90. Yıl: Laik Düzene Dayalı Spor
FST 4 Mayıs 2008
Bugün bir arkadaş haber verdi, Fenerbahçenin kuruluş yıldönümüymüş. Hayırlı olsun, bakalım ne gibi etkinlikler yapılmış diye habere baktığımda şöyle bir metinle karşılaştım:
Törende bir konuşma yapan Yüksek Divan Kurulu Başkanımız Yüksel Günay “Ulu önderimizin işaret ettiği ve arzuladığı seviyeye gelmenin mutluluğunu yaşamaktayız. Sevgili sporcularım, bugünlere ağabeyleriniz ablalarınızın çalışkanları ve spor anlayışıyla geldik. Şimdi sizler nice yüz yıllar yaşayacak olan Ulu Önderin söylediği gibi Fenerbahçeyi çalışkan, dürüst, ahlaklı ve laik düzene dayalı spor yaparak yaşatacaksınız. Türkiye Cumhuriyeti’nde daima etik spor anlayışıyla sevgili Atamızın izinde yürümekteyiz. O’nu bir kere daha anmanın mutluluğunu yaşamaktayız.
Ulu önder nereye işaret etmiş de Fener buna ulaşmış anlamadım. Deve yüküyle harcanan paranın sonucu; Brezilya Milli Takımı emeklileri görüntüsünde ucube bir takımla gelinen ve görmemişin oğlu olmuş hesabı abartılan bir çeyrek finalden ibaret. Göztepe, Eskişehir filan yarı final oynadı zamanında, ne diye şişirirler anlamak mümkün değil. Türkiye kupasında çeyrek asırlık bir kupasızlık rekoru yanında ligde en kötü dönemini yaşayan Beşiktaş ve Galatasaray gerçeğine rağmen bulunulan ikincilik mevkii mi Atatürk’ün işaret ettiği yer? Bari Atatürk’ü başarısızlığa alet etmeyin.
“Ahlaklı ve laik düzene dayalı spor” denmiş. Bunu “diyecek bir laf bulamadım, zaten anlamlı olması da gerekmiyor, gömlek uyduramadık pantolon verelim” şeklinde tercüme edebilirsiniz. “… Etik spor anlayışıyla sevgili Atamızın izinde yürümekteyiz” ise “ne dediğimi ben de anlamadım, bunu hazırlayan danışmanı elime geçirirsem törenden sonra hatırını soracağım” olarak okunabilir. “Onu bir kere daha anmaktan mutlu” musunuz bilmem ama ben sizi 2 yıl aradan sonra yeniden dinlemekten pek memnun oldum. Son zamanlarda hiç bu kadar abuk subuk bir metin okumamıştım. Fatih Terim’in İngilizce konuşma metninin çözümü bile bundan daha anlamlıdır herhalde.
Aslında konu yeni değil, 2 sene evvel Fenerbahçenin 100 yıl kutlamaları Anıtkabirde başladığında da buna benzer bir metin okunmuştu da buraya konu etmiştim. Sevgili yorumcumuz belki haberdar değildir, bu işin bir de Aziz Yıldırım versiyonu var. İzlenimler’den kaçacak hali yok. Bakın bitirirken o konuşmayı da kısaca hatırlatayım, Anıtkabirde yazılmış:
Aziz Atam,
Kurtuluş Savaşı’nda komutanız altında bu ülkenin bağımsızlık ve kurtuluşu için canlarını feda eden ve her türlü katkıda bulunan kulübümüz mensupları, kulübümüz tarihinin vazgeçilmez temel ilkesi olan cumhuriyete bağlılık, vatanseverlik düşüncelerinin tohumlarını atmıştır. Ulusumuzun en büyük ve ortak değerleri olan ilkelerinizin sadık bekçileriyiz. Temelini attığınız çağdaş cumhuriyet Türkiye’sinin bireyleri olmak bizlerin onuru ve gururudur. Ulusumuzun Ata’sının Fenerbahçeli olması ayrıca kulübümüzün ve taraftarımızın onuru ve gururudur. Kurduğumuz Cumhuriyet kadar sağlam ilke ve temeller üzerine büyüyen kulübümüz, bugün kulübümüzü ziyaretinizin 88. yılını idrak etmektedir. Bir asırdır ilke ve inkılaplarınıza sadakat ile bağlı kulübümüz, nice 100 yıllar boyunca da aynı bağlılıkta ilke ve inkılaplarınız takipçisi olacaktır. Bugün aziz hatıranızı saygı ile yad ederken, çağdaş, demokratik, parlamenter Türkiye’nin yıkılmaz bir kalesi olarak Atatürkçü duruşumuzdan asla taviz vermeyeceğimizi huzurunda tekrarlarız. Ruhunuz şad olsun…”
Hay Allah iyiliğinizi versin. Demek Alex, Kezman, Aurelio para için değil inkılaplara sadakat için Atatürkçü duruş sergiliyorlar.
Bu arada, parlamenter Türkiye ve ben Fenerbahçeye minnettarız.
(Bu sadece Fenere mi özgü diyorsanız, işin Galatasaray versiyonu da var, hatırlatayım)
Popularity: 18% [?]
- Toplum
- Yorum(53)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
tam da o esnada, galatasaray camiasında: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=71828&cat=160&dt=2008/05/04
Evet, ben de ilk fırsatta bu önemli olayı gondeme getireyim diyorum.
Milletçe çok komik durumlara düşmekten asla çekinmiyoruz
Genelde RSS’den takip ettiğim için siteye uzun zamandan beri ilk kez yorum yazmak için girdim. Yukarıdaki resimler de harika. Sizi bilmem ama ben 10-20 yıl sonra bugünleri anarken çok tebessüm edeceğim.
Sinan bey,
Herhalde kimi zaman acı acı gülümsetse de, memleketin bu yanı inkar edilemez.
Yalnız sizi iyimser gördüm, 10-20 yıl sonra bu komedinin biteceğini zannetmiyorsunuz herhalde.
Kastedilen ‘Izlenimler’ degil gibiydi..
Ben de onu kastetmedim, İzlenimlerin ömrü az kaldı. Tabii komik bir site olabilmişsem ne mutlu.
