalar olur, biz de koşup haliyle Atatürk için oy verir, kampanyalar yaparız. Hatta geçenlerde bu zaafımızı tespit eden girişimci gençler sanki dışarıdan organize ediliyormuş gibi bir yarışma tertiplemiş, epey voleyi vurmuşlardı. Orada Atatürk en yakın rakibi Einstein’a tur bindirmiş, hepimiz olayın düzmece olduğu ortaya çıkana kadar birkaç gün gururla başı dik gezmiştik. İşte şimdi yeni bir oylama zamanı, bakalım durum nasıl gelişecek. Derinsular sitesinde konudan şöyle bahsediliyor:
Siyasal bilimler alanında dünyanın en muteber dergilerinden biri olan Foreign Policy’nin son sayısında ‘The Top 100 Public Intellectuals‘ başlıklı bir makale yer alıyor. Makalede, dergi olarak bu çerçevede 100 kişi belirledikleri, ancak nihai sıralamanın okuyucu oylarıyla şekilleneceği söyleniyor. Listede Türkiye’den de iki isim yer alıyor. Ancak her iki kişinin de geçtiğimiz yıllarda gönüllü bir sürgünle Türkiye’den ayrılmış olmaları, bugünlerde sıklıkla referans verilen ‘ayaklar ve başlar’ konusuna Türkiye ve dünya ekseninde farklı bir nitelik kazandırmıyor değil.
Derginin itibarını, popülaritesini bilmem ama uluslararsı yarışmalara meraklı biri olarak hemen bu iki Türkü öğreneyim diye siteye yollandım. Biri Fethullah Gülen, diğeri Orhan Pamuk imiş. Serdar bey de gönüllü sürgün demiş, öyle ya, bunlar sürgün. Önceden anlamam lazımdı. “Public intellectual” ne demek bilmediğimden ‘bizimkiler’ dışında Gary Kasparov ve adını okuyamadığım bir iki Hintliye oy vermeyi düşünüyorum. Orhan Pamuk iyidir ama “public intellectual” gibi bir sıfat için hem adı basit, hem de ortalama bir romancı. Fethullah Hocanın “public” tarafı belki, “intellectual” tarafından ise kuşkuluyum, Yine de Türklük gayretiyle onlara da oy vermemiz gerekiyor herhalde değil mi? Yoksa bu sadece Atatürk için geçerli bir kriter mi, neyse uyarırsanız oyumu ona göre vereyim.
Yalnız, içimden bir ses konunun Zaman gazetesine intikalinin ardından Fethullah Gülen’in bu oylamada Hintli ve Çinlileri zorlayacağını söylüyor, Allahtan Atatürk listede yok, zirve yarışı kesin çok çekişmeli giderdi. Listede epey ilginç isimler de var, buradan bakabilirsiniz.
Kısaca, haydi Türkiye oylamaya. 15 Mayıs’a kadar vaktimiz var.