Archive for Mayıs 4th, 2008

İlgili Makama

FST Mayıs 4th, 2008

cand21.jpgFenerbahçe 100. Yıl kutlamalarını Anıtkabirden başlatmakla önemli bir geleneğe imza atmış oldu. Tabii ister istemez tüm kulüpler bunun arkasını getirmek zorunda kalacaklar. Zira Türkiye’de Atatürk ismi bir konuyla ilişkilenmişse herkesi bağlayıcı etkisi vardır. O sebeple bir dernek, vakıf, uyduruk bir meslek örgütü filan kuruluş yıldönümünde Anıtkabire gitmişse benzerleri de mutlaka Anıtkabir’e gitmek zorundadır. Gitmezse gerici, Atatürkçülük düşmanı, hain gibi muhalif saldırılarıyla karşı karşıya kalabilir. İşte Galatasaray yetkilileri de “Fenerbahçe Anıtkabire gitmiş, biz gitmezsek laf olur” diyerek bir iki gündür Ankara yollarını aşındırıyor. Bir de genelde futbol kulüpleri için “camia” lafı kullanılıyor. Camia aşağı, camia yukarı, nedir anlamak mümkün değil.

İşte Galatasaray ‘camiası’ nasıl bir vesile uyduralım da Anıtkabir ziyaretini daha medyatik hale getirelim diye düşünüp konuyu Hakan Şükür’ün mealen “kutlu doğuma yakışır maç olsun, iyi oynayan kazansın, kaybeden önündeki maça baksın, her maça da final havasında çıksın” sözüyle ilişkilendirmiş. Tabii ziyaretin resmi sebebi bu değil ama Vatan Gazetesi işi böyle yorumluyor. Bence de bir mahzur yok. Zira haberin detaylarında bir sürü anlamsız mesaj içinde buna işaret eden yerler de var. Şöyle gelişmiş işler:

Hakan Şükür’ün Fenerbahçe derbisinden önce “Kutlu Doğum Haftası’na yakışan bir derbi olsun” sözü Galatasaray camiasını harekete geçirdi. Galatasaraylılar Derneği Başkanı Candan Erçetin ile camianın ileri gelenleri Anıtkabir’de, ‘laiklik ve cumhuriyet’ mesajı verdi.

Galatasaraylı futbolcu Hakan Şükür’ün Fenerbahçe ile geçen hafta oynanan derbi öncesinde “Kutlu doğum haftasına yaraşır bir maç olsun” demesiyle başlayan tartışmalar sürerken, sarı kırmızılı camia Ata’yı ziyarete gitti. Galatasaraylılar Derneği’nin 100. Kuruluş Yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde İstanbul’dan trenle Ankara’ya gelen heyet, başkentten ve başka illerden gelen dernek üyeleriyle buluşarak Anıtkabir’i ziyaret etti. Atatürk’ün mozolesine çelenk koyulduktan sonra yapılan saygı duruşunun ardından Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen Galatasaray Lisesi Mezunları Derneği Başkanı sanatçı Candan Erçetin, camia adına Ata’ya söz verdi. Anıtkabir özel defterine de “Her ahval ve şerait içinde vazifemizin bilincinde olarak bize çizdiğin laik ve çağdaş yoldan asla ayrılmayacağımız gibi, gaflet, delalet ve hıyanet içinde bulunma cüretini gösterenler karşısında ilke ve devrimlerinin her daim bekçisi olarak bizi bulacaklardır” diye yazdı.

Öncelikle bu kutlama işi pek uyduruk bir sebebe bağlanmış. Filanca derneğin kuruluş yıldönümü önemsiz bir şey. Bak Fenerbahçe 100. kuruluş yıldönümünde halletmiş bu işi. Sen koca Galatasaray 100. yılında Atayı, Anıtkabiri ihmal et, ondan sonra laf olsun kabilinden dernek yıldönümünde kaz çevirmeye bak. Olmadı Galatasaray. (Gerçi bir iadei ziyaret konusu var ama net değil).  Bu arada dernek başkanı Candan Erçetin’i pek gururlu gördüm, aferin. Çağdaş bir Türk kadını, onurlu bir cumhuriyet lise öğretmeninden de bu beklenir. Hem de bekçilik yapacakmış, göreve de talip. Tabii dernek yarın obürgün bir deklarasyon ile “Hakan Şükür takımdan derhal uzaklaştırılsın, Cuma namazı kılanları engellemek için antrenmanlar cuma günü öğle vaktine alınsın” derse tadından yenmez.