Bir de MKA’nin hangi takimli oldugu polemigi var…
Bir de “3 Mayıs 1918 günü Kulübümüzü ziyaret etti ve hatıra defterine Kulübü ve üyelerini öven satırlar yazdı. ” denmis…
Savas sirasinda kulup ziyareti?? bana ilginc geldi…
“Olmeye geldik” diyenlerin samimiyetini olcmek istemistir belki de..
Savasmak yerine askerlerinden “olmelerini” isteyen bir komutandan “hocam siz onden buyurun” cevabini almadigindan aliskanlik yapmis olabilir ve bu dediginiz mantikli gelebilir
Bu arada Galatasaraylilar aslinda “Fenerbahceliler Rumlarla top oynarken biz cephede oluyorduk ve en cok sehidi de biz verdik” diyerek elestirirler Fenerlileri…
Ben de diyorum bu Fenerden niye nefret ediyorum bu kadar :p
O polemiği ben çoktan noktaladım:
http://www.izlenimler.net/2007/12/21/onemli-gelisme/
http://www.izlenimler.net/2005/12/09/ben-demistim/
http://www.izlenimler.net/2005/12/11/ali-sen-baskan-ataturk-fenerbahcelidir/
http://www.izlenimler.net/2005/12/06/ataturk-ligi-ve-puan-durumu/
Rumlarla top oynamak icin gec olabilir.
Fakat, ceviz oynamak icin henuz gec degil –bana sorarsaniz.
Ikisi icin de gec degil gec olmasina da neden Rumlarda israrciyiz onu anlamadim… Baska bir millet olmaz mi? :p
Kitlik, mahrumiyetler devriydi o zamanlar.
-di’li gecmisi ilk yorumda kullanmadiginiz icin farkli degerlendirdim tabi
Dogrudur o kitlikta elde uj bej milletten asagi ne kalmisti ki!
Ama ben yine de Japon arabasi, Rus karisi, Ingiliz parasi gibi seyler sacmalamak isterim
Bir anlamda iyimserlik olarak algılanabilir fakat ben şu anda içinde bulunduğumuz durumun kritik olduğuna inanıyorum. Sanırım süreçte yavaş yavaş kırılım noktasına yaklaşıyoruz. Bunlar son günlerini yaşayan bir inancın son çırpınışları gibi geliyor. O yüzden bu tür komik olaylarla muhattap oluyoruz.
Ve.. gun gelecek, ahfad da sizin neden –mesela– Swahili dilinde terennum edemediginizi, onyargili olup olmadiginizi; cekimsiz ortamda neden perende atmak gibi jimnastikimtrak rakslardan hic bahsetmediginizi filan soracaktir.
Eger isminiz yasarsa tabii.
Fakat, her ihtimalde, kazanmaniz mumkun degil.
Eksikleriniz, ilerde, hep daha cok olacak.
Islam ve genel anlamda dinler hakkinda bunu bir baskasi dese, eminim, hayli tepki alirdi.
Doğru. Benzer bir kırılma burada da yaşanıyor. Alacağı tepki Kemalistlerin şimdiki direnişi ile de kıyaslanabilecek düzeyde olacaktır.
Katilmiyorum.
Sayisal acidan olceklendirecek olsak da, kabil-i kiyas olmayacak bence.
Kemalistlerin tepkisi de tepki mi sayilir?
Kemalistlerin kaybetmelerinin temel nedeni –bence– coktandir zihinsel atalete (hatta dumura) ugramisliklarinin verdigi vazgecmislik ve bedbinlik..
Heyecan bitmis.
Sadece olduklari yerleri (status quo’yu) kimildaMAmak yoluyla muhafaza etmege calisiyorlar. Yaptiklari aktif ve ele gelir bir sey yok yani.
Fakat, Islam ve genel anlamda dinler icin bunu soyleyemeyiz.
Cok sayida hooligan ve vandali cok kolayca mobilize edecek potansiylelleri var.
Hep de olmustur.
Global anlamda doğruluk payı var ama Türkiye’de bunların ılımlı hale geldiğini zannediyorum. Mahalleyi dağıtmak bir parça zordur ama “kanlı” olacağını zannetmiyorum.
Devleti ele geçirmek ise bir yönden kolay, seçim vs ama burada direniş mahalle kadar güçlü görünüyor, üstelik bu kesimin elinde silah ve hapis imkanı da var. Holiganı pek bol, vandalı kendine yeter.
İkisi de kırılsa da yeniden daha aklı başında bir yerde dengelensek iyi olacak. Belki 10 belki 50 sene sonra.
Insanlari bilmedikleri, gormedikleri, anlamadiklari (elle tutulamayan, gozle gorulemeyen) ‘delil‘lerle ikna etmek cok daha kolay…
Tekfir etmek, iblislestirmek vb de tam olarak bu sekilde yapilir. Cok da fazla ugrasmadan, usul usul yapilir bu.
Bir defa tekfir edebilmis iseniz (ki, cok kolaydir), ardindan da kafirin kaninin helal oldugunu eklemek gerekmeyebilir.
Bunu, Maras olaylarinda yasamadik mi?
Devleti ele gecirmenin onemli olduguna ben de katiliyorum. Ama, sizin one surdugunuz ile ayni gerekceler yuzunden degil.
Devleti ele gecirip seyirci kalmasini saglamak daha etkin bir cozumdur. Aksi halde, devletin icinde sizinle ayni gorusu paylasmayanlar direnebilirler.
Ben, dinlerin bu potansiyelinin notralize edilebilecegini hic sanmiyorum.
Aslinda, diger ideolojilerin de..
Tek fark, ideolojilerin biri gider biri gelir.
Tekfiri engelleyen çok gelişme oldu Türkiye’de. Kitaplar yazılıyor, din adamları açıklamalar getiriyor. Bir çok yeraltı tarikatı şiddetten uzaktır. Artık bu işler eskisi gibi değil.
Yeni Maraş olayları olacağını zannetmem, bu iş Sivas ile bitti.
Ben dinlerin de tırnaklarının söküleceğine inanırım. Fanatikler din veya başka bir vesileyle her zaman olur, yeter ki ılıman konuşma imkanları oluşturulabilsin.
Dinin sabit olması aslında iyi birşey, en azından yerine daha mı kötüsü gelir endişesi yok. Mevcut üzerinde şekillendirme yapabilirsiniz.
“İzlenimlerin ömrü az kaldı.”
