Din ve Devlet İşleri

FST 2 Mayıs 2008

hac.jpgDiyanet İşleri Başkanlığının nasıl bir ahtapot olduğu konusunda sürekli etrafımızda gördüğümüz bir örneği, işin içinden birileri detaylıca deşifre etmiş. Diyanet İşleri Başkanlığının Hac üzerinden nasıl ekonomik ranta kapı açtığı, devlet memurlarının asttan üste buradan nasıl nemalandığı, piyasanın nasıl kapatıldığı, zorba bir mekanizmanın nasıl devlet eliyle yürütüldüğü güzelce açıklanmış. Uyarıyorum; Diyanet Aleviler, Sünniler filan gibi uyduruk sebeplerden değil, ekonomik gerekçelerle tehlikelidir, tez elden kaldırılmalı, tırnakları sökülmelidir. AKP içindeki muhafazakarların bir de Diyanetle imtihanı gerekiyor, kendini islamcı zanneden birçok saf vatandaş diyanete ve yanlış işlerine toz kondurmaz. Diyanet en az TRT kadar zararlı bir kurumdur, vatandaşın dini inançları istismar edilerek ekonomik çıkar sağlanıyor, bilmeyen haberdar olsun. Açıklama şöyle:

İnanç Turizmi Seyahat Acentaları ve Gönüllüleri Birliği Derneği (İNTURSAB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Ziya İbrahimoğlu, “esrarengiz mektup” ile gündeme bomba gibi düşen son günlerin popüler konusu hac turizmi için görüşlerini açıkladı. İbrahimoğlu, gazetelerde okuduğu “Herkes özgürce hacca gidecek” sözlerinden yola çıkarak şu görüşlere yer verdi:

“Bu cümleyi gazete haberlerinde okuyanlar içerisinde, konunun uzağında olanlar ne düşündü, nasıl yorumladı bilemem, fakat konu ile yakından ilgilenenler: “söyleyene değil, söyletene bak” dediklerini ben yakından bilenlerdenim. Nedenini sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Hacca gitmek için müracaat edenlerin sayısının çok yüksek olması sebebiyle hacı adayları üzerinde çok ince hesaplar yapılmaya başlandı. Diyanet İşleri Başkanlığının şekillendirdiği kurallara göre üç türlü hac organizesi ve standardı belirlenmiş: Normal, Müstakil ve Otel standardı. Bunlardan normal tip için müracaat edenler, 1950 – 2200 Euro öderken, müstakil tip için müracaat edenler 2650 – 7580 Euro ve otel tip için müracaat edenler de 4600 – 12000 Euro arasında ödeme yaparak hacca gidebiliyorlar. Ödenen meblağlar yükseldikçe kâr oranlarının da yükseleceği bilinen bir hakikattir.

2008 yılı için Hacca gitme niyetiyle müracaat edenlerin toplamı 770 bin kişi civarında olup, bunların 633 bini normal tip için, yaklaşık 120 bini Müstakil tip için, 17 bini ise Otel tip için müracaat etmiş olduğunu başvuru formlarındaki bilgiler D.İ.B. tarafından taranarak tespit edilmiş ve duyurulmuştur.

D.İ.B.”nın teklifi ve ısrarı ile 3 ayrı tip için müracaat eden Hacı adaylarının kuraları da ayrı ayrı çekilmiş ve Türkiye’ye tanınan 70 + 30=100.000 kişilik kontenjan”ın %60″ı normal tiplere, %30″u müstakil tiplere, %10″u ise otel tipi müracaatlara tahsis edilmiştir. Bunun manası normal tipe müracaat edenlerin %10″u, Müstakil tipe müracaat edenlerin %25″i, otel tipine müracaat edenlerin ise %60″ı hacca gitme şansı elde etmiş oldu.

D.İ.B. belirlediği standartlara belirlediği oranda imkân tanırken, yine kendisinin şekillendirdiği fiyatlarla hacı adaylarının %60″ını kendi organizesine kaydolma mecburiyetinde bırakıyor. Bu uygulama ve taksim şekli Kararname ve Hac kurulu kararlarına dayandırılmış olan bir sistem üzerine bina edilmiş.

Hacı adaylarının %40″ı ise belirlenen kriterlere göre bu organizeyi yapma hakkı verilen, 2008 yılı için sayıları 140 olan acentadan herhangi birini seçebiliyor. Acentalar da asgari 150, azami 2000 kişilik organize yapabiliyorlar.

