Kara Murat da yargılanacak mı?
FST 3 Mayıs 2008
“Hristiyanlığa hakaret cezalandırılsın” diye bir haber görünce hayrola dedim. Radikal gazetesindeki habere göre Ergenekoncuyazar Ergün Poyraz kitabında hristiyanlar için kullandığı ifadeler sebebiyle yargılanacakmış. Haberde şöyle yerler var:
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Hıristiyanlığa hakaretin bir yıla kadar hapisle cezalandırılması gerektiğine hükmetti.
Ergenekon operasyonunda tutuklanan yazar Ergun Poyraz hakkında ‘Dünden Bugüne Hıristiyanlığın ve Yahudiliğin Analizi, Misyonerler Arasında 6 Ay’ başlıklı kitabında adı geçen dinlere basın yoluyla hakaret ettiği iddiasıyla Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Mahkeme, yargılama sonucunda Poyraz’ın beraatına karar verdi.
Karar temyiz edilince dosya Yargıtay 4. Ceza Dairesi’ne gitti. Daire yaptığı inceleme sonucunda beraat kararının bozulmasına hükmetti. Yargıtay’ın gerekçeli kararında Poyraz’ın yazdığı kitapa Hıristiyanlığı alenen aşağıladığı belirtildi. Daire, Poyraz’ın kitabında yer alan şu ifadeleri kararına gerekçe yaptı: “Hıristiyanlar tecavüz ettikleri annenin bebeğini öldürüp, kıyma yapıp aynı anneye yediriyorlardı… Yalancı İsa… Hıristiyanların kutsal kitaplarının hangi sayfasını açarsanız açın karşınıza İsa’nın yalanı, yalanları çıkıyor… Vallahi Dallas bile Mukaddes Kitap’tan çok daha masundu… Hıristiyanların ve Yahudilerin kutsal kitaplarının hangi sayfasını açarsanız açın bir başka anlamsızlık, bir başka melanet fışkırıyor…
O kutsal kitap fahişeliği ve zinayı teşvik ediyor… Kutsal kitap denilen rezillik abidesi… Hıristiyanlığın sapık öğretileri ile yetişen papazlar… Hıristiyanlara göre İsa Allah’ın oğludur diyen katiller, hırsızlar, sapıklar, dolandırıcı ve her türlü melaneti taşıyanların ise gideceği yer tam yol cennet!.. Hiç böyle sapık, böyle iğrenç, bir inanç olur mu?.. İsa’nın tam bir iblis olduğuna karar vereceklerdi…”
Yerel mahkemenin, kitapta yer alan küçültücü değer yargılarının ve sanığın bu eyleminin Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) bu suçlara ilişkin maddeleri gözetilmeden hüküm kurduğuna dikkat çekilen Yargıtay’ın gerekçeli kararında, beraat kararının bozulmasına oybirliğiyle hükmedildi.
Bozma kararının ardından Poyraz, TCK’nın 216. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması hâlinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” suçunu işlediği iddiasıyla yeniden yargılanacak. Mahkeme kararında direnirse dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu gündemine gelecek.
Öncelikle Türkiye’de hristiyanlara, yahudilere vs. hakaret etmek normal görülür, hatta etmezsen ayıplanırsın. Ermeni dölü, Rum tohumu, çıfıt gibi laflar yaygındır. Osmanlı’dan beri de gayri müslimler hep aşağılanagelmiş, son dönemde “canım gavura gavur da mı denmeyecek” şeklindeki şikayetlenme ile bu üstünlükten taviz anlamındaki gelişmeler hoş görülmemiştir. Hatta 1970′li yıllardaki Türk filmlerinde de bu durum alenen görülebilir. Bir örnek vereyim, ben Cüneyt Arkın’ın Kara Murat, Battal Gazi filmleriyle büyümüş, hala da zevkle izleyen biri olarak hep şunu hatırlarım. Türklerin köylerini basan korkunç tipli ve merhametsiz Bizanslılar genelde kara başlıklı birer elbise giyerler, üzerlerinde kırmızı haç vardır ve bunlar akla hayale gelmedik terör estirirler. Cüneyt Arkın da bunlara haddini bildirirken yer yer pis hristiyanlar türü cümleler kullanır. Papazlar filan da hep kötü gösterilir. Yani benim aldığım mesaj hep şu olmuştur: Hristiyanlar zalimdir, kötüdür.