Ağzınızdan yel alsın Fethi Bey.
maraş gibi siyasi/sosyal olaylar bir yana ,
1) dinimiz (islam) kolaylık dini , girmek de kolay , çıkmak ta kolay , kelime-i şehadetle girersin ve yine bir cümle sarfedersin (faraza; bir ayete inanmıyorum…vs gibi ) çıkarsın
2) tekfir islamda kolay olmayanlar arasında yer alır , tekfir ettiğin müminse ters teper dinden çıkabilirsin ,riskini bilen için risklidir yani , kolay olan cehalettir………….
3) fakat tekfir riskli diye uygulanamaz(söylenemez-iddia edilemez) birşey değildir , helali helal haramı haram bildiğin gibi , kafiri kafir müslümanı müslüman bilmeli ,herif hem içerden görünücek hem de küfre giren iddiaların - sözleri olacak ben de mal mal bakıp ‘kardeşim’ mi diyeceğim ? , yada bana soruldu , ben de eminim adamın küfre düştüğünden ve ısrar ettiğinden , ne diyeceğim ? müslüman mı diyeceğim ? benim referansımla ona uyan/uyabilecek bedbahtlarla beraber ben de mi çukura yuvarlanayım ? yok öyle yama……….
Teori ile pratigin farki, pratikte teorinde oldugundan daha fazladir.
Fakat, aslinda bu
olanidir.
Aynen. Gecmiste Kizilbaslar icin katli vaciptir fetvalari veren Seyhulislamlar once bu taifenin kafir oldugunu soylerler, ardindan da kitir kitir dogranmalarinin normal/gerekli/uygun oldugunu eklerlerdi.
‘Kufr’ denilen sey de, herkesin bilmesi gerektigi uzere, Allaha yonelik cirkin laflardir. Allahin esirgeyiciligi, bagislayiciligi falan filani bilmeden Allahin bindirilmis mangalari gibi davranmaktir aslinda kufr.. Ama, hangi anguta bunu anlatmak mumkundur?..
Quo vadi,
Fıkıh konusunda üç beş kırıntı sahibi insanlar yada dini örgütler, cemaatler vs.menfaat ve çıkarlarına ters düşen, tekerlerine çomak sokan herkesi, kolaylıkla tekfir edebilmektedir.
-Suudilerin Türk berber için verdikleri idam kararının gerekesi, berberin Allah’a küfrettiği şeklindeki iddiadır.Tekfir edilmiştir.Cezası da idam olarak kesilmiştir.
-Saadet partililer, Ak partiye oy verenlerin küfre gireceklerini iddia etmektedirler.
-Nurettin Veren adındaki şahıs, bazıları tarafından çoktan tekfir edilmiştir.
-Mustafa Kemal, çoğu dini cemaatin kamuya kapalı toplantılarında tekfir edilmekle kalmayıp, deccal bile ilan edilmiştir.
-Hizbullahın ölüm listesindeki insanlar yine birileri tarafından tekfir edilmiş, Konca Kuriş de bu kurbanlardan sadece biri olmuştur.
-Knz ve Müzminanonim kimilerince burada tekfir edilmiş, sapıklıkla itham edilmiştir.
-Kısacası, her dini oluşum, kendini bir diğerini tekfir edebilecek kadar yetkin görebilmekte, işin korkunç tarafı ise, bu konuda tutunacak bir ayet hadis bulmakta zorlanmamaktadır.
öyle yeni anlam yüklemek , olmadı kelime köküne inmek falan gerekmez , ben bir mantıkdan söz ediyorum ,
dine giriş mümkün olduğu gibi çıkışta mümkün bu kadar basit ,
çifte vatandaşlık gibi bir yol da yok , ya içerdesindir ya dışarda , ( bunları itikat olarak anlamışsınızdır umarım )
dini usulde de zahire göre hükmetmek diye bir kavram var , adamın içini bilemeyiz ,ta ki beyan edene kadar
girme beyanıyla müslüman kabul edip ona göre davranıyorsak , çıkma beyanıyla da kafir(gayrimüslim) kabul eder ona göre davranırız o kadar , bizi istemeyeni biz de istemeyiz demek kadar basit ve haklı birşeydir bu ,abbas yolcuysa zorla tutamazsın ,
ha girme beyanı açık ve sarih tek bir ifade ile mümkün iken ( bu ifade diğer itikadi şartları camidir )
çıkma beyanı çok çeşitli olabiliyor ,
tarihten yada siyasetten bahsetmiyorum , basit bir mantıktan bahsediyorum , tencerenin doğurduğuna inanıp , öldüğüne inanmamak fıkrasındaki kadar basit, girmek mümkünse çıkmak da mümkündür.
kötüye kullanıldı yada kullanılabilir diye bıçakları toplatacak değiliz
bakınız hollandada mı danimarkadar mı ne geçen ay bir haber vardı , papazın biri cehennem diye birşey yok ( cehennem bizim korkularımızla kurguladığımız bişey….falan filan) demiş, aklıbaşında biri de çıkıp ” cehennem yoksa cennet te mi yok “ diye sormuş, hadi bakalım papaz efendi cevap versin …….
öyle yeni anlam yüklemek , derken,yanlış anlaşılmasın , elbette vurgulanmış kısımdaki o anlamı da içerir , fakat onunla sınırlı değildir , kök olarak da gerçeğin üzerini örtmek ve nankörlük den …vs geliyor , onu da bilmeye gerek yok ,anlatmak istediğim basit ,dine girmek mümkünse çıkmak da mümkün ,bu kadar,
[su virgulleri, noktalari insallah ilerde layik olduklari yerlere koyacaksiniz. ]
‘Gercegin uzerini ortmek’… Hangi gercegin? Kimin ve ne zamanin gerceginin?..
Var.
Yani, Heisenberg’in kedisi misali olMAmak icin bir kural yok. Yani, bazan icerde, bazan disarida, bazan da iki arada bir derede..
Yani, benim gibi.. border-line musluman.
Allaha iman cinsinden hic bir itirazi olmayan, fakat onun disinda bir suru seye her turlu itiraz sergileyebilen birisi olmak –olabilmek.
Hadi, simdi size soyle bir sey diyeyim bakalim beni nereye yazacaksiniz..
Islamda –Hiristiyanlikin aksine– dogan bebekler masum dogar; degil mi?