KISACA ÖZETLENEN BU UYGULAMADA:

1) Hacı adaylarına seçmeyi düşündükleri Hac tipine göre fırsat tanınıyor. Yüksek fiyatlı organize tipine katılmayı beyan edenler daha yüksek şans bulurken, mesela: Normal tipte bu oran %10 iken otel tipinde % 60″a çıkıyor. Bunu gören hacı adayları yanlış beyanda bulunmaya itiliyor ve tercihini değiştirme şansı verilmediği için de zora sokuluyor. Bu durum eşitlik ve adalet ilkesine aykırıdır.

2) Hacı adaylarının iradesi ve tercih hakkı kısıtlanmış adayların % 60′ı D.İ.B., % 40′ı ise acentalarla hacca gitmek zorunda bırakılmıştır. Bunu yaparken hep koruma, kollama ve vesayet mantığına sığınılıyor. Ömürde bir defa yapılan bir ibadet organizesinde seçme özgürlüğünün kısıtlanması nasıl savunulabilir?

3) D.İ.B. hac ön müracaatlarını sadece kendisi kabul ettiği için bütün isim, adres ve tel bilgileri kendi kayıtlarında olup tercihler doğrultusunda önceden planlama yapabilirken acentalar bu imkândan mahrum bırakılıyor. Bu durum hacı adaylarının tek taraflı bilgilendirilmesine, acentaların aleyhinde yönlendirilmesine de yol açabiliyor. Üstelik bu uygulama çıkar hesabından uzak organize yapma, “devlet onurunu koruma” kalkanıyla savunuluyor.

4) D.İ.B. teşkilat bünyesinde çalışan din görevlilerini bu işte istihdam ederken acentaların eleman ücreti, vergi, kira, iletişim giderleri gibi ekstra ödemeleri oluyor; eşit olmayan şartlarla aynı fiyat aynı kalite yarışına katılmak zorunda bırakılıyorlar.

5) D.İ.B. vasıflı, tecrübeli din görevlilerini kendi organizesi için dilediği gibi görevlendirirken, acenta organizelerine niteliksiz, tecrübesiz din görevlilerini, tercih hakkı tanımaksızın re”sen tayin ediyor. Acenta müşteri profili ve sosyal seviyesine uygun olmayan bir görevli ile organizeyi başarmak zorunda bırakılıyor. Başarısızlığın faturası ise kendisine yükleniyor.

6) D.İ.B. yüz bin hacının altmış binini kendisi kaydedeceğini önceden bildiği için her türlü hazırlığı vaktinde yaparak devlet imkânlarıyla hac otel ve evlerini kiralayabilirken, acentaların ne kadar hacı kaydedebileceği belli olmadığından, kayıtlardan önce böyle bir planlama ve hazırlık yapma imkânı bulamıyor. Kayıtlardan sonra daralan piyasa imkânlarıyla organize yapabilmesi zora sokuluyor.

7) Hac kayıt sistemini D.İ.B. kendisi oluşturup kendisi kontrol ederek istediği zaman kapatabiliyor. Sistem kapalı iken acentalar kayıt yapamıyor. Kendisi il ve ilçe müftülükleri kanalıyla hacı adaylarına telefon ederek “sıranız geldi, hemen gelip kaydolmazsanız hakkınız yanar” diyerek istediği standardı rahatlıkla kaydedip otellerini doldurmayı garanti edebilirken, acentalar ise kalan yolcuları, standardına bakmaksızın, meslektaşları ile rekabeti zorlayarak kaydetmek zorunda bırakılıyor. Bu durumu, kendi yolcularımızın iradesi hilafına D.İ.B. organizasyonuna kaydolmak zorunda kalması ve bize beyan etmesiyle öğrenebiliyoruz.

8) Bütün müftülük, cami görevlileri Hac ve Umreci toplama kampanyasına katılmaları için teşvik ediliyor. Yirmi kişi bulan görevli ücretsiz, kırk kişi bulan ise eşiyle birlikte ücretsiz Umreye götürülüyor. Topladığı yolcular yirminin altında kalan din görevlileri ise yine ücretsiz olarak acentalara re”sen din görevlisi olarak tayin ediliyor. Tabi olarak bu durum bütün görevlileri acentaları kötüleme, eleştirme pozisyonuna sevkediyor. Çıkar sürtüşmesini açıkça gören cami cemaati Din”den Diyanet”ten soğuyabiliyor. Bu durum Diyanet İşleri Başkanlığı”mızın manevi itibarını zedeleyebileceğini her aklı selîm sahibi kabul eder.

