Beklenen Açıklama
FST Mayıs 5th, 2008
Hakan Şükür iki laf etti, millet birbirine girdi, koca bir Galatasaray ‘camiası’ soluğu Anıtkabir’de alırken kimi yurttaşımız “bre yobaz, susturun, laik Türkiye’de Kutlu Doğum türü gerici laflar etmek laik Galatasaray camiasına yakışmaz” şeklinde tepki vermiş kimi “Aferin Hakan’a dini bütün delikanlıymış, küffara iyi bir şamar çekti, o hızla Feneri de süpürdüler, yardımcısıdır doğruların hazreti Allah” diyerek kendisini alkışlamışlardı. Benim gibi birkaç kişi de “söylenen laf iyi veya kötü değil, boştur, bundan mana çıkarmaya kalkmayın, Hakar Şükür emekliliği gelmiş bir futbolcudur, kerameti kendinden menkuldür” şeklinde tarafsız kalmıştık.
Peki bu fırtınanın içinde Hakan Şükür’ün bir açıklama yapması gerekmiyor muydu? Öyle ya, bu adam ne dedi, neyin üstüne dedi, herkes yorum yapıp duruyor, hatta Anıtkabire gidiyor filan. Neyse ki Hakan Şükür bugün konuya ‘beklenen’ açıklamayla netlik kazandırmış:
“[…] Ben, Hakan Şükür, hayatım boyunca Atatürk ilkelerine bağlı, kalmış, laikliği bir yaşam tarzı olarak benimsemiş bir sporcuyum. Futbola başladığım günden itibaren, gerek Galatasaray gerekse Türk Milli Takımı’nın formasını giyme ve kaptanlık mertebesine yükselme şerefini yaşarken, centilmenliğin, disiplinli ve ciddi çalışmanın bir genci nerelere getirebileceğini göstermek için çok çaba harcadım.
Dünyanın her yerinde insanların ve tabii ki sporcuların vicdani inançları farklı olabilir. İnanç bireysel bir şeydir. Vicdan hürriyeti, kimsenin boyunduruğu altında olmamalıdır. Mücadele ettiğim formayla kazandığımız başarıları da, zaferleri de, üzüntüleri de, Musevisinden Hristiyanına, Katoliğinden, Protestanına, Ortodoksuna kadar farklı inanç sahipleriyle paylaştım. Mutlaka çoğunuz için de bu böyledir. Özellikle sporda milliyet ve inanç farklılığını bir ayrılık olarak göstermek, sporun ruhuna aykırıdır. Mensubu olmaktan ve hizmet etmekten büyük gurur duyduğum Galatasaray Camiası’nı ve kamuoyunu bu konuda aydınlatmayı bir borç bilirim. “
Hakan Şükür başarılarını tüm ehli kitap ile paylaşmış, Kuran ehli Müslümanları ve Nutuk ehli Kemalistleri saymamış. Halbuki bunlar da kitap ehlidir. Öte yandan Atatürkçülüğe atıf yapması yerinde olmuş. Bu şüphe içimizi kemiriyordu, acaba Hakan Şükür denen futbolcu Atatürkçü müdür, laikliği özümsemiş midir, ne halttır diye. Ne olursa olsun, laikliği bir yaşam tarzı olarak benimseyen Hakan Şükür bakalım gururlu ortaokul öğretmeni Candan Erçetin ve Bekir Coşkun’a kendisini affettirebilecek mi? Ben olsam af ihtimalini yükseltmek için bu açıklamayı resmi internet sitesinde değil bir grup futbolcu ve taraftarla birlikte Anıtkabirde yapardım.
Tabii gitmişken “Atam bıktık milletin dırdırından” mealinde bir de şikayet dilekçesi vermek kaydıyla.