Evet. Benim bildigim kadar boyledir ve tutarli bir onermedir cunku veledin/bebenin henuz akli balig degil. [Hatta, dogan butun bebeklerin musluman sayildigini da duydum, ama tutarli olmadigi icin bu iddiayi geciyorum]
Peki.. hepimiz masum doguyoruz.
Masum doguyoruz da, nasil oluyor da borclu doguyoruz?
Beyan etse ne olur?
Allah yoktur diyenin yarin oburgun bu fikrini degistirmeyecegini nereden biliyoruz. Bunu duyanlarin yarin oburgun ‘Allah yoktur’ demek ihtimallerinin olmadigini nereden biliyoruz.
Dahasi, Allahin ‘Allah yoktur’ diyeni de affetmeyecegini nereden biliyoruz?
Bunlarin herhangi birini bilmiyorsak, nasil hukum veriyoruz? Kimin adina veriyoruz bu hukmu?
Istenmeyen killari tukurup atmak caizdir de, istenmeyen (kafir) kullarin kafasini kesmek ne derece caizdir?
Islamin 5 sarti uydurmadir. Kuranin hicbir yerinde bunlar tadat edilmis degildir.
Dahasi, kimin ne kadar sayida Islama girip cikabileceginin de limiti yoktur.
Mesela nasil?
Tabii ki. Ve, kac defa isterseniz o kadar defa girer cikarsiniz. Kimseden izin/icazet/ruhsat almak da gerekmez.
Tabii ki hayir. Bicaklar ekmek kesmek filan icin hep lazim. Dinler de oyle.
Kolay. “Tabii ki cennet de yok” der ve meseleyi sonuclandirir. Aklibasindaki o muhayyel birisi de oturur sapa..
Resul bey,
‘Kufr’ denilen sey de, herkesin bilmesi gerektigi uzere, Allaha yonelik cirkin laflardir. Allahin esirgeyiciligi, bagislayiciligi falan filani bilmeden Allahin bindirilmis mangalari gibi davranmaktir aslinda kufr.. Ama, hangi anguta bunu anlatmak mumkundur?..
Bne din alimi degilim, dediginiz gibi kabul ederek konusayim. Bu baglamda ‘anlatmak’tan beklenen sey ille de sordugunuz zaman anlattiginiz tarifi geri isitmeniz degil. Insanlarin yapmaya hazir oldugu isler var, yapmaya razi edilebilecegi isler var ve nihayet yapmasi icin ciddi zorlama (ya arkadan iterek ya cepheden tepki gosterecegi seylere ifrat seviyesinde maruz birakarak) gereken seyler var. Diger sartlar potansiyel nahos isleri bu kategoriler icinde ‘yapmasi zor’ hale getirirse, arzu ettiginiz tarifi geri isitmeseniz bile tehlikesi bertaraf olmus olur.
Mesela kadinlarda ‘namus’ kavrami icin isittigimiz tarifler buyuk ihtimalle ‘namussuz’ denene yapilmak istenen seylerdeki gaddarlik seviyesi azaldiktan cok sonra degisiyor mesela. Yani bazi seyler ‘ne var bunda canim’ seviyesine geliyor, ama ‘ne var bunda’ denmesinden evvel ‘evet bunda birsey var ama ne yapacaksin’ tarzi yerlesmis oluyor.
Yapilan/yapilmayan hareketin, o hareketi tetikleyen kavramlarin etkilerini degistirme mekanizmasi var. Insan cogunlukla bir kotuluk yaptigi veya sert davrandigi hakkinda o kotuluk veya sertligi yapmadan evvel dusundugunden daha kotu dusunebiliyor. Yani zulmedilene ‘bu zaten cok kotuydu’ deme temayulu var, ama o ‘kotuluk’ kanaatinin destegi kavramin tarifinden degil zulmedenin ‘o kotu degilse, ben berbat bir is yaptim’ dememek istemesinden de kaynaklaniyor. Bunun tersi mekanizmalar da gecerli olabilir (yani birsey yapilamasindan dolayi harekete atfedilen ‘kotuluk’ miktarinin azalmasi).
Metin bey,
Bizim iş kabak tadı verdi, 4 yıldır bina okuyoruz, avamil, maksud noktasına geçemedik. 6 Haziran İzlenimlerin kuruluş yıldönümü, Anıtkabirden yapacağım açıklamaya odaklanmanızı tavsiye ederim.
Bu ‘geciken’ açıklama hepimiz için hayırlı olabilir, yorgan gitti kavga bitti hesabı.
Pardon 7 Haziranmış:
http://www.izlenimler.net/2007/06/07/3-yil/
Bulent bey,
Tesekkur ederim.
Cunku, ben ‘din alimi’ denen mahlugun bizdeki yaygin bilinen anlamini kabul etmiyorum. Tefsir/meal uzamni filan olabilirler, ama ‘din alimi’ denen mahluk diger dinleri de yeterince iyi bilmek ve bunlarin mukayeseli izahini yapabilene denir. Bir omur bir kitabi (ve onun tefsirlerini filan) okuya okuya insan olsa olsa hafiz olur; alim degil.
Dogru. O, bir papaganla konusmak olur. Gerci, cogu anguta papaganlari tercih etmem diyemiyorum ya, o apayri bir mesele..
Bu da dogru. Bunu saglamak icin, angutlarin kafasini karistirmak gerekiyor. Aksi halde kendisine ‘dogru budur’ diyenin pesinden kitale kadar gidebiliyor.
OK. Cok seslilik bu noktada lazim oluyor. Merkezi bir ‘El Hakikat’ borazani olunca isler sirazesinden cikiveriyor.
Kabul. Bu da ancak insanlarin vicdanlarinda kimsenin tekelinin olmamasi yoluyla olabilr bence. Oyle olmadigi zaman, o ‘tekele sahip olan kisi’ kendi yaptiklarini matah baskalarininkini de kufr sayabiliyor. Bu konuda ornek vermek hic de zor degil –son zamanlardaki 9 yazindaki kiza musallat olan mumin (!) zat-i hirtin ornek olarak gosterdigine bakmak yetebilir..
Eh, tabii.. liberalizmin dumen suyuna kapilip elin keferesine kurk geydirip han bagislamakla ugrasinca olacagi budur..
Onun yerine, ortak varligin (beyt ul mal da diyebiliriz) artirilmasina hizmet etmegi tercih etmek de olabilirdi..