Arada kelimei şehadet getirip müslüman olan ‘iyi’ Bizanslılara da rastlanır, misal bir bölümde Fikret Hakan, Battal Gazi’nin babası Hüseyin Gazinin belalısı (ama mert ve onurlu) silahşör Hammer Usta rolünde iken müslüman oluyordu. Yalnız Battal ile Hammer usta bu din değişimi işini birer tas şarap içerek kutluyorlardı, orası ayrı bir dava. Bir de nereden aklımda kalmışsa, Cüneyt Arkın kelime-i şehadet getirirken dua eder gibi ellerini açıyordu. Halbuki yanlış, bu dua değil ki, Battal Gazi olmuş ama daha işin elifbasını bilmiyor. Kaldı ki benim bildiğim Battal Gazi Arap olması lazım, bizim elemanlar otomatik olarak İsmet Özel sünnetince her müslüman Türk diyor anlaşılan. İsmet Özel’in fikir babası Cüneyt Arkın da denebilir.
Uzatmazsak, Türkiye’de Ergün Poyraz’ın söylediklerinin bir kısmı halk arasında zaten söylenegelen şeyler. Kutsal kitaba atfen söyledikleri ise kendisinin epey tozutuk bir adam olduğunu göstermesi yanında, tipik bir müslümanın kolaylıkla alkışlayabileceği cümleler.
Aslında geçenlerde konuyu 301. madde ile de ilişkilendiren bir başka yoruma da rastlamıştım, benim de katıldığım bu görüşte ille de madde kalacaksa, sadece Türklerin değil herhangi bir milletin aşağılanması, hakarete uğramasının cezalandırılması halinde adalet tesis edileceğinden filan söz ediliyordu. Öyle ya, Türklüğü aşağılamak (misal Türkler kısa boylu olur, güdüktür gibi) suç ama Araplara, Hintlilere, Eskimolara sövmek serbest, ne ala memleket. Bana da bu yorum mantıklı görünüyor.
Yalnız aklıma takılan bir yer daha var, Hristiyanlığın aşağılanması, Hristiyan vatandaşlarımızın tahkir edilmesi konusunda yargının vardığı sonuç güzel ama Müslümanlık konusunda bazı pürüzler görünüyor. Bu Ergenekoncular ve ulusalcılar Hristiyanlığa Müslüman oldukları, islamı beğendikleri için mi; yoksa kin duydukları ABD ve AB hristiyan olduğu için mi karşı çıkıyorlar? Zira Erbakan taifesi dışında ulusalcıların dinle imanla bir alakası olduğunu zannetmiyorum. Dolayısıyla bu Ruhban Okulu, patrik, misyoner düşmanlığı içinde müslümanlık gayreti değil ABD, AB karşıtlığının yattığı daha makul bir gerekçe gibi görünüyor.
Zaten Türkiye’de ulusalcı, Kemalist ve “bizim İslamla ilgimiz yok” diyen Alevi kesimde çok yaygın olan bir diğer aşağılama türü olan Sünni müslümanlar için “gerici, yobaz, pis bedevi, baldırı çıplak, ortaçağ zihniyetli” gibi ifadeler, Hz. Muhammet için sapık gibi hakaretler herhangi bir şekilde suç olarak algılanmamakta, akılcılık gereği İslam dininin aşağılanması gereken bir inanç olduğu düşünülmektedir.