9) Diyanet İşleri Başkanlığı organizasyon denetimlerinde, görevlilerin değişik sebeplerle hissi beyanlarına dayanarak, acentalardan savunma bile almadan her türlü cezayı uygulayabiliyor; yüzde yüz hata ve haksızlıklara itiraz hakkını kullanan acentaların itirazları ciddi şekilde değerlendirmeye bile alınmıyor. Hac Kurulu üyelerinden Türsab Temsilcisi hariç, diğer üyeler konunun uzmanı olmadıkları için, Diyanet İşleri Başkanı ve üyelerinin görüşü genellikle kurul kararı olarak önümüze konması da hatalı ve yanlış kararlara zırh olarak kullanılıyor.

10) Çok yüksek meblağların, düşük maaşlı memurlar eliyle harcanması esnasında meydana gelen meşru olmayan işlemler ve sonuçlar bir yana, duyulan ve yayılan şaibeleri burada zikretmeyi sorumluluk anlayışımızla bağdaştıramıyoruz.

11) Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre organizasyonuna fiilen girmekle, kendi organizasyonunda meydana gelen hata ve eksikliklerin bir kısmına göz yummak zorunda kalarak kalite ve itibar kaybına yol açıyor. Ayrıca acentalara re”sen din görevlisi tayin ederek dinî muhtevalı hataların tamamını kontrol dışı bırakmış oluyor. Çünkü kendi görevlisinin kendisini ihbar etmesi söz konusu olamayacağı gibi, baskı altındaki acenta görevlisi de bu eksiklik ve hataları, Diyanet İşleri Başkanlığı”na bildirmekten çekiniyor; bildirdiğinde de çoğu kez bir netice alınamadığını görüp biliyor. Bu sebeple D.İ.B. denetim görevini hakkıyla yapamadığı için organizeye devlet adına zarar verip seviye ve itibar kaybettiriyor.

12) Bütün dünyada özelleştirmenin yaygın bir şekilde ve her sektörlerde uygulanması gündemde olduğu bir çağda hac organizasyonun devletleştirilmeye çalışılması doğru bir uygulama olabilir mi? Hacı adayları iradesini hiçe sayarak, onlar adına vesayetçi bir anlayışla ve “devlet onuruna yaraştırma” iddiasıyla, kendi belirlediği fiyatla kendi organizasyonuna katılamaya mecbur bırakmak, hangi gerekçeyle savunulursa savunulsun, insan onuru ve özgürlüklerle bağdaştırılamaz.

turkiyeturizm.com

Popularity: 16% [?]

35 Yorum

  1. knz - 03 May 2008 - 5:40 pm

    fakat hacca elini kolunu sallayarak gidemiyorsun.
    kurayı kim çekecek ?
    vicdan hürriyetine göre hiç muhatap olmak istemediğim bir grup bu ihaleyi alsa ne olacak ?

    bir de diyanet neden bu hale geldi sorusunu cevap bulmadığımız sürece, bu kaymaklı pastanın paylaşımını yapanlar da aynı ilette tutulacaktır ?

    bir de islam tarihi birşey. yani bir miras. ben bu mirası kendi adıma sahiplenmek için topluluk olmak zorunda değilim. Ama topluluklar baskın olcak ve camileri bir nevi gasp edecekler. o zaman yine benim vicdan hürriyetim zedelenecek ?

    talimatname yapılsa ve ihaleyi alanlar görübür olmamak zorunda bırakılsalar, bu sefer alışveriş merkezine dönüşmeleri söz konusu ( şimdi olduğu gibi; yani şimdikini düzeltmeyecek bişeyin nesi yenilik olcak ?)

    o zaman şöyle bişey olur. camiler kamu malı olur. yönetimi mahalleye bırakılır.
    bu ancak mahalleli kul olmadığı zamanlar işler. yoksa öyle veya böyle fark etmez.

    diayent şimdi her ne nedenden kötüyse, dediğiniz yöntem deaynı nedenden dolayı katlanarak kötüleşir.

    para musluğu devlet olmasın diyorsunuz, sabah atv ihalesi gibi olacaksa eksik kalsın diyorum.

  2. FST - 03 May 2008 - 5:58 pm

    fakat hacca elini kolunu sallayarak gidemiyorsun.
    kurayı kim çekecek ?