Olsun, Allahtan umit kesilmez –oten canda umit vardir.
Fethi Bey,
Siz dört yıldır “bina okuyor”muşsunuz, millet tam 100 yıldır bina okuyor. Elbet geçecek bir nokta buluruz.
Tamam, bi Ankara seyahati elzem gözüküyor. Siz Anıtkabir’deki deftere esaslı bi şikayetname döktürün; bakın nasıl hizaya gelecek bu millet, bu yorumcular, bu blogistan ahalisi.
Var mı öyle kolaycana su koyvermek?! Bilseydim bu niyetinizi, dönmezdim geri / istemezdim babasından, zaman denen dilberi.
Bloğunu kapatanlara vatan (blogistan) haini gözüyle bakıyorum, ona göre.
Resul bey,
Onun yerine, ortak varligin (beyt ul mal da diyebiliriz) artirilmasina hizmet etmegi tercih etmek de olabilirdi.
Bilmemkac karakter yazi, onun birkac misli yorumcu laklaki, bol bol kahkaha (ben guluyorum valla) filan, hepsi bedava. Denene — soylediginiz baglamda — karsi seyleri soylemek icin de firsat ve soylenenleri ayni yerde kayit imkani da var ve kullanildi. Daha nasil hizmet olsun? Ortaya cikan ve biriken de miri mal ustelik.
İlginç, geçen sene Veysel Beye hitaben şunu demişim:
Evet, Haziran dönemi geliyor, finaller başlayacak, herkes ona göre hazırlıklı olsun, bu işin bütünlemesi yok.
Bülent Bey,
Olmaz. Liberalizmin dümen suyuna girersen bunlar sayılmaz
Öbür türlü de burada yazı yazılmaz, işin çelişkisi biraz burada. Liberallik bu çerçevede şart.
Öte yandan hakikaten yer yer çok eğlendik. Para verseniz kimse çıkıp 4 sene böyle maskaralık yapmaz.
Bir de 2-3 sene önceki bazı yorumlara bakıyorum hakikaten şaşırmamak mümkün değil, ne kadar çok ve ilginç yazı var. Bir tür tuhaflıklar ansiklopedisi gibi olmuş site.
Fethi Bey,
Kararlısınız anlaşılan bize bu kötülüğü yapmaya. Yazıklar olsun!
Peki, hiç değilse bir kıyak geçin: Kapatmanın eşiğine geldiğinizde, bloğun bütün yazı ve yorumlarının eksiksiz yeraldığı bir kaynak oluşturun ki İzlenimler sonsuza (Marduk faciasına) kadar yaşasın!
Gelin pazarlıkta anlaşalım.
Sikayet etmege hakkiniz yok bence.
Bunca zamandir konu basligi altinda tartisma konusunda gereken disiplini uygulamazsaniz baska ne olacagini beklersiniz.
Sadece konu basligi degil, gundemle de alakali seyler yazmak geregini gecenlerde size burada vatandasin birisi hatirlatmadi mi –hatta, bakanlik mi gn md.luk mu nedir onun dahi kurulmasini da onererek.. Olmaz ki, bu yasa geldiniz, atik herseyi devletten, Hukumetten beklememelisiniz..
Yok, şikayetçi değilim, ilginç buldum sadece.
Son iki yıldır bu disiplinin bozulmasına bizzat katkıda bulunduğumu da inkar edecek değilim. Kötü mü oldu derseniz, bilakis. Ama yorumlar da dahil, yazılacak konu kalmadı gibi görünüyor, daha fazla zorlamamak lazım.
Tersine, devlet yaşlısına bakmak durumundadır. Devlete şu kadar yıl ‘hizmetim’ var. Burada bir sürü gergin adam neşesini bulsun, devlete isyan etmesin diye leblebi çekirdek kabilinden eğlencelik yazılar yazdım. Vatan borcumu ödemiş sayılırım. Bir milletvekili benim kadar iş yapmadan 2 senede emekliliğe hak kazanıyor, şurada 4 yıl bilfiil hizmetim olmuş.
Gerçi bırakın emekliliği ‘şu herifi derdest edin içeri tıkın, internet üzerinden hakaret neymiş haddi bildirilsin’ demezlerse iyidir.
Yine de Allah devlete zeval vermesin. Hapiste yemek hala bedava değil mi?
Metin bey,
Ama olmayacak işi zorlamakla siz kötülük etmiş de olabilirsiniz. Yazıları yavanlaşmış, zorlama hale gelmiş İzlenimler ve FST yarın kurt kocayınca misalinde olduğu gibi gençlere eğlence olursa bunun hesabını nasıl veririz? Düşmanı sevindirmemek için işi tadında bırakmak lazım.
Sağda solda taklitlerimi görüyorum, bazıları yavan ama bir kısmı “şu herif çekilse de meydanı doldursak” diyebilecek kalitede.
Kaynağımız İnternettir, yedekleri alabildiğim kadar aldım, bir boş zamanda tüm yorumlarla beraber yazıları ayrı ayrı yedekleyeceğim, o zamana kadar siteyi göçertmezlerse yahut başka bir problem yaşanmazsa. Bir de eski hayalim olan seçme yazılardan bir kitap, neden olmasın.
Migros’a da parasız veririm, iki kitap alana eşantiyon dağıtsınlar yahut iki kilo domates yanında da verilebilir.
Şu halde anlaşmış olduk. Olacağı yok ama kitap günün birinde piyasaya çıkarsa sayılarının 50-100 arası olduğunu tahmin ettiğim sadık yorumcu dostlara bu kitaplardan ücretsiz yollayacağım.