Burada bir parantez açarsak, Aleviler için de Sünnilerin kullandığı birtakım hakaretamiz kelimeler olmakla birlikte bunların ‘alenen’ kullanılması artık epey azalmıştır. Zira yanlışlıkla ağızdan kaçtığında (Güner Ümit örneğinde) genelde Alevi vatandaşlarımız kazma küreği kaptığı gibi gaflete düşeni anasından doğduğuna pişman ettiklerinden (ve fiili saldırıda bulunan Alevilere herhangi bir işlem yapılmadığından) şu günlerde Alevilerin alenen hakarete uğraması pek sık rastlanan bir durum değil. Bu konuda Sivas’taki vahşi hadise sonrasında Alevilerin elde ettiği pahalı kazanımı da dikkate almak lazım. Bu acı hadise yer yer bazı Marksist eğilimli Alevi gruplarında Yahudilerin her durumda “ama Naziler bizi fırında yakmıştı, kafamıza göre hareket edebiliriz” bahanesini kullanma trendine doğru gidiş gösterse de, aymaz Sünnilerin ehlileşmesi yönünde de önemli bir etki yapmıştır. Nitekim bugünlerde Alevi öğrenciyi döven öğretmen örneğinde olduğu gibi, her kesimden medya konuyu benim de tasvip ettiğim şekilde ciddiye almaktadır. Alevilik konusunda görüşüm bellidir, devlet diyaneti lağvedip aradan çıkacak, isteyen özgürce semah dönecek, isteyen höykürüp zikredecek. Sivas olayı gibi durumlarda da asla taviz verilmeyecek. Gerisi boş laf.
Diğer taraftan, avantajlı görünen Sünnilere yapılan hakaretlerde şimdilik herhangi bir fiili yahut idari ceza söz konusu değil. Onlar “hakarete uğrasak da AKP bizden, tayin terfi işimiz görülüyor, makarna kömür dağıtılıyor, imamlarımıza maaş ödeniyor” şeklinde mevcut durumda daha farklı bir ruh halini sürdürüyorlar. Ama Türkiye’de her an herşey değişebildiğinden bugün avantaj gibi görünen birşey yarın dezavantaj haline gelebiliyor. O sebeple daha kökten dönüşümlere ihtiyaç var.
Özetlersek, Yargıtayın kararı önemli bir açılım olmuştur ama toplumlar bu tür değişmeleri kolay kaldıramazlar. Vakayı Hayriyye, Tanzimat, Meşrutiyet, Cumhuriyet, Kürt İsyanları, Varlık Vergisi, 6-7 Eylül, Çorum, Maraş, Sivas Olayları, PKK, 28 Şubat, 301, Hrant Dink, Rahip, Kitapçı Cinayeti gibi kritik dönüm noktaları birarada yaşama konusunda çok acı ama önemli tecrübeler öğretmiştir. Bakalım bu toprakların her kesimden kibirli insanları ne zaman ötekinin de kendisi gibi etten kemikten, yaşama, mülk edinme, konuşma hakkına sahip eşit bireyler olduğunu tam olarak idrak edebilecekler.
Belki de olumsuz yönden eleştirdiğim Kara Murat filmindeki “Kara Murat Benim” sözü burda kilit nokta olacak. Ulusalcısı, Alevisi, Sünnisi, AKP’lisi, MHP’lisi tarihin derinliklerinden hortlamış paranoyakça, ahmakça korkulardan kurtulup yanıbaşımızdaki Anadolu insanına saldırmak yerine, o mağdur olduğunda, daha doğrusu kendimi mağdur hissediyorum dediğinde korkusuzca onu savunup “Kara Murat Benim” diyebildiği ölçüde bu belalardan uzaklaşabileceğiz.
Bu arada Cüneyt Arkın’a biraz yüklendim, kusura bakmasın, o her zaman gönlümüzde süper beyin cerrahı altın parmak doktor Murat, babacan Komiser Cemil yahut Kemal, fukara dostu mafya babası kimi zaman Poyraz kimi zaman Rüzgar Murat olarak kalacak. Kara Murat, Battal ve Malkoçoğlu’nu kahpe Bizansın yiğit güzelleri ile Delibaş Alyon ile kahpe Leon düşünsün.
