Uçan Top
FST 6 Mayıs 2008
Türk Dil Kurumu yabancı dilden geçen kelimeler için karşılık uydurmuş, eskiden beri tutmuş birçok kelime için gülünç şeyler öneriyorlar. Haberde şöyle deniyor:
TDK Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, bir konferans için geldiği Adana’da, medya çalışanları için bastırılan 50 bin kitapçılığın dağıtımını Anadolu Ajansı Adana Bölge Müdürlüğünde başlattı.
Eklemeli bir dil olan Türkçenin diğer dillerin yaşadığı sorunlardan fazlasını yaşadığını belirten Akalın, “Yabancı kökenli sözcüklerin özgün biçimleriyle yazılıp özgün biçimleriyle okunmaları ve Türkçe eklerin de İngilizcedeki özgün söylenişe göre getirilmesi pek çok soruna yol açıyor” dedi.
Akalın, çok fazla yabancı kelime kullanımının zaman içinde o sözlerin Türkçe karşılığının bile unutulmasına yol açtığına dikkati çekerek, “Örneğin, son yıllarda çok sık kullanılan trend sözünün Türkçede eğilim, yönelim, yönelme, doğrultu, gelişme yönü, tarz gibi tam 56 karşılığı var” diye konuştu.
KILAVUZDAN ÖRNEKLER
Bu arada kılavuzda, basketbola “sepet topu”, voleybola “uçan top”, avansa “öndelik”, banknota “kağıt para”, asparagasa “uydurma”, aspiratöre “emmeç”, fabrikaya “üretimevi”, zappinge “geçgeç”, etiğe “töre bilimi” denilmesi öngörülüyor.Kılavuza göre, iletişim araçlarında sıkça kullanılan ve Türkçe karşılığı bulunan diğer yabancı sözcüklerden bazıları şöyle: Afiş “ası”, ajanda “andaç”, aktivite “etkinlik”, aktüel “güncel”, amblem “belirtke”, ambulans “cankurtaran”, amortisman “yıpranma payı”, anarşi “kargaşa”, arşiv “belgelik”, atölye “işlik”, türbülans “burgaç”, badminton “tüytop”, bypas “köprüleme”, otizm “içeyöneliklik, ipotek “tutu”, fuel oil “yağ yakıt”, garanti “güvence”, depozito “güvence akçesi”, fitness “sağlıklı yaşam”, finanse “akçalanmış”, first lady “başbayan”, CD “yoğun disk”, terörist “yıldırıcı”, idealist “ülkücü”.
Bunlar adam olmaz, devlet memuruna kelime uydurma görevi ver anca bunu becerir. Laflara bak, akçalanmış nedir yahu? Osmanlı dönemi mi bu akça filan? Başbayan, yıldırıcı da tam olmuş. Kırk yıllık fabrikanın kabahati nedir arkadaş, bu adamlarda hiç mi fikir yok. Tutu da ipotek imiş, Afrika kabilesi adına benzemiş. Bir iki deneme yapalım:
İdealist gençler uçak türbülansa girdiğinde terörist saldırısına uğradı.
Ülkücü gençler uçak burgaça girdiğinde yıldırıcı saldırısına uğradı.
Fabrikanın amblemi için afiş hazırlamak üzere ajandama aldığım nota bakarken, geçenlerde depozitosunu ödemediğim ve borçla finanse ettiğim aspiratör aklıma geldi.
Üretimevi belirtkesi için ası hazırlamak üzere andaçıma aldığım nota bakarken geçenlerde güvence akçesi ödemediğim ve borçla akçaladığım emmeç aklıma geldi.
Uzun lafın kısası, lütfen bizi rahat bırakın, kelime filan da uydurmayın, yoksa eskilerden Ercüment Menemen’in dediği hepinizin anasını betimleyeceğim. Uçan top neymiş, yakan top gibi.