    İş kurraya kalmışsa bunda ne var, vatandaşlık işleri, Milli Piyango, Emniyet Müdürlüğü de şeffaf şekilde bilgisayarla kurra çekebilir.

    bir de diyanet neden bu hale geldi sorusunu cevap bulmadığımız sürece, bu kaymaklı pastanın paylaşımını yapanlar da aynı ilette tutulacaktır ?

    Devlet kurumlarının hepsi bu hale gelir. TRT de, TSE de öyledir. İşin tabiatı bu. Bunun cevabını aramaya gerek yok.

    Ama topluluklar baskın olcak ve camileri bir nevi gasp edecekler.

    Ortada devlet destekli cami, cemevi yerine herkesin kafasına göre takıldığı ibadethaneler olursa kimse de birşeyi gasp etmez. Gasp ancak devletin olduğu yerde olur. Zaten artık Osmanlıdaki anlamıyla tarikat mümkün değil, bu bir gelenek işidir. Salsanız da marjinal bazı gruplar dışında kimse tarikat filan kurmaz, sivil toplum örgütleri daha revaçta.

    o zaman şöyle bişey olur. camiler kamu malı olur. yönetimi mahalleye bırakılır.

    Olabilir. Tüm masrafı mahalleliye ait olacaksa mesele yok.

    bu ancak mahalleli kul olmadığı zamanlar işler. yoksa öyle veya böyle fark etmez.

    Mahalleli kendi isteğiyle bir yere kul oluyorsa kime ne?

    diayent şimdi her ne nedenden kötüyse, dediğiniz yöntem deaynı nedenden dolayı katlanarak kötüleşir.

    Hiç ilgisi yok. Diyanetin kaldırılması, dinin özelleştirilmesi “yorgan gitti kavga bitti” anlamına gelir, size ve bana burada yazacak malzeme kalmaması dışında zararı da olmaz.

    para musluğu devlet olmasın diyorsunuz, sabah atv ihalesi gibi olacaksa eksik kalsın diyorum.

    Neden böyle diyorsunuz? Sabah gazetesine devlet para mı veriyor?

  3. knz - 05 May 2008 - 11:40 pm

    para musluğu devlet olmasın diyorsunuz, sabah atv ihalesi gibi olacaksa eksik kalsın diyorum.

    Neden böyle diyorsunuz? Sabah gazetesine devlet para mı veriyor?

    duymadınız mı ? yazılanları duysanız dudağınız uçuklar. ben size birkaç link verebilirim.
    devlet bankların verdiği kredilerle ilgili. üsetlik damat ilişkisi var.

    onun için ben saf değilim. falanca bitecek falanca olacak gibi mucizelere inanmam.

    eğer sen, ben diyanetin bu hale gelmesine engel olamadıysak, mahallede yapacağımız oluşumdan ne hayır gelir ?

    bir anahtar cümle yazayım. iktidara sahip olmadan devletin işleyişini düzeltmek yolundaki acizliğimizi yoketmeden yapacak bişey yok.

  4. FST - 06 May 2008 - 12:00 am

    devlet bankların verdiği kredilerle ilgili.

    Bu anormal değil ki. Daha doğrusu sürpriz ya da çok önemli, ilginç birşey değil.

    Dudağım uçuklamadığı gibi etkilenmiş de değilim.

    eğer sen, ben diyanetin bu hale gelmesine engel olamadıysak,

    Diyanet kurulduğunda iyi bir amacı varmış gibi konuşuyorsunuz. Bunlar kökten sakat işler.

  5. knz - 06 May 2008 - 12:29 am

    1-allah versin fethi bey.

    2- kime teslim edecksiniz ki diyaneti ? insan yok. adam yok. müslüman yok.
    gökten mi inecekti ? dini otoriteyi insanları sömürmek yolunda kullanacaklar tabi.

    öteki de olcağı almanyada cemellettin kaplandır., bundan 40 yıl önce başka umudunuz mu vardı yani ?

    niye un yok, yağ yok diye sorun helvadan önce.

  6. Resul Cibril - 06 May 2008 - 9:56 am

    Devlet kurumlarının hepsi bu hale gelir. TRT de, TSE de öyledir. İşin tabiatı bu. Bunun cevabını aramaya gerek yok.

    Ve, ‘devlet kurumu’ olmayanlarin boyle bir illete ducar olmasi sozkonusu degildir.