Popularity: 15% [?]
- Toplum
- Yorum(23)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Ftehi Hocam,
<
Bunları ben hatırlamıyorum. Kahpe Bizans gibi ifadeler var ama bunlar Hıristiyanlara yönelik değil takdir edersiniz.
Aşağıdaki metin dine hakaretin tam bir örneği. Birisi İslam’a da aynı şeyleri söylerse (ki alenen çıkmaz) o da hakaretten ceza alsın.
“Hıristiyanlar tecavüz ettikleri annenin bebeğini öldürüp, kıyma yapıp aynı anneye yediriyorlardı… Yalancı İsa… Hıristiyanların kutsal kitaplarının hangi sayfasını açarsanız açın karşınıza İsa’nın yalanı, yalanları çıkıyor… Vallahi Dallas bile Mukaddes Kitap’tan çok daha masundu… Hıristiyanların ve Yahudilerin kutsal kitaplarının hangi sayfasını açarsanız açın bir başka anlamsızlık, bir başka melanet fışkırıyor…
Hakaret olan ile olmayanı ayırt etmek oldukça zor. Bence Gerici Hıristiyanlar, gerici Müslümanlar ifadeleri hakaret değildir.Gericiye gerici demek lazım. Sümerlerde fahişeler başörtüsü takıyorlardı demek İslam’a hakaret değildir, hatta İslam’ı hiç ilgilendirmez Sümerlerin yaptıkları. Hıristiyanlar Allah’a şirk koşuyor demek hakaret değildir. Kutsal Kitaplar çelişkilidir, kendi içlerinde bile tutarsızdır demek hakaret değildir. Yukarıda bir kutsal kitaba hakaret örneği var. AKP’yi, Gülen’i, Cemaati , tarikatleri, Diyanet İşlerini eleştirmek hakaret değildir. Hüseyin Üzmez’e-eğer hakkındaki iddialar doğruysa- sapık demek hakaret değildir. Bilakis onun yaptığı eylem İslam’a hakarettir.
Ergun Poyraz’ı eşekler kovalasın, Haçlılar Templar lar kucaklasın. (bu hakarettir)
Sadece o dine hakaret seysi degil 125. madde de var galiba. “Tuncay Ozkan benim” demek istemiyorum ama su haberden de hoslanmadim:
Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi, sözlerin eleştiri olduğunu belirterek itirazı reddetti. Bunun üzerine karar kesinleşmiş oldu. Ancak, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü, Başbakan Erdoğan hakkında söylenen sözlerin eleştiri sınırlarını aştığını iddia ederek ‘yazılı emir’ yoluna gitti.
Bu yazili emir isi nedir bilemiyorum tabii, avukat degilim. Yalniz bakanligin bir genel mudurlugunun ille de bu adama dediginden dolayi ceza verilecek havasina girmesi (ki haber onu dusundurtuyor, ama Hurriyet tabii) tedirgin edici.
Ifade de suymus:
“Türkleri bu kadar aşağılayan bir zihniyet faşizmdir. Faşist değilim dediği kafa, kafatasçı değilim dediği kafa kafatasçı. Nasıl kafatasçı hem de? Bir Başbakan ya da bir siyasi partinin lideri çıkıp diyorsa ki bu ülkedeki 25 milyon alevi İslam dışıdır, sapık mezheptir diyorsa o kişi faşisttir”
Basbakanin fasist olmadigini hukumetinin “yazili emir” ile kendisine “kafatasci fasist” diyenin — tekrar — yargilanmasini isterken gosterigi hassasiyetten de anlayabiliriz herhalde. Fasist olsaydi ensesine kursun sIktIrirdi, veya kuytuda kistirtip sopalatirdi, degil mi?