Yalnız yakın tarihte kimsenin dikkatini çekmeyen bir başka etkinlik daha olmuş, onu da burada İzlenimler farkıyla aktarmaktan memnuniyet duyuyorum. Meğer Galatasaray’ın Anıtkabir mesaisi Nisan ayında başlamışmış. Üstelik bu mesaide ziyarette bir şikayet de vaki olmuş. Bugün gördüğüm haberde şöyle deniyor:

Galatasaray Kulübü Yönetim Kurulu , Başkent’te Anıtkabir’e giderek Ulu Önder Atatürk `ün huzuruna çıktı ve saygı duruşunda bulunuldu. Sarı-kırmızılı yönetici Işın Çelebi ziyaret çıkışında, “Hakem hatalarından dolayı federasyonu Atamıza şikayet ettik” şeklinde açıklama yaptı.

Peki Türkiye’de bakanlık yapmış bir şahsın başkanlığındaki futbol kulübü yöneticisi bir ekibin Atanın huzuruna çıkmasını nasıl yorumlayabiliriz? Elbette bu alkışlanacak bir davranış ama gelin görün ki “hakem hatalarından bıktık, federasyondan şikayetçiyiz” anlamındaki bir dilekçenin Spor Bakanlığındaki ilgili makam yerine Anıtkabire verilmesi çağdaş, laik, ilerici toplumlar tarafından tam olarak anlaşılmayabilir. Misal bu konu ingilizceye çevrilse -ben tam beceremem, Fatih hoca buralarda ise el atsa daha iyi olur- acaba yabancılar konuyu nasıl algılarlar?

Muhtemelen, Anıtkabir içinde dilekçelerin alındığı bir özel kalem var, şikayetler burada toplanıyor ve Atatürk akşamları bunları inceleyip “kayda alalım, dosyaya, komisyona havale edilsin” türü paraflar atıyor zannedeceklerdir. Halbuki Atatürk vefat etmiş, oraya sen Federasyonu şikayet etsen ne olacak, rahmetli kalkıp da ilgililerin rüyasına girip “Bak, Galatasaraya düzgün hakem verin; İsmet, Recep siz de konuyla ilgilenin” diyecek değil ya. Böyle bir alışkanlık son 8-10 yıldır yaygınlaştı. Birinin derdi mi var, hemen Anıtkabire şikayete koşuyor. Bunlar yanlış, dilekçenin verileceği yer “ilgili makam”dır ve Anıtkabir adı üstünde bir kabirdir. Hele de ölmüş insanlardan medet ummak çağdaş, laik birine hiç yakışan bir davranış sayılmaz. Tabii “canım, bunlar sembolik işler, oraya şikayete giden rektör, bakan da biliyor Atatürk’ün cevap vermeyeceğini, kamuoyuna duyurulmuş oluyor” de denebilir ama  mesajın önem düzeyine bakmak da gerekmez mi? Mesela hakem hataları benim için önemlidir ama birçok vatandaş için uyduruk bir meseledir. Bu mesajı Anıtkabirde vermeye gerek yok.

Bir de Federasyon bu işe ne diyor acaba? “Eyvah bizi Atatürk’e şikayet etmişler, ne yapsak” mı diyorlar yoksa gülmekten ölüyorlar mı? Belki de onlar bilmukabele Anıtkabire yürüyüp “Atam kulüplerden şikayetçiyiz, bıktık bunların hakaretinden” diyeceklerdir.

Neyse bu iş uzar ama en kritik soruyu en sona bıraktım: Ya Beşiktaş ne zaman Anıtkabire gidecek? Olur olmaz herşeye maydonoz olan Çarşı nasıl olur da bir vesile ile Anıtkabir ziyareti tertiplemez? Yoksa hanımının başı örtülü Ertuğrul Sağlam eliyle irtica, ortaçağ karanlığı Beşiktaş camiasını da mı ele geçirdi? Derhal acil önlem planı uygulansın yoksa son ataklarıyla çağdaşlığını ispatlamış FB yahut GS arasında tercih yapmak zorunda kalacağım. Bakın bir somut öneri getiriyorum, “Liverpool’dan 8 yememiz sebebiyle Atadan özür dilemek için 19 Mayıs’ta Anıtkabir’de olalım”şeklinde bir proje olabilir. Orada İngilizlerden şikayetçi olduğumuzu bildiren bir de dilekçe veririz.

İlgili makama saygıyla duyururum.