    Ne Microsoft, ne Exxon/Mobil, ne Koc, ne Sabanci ne de bir baska ozel sektor kurumu bu tur bir davranis sergiler; degil mi?

    Sahi, Enron ismini duyan var mi burada?

    Ya da, son aylarda batan, batik aciklayan onca kelli felli ozel sektor bankalari (ABD, AB ve Japonya) devletlestirildikleri icin mi boyle oldular?

    Onca, TIR yuku para karsiliginda ‘audit’ yapan saygideger (!) cilali muhasebe firmalari neydi?

    Onlar da mi devlet kurumu idi?..

  7. Resul Cibril - 06 May 2008 - 10:02 am

    2- kime teslim edecksiniz ki diyaneti ? insan yok. adam yok. müslüman yok.
    gökten mi inecekti ? dini otoriteyi insanları sömürmek yolunda kullanacaklar tabi.

    Eskiden bu Said Nursi olabilirdi…

    Boru degil, 3 ay formel egitim gormus gormemis, ama 80,000 (yaziyla, SEKSEN BIN) alimden dersler almis adam..
    “Kadin, goruldugu yerde fiili tasalluta ugrasin” fetvalari verir; ve meseleyi hallederdi.

    Simdilerde, eli kadin eline degmemis baska birisi daha var.. Herhalde bu yuzden surekli hungur hungur agliyor –bilemem.
    O da, fetvalariyla degilse bile, hayatiyla ornek olur ve meseleyi hallederdi..

    Sahi..

    Katolik rahiplerinden bunca esinlenmislik niyedir?

  8. FST - 06 May 2008 - 10:11 am

    Ve, ‘devlet kurumu’ olmayanlarin boyle bir illete ducar olmasi sozkonusu degildir.

    Sevdiğiniz ifadeyle kelalaka. Bakkal Ahmet efendi de yanlış işler yapar, iflas eder. Yozlaşma devletle ilişki varsa büyük boyutlara ulaşır.

    Sahi, Enron ismini duyan var mi burada?

    Yoktur herhalde, büyük bir sır olsa gerek.

    Onlar da mi devlet kurumu idi?..

    Değildi, o halde başarısızlık özel sektöre ait bir kavramdır, tüm özel işletmeleri devletleştirelim, Stalin de mezardan kalkıp idareyi ele alsın.

  9. Resul Cibril - 06 May 2008 - 10:25 am

    Yozlaşma devletle ilişki varsa büyük boyutlara ulaşır.

    Ismini yazdiklarim arasinda multi-national olanlar yoktu degil mi?

    Yoktur herhalde, büyük bir sır olsa gerek.

    Bakip da gormeyenlere, duyup da anlamayanlara sir cok..

    Değildi, o halde başarısızlık özel sektöre ait bir kavramdır, tüm özel işletmeleri devletleştirelim, Stalin de mezardan kalkıp idareyi ele alsın.

    Yooo.. bu kadar keskin donusler yapmak zorunda degiliz.

    Hem, Stalin de sag degilmis zaten. Istirahatini bozmanin ne alemi var.

    Birakalim Soroslar gecsinler, birakalim Murdochlar yapsinlar.

  10. FST - 06 May 2008 - 11:02 am

    Yooo.. bu kadar keskin donusler yapmak zorunda degiliz.

    Daha yumuşak nasıl dönelim Soros+Bush+Tayyip bir uç olduğuna göre Soros+Castro gibi ara çözümler mi düşünelim?

    Hem, Stalin de sag degilmis zaten. Istirahatini bozmanin ne alemi var.

    Adamcağız temelleri sağlam atamamış ki mezarına dilekçe bırakan kalmadı.

  11. Resul Cibril - 06 May 2008 - 11:26 am

    Soros ile Bush birbirlerine paralel degil aslinda.

    Bize yansiyan halleri benzer olsa da, kendi iclerinde iki ayri cephe demek bence daha dogru.

    Erdogan ise Sorosculukla basladi ama anladigim kadariyla simdi diger cepheye gecmek uzere..

    Adamcağız temelleri sağlam atamamış ki mezarına dilekçe bırakan kalmadı.

    Stalin bir kurucu degildi. Bir kadro hareketinin basini da cekmis degildi.

    Siradan bir diktatoru bu kadar onemsemek icin egitim sahibi olmak mi lazimdir?

  12. FST - 06 May 2008 - 11:35 am

    Stalin bir kurucu degildi. Bir kadro hareketinin basini da cekmis degildi.