Kapanış için Anıtkabir dışında şu mekanlarda alternatif etkinlik düşünülebilir:
-Isparta vilayetinde, İslamköy Demokrasi Müzesi ziyareti sonrası yoğurt ve semizotu yenerek piknik yapılması, Özel konuk Süleyman Demirel
-Kars Damal dağında Temmuz ayında ulusalcı dostlarla birlikte Atatürk gölgesi manzaralı bir piknik, Özel Konuk Tuncay Özkan
-İkitelli varoşlarında Hürriyet gazetesi manzaralı bir piknik, Özel Konuklar Ertuğrul Özkök ve Bekir Coşkun
-Diyanet İşleri Başkanlığı sosyal tesislerinde öğle yemeği, Özel Konuk Ali Bardakoğlu
-Olimpiyat stadında bir maç izleme, Özel Konuklar Prof. Dr. Fatih Terim ve Hakan Şükür
-TBMM yemekhanesinde AKP milletvekilinin resimleri önünde ucuz öğle yemeği toplantısı, özel konuklar Bülent Arınç ve Tayyip Erdoğan
-Zaman Gazetesini topluca ziyaret, özel Konuk Ali Nesin
ve tabii topluca bir devlet okulunun ziyaret edilip çocuklara eziyet öğretmenin tedip edilmesi, özel konuk Hüseyin Çelik
R.C kalbimi kırdınız şimdi ,
bilgisayar diliyle ifade edersek input konusundaki hassasiyeti , processing konusunda da gösterin , output hiç tatmin edici değil…..
açın bir sözlüğe bakın , dini terminolojide ne demekmiş , bu cümleye bu cevap yazılır mı ya !!
benim anlatmaya çalıştığım açısından önemsiz dediğim halde siz neden bahsediyorsunuz ……..bu kadar dallanma bana uymaz
o sizin yorumunuz , ve sizin Allah ile olan hukukunuzu ilgilendirir , ben ve diğer müslümanların %90 küsuru buna katılmayacak ,
ve sizin yorumunuz sizi bağladığı gibi bizim yorumumuz da bizi bağlar , bizimle olan hukukunuzda size müslüman gibi davranmak zorunda değiliz ,
kalubela’da evet dediğiniz(ve dediğimiz) için , işte böyle ister inanın ister inanmayın,hatırlasaydınız inanmazdınız bilirdiniz ,adı üzerinde inanç
bana bişey olmaz , olan ona olur , yani bir döner , bir döner , 3. de ben onun dönüşleriyle ilgilenmem
ama en son ,son nefesinde ,nerde durur orasını bilemem , durduğu yeri Hz.Allah kabul edermi ? etmez mi ? bilemem .
biz kendi adımıza veriyoruz , hatta ben kendi adıma veriyorum,çünkü kuran da kafirler cehenneme gider yazıyor, ne zaman döner Allah afferde mi orasını bilemem , ben onunla hukukumu gayrimüslim hukuku olarak kurarım hepsi bu , benim inancıma göre yükümlülüklerim var .
demagoji , ben kesmekten bahsetmiyorum, kesilir yada kesilmez o başka bir şey , tanımlamaktan bahsediyorum , artık anlamışsınızdır heralde
icazet dağıtmıyorum zaten , kafasına göre takılsın dedik ya ,
onun hesabını Allah!a verir, benimle olan hukukunda yalancı çobana inanmak zorunda değilim , Allah elbette kalbini bilir.
derse papazlıktan istifa eder , uyanık öyle bişey diyememiş ,
bizim öyle bir sorunumuz yok ama adamlara haksızlık ediyorsunuz
Muhayyel ? kim muhayyel ?
Tartışmaya katılan papaz Anders Dalgaard ise her şeyin zıttı ile var olduğunu kaydederek, “Cehennem yoksa, cennet de yoktur” iddiasında bulundu.
http://www.haberler.com/yoksa-cehennem-yok-mu-haberi/
Yazilara bir diyecek yok.. Allah icin, dereden tepeden ne bulmussa toplamis yazmis sitenin degerli editoru…
Fakat, yorumcular konusunda daha titiz olmak lazim.. Ortaligi domine eden bazi tipler var gibi gorunuyor bana..
Mesela, ‘Bulent Murtezaoglu’ nikiyle yazan sahis.. yazdigi birkac yorumu soyle bir okudum.. bu memlekette bu yazilarin yayinlanmasina nasil musade ediyorlar anlamiyorum… iki paragrafini okuyunca ortalik buz kesiyor bilader.. hani, espri anlayisi yok da diyemiyorum, ama anlamak icin Uzay Yolu’daki Mr Spock’la soydas filan olmak lazim.. Adam, milli degerlerimize bile sahip cikmiyor; ciksa bile ucundan kenarindan.. Bunca futbol muhabbeti oldu, zerre kadar heyecan kirintisi gormedim –varsa yoksa insanin icini donduran bilimsel yaklasim..
Bu bir.. bir de buralarda eskiden yazan bir hirt vardi.. Aman Allahim.. neydi o oyle.. Insan yazarken paranoya ile sizofreni arasinda gitgeller yasamak durumunda kaliyordu.. aha surayi.. yok yok burayi cimbizlayacak diye.. Ben o devirler bilhassa yazmadim, cunku surayi ya da burayi degil; hem orayi hem de burayi cimbizliyordu herif.. Espri anlayisi da yok denecek kadar azdi diyebilirim. ‘Bulent Murtezaoglu’ nikiyle yazandan cok degildi en azindan. Neyse ki, gitti de kurtuldum.. simdi ben yazabiliyorum.
Neyse. Bakin ben size bir sey diyeyim. Buranin gelisip serpilmesini gercekten istiyorsaniz, Fatih Terim filan hava civa.. siz, gel olursa, Fatih Demir nikiyle yazan sahsa biraz daha imkan ve firsat verin. Adam, felegin her cemberinden gecmis –belli. Din iman deseniz girla, kari kiz muhabbetleri ise fevkalade. Dahasi, seyir sporlari konusunda da eline su dokulmeyecek derecede bilgili ve belagatli..
Kadroya baskalarini da ekleyeceksinizdir eminim –istediginiz takdirde. Mesela, vaktiyle ‘Abdurrahman Amca’ nikiyle yazan kisi sizi pek de aratmaz gibi geliyor bana.
Neyse.. bu konulara girmek bana dusmez tabii ki. Soylemedim sayin.
Walla cok iyi olur –bilgisayar diliyle konusmak..
O zaman, ’simultaneous exploration of multi-paths’ da diyebiliriz, ‘testing the edge cases’ da diyebiliriz.. tabii siz bir ‘user-mode simpleton’ olarak kalmakta israrci degilseniz..
Yaw, azicik multi-threaded olmak fena mi?
Dini terminoloji filan bana artik pek de anlamli gelmiyor.. Bir ’salvat’ kelimesine –duruma ve soyleyene bagli olarak– 3-5 anlam verdiklerini goreli beri..