Mister No,
Takdir etmem. Bizansta zorla Hristiyan yapılan çocuk sahneleri, Cüneyt Arkın’ın papaz kılığına girip maskaralık yapmasını unutma. Bu filmlerde anti hristiyanlık boldur. Cümleyi ezbere söylemem mümkün değil, tüm filmleri yeniden izlemek lazım.
Diğer söylediklerin benim mesajımdan farklı, hakareti tanımlamak imkansız, insanlar neden bu tür ifadeler kullanır, onun üzerinde yoğunlaşmak lazım.
Bülent Bey,
Bakalım şuna da başbakan için yazılı emir verilecek mi:
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=254693
Fethi Bey,
Bizim ilk-orta-lise ders kitaplarında da Hıristiyanlar,Çinliler, Moğollar bazen Araplar barbar, vahşi yaratıklar olarak takdim ediliyordu.Şimdi değiştiyse bilmiyorum. Ermeniler üniversitede bile halen bebek kesen tipler olarak sunuluyor. Yüzüklerin Efendisindeki orklar gibi. Yunanistandaki, Sırbistantaki kitaplar da Türkler hakkında şöyle böyle diyormuş.Ermenistan’ı saymaya gerek yok, malum.
Milli Eğitimin yabancı düşmanlığından arındırılması lazım.Hatta şu Milli kısmı da düşse iyi olur.
Fethi bey,
Ben bu ‘fasist’ lafinin ayaga dusmesinden hoslanmiyorum aslinda. (80 evvelini iyi hatirlamamin, o zaman ona buna ezberdeb fasist diyenlerden hic hoslanmamamin bir rolu de vardir bunda. Iste CHPli ‘fasist’i yapistirmis, aman ne buyuk marifet.) Diger taraftan milletteki resmi baskiyi hosgorme hali de rahatsizlik verici. Bakin ne cikmis basin ozgurlugu filanla ilgili bir ankette:
It should be noted, though, that in Turkey and India there is an unusually large number calling for less freedom (30 and 32%, respectively).
Ozellikle cimbizladim bunu tabii. Tamami surada:
http://www.worldpublicopinion.org/pipa/articles/home_page/477.php
Faşist hakaret değil bence. Hatta ..ne olmaktansa faşist olmayı tercih ederim diyenler var.ya da azgınlıktan içeri girmektense, faşizmden girerim daha iyi diyenler de var. Demek ki öyle olmaya tercih ediliyor. hem “every woman adores a fascist” diye bir söz var. Bu açıdan faşist olmak avantaj sağlayabilir.
Faşiste de faşist diyemeyeceğiz mi?
Bülent Bey,
Çocukluktan başlamak lazım bu işe, tabii önce ilkokul öğretmenlerini adam etmek lazım. Yani, hayal gibi bir şey.
Youtube tekrar engellenmiş bu arada.
Mr No,
Türkiye’de faşist denince herhalde Hitler türü katil tipler akla geliyor. Halbuki başbakan dahil vatandaş faşizmin ‘hepimiz devletimiz için çalışıp varlığımızı toplum için feda edelim, biz bir aileyiz, ötekilerden üstünüz’ mealinde birşey olduğunu bilse “yahu hiç de fena birşey değilmiş” diyebilir.
Bizde liberal, komünist gibi şeyler nasıl küfür amaçlı kullanılıyorsa faşist de öyle galiba.
Yapma, Fatih Terim’den ingilizce ders alacaktım, ikinci kura geçeceğiz daha.
No bey,
Youtube tekrar engellenmiş bu arada.
Flaş flaş, şok haber.
Kuran hakkında da soruşturma açılmalı mı? diye bir yazı yazmıştım zamanında. Orada da belirttiğim gibi Kuran’da inanmayanlara bol bol hakaret olarak değerlendirilmesi muhtemel (örnek olarak yalancı, sapık, kibirli, davar, gafil vb.) söz varken bunların tartışılıyor olması ve insanların bu tip sözler yüzünden yargılanıyor ve cezalandırılıyor olması çok acı.