    Siradan bir diktatoru bu kadar onemsemek icin egitim sahibi olmak mi lazimdir?

    Stalin küçümseniyor, hatta kendisinden sonrakilerin yanlışlarının günah keçisi olarak kullanılıyor.

    Stalin Sovyetleri (kaçınılmaz bir sertlikle) biraraya getirmiş, II. Dünya Savaşı badiresini yüz akıyla atlatmış, Avrupanın yarısına kadar büyük bir coğrafyayı akıllıca ele geçirmiştir.

    Lenin devrimi yapmıştır ama Stalin bu işin fiilen yürüyebileceğini ispatlamıştır, bence esas kurucu nereye gideceği meçhul bir hareketi demir yumrukla yönlendiren ve sağlam temeller oluşturan Stalin’dir. Kendisinden sonrakilerin kapitalizmle sidik yarışı hevesi koca mirası sıfırlamış, daha ne olsun. Kadro hareketi yoktur, orası öyle ama Lenin kadar hatta fiiliyatta ondan daha önemli bir adamdır.

  13. Quo Vadi - 06 May 2008 - 11:56 am

    Stalin Sovyetleri (kaçınılmaz bir sertlikle) biraraya getirmiş, II. Dünya Savaşı badiresini yüz akıyla atlatmış, Avrupanın yarısına kadar büyük bir coğrafyayı akıllıca ele geçirmiştir.

    maliyet ?

    cengiz kadar yada cengiz gibi bir başarı olmasın o…..garibim cengizin ideolojisi yoktu barbar dediler…..

    hitler de avrupanın çoğunu ve rusyanın yarısını yüzakıyla elegeçirmemiş miydi ? ( 4 yıl için )……….

  14. Resul Cibril - 06 May 2008 - 12:24 pm

    Stalin küçümseniyor, hatta kendisinden sonrakilerin yanlışlarının günah keçisi olarak kullanılıyor.

    Her acidan onemsenmesi gerekmiyor. Oldurttugu insan sayisina bakarsak, onemli birisi. En azindan carptirilmasi gereken ceza cinsinden onemli.
    Bir de, yol actigi tarihsel aberasyon acisindan.

    Fakat, daha fazla degil.

    Stalin Sovyetleri (kaçınılmaz bir sertlikle) biraraya getirmiş, II. Dünya Savaşı badiresini yüz akıyla atlatmış, Avrupanın yarısına kadar büyük bir coğrafyayı akıllıca ele geçirmiştir.

    Emperyal bir SSCB’yi peydahlamis olmasini da kaydetmek dogru olabilir. Fakat, bu istah ayni zamanda SSCB’nin sonunu da getirdi. Ele gecirdigi cografyadan elde ettikleri, o cografyaya vermek zorunda kaldiklari ile kiyaslandiginda bence ciddi bir zarar sozkonusu. Tipki, Osmanli’nin Kanuni sonrasi doneminde (artik ticaret yollarinin degistigi iyice pekismis olan donemden bahsediyorum) oldugu gibi.

    Lenin devrimi yapmıştır ama Stalin bu işin fiilen yürüyebileceğini ispatlamıştır, bence esas kurucu nereye gideceği meçhul bir hareketi demir yumrukla yönlendiren ve sağlam temeller oluşturan Stalin’dir. Kendisinden sonrakilerin kapitalizmle sidik yarışı hevesi koca mirası sıfırlamış, daha ne olsun. Kadro hareketi yoktur, orası öyle ama Lenin kadar hatta fiiliyatta ondan daha önemli bir adamdır.

    Yok. Ismet Pasa’nin Kemalizme yaptigini yamistir –bir bakima…

    Kendi dinamikligi icinde yeniden sekillenecek olan bir ideolojiyi/hareketi derin dondurucuya kaldirmak yani.

    Kendisinden sonrakilerin devraldigi bu miras da budur –yani, Stalin’le rayindan cikmis, dumura ugratilmis bir ucube.

    Bunlari soylerken, ben, Leninizmin ya da Marksizmin dunya cenneti oldugu iddiasinda degilim –hic de olmadim; zaten sicak da bakmazdim–, ama, Stalin’in yaptigi katliamlarin arasinda bu iki ideolojiye/felsefeye/yonetim_tarzina yonelik olanini da saymak gerekir. Aksi halde, Stalin kirilmasi olmasaydi, SSCB’de de Cin’de olana benzer bir yumusak gecis olabilirdi.