O yuzden, kelimelerin tarihsel bagajlarina cok da hapsedilemeden konusmagi tercih etmek isterim.
Onemsiz oldugunu soyluyorsunuz. Kabul. Ama, aciklamakta zorluk cekebildiginiz bir kelime ile baska insanlarin kaderlerini (ya da onlarla olan iliskilerinizi) bicebiliyorsunuz.
Baglamak ne demektir?
Nicin baglamak zorunda kalsin?
Sizin yorumunuz size, benim yorumum bana..
Bundan daha adil ne olabilir?
Kaal-u Bela?…
Su ‘kaal-u bela’?
Ki, daha henuz hicbirimiz cisimlendirilmemisken, hepimizi Allah huzuruna cagirmis ve hazir hepimiz onundeyken ‘emir’lerini teblig edebilecekken, onu yapmamis; aksine, ‘Ben sizin Rabbiniz degil miyim?’ cinsinden kafa karistiracak sorular sormus oldugu ‘kaal-u bela’?..
Hmmmm.. evet, secde ettigimi de hatirliyorum; daha dun gibi
Fakat, su konu hala daha acikliga kavusmus degil: Acaba, Allah, kainati ve ruhlari yaratmak telasesi ile cok yogundu da, o yuzden mi emirlerini oracikda teblig edemedi? Borclari bildirdi de emirlerini bildiremedi… Akilndan mi cikmisti da, ancak nice zaman sonra, araya elciler haberciler filan koyup emir ve tavsiyelerini basin yayin yoluyla halletmek zorunda kaldi?
Ne dersiniz?
Bilmezseniz, kime neye dayanarak kafir dersiniz?
Kafirlerin cehenneme gidecegini soylemek ile, kimin kafir oldugunu soylemek arasinda fark vardir degil mi?
Ustelik, kimi Allahin affedecegini, kimin ibadetlerini kabul edecegini dahi bilmiyorsunuz degil mi?
Benim anlamam onemli degil. Ben sizin anlayip anlamadiginizi merak ediyorum.
‘Yalanci’ da nereden cikti simdi.. Hem, ‘yalanci’ olduguna neye dayanarak hukmedebiliyorsunuz?
Ne alakasi var. Papaz olup da ayni zamanda ateist dahi olanlar yok mu?
Var. Ben en azindan yarim duzinesini tanidim. Hem de katedralde (Kardinal’in gorev yaptigi yerde) calisiyordular..
Katilmiyorum.
‘Akilli’ligi muhayyel… Akilli adamin soracagi soru degil o bence. O sadece sark kurazligi yapmaga calisan sivri zekali biri cunku alacagi cevabi biliyordu –biliyor olmasi lazim.
Peki… Allahin var oldugunu soyleyebileceginizi kabul edersek.. sizce Allahin ziddi nedir? Ziddini soyleyemiyorsaniz Allah var da diyemeyecek misiniz? Nicin?
Peki RC bey (yada emil zola yada x ) ,
siz kelimelerinize istediğiniz anlamları yükleyip bağlı kalmayacağınız yorumlarınızı gönlünüzce yapın , inancınızı da gönlünüzce yaşayın,
salat,kafir,cennet , cehennem, müslüman,…..koparın terminolojiden , kafanıza göre kullanın , olmadı yeniden tanımlayın
‘bağlamak’,'yalancı çoban hikayesi’ ve ‘muhayyel adam’ gibi basit ifadeleri bile bu kadar yamultma gayretinin anlamı nedir ,bunun tartışılabilir tarafı yok ki,nerdeyse gitmek-gelmek gibi kelimeleri bile yeniden yorumlayacaksınız , basbaya biliyorsunuz ne anlamlarda kullanıldığını , o da yetmedi papazların pilavını bana yedirmeye çalışıyorsunuz. teşekkür ederim almayayım.
madem konuya ilgilisiniz , modern işlemcilerin önemli bir özelliğinin de dallanma tahmini (Branch Prediction) olduğunu da bilirsiniz , maalesef artık sizin dallanmalar fena halde tahmin edilebilir oldular ve can sıkmaya başladılar……………….
benden bu kadar.
Cevabım yok RC bey , fakat burdayım , çayımı kattım geldim , neden mi ?
dedim ya fena halde tahmin edilebilir diye ,
şimdi benim isyan ettiğim konuların hiçbirine değinmeden bana ingilizce/bilgisayar kültürünüzden birşeyler satmaya kalkacağınızı tahmin etmiştim ve doğru çıktı.
şimdi buyrun engin bilginizle değişkenleri yükleyin ve çalıştırın
hikaye: (Quo Vadi )
“……aklıbaşında biri de çıkıp ” cehennem yoksa cennet te mi yok “ diye sormuş….”
yorum: ( R.C. )
“……Aklibasindaki o muhayyel birisi de oturur sapa.”
soru: (Quo Vadi )
” Muhayyel ? kim muhayyel ? + LİNK ”
cevap: ( R.C. )
“‘Akilli’ligi muhayyel… Akilli adamin soracagi soru degil o bence…..”
bu output kimi tatmin ediyorsa onunla tartışırsınız.
Yok. Oyle degil malesef.
Bilgisayarlardan birseyler satmakla baslayan ben degildim.
‘Branch prediction’mus, ‘input-output’mus filan –boyunuzdan buyuk oldugu asikar olan– seyler baslattiginiz muhabbetti.
Anlasilan tutmadi, arkasi gelmedi. Orada da taca atladiniz.
Kaal u bela filan laflari ettiniz. Ardindan ben sunlari soyledim ve bir soru sordum:
Hadi. varsa bir cevabiniz verin.
Prediction (kehanet) filana da siginmayin –o Islamda zaten yasak/mekruh… Hadis: “Sair ve neccam sozu elbette ki yalandir.”
ben ne demişim :
“bilgisayar diliyle ifade edersek input konusundaki hassasiyeti , processing konusunda da gösterin , output hiç tatmin edici değil…..”
çok basit giriş düzeyi bilgisayar bilgisi , giriş-işlem-çıkış, eh ingilizceniz de var ya size kolaylık olsun diye,input-processing-output yazdım
neden böyle demişim:
” [su virgulleri, noktalari insallah ilerde layik olduklari yerlere koyacaksiniz. ] ”
şeklinde dalga geçmeye çalışmanız , bal gibi anladığınız halde kılçık atmaya çalışmanızı eleştirmek için ,
siz ne yazmışsınız :
“…. ’simultaneous exploration of multi-paths’ …… ‘testing the edge cases’ da diyebiliriz.. tabii siz bir ‘user-mode simpleton’ olarak kalmakta israrci degilseniz..