Bir de şiir aktaralım eski yazılardan, tam olsun:
Yoğurtlu Turşu
Toplum ağacında ham betiklerin
Buruk lezzetinden tatmayan bilmez
Düşsel anıların, kör yitiklerin
Küflü gölgesinde yatmayan bilmezŞişerken mutluluk salatasından;
Usumuz döküldü ayran tasından
Tutuk sevilerin üç ortasından
Havucu çorbaya katmayan bilmezUlusal sevinge söylevleri hiç
Yaşamlar hörgüçlü, koşullar tüm piç
Yığınla sözcükten çıkmaz bir kerpiç
Yılanı koynunda tutmayan bilmezÇabalar armutça düşerken daldan
Yapıtlar dumanca tüttü kavaldan
İki kez, dört sanı, altı çuvaldan
Bir giz var kargaca ötmeyen bilmezÖzgürlük evrende koşturur atı
Bir ettik yoğunu, yalını, saltı;
Yeni tilciklerin yediği haltı
Yır denen kazıktan yutmayan bilmezA. Karakoç
- Bürokrasi
- Yorum(47)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Ben eski TDK’yi hic sevmezdim, cunku MEB personeli araciligiyla kelime dayatirlardi okullarda bize. Sonra darbe oldu o isler bitti, rahat ettok. Simdiki halinden boyle kelime uretiyorlar diye sIkIlmiyorum, iyi uretemiyorlar ve manasiz yere yerlesmis kelimelere bulasiyorlar diye sIkIliyorum. Statuleri de tam devlet kurulusu gibi degil, benim anladigim kadariyla, genel butceden transfer almiyorlar.
Evvelce urettikleri kelimelerden oldukca fazla sayida tutan ve kullanilan var. Bir kismini ben de anlamiyorum. ‘Ongormek’ nedir, bir ongorulen tahmin mi edilmis olur, farz mi edilmis olur, sart mi kosulmus olur cikartamadigim cok oluyor. ‘Ummak’ da oyle, bazen tahmin mi, temenni mi karistiyurum cunku ‘umulmuyor’ da diyen var. Mumkun/muhtemel yerine olanakli/olasi kullaniliyor (rahmetli Ecevit becerdi bunu) ama yine neyi diyen neyi kastetti cikartamadigim oluyor cunku ‘olasi’ diyenin baska durumda ‘olanakli’ diyeceginden emin olamiyorum ikisine de ‘olasi’ diyecekmis gibi geliyor bana (boyle insanlara denk geldim belki ondandir).
Diger taraftan TV ilk ciktigi zaman TRT Turkcesi olarak dayatilan ve o zaman (en azindan bizim evde ‘hahaha bakin ne dedi, av kopegi miyiz biz?’ diye alay edilen) ‘izlemek’ tutmus. Ben kullanmiyorum ama ablam bazen kullaniyor. Benimle konusurken seyrettigi TV’yi yegenlerimle konusurken izliyor.
TDK baskani bir bakimden hakli, Ingilizce bilenlerin Ingilizce konusur/okurken kullandiklari kelimeleri Turkce’ye katmalari biraz karmasa yaratiyor. Bunlara eklerin nasil yapilacagi, veya nasil yazilacaklari ortada degil. Bir kisminin kullanilmasi da zaten acayip. Mesela bir Turk nicin ‘zapping’ desin? Nereden ogreniyor bu insanlar bunu? TV’den mi? ‘Zap yapiyorum’ mu denecek, ‘zapping yapiyorum’ mu; ‘zapladim’ mi; ‘zappingledim’ mi? Nicin ‘first lady’ denir Turkce’de? Yoktu boyle bir laf eskiden. (Bu arada Amerikali’nin ‘beyaz ev’ dedigine biz nicin ‘beyaz saray’ deriz?)
Bülent Bey,
Zapping için bir şey diyemem, zaplamak filan deniyor, epey yerleşmiş artık değişmesi zor da first Lady vatandaşın kullandığı birşey değil. Bunun tutmayacağı kesin lakin ille de cumhurbaşkanı hanımına bir isim uydurulacaksa (ki yine bence gereksiz) başbayan olabilecek en kötü seçimdir. Eşi Başbay olsa belki anlarız da, öyle birşey de yok. Cumhurbaşkanının eşi, hanımı denebilir.
Bir de kamutay tutmamış, yargıtay, danıştay tutmuş bunlar da var. Kompüter (hatta Aybiyem) denilirken bilgisayarın tutması da ilginç. Elbette bunların farklı dinamikleri var.
bi rektör başbakan’a başbayi demişti , belki de onu kastetmiştir
hanımağa yada hanım sultan diyelim ,
ee ardından da “mağrur olma……….” şeklinde alkış faslı
Hah ha.. Evet ama burada cumhurbaşkanı söz konusu (galiba?).
putin-medevedev , erdoğan-gül , dönüşümlü hallederiz
ha birde ben anlamıyorum , hangisi first hangisi second , bayan Gül mü , bayan Erdoğan mı ?