    Onun yerine, simdi, radikal bir kirilma ile, yine eski vasallik sistemine dondu.

  15. Quo Vadi - 06 May 2008 - 12:40 pm

    Oldurttugu insan sayisina bakarsak, onemli birisi.

    siz öyle diyorsunuz da , adam çok mütevazı , bakın ne demiş

    “Bir kişinin ölümü trajedidir, milyonların ölümü ise istatistik”

    SSCB’de de Cin’de olana benzer bir yumusak gecis olabilirdi.

    bence olamazdı , rusların karakterine aykırı gibi duruyor

    mesela hemen bir çakma rus atasözü icad edeyim :

    rusyada üç şey sert olur , kış,vodka ve geçiş :)

  16. Resul Cibril - 06 May 2008 - 1:34 pm

    bence olamazdı, rusların karakterine aykırı gibi duruyor

    Bu ‘karakter’ konusu biraz da Ibrahim Tatlises’in egitimsizligi gibi… yani, “Urfa’da/Harran’da Oxford vardi da ben mi okumadim?” misali..

    Ruslarin karakterinden cok, ulke cografyasi ve iklimini dikkate almayan yonetimin bazi isleri oluruna birakmasi, digerlerini de asiri derecede zorlamasi yuzunden oluyor olanlar bence..

    Halbuki, ucak analojisi kullanacak olursam, her ucagin bir tirmanma acisi vardir; onu asarsaniz ucak cakilir.

    Rus yoneticileri bu aciyi hep gozardi ettiler. Somururken de, calistirirken de hep asiriya kactilar. Acligi gidermek adina daha fazla acliga yol actilar..

    mesela hemen bir çakma rus atasözü icad edeyim : rusyada üç şey sert olur, kış, vodka ve geçiş :)

    Walla.. ne diyeyim.. iyi durmus.

    Ama, bir kural olarak sayilamamasi gerekir. Yani, umitvar bir bakisla, akillanmalarini bekliyor insan..

  17. Mr No - 06 May 2008 - 6:40 pm

    Fethi Bey,
    Ulaştırma Bakanlığı nasıldır? :)
    http://forum.memurlar.net/topic.aspx?id=463752

  18. FST - 06 May 2008 - 6:47 pm

    Ulaştırma Bakanlığı nasıldır?

    Cennetin yeryüzündeki hali olabilir.

  19. FST - 06 May 2008 - 6:49 pm

    Bir yorumcu şunu demiş:

    1400 iyi para…hemen gireyim

  20. Resul Cibril - 06 May 2008 - 6:50 pm

    Bence basvurun. Girebiliyorsaniz girin.

    Nasil olsa AB gerceklesmeyecek, sizi baska yerlerde degerlendirirler –eminim.

  21. FST - 06 May 2008 - 6:50 pm

    Bu arada sen girebiliyorsan gir, sonra bizi de aldırırsın.

    Bliyaal de işsizdi en son, ben önümüzdeki ay temelli boşa çıkacak gibiyim. Ulaştırma bakanlığında üçlü olur, okey için dördüncü ararız. Herhalde ‘iş’ olacak hali yok.

  22. FST - 06 May 2008 - 6:52 pm

    Şuna da dikkat et:

    2 Mayıs 2008 16:04 Düzenle Sil

    muvafakat vermiyorlar, mahkemeye verip bir sene uğraşırsınız o ayrı.Özellikle idari bilimlerden mezun olan arkadaşlara tavsiye etmem burayı sakın Kültür Turizm gibi zıplama tahtası olarak görmeyin, verilen işler ve idari denetim yüzünden ders çalışma imkanı olmuyor.

    Zıplama tahtalı yerlere girebiliyorsan onu dene. Kültür, mültür hem de kebaptır.

    Aslında imamlık da olabilir, iki sure bilsen yeter.

  23. Mr No - 06 May 2008 - 6:52 pm

    O sıralamada 359. sıradayım(94 puan). İktisat için ilk 4 çağrılacak. Benden daha iyi iktisatçıları tehdit etmek lazım :)

  24. FST - 06 May 2008 - 6:53 pm

    Hmm, işin ehli olan şu arkadaşa da dikkat:

    ya bırak allahını seversen.ben kültür turizmdeyken ulaştırmanın önünden geçerdim.bazen kazara girerdim içine.aynı geyik ortam ordada vardı.sadece biraz daha cilalı.halılar filan daha yeniydi.fark oydu:) maaş1.8filan olsa bende başvururdum da neyse kalsın…

  25. FST - 06 May 2008 - 6:55 pm

    Ha, unutmadan,

    Bu arada 12.30-13.30 öğle tatilimizdir. Başvuru için gelirken bu saatlerde gelmemeye dikkat edin. Boşu boşuna beklemeyin.