AKP denilen takiyecileri özgürlük ve demokrasi sevdalısı sanan bazı saftirik arkadaşlar TCK’daki özgürlükleri kısıtlayıcı ve antidemokratik yapının farkında değiller heralde veya farkındalar da görmezden geliyorlar.
Ek olarak şunu da belirteyim. Bunlar (Kuran’dakiler de konusu geçen kitaptakiler de Dawkins’in kitabındakiler de) bence hakaret değildir. Şiddeti teşvik etmedikçe her türlü düşüncenin özgürce ifade edilebilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Da Vinci,
Prensipte yazdıklarınıza katılıyorum. Sadece insanları kışkırtma amacı varsa gereksiz bulurum o kadar. Ergün Poyraz’ın da yazdıklarından dolayı hapsedilmesi hatalıdır. Çetecilik konusunu bilmiyorum elbette.
Dawkins ve sizin yazdıklarınız tabii ki hakaret değil. Sonuçta dindar insanlar da bu tür görüşlere karşı argüman geliştirmek durumundadır. Hiçbirşey söylemeden “alçak dinsizler bize hakaret ediyor” demek kuru gürültüdür.
Mr No,
Milli eğitim kendini tanımaktır.
Yaşadığımız topraklardır. üzerinde yaşayan insanların tarihidir. Bu da millidir.
Dersin milli olması bu topraklarda yaşayan insanların sevecek değerlerini keşfetmesi
eğtimidir.
sizin dediğiniz bütün sakıncalar adı topluluk olan her yerde olur.
bu adına liberal koyan 10 kişilik toplulukta bile olduğunu biliyorum. hatta daha fazla olur.
koğuş ağalığı her zaman gardiyanlardan daha belalıdır.
benim koğuş ağalığına karşı gardiyanlığı ıslah etme şansım başka nasıl olablir.
oluşturabildiğim organizsayona ( devlet) sahip çıkmak zorundayım.
gardiyanlığı ıslah etme şansın hiç olmayacak diyorsanız benim için bir hayli karamsar sonuç olur ki, tamamen anlamsılığa teslim olurum.
kelimeyi ortadan kaldırmak bir işe yaramıyor.
Bülent Bey,
Bu sonuç aslında ilginç. Aynı sayfadaki diğer anketlerde Türkiye’nin durumu ortalama görünüyor. Ama sözkonusu “medya özgürlüğü” olunca “aman o kadar özgür olmasın” diyenler % 30 gibi “unusual” seviyede. Bence bu sonuç daha çok Türkiye’nin medya problemine işaret ediyor. Demek ki ortalama medya ile ortalama vatandaş arasında önemli bir fark var ve vatandaş bundan rahatsız. Eh bu bilmediğimiz bir şey değil. %46′ya her türlü hakareti (bidon kafa falan) reva gören bir medyadan vatandaş niye rahatsız olmasın. Üstüne bir de “namaz şov” gibi haberleri de düşünün….
Keşke medyamız (Hürriyet, Posta, Milliyet, Radikal vb) milletin dinine, milli iradesine (seçtiği partisine) düşmanlık yapıp durmasa. O zaman o anketin sonucu diğerleriyle uyumlu olurdu.
Meseleyi sadece medyaya odaklamak ne derece dogru bilmiyorum.
Yeterince uzaktan (in retrospect) bakacak olusak, dindarlasma taleplerinin de –aslinda– daha az ozgurluk talebi sayilmasi gerekmez mi?
Bir parça iç huzur bulma karşılığı bazı serbestliklerden taviz vermeyi istemek de hürriyetle bağdaştırılabilir.
Bunun cevabini Hz Benjamin Franklin vermis aslinda..
“He who would trade liberty for some temporary security, deserves neither liberty nor security.”
Context icindeki mealini veriyorum: {estauzibillah}
Bir parça iç huzur bulmak karşılığı bazı serbestliklerden taviz vermeyi kabul eden ne iç huzuru ne de serbestiyi hak eder.
Sıdk ül Allah ül azim..