Cumhurbaşkanın hanımına Cumhurana desek nasıl olur ( anayasa mahmekesi başkanın hanımı kıskanmazsa tabi )
karışık bu işler , mevzuat bunun altından kalkamaz gibi geliyor bana
Cumhurbayan da olabilir.
Bir de Evin Ana vardı.
‘Basbayan’ cok komik. Miyminti bir basbakan icin kullanilmasi daha dogru olur. Bir kenarda dursun bence. Bakin bu “baymak” fiili de yeni galiba (ben yeni ogrendim en azindan), bu TDK uretimi midir halk uretimi mi?
Baymak diye bir de kombi markası var.
TDK Sözlükte verdiği anlam aslında biraz eksik:
Baymak daha ziyade boşa kafa ütülemek, sıkmak anlamlarında kullanılıyor.
galaksi gökada diyorlar hem tuttu, hem de daha güzel.
sherşeyi ak kara düz görmeyelim.
iki komik örnek olsa, bir tane uygun örnek olsa ne olur yani ?
sepete bazı kelimler takılacaktır.
yaratıcılık bu ?
ona bakarsanız inglizce de ne uyduruk anlamlar var.
TDK’dan gelen bir komik öneri de benden;
idealist = ülkücü
hey yarabbim, faşistleri övmek için de bu kadar idealist davranılmaz ki:D
Knz,
iki komik örnek olsa, bir tane uygun örnek olsa ne olur yani ?
Burada biz (en azından ben) komik yanı üzerinde duruyoruz, en azından daha eğlenceli oluyor.
Bu arada Gökada tutmuş olabilir ama ben Galaksiyi tercih ediyorum. Andromeda galaksidir, galaksi kalacak.
Yahu Alper şu faşist lafını azaltalım biraz, bizim ülkücülerin faşistlikle ne ilgisi var, saf Anadolu çocuğu bunlar.
Faşist için birşey önerilmemiş mi? Mesela totaliter hiyerarşik ülkücü olur mu ki?
Fethi Bey, faşiste faşist diyemeyecek miyiz?
Ülkücüler faşodur, özellikle yetişkin olanları. Genç olanları da saftır gerçekten.
Mister No,
İsteyen istediğini desin canım, ben ilgilenmem. Tavsiyedir sadece.
Tovbeler olsun bugunleri de mi gorecektim


“Fasist” kelimesinin benim disimda bu denli tekrarlanmasi ve idealist genclere karsi kullanilmasi nasil uzdu beni anlatamam
Ne demisler “Hesap doner sap doner, gun olur tavuk doner”
Fatih Bey,
Mevzubahis anti faşizm ise gerisi teferruattır. İttifak yapabiliriz
Karakoc’un bu siiri hangi tarihte yazdigini bilen var mi?
80 oncesi olmasin?
Faşiste faşist diyemezsek hayatın tadı kalır mı Fethi Beyciğim?
Bu arada ha eski TDK ha yenisi. Aynı kapıya çıkar. İkisi de Türkçe düşmanı, ikisi de Türkçe özürlü. İkisi de bizim paralarımızı çarçur etme makinesi.
Allah aşkına doğru söyleyin: Siz hiç aradığınız şeyi şıp diye bulduğunuz, derdinize derman olabilen bir Türkçe sözlüğe, bir Türkçe imla kılavuzuna filan rastladınız mı? Rastlayamazsınız, çünkü yok. YOK. Bu kafalarla olamaz da. Çünkü bunlarda dil bilinci yok. YOK.
Dil sevgisi de yok bu kafalarda. YOK.
ALLAH BELALARINI VERSİN.
“hayatın tadı kalır mı” değil, “hayatın tadı mı kalır” olacaktı. Türkçenin en rafine özelliklerinden birini çiğneyip geçmişim. Yazıklar olsun bana!
RC bey,
Herhalde.
Metin bey, 301. maddede nasıl olsa ceza 2 yılın altına indi diye meydanı boş bulmayın lütfen.
Efenim o cümlenin öznesi gizli özne. Yani Allah kimin belasını verecek belli değil. Sözüm eski ve yeni TDK’cılara değil valla. Hem Allah’ın işine karışılmaz. Kime isterse ona belasını verir. Öyle değil midir? Ben fani bir kulum, bilemem bela kontenjanından kimlerin faydalanacağını filan.
Peki, cümleyi silin o zaman lütfen. Ama bu yorum kalsın bence.
Hay Allah, sabah sabah feleğimi şaşırttınız. İlkokul öğrencisinin yapmayacağı hatayı yaptırttınız bana. O cümlenin öznesi gizli filan değil. Allah. Nesne belirtik değil sadece.