…………..
Yaw, azicik multi-threaded olmak fena mi? ”
oyyy oyyy oyyy , kim kime ne satıyormuş anladınız mı ? bahsettiğimiz konu noldu ? güme gitti , çünkü dallandı birkere , yeni konumuz bilgisayar vatana millete hayırlı olsun
ben ne demişim :
daldan dala dallanmayın , dallanma tahmini (Branch Prediction) diye bişey var , tahmin edilebiliyor
siz ne demişsiniz :
“Ah caniiiimmm… icim ciz etti simdi.., işlemci , code-stream, lineer, automat…….bla bla ”
( dallandı birkere orda kalır artık )
bütün bu saçmalıklar yetmezmiş gibi , bilgisayar aleminin teknik terimini
( ki gayet iyi bildiğiniz anlaşılıyor , baksanıza bana fark atarsınız multi,path,simultane….., gurusunuz guru ,ben amatörüm bir iddiam yok , sizin gibi guruların eline su dökemeyiz)
içinden Prediction ‘ı sök kopart , alanından da kopart , hani itibar etmediğin sözlük anlamını bul gel
” Prediction (kehanet) filana da siginmayin –o Islamda zaten yasak/mekruh… Hadis: “Sair ve neccam sozu elbette ki yalandir.” ”
yuhhh artık yaa……… bilmiyordum bak tövbe , benim ne işim olur kahinle…..
anlatmaya çalıştığım şey de tam olarak bu işte , dallan babam dallan……kelimeleri anlamdır babam anlamdır , değiştir babam değiştir……….işine gelirse sözlük anlamını kullan , işine gelirse terminolojik ikisi de işine gelmezse yeni bir anlam yükle olsu bitsin
yukarda “muhayyel adam” ile aklınız sıra uyduruyorsun diyin , sonra linki görünce ben “akilli’liği muhayyel….bla bla” akilli’liği ne la ? yeni mi çıktı bu , çok geri kalmışım belki türkingilizce bişeydir…..zorlanır da bukadar zorlanmaz , ıkınılırda bu kadar ıkınılmaz…
yani ısrar etmeseniz bu kadar takmazdım , kıçımdan uydurmakla itham edin sonra da ,illede gol yemem telaşı ,
nerden gelmiştik buralara :
müslümanlığa girildiği gibi çıkılabilir diyorum ,girene müslüman , çıkana kafir denir diyorum
siz girilir ama çıkarsa çıkar sanane diyorsunuz , istediği zaman yine girer diyorsunuz
evet
girerse müslüman deriz
evet
çıkarsa kafir deriz
evet
tekrar girerse müslüman deriz
evet
tekrar çıkarsa Fırıldak deriz
neyini anlamadınız ?
Gol yemem telasi degil. Ama, bunu ben dedim diye kabul etmenizi beklemiyorum.
Hukum seklinde dile getirdiginiz seylerin yeterince ‘exact’ olmadigini soyledigim zaman rahatsiz oluyorsunuz.
OK. Bunu kabul edebilirim –insanlik halidir.
Ama, bu sizin dediginizin isabetli oldugunu kabul etmeme yardimci olmaz, beni zorunlu da kilmaz.
Alin bir ornek:
Hayir. Islamdan cikana kategorik olarak kafir diyemezsiniz.
Gayr-i muslim?
Evet.
Ama, ‘kafir’ diyemezsiniz.
Simdi anladiniz mi neyini anlamadigimi?
aynı noktaya geldik hoşbulduk ,
islam dairesinden çıkana , mürted denir , islamdan çıkar küfre girer , artık küffardan biridir
kafir denir , ateiste kafir-i mutlak denir , gayr-i müslim demek , ‘kör’ yerine daha nazik ‘ama’ ifadesi gibidir ve ehl-i kitap’a böyle denmesi daha uygun düşer ,
1400 yıldır bu böyle…………………………..
tabi siz istediğinizi deme özgürlüğüne sahipsiniz.
Allaha giden yolun tekelinin Islamda oldugunun ortulu iddiasi…
Halbuki, bunun boyle olMAdigini, Allahin birligini ve tek olusunu bilmek/kabullenmek icin Islamin sart olmadigini biliyoruz.
Baska bir deyisle, “esheduenlailaheillallah” demek icin musluman olmak gerekmiyor, ustelik bunu demek de kisiyi otomatik olarak musluman yapmiyor –musluman olmak icin apayri ve uzun bir mevzuata uymak sozkonusu.
Dolayisi ile, Islam mevzuatina uymadigi halde “esheduenlailaheillallah” diyen birisinin birisinin otomatik olarak ‘kufr’e girdigini farzetmek, olsa olsa, sorgulanMAmis bir gelenektir.
Isteyen istedigine inanir. O bir ozgurluk meselesidir ve ayri bir konudur.
Birisine kafir diyebilmek ise bir hukumdur. Kisinin kalbini yarip bakmislik vb gibi birseyleri biliyor olmagi gerektirir.
TÜRK Dil Kurumu (TDK), medya çalışanları için ‘’Yabancı Sözlere Karşılıklar Kılavuzu’’ hazırladı. Kılavuzda, iletişim araçlarında ve günlük yaşamda sıkça kullanılan yüzlerce yabancı kelimenin Türkçe karşılığı yer alıyor. TDK Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, kitapçığın dağıtımını Adana’da başlattı.
Kılavuza göre first lady’nin Türkçe karşılığı ‘Başbayan’.
10 yıldırıcı etkisiz hale getirildi!
İŞTE TDK kılavuzunda yer alan sözcükler ve yerine kullanılması önerilen karşılıklarından bazıları…
Basketbol= Sepet topu
Voleybol= Uçan top
Aspiratör= Emmeç
Fabrika= Üretimevi
Zappinge=Geçgeç
Etik= Töre bilimi
Amblem= Belirtke
Türbülans Burgaç
Badminton Tüytop
Bypas Köprüleme
Depozito Güvence akçesi
CD Yoğun disk
Terörist Yıldırıcı
İdealist= Ülkücü