90. Yıl: Laik Düzene Dayalı Spor

FST Mayıs 4th, 2008

fener90.jpgBugün bir arkadaş haber verdi, Fenerbahçenin kuruluş yıldönümüymüş. Hayırlı olsun, bakalım ne gibi etkinlikler yapılmış diye habere baktığımda şöyle bir metinle karşılaştım:

Törende bir konuşma yapan Yüksek Divan Kurulu Başkanımız Yüksel Günay “Ulu önderimizin işaret ettiği ve arzuladığı seviyeye gelmenin mutluluğunu yaşamaktayız. Sevgili sporcularım, bugünlere ağabeyleriniz ablalarınızın çalışkanları ve spor anlayışıyla geldik. Şimdi sizler nice yüz yıllar yaşayacak olan Ulu Önderin söylediği gibi Fenerbahçeyi çalışkan, dürüst, ahlaklı ve laik düzene dayalı spor yaparak yaşatacaksınız. Türkiye Cumhuriyeti’nde daima etik spor anlayışıyla sevgili Atamızın izinde yürümekteyiz. O’nu bir kere daha anmanın mutluluğunu yaşamaktayız.

Ulu önder nereye işaret etmiş de Fener buna ulaşmış anlamadım. Deve yüküyle harcanan paranın sonucu; Brezilya Milli Takımı emeklileri görüntüsünde ucube bir takımla gelinen ve görmemişin oğlu olmuş hesabı abartılan bir çeyrek finalden ibaret. Göztepe, Eskişehir filan yarı final oynadı zamanında, ne diye şişirirler anlamak mümkün değil. Türkiye kupasında çeyrek asırlık bir kupasızlık rekoru yanında ligde en kötü dönemini yaşayan Beşiktaş ve Galatasaray gerçeğine rağmen bulunulan ikincilik mevkii mi Atatürk’ün işaret ettiği yer? Bari Atatürk’ü başarısızlığa alet etmeyin.

“Ahlaklı ve laik düzene dayalı spor” denmiş. Bunu “diyecek bir laf bulamadım, zaten anlamlı olması da gerekmiyor, gömlek uyduramadık pantolon verelim” şeklinde tercüme edebilirsiniz. “… Etik spor anlayışıyla sevgili Atamızın izinde yürümekteyiz” ise “ne dediğimi ben de anlamadım, bunu hazırlayan danışmanı elime geçirirsem törenden sonra hatırını soracağım” olarak okunabilir. “Onu bir kere daha anmaktan mutlu” musunuz bilmem ama ben sizi 2 yıl aradan sonra yeniden dinlemekten pek memnun oldum. Son zamanlarda hiç bu kadar abuk subuk bir metin okumamıştım. Fatih Terim’in İngilizce konuşma metninin çözümü bile bundan daha anlamlıdır herhalde.

Aslında konu yeni değil, 2 sene evvel Fenerbahçenin 100 yıl kutlamaları Anıtkabirde başladığında da buna benzer bir metin okunmuştu da buraya konu etmiştim. Sevgili yorumcumuz belki haberdar değildir, bu işin bir de Aziz Yıldırım versiyonu var. İzlenimler’den kaçacak hali yok. Bakın bitirirken o konuşmayı da kısaca hatırlatayım, Anıtkabirde yazılmış:

Aziz Atam,

Kurtuluş Savaşı’nda komutanız altında bu ülkenin bağımsızlık ve kurtuluşu için canlarını feda eden ve her türlü katkıda bulunan kulübümüz mensupları, kulübümüz tarihinin vazgeçilmez temel ilkesi olan cumhuriyete bağlılık, vatanseverlik düşüncelerinin tohumlarını atmıştır. Ulusumuzun en büyük ve ortak değerleri olan ilkelerinizin sadık bekçileriyiz. Temelini attığınız çağdaş cumhuriyet Türkiye’sinin bireyleri olmak bizlerin onuru ve gururudur. Ulusumuzun Ata’sının Fenerbahçeli olması ayrıca kulübümüzün ve taraftarımızın onuru ve gururudur. Kurduğumuz Cumhuriyet kadar sağlam ilke ve temeller üzerine büyüyen kulübümüz, bugün kulübümüzü ziyaretinizin 88. yılını idrak etmektedir. Bir asırdır ilke ve inkılaplarınıza sadakat ile bağlı kulübümüz, nice 100 yıllar boyunca da aynı bağlılıkta ilke ve inkılaplarınız takipçisi olacaktır. Bugün aziz hatıranızı saygı ile yad ederken, çağdaş, demokratik, parlamenter Türkiye’nin yıkılmaz bir kalesi olarak Atatürkçü duruşumuzdan asla taviz vermeyeceğimizi huzurunda tekrarlarız. Ruhunuz şad olsun…”

Hay Allah iyiliğinizi versin. Demek Alex, Kezman, Aurelio para için  değil inkılaplara sadakat için Atatürkçü duruş sergiliyorlar.

Bu arada, parlamenter Türkiye ve ben Fenerbahçeye minnettarız.

(Bu sadece Fenere mi özgü diyorsanız, işin Galatasaray versiyonu da var, hatırlatayım)

Kapat
E-posta ile paylaş