Kendime sıfır (0) verdim. Ayrıca, amuda kalkıp 15 dakika dinelme cezası.
Kah kah, cümle silinir mi Metin bey, asıl söylenmesi gereken budur. Şakaydı benim dediğim.
Bilgisayar tuttu, evet, yalniz o iste bir problem var. “Computer”dan “computation”a baglanti yapip, teori konusurken bilgisayar tarafindan yapilan ise “computation” denebiliyor Ingilizce[1] (aslinda turetme sirasi o degil ama neyse). Ayni isi bilgisayardan ‘bilgisaymak’a gecerek yapamiyoruz, bu sefer ‘hesap’ demek gerekiyor o da karsinizdakinin aklina dort islem filani getiriyor. Bizde oyle, cunku calculation/computation arasindaki anlam farki makasi calculator/computer gibi cihaz isimleri ile acilip insanlarin aklinda sarih hale gelmemis. Bu islerde problem bu aletlerin burada icat edilmemesi, bu islerin gelisiminin Turkce konusulmayan ortamlarda yurutuluyor olmasi. Oyle olunca kelime uretimi — ise hakim ve icatlari yapan insanlar tarafindan — Ingilizce yapiliyor ve o dilde uretilen kavramlarin (gerektiginde) kendi ic mantik dokulari kelimeler arasindaki baglantilarla da muhafaza edilmis oluyor. Biz boluk porcuk tercume ettigimiz icin oldugu kadariyla bile o dokuyu bozuyoruz. Yahut, daha dogrusu, benzer bir dokuyu Turkce kuramiyoruz. Bunda tercumeye soyunanlarin Ingilizce’de o kelimeleri ureten veya onlara yeni anlam yukleyenler kadar o konuya hakim olmamalarinin da rolu var. (O uretim/icat sureci icinde yer alanlar elbette surecten rol almadan, sadece gundelik isine yariyor diye surecin bir kisminin urunleriyle tanisandan cok daha genis acidan bakacak ise.)
Bildigim bir caresi yok bunun kisa vadede. ‘Herseyi Turkce yapalim’ care degil cunku o zaman da bizim ogrenciler dunyadan kopuyorlar ve digerlerinin cabalarindan istifade edemiyorlar. Bunlari burada ogretenler disarida ve (bazen Turkler tarafindan da) Ingilizce konusularak uretilen bilgi ve kavramlari naklediyorlar sadece. Sirf bizim problemimiz de degil bu, dogrulugunu tartamiyorum tabii ama tanidigim (yari-akademik diyelim) bilgisayarci Almanlar da ‘tercume kitap bir halta benzemiyor, anlamiyorum cunku corba etmisler, Ingilizcesini okumak daha iyi’ diyorlar bazen.
[1] “Computer” lafi simdiki manasini almadan, karinca gibi calisip sakir sakir hesap yapanlara denirmis. Ozellikle topcularin boyle hesaplara ihtiyaci oluyormus. Aradim bulamadim simdi ama kocaman bir yazihanede oturmus hesap yapan kizlarin resimleri vardi bir yerde. O kizlar ‘computer’mis, yani ne is yapiyorsun denince ‘computer’im derlermis. Dev bir muhasebe burosu dibi dusunun ama hesap fizikle ilgili, parayla ilgili degil. Neyse, sadece aklimda kalan bu, guvenmeyin tabii.
Baska birsey sorayim, ‘donatik’ diye bir kelime var mi? ‘Mucehhez’in karsiligi. TDK karsilik olarak donanmis diyor, ama ben donatik demek istiyorum nedense. Iki demek istedigim de, yani ‘mucehhez’ de ‘donatik’ da anlasilmiyor. Biri icin ‘bu ne?’ oteki icin ’sen uydurdun bunu’ deniyor. Hic memnun degilim.
Bülent Bey,
Ekonometri kitaplarından birisini Türkçeye çevirmişler, okudum bazı şeyleri anlayamadım. İngilizce orjinalinden çalışmaya devam ettim. Kitabın İngilizcesi(orjinali) çok kolay. Regresyon, stokastik süreçler, multikollineerlik, korelasyon bunlar böyle kalsın. herşeyi Türkçeleştirmişler.
Bülent bey,
Mücehhez çok eski yahut az kullanılan birşey değil, aslında anlaşılması lazım. Techizat da öyle zannedersem. Buna ekipman da deniyor, belki oradan birşey çıkabilir.
Donatık pek tutacak birşey gibi görünmüyor. Uçan topa göre avantajlı olduğunu kabul etsek bile.
Hipotez testine önsav sınaması deniyor ki lüzumsuz birşey. Tesadüfi kelimesine de ısrarla rassal denmesini gerekli görmüyorum. Mulitkollinearite denen şeyi cümle haline getirmeden Türkçeleştirmek zor.
İşi milliyetçiliğe dökmeden yahut TDK gibi uçan topa çevirmeden halledebilmek kolay mesele değil.
Fethi Bey,
“Önsav” işine ben de uyuz oluyorum. Tesadüfiye rassal denmesine de. Osmanlı milliyetçisi de değilim. Tesadüfi deyince anlıyoruz, budur. Hipotezin Arapça orjinli hali var mı? (orjin dedim)
yerine getirilen
da olmuş. Akli selim, reisi cumhur gibi kelilemerde yapısal bozukluklar var. Türkçede tamlamalar Cumhur reisi, selim akıl şeklinde olmalı. sinema anadolu, salon anadolu gibi ters kullanımlar da var. Türkçenin yapısına kurallarına uymak şatıyla yabancı kelimeler welcome.
İktisatta geçen bazı önemli terimlerin Türkçe karşılıklarını bilmiyorum, yani önerilen karşılıkları tutmadım. incentive ve trade off gibi kelimeleri olduğu gibi kullanıyorum. Arkadaşlar ukalalık yapıyorum sanıyor. incentive ve trade off’a ne diyeceğiz?
İnsentif ve treydof denebilir.
Yoksa işin içinbden çıkılmaz. Insentif için Müşevvik siz gençlere göre eski kaçar, treydof için değiş tokuş tam uymaz, ödünleşim de Ahmet Necdet Sezer’i hatırlatır.
Azerilerden kelime alabiliriz.
People respond incentives.
“İnsanlar stimullara cavap verirler”
Stimul ha.
Fethi Bey,
Süper olmuş. Uygurca mı bu?
Azeri ve diğer Türklerden alınabilir bazı kelimeler ama stimul uymamış.
Azeriler Mandrake Linux’u Türkçeleştirirken donatılar dediğimiz şeye avandanlık demişler diye hatırlıyorum. Avadanlık fena değil mesela.
Bir de sigara içmek yerine “sigaret çekmek” demeleri hoşuma gitmişti. Daha mantıklı.
Şimdilik TDK’nın hayalindeki dil diyelim.
Yalnız burada
ve
olmamış.
Eski Türklerde akıl, not, defter, kalem,kitap,kütüphane olmadığı için bunların karşılıkları da yok.
Bu arada Ulus sözcüğü Moğolcadan alınmış. “Türk ” sözcüğü Türkçe mi ki?
Fethi bey, insentif icin musevvik demeye gerek yok, tesvik hem fiil hem isim olarak kullanilabiliyor bugunku Turkce’de. ‘Stimul’ olmamis bence, ama olmamis dememin sebebi aklimin ’stimulus’a gitmesi. Ben durtuklemek diyorum yerine gore ’stimulus’ yerine. Kendim uydurmus olabilirim. Farkinda degilim cunku tabii geliyor bana. ‘Hayvan durtulur insan durtlulmez’ filan diyenler var, ama anlamayana rastlamadim. (Ne bileyim iktisat baglaminda devletlerin arada sirada piyasaya surdukleri ’stimulus package’ denen seyler, ‘durtukleme paketi’ seklinde cevrilebilir bence. Tabii oyle dusunmemin burada ve disarida ‘buyuklerimiz’ hakkindaki fikirlerimle alakasi olabilir.)
Bülent Bey,
‘Teşvik edici’ anlamında müşevvik demiştim. Teşvik de teşvik edici olarak düşünülebilir tabii.
“Dürtü” zaten deniyor ama dürtüklemek filan Türkçede bu amaçlarla kullanımı imkansız kelimeler. Kendi aramızda belki kullanabiliriz.
Fethi bey,
“Dürtü” zaten deniyor ama dürtüklemek filan Türkçede bu amaçlarla kullanımı imkansız kelimeler. Kendi aramızda belki kullanabiliriz.
Oyle olmali ki bazen garip garip bakiyor insanlar bana boyle laflar edince. Ama meramimi anlamis oluyorlar, mesele o.
Yine de siz fazla kullanmamaya bakın. Misal Taksim’deki dönerci civarlarında bugün sizi ne dürtükledi filan derseniz nahoş durumlar ortaya çıkabilir.