Fizikci bey,
O ifadeleri okuyan ve o gazeteleri alan insanlar zaten cogunlukla onlari itici bulmayacak insanlar. ‘Bakin bakin ne yazdilar, ne kotuler bunlar’ diye o ifadeleri asil hedef kitlesinin disina yayanlar ses gelmesini sagliyorlar. Yoksa bunaldigimiz zaman ‘millet degil illet’ veya ‘biz adam olmayiz’ filan da deriz ama kimse gocunmaz. ‘Hakikaten ya, iste burasi Turkiye’ cevabini aliriz, donup kimse ‘millete ne diyorsun sen’ demez. O laflar yuzunden gazete kapatilsin veya sansur edilsin diyecek degil kimse bence. Kisitli politik taraftar cevrede dolasan ‘ama o dine hakaret etti’ ‘ama o millete aptal dedi’ filan laflari zaten ‘kizin buna’ diye ogrenilerek ve taraftarligi pekistirme maksadiyla edilen laflar. Su anki durumda iki taraf da karsisindakinin ne kadar berbat oldugunu anlatmaya yogunlasmis durumda oldugu icin etki altinda kalan cok olabilir tabii ama ankette ‘o zaman bu ozgurluk kisitlansin o kotuler birsey yazamasin’ deme raddesine gelmemistir herhalde.
Insanlarin bu baglamda ‘medya’dan TV’leri anladiklarini dusunuyorum. Benim bir alakam yok, TV’de ne gozukur bilemiyorum ama sokakta sikayet edilen TV’de gozuken seyler. “Cocuklar TV’den ogreniyor bunlari” yahut “millete bunlari gosterdiler gosterdiler, tabii sonu boyle olur” cok konusulan seyler.
Ya Cibril,
Rahmetlinin sözlerini epey çarpıtmışsınız, Hz. Fatih Terim bunu yapmaz.
Tabii ki yapmaz. Ne zaman lafina ‘estauzibillah’ diyerek basladigini, ne zaman da ’sıdk ül Allah ül azim’ dedigini duydunuz.
Ben ise oyle degilim, ne abdest ne namaz kusurum olur benim.
Lafa ‘estauzibillah’ diyerek baslamis ve ’sıdk ül Allah ül azim’ demissem artik anlamaniz lazim bu lafta bir carpitma filan olamayacagini…
Aksini iddia edenin carpilacaini beyan luzumdan varestedir.
Bülent Bey,
Bence “millet değil illet, biz adam olmayız” gibi herkesin söylediği şeylerle, bir kısım medyanın din/dindar rahatsızlığı (veya kaygısıyla diyelim) söylediği şeyler arasında çok ciddi fark var: Birincisi özeleştiridir. İkincisi ise açıkça bir dinden veya siyasi görüşten olanları aşağılamadır.
O yayınlara kızacak olanlar o gazeteleri zaten okumazlar, birileri o sözleri “kızın buna” diye yayınlıyor diyorsunuz. Toplum mühendisliği yapılıyor gibi.. Ben öyle düşünmüyorum. O sözleri eleştirenler kendileri kızdığı için eleştiriyor. Ve kimse “bidon kafa” diyenin şahsını eleştirmiyor, ondan bahisle milli iradeye düşman olan rejim bekçisi zihniyet eleştiriliyor. Ve bunu liberalinden islamcısına, kendini rejim bekçisi olarak görmeyen herkes yapıyor.
İstatistik ilmi böyledir. Ortalamadan sapan kısım açıklama gerektirir. : ) Bence o anketteki %30′un ortalamadan sapan kısmı Türk medyasının milli iradeye, dine, kendi kültürüne düşman tavrından kaynaklanıyor. Öyle olmasaydı diğer anketlerde olduğu gibi o anket de ortalama seviyede olurdu diye düşünüyorum.
%30′un ortalama kısmı ise -sizin söylediğiniz gibi- TV’nin çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerinden falan rahatsız olanları temsil ediyor olabilir.