    Mister No, saatlere dikkat et. O saatler arasında bir iki ziyaret yaparsın Ankara’da. Hani, dilkçe filan vereceksen.

  26. FST - 06 May 2008 - 7:00 pm

    Mr No,

    Üniversiteyi de düşün.

    http://forum.memurlar.net/topic.aspx?id=461274

    AKP 5-6 senedir YÖK ile kavgalı, bunlara para vermedi, akademisyenleri meletiyor, seneye bütçeye yağlı bir kemik atabilir. Şu anda yeni bir imam kıdemli bir doktoralı asistanla aynı parayı alır. Ama seneye durum değişebilir.

    Bunu ihmal etme, nüfuzlu tanıdıklarım var Eskişehir’de.

  27. Mister No - 07 May 2008 - 12:07 am

    Akademisyen olarak bu miktardan fazla kazanılabilir. Araşırma görevlisi için merkezi sınav yapacaklardı. O işler tamamen durmuş durumda. Herhalde hiç yeni akademisyen almayacaklar, eskilerle idare edecekler.

  28. Mister No - 07 May 2008 - 12:10 am

    Fethi Bey,

    Ama seneye durum değişebilir

    .
    Benim tahminlerim de by yönde.

  29. fatihdemir - 07 May 2008 - 12:15 am

    Yahu bu islerde yas siniri nedir?
    Bakarsiniz geri doner sadece ingilizce sinavi ile hepinizi gecerim heh heh

  30. FST - 07 May 2008 - 8:49 am

    Bakarsiniz geri doner sadece ingilizce sinavi ile hepinizi gecerim heh heh

    Sizin ingilizce burada geçmez, Turko yahut Terimo-İngilizce şart.

  31. Mister No - 07 May 2008 - 6:52 pm

    Fatih Bey,
    Doktora yapmışsanız yaş sınırı yok sanırım.
    Doktora yapmakta iseni 30, master yapmakta iseniz 28, sadece lisans mezunu iseniz 26.

  32. fatihdemir - 07 May 2008 - 7:00 pm

    Mister No Bey,

    Doktoranin lisans ile alakasi olmasi gerekiyor mu :)

    Ben ki ekonometri dersini 7 defa almis biri olarak bir de ingilizce o dersi gecmeyi goze alacak kadar delirmedim :)

    Sosyoloji alaninda falan yapsam, ne biliyim suya sabuna dokunmayan birseyden doktora yapsam ama ise lisans egitiminden girsem?

    Bir de YOK’un kabul etmesi gerekiyor degil mi bu doktorayi?

  33. FST - 07 May 2008 - 7:16 pm

    Sosyoloji alaninda falan yapsam, ne biliyim suya sabuna dokunmayan birseyden doktora yapsam ama ise lisans egitiminden girsem?

    Fatih bey iştahlandınız ama parası ne kadar bu işlerin acaba? Öyle 2000 dolara Nissana binilmez Türkiye’de.

    Mister No bir de şu işi incele bakalım, asistan kaç para alıyormuş? Yağlı ise kemik, ben de rekabete gireyim, ingilizcem Fatih Demir değil Fatih Terim ingilizcesine yakındır ama bu daha makbul burada. Hatta çevredeki akademisyenlere baktıkça, ingilizce bilmeme yanında, cahilliğin ön şart olduğunu düşünür oldum.

  34. fatihdemir - 07 May 2008 - 7:21 pm

    Fatih bey iştahlandınız ama parası ne kadar bu işlerin acaba? Öyle 2000 dolara Nissana binilmez Türkiye’de.

    Fethi Bey “ek is” yapariz, danisman oluruz, kebapci acariz :)
    Sabit maas iyidir… Insanin baska seyler icin rahar rahat dusunmesini saglar… Hem obur basliga yeni fikirlerimi yazdim… Yapariz birseyler artik :)

  35. Mister No - 08 May 2008 - 12:08 am

    Asistan’lar dönersiz 1250 civari alıyorlar.

Geri bildirim | Yorumlar için RSS

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş