Archive for Mayıs 7th, 2008

Depo

FST Mayıs 7th, 2008

depo1.jpgTRT ile ilgili bir kanun mu çıkacakmış, tam anladığımdan değil de, güya TRT çalışanlarının bir kısmı Kültür Bakanlığına geçecekmiş bir sürü laf ediliyor. “TRT emekçisi hakkını arar” türü zırvalamalar yanında bugün Kültür Bakanlığından bir yetkilinin açıklamasına rastladım:

Güzel Sanatlar Genel Müdürü Mustafa Atalar, .[…] Meclis Genel Kurulu’nda bu hafta görüşülecek TRT Kanunu’nda değişiklik yapan ve 425 sanatçının Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredilmesini öngören tartışmalı yasa tasarısına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Güzel Sanatların eğitimden, kaynak ve mekana kadar pek çok sorunu olduğunu belirten Atalar, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı bin 400 sanatçının olduğunu, Devlet Opera ve Balesi ve Devlet Tiyatrosu sanatçılarıyla birlikte bu rakamın 5 bine çıktığını kaydetti. Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nün en az bütçesi olan genel müdürlüklerden biri olduğuna da dikkat çeken Atalar, “Bu nedenle biz de en büyük sorun kaynak, gelecek sanatçılara hatta güzel sanatların geneline kaynak yaratmak gerek. Bizim kendi bir yapımız var, o yapı tamamen bozulacak. Bizim sanatçıya ihtiyacımız yok. 425 sanatçıyı nereye koyacağım? Gelecek sanatçıları çalıştırmak bir yana depolayacağım bir yer bile yok. Genel Müdürlüğümüzün çoğu koro ve topluluklarının kendi konser salonları, prova salonları, idari mekanları bile yok” diye konuştu.

Haberin devamında bir sürü mevzuat lafı var, anlamsız, lüzumsuz memurluk halleri. Öncelikle basit bir hesap yaptım, TRT’den gelecek 425 sanatkar, 1400 de güzel sanatlarda, etti 1825 sanatçı. Opera ve Balecilerle 5000 oluyorsa, 3125 balerin, operet vs. var demektir. İlginç, demek Devletin Sanatçılarının bir kısmı TRT, bir kısmı kültür bakanlığında çalıp söylüyormuş. konuya dönersek, yer konusu niye dert ediliyor onu anlamadım. Bir defa bu “sanatçıların” çoğu zaten bankamatikçi değil mi? TRT sanatçısının sabah 8 akşam 5 gelip masada oturacak hali yok ya. Ayda çift maaş, ikramiye, ıvır zıvırla 3-4.000 papel götürüyorlardır, bunların ‘depoları’ evleri, Ankara’nın kafeleri filan olmalı. Tiyatrocular zaten düşeş, dizilerde filan oynuyorlar.

Sonra şu haberdeki garipliğe bakın. Genel Müdür kanun yapanları eleştirmeye cüret ediyor. Kafaya takmamak lazım böyle şeyleri, sana götür de evinde barındır mı diyorlar? Memursun otur işine bak, sana ne TRT onu yapmış, Kültür bunu yapmış. Üzerine vazife olmayan işe karışma. Amirin olan devlet sana “425 sanatçı gönderiyorum” dedi mi alacaksın, öyle medyaya beyanat vermek filan haddine değil. Hayret bir vaka.

Bu arada TRT genel müdürü triple maaşlıymış, laf arasında onu da hatırlatayım, Allah bereket versin. Herhalde aylık 20.000 kağıt götürüyordur.

Aferin Serdar Bey

FST Mayıs 7th, 2008

Şurada senelerdir sağda solda oluşum hareketlerinin gülünçlüğünden bahsederim. Arada da Milliyetteki Fikret Bila diye bir yazarın uyduruk lafları önemli birşeymiş gibi ciddi pozda aktarmasına kızarım. Akşam yazarı Serdar Turgut geç de olsa Fikret Bila ve Türkiye’de oluşum, yeni lider gibi matrak işlerin içyüzünü anlamış ve konuyla ilgili bir yazı yazmış. Abdüllatif Şener konusunu ben daha yeni ele almıştım. Serdar beyin yazısı şöyle:

Tuna Kiremitçi’nin yeni aşkları ve Hıncal Uluç’un Sabah’tan neden ayrılmayacağını anlattığı yazıları gibi Türkiye’nin ebedi meselelerinden bir tanesi olan Abdüllatif Şener’in ne yapacağı sorusu, ‘prototip Ankara temsilcisi leşkeri’ olan Fikret Bila’nın yazısıyla tekrar gündeme geldi.

Son dönemde Fikret Bila’nın yazılarının Milliyet gazetesindeki en eğlendirici yazı haline gelmesi, Milliyet açısından son derece vahim bir durumdur. Üstelik Bila’nın böyle bir amacı da olduğunu zannetmiyorum ama o, gazetede istemeden de olsa bu görevi de üstleniyor.

Dün yazısında Bila ‘güvenilir bir araştırma şirketi’ diyerek tanımladığı, bence saf bir oksimoron olan bir şeyin yaptığı araştırmaya dayanarak şu bilgiyi veriyor:

“Mevcut liderler dışında ‘yeni bir siyasi hareketin lideri kim olmalıdır?’ sorusuna verilen yanıtların başında Abdüllatif Şener gelmiş”.

Ondan sonra gelen isimlere bakınca Türk insanının nihayet bir espritüel bakış açısı geliştirmeye muvaffak olduğunu, yıllardır siyasi tavrında eksik olan ‘Sense of humour’u nihayet kullanmaya başladığını gördüm ve çok sevindim.

Çünkü Şener dışında verilen isimler şunlardı: Rifat Hisarcıklıoğlu, Sinan Aygün, Mustafa Sarıgül.

Bu sıralama gösteriyor ki; Türk insanı en az Guatemala halkı kadar bir mizah duygusuna sahip olmuş.

İdareden ve devletten çektikleri açısından Guatemala halkıyla benzerlikler taşıyan Türk halkı da, baskı ve düzensizliğe karşı espri yaparak mücadele edebileceğini gördü sonunda.

Guatemala halkı da bir zamanlar, Taco ve Enchilada adlı komedi ikilisine seçimde yüzde 70 oranda oy vererek başkan ve başkan yardımcısı seçip, sisteme karşı sessizce ayaklanmıştı.

Türk insanının da-tepki içinde verdiği isimlerden bu net olarak anlaşılıyor ama-kafası hâlâ daha çok karışık. Çünkü bu dörtlü bir arada olsa olsa meşhur ‘Marx Brothers’ dörtlüsü gibi bir arada sadece komedi yapmayı becerebilirler.

Bizimkilerin bunu bile başarabilecekleri şüpheli ama halkın aklına lider olarak başka isim gelmiyor. Ne kadar acıklı bir durum değil mi?..

Meseleye bu açıdan bakıldığında Milliyet gerçekten de Türkiye’nin bir gazetesi. Hatta Resmi Gazete bile diyebilirsiniz.

Üstelik bazı günler Resmi Gazete’deki kanun maddelerinin başlığı Milliyet gazetesinin manşetinden daha ilgi çekici olabiliyor.”

Liderlere bakın, hey Allahım ne günlere kaldık. Bir de AKP’nin Tayyip Erdoğan sonrası halefleri var ki en az Serdar Turgut’un dörtlüsü kadar eğlenceli. Fikret Bila gerçeğini de ben ne yazsam ipleyen yoktu, belki Serdar Turgut yazınca itibar ederler. Bunlara niye para verip yazı yazdırırlar hayret. Ortaokul 2. sınıf öğrencileri Fikret Bila, Bekir Coşkun gibilerin yazılarını hem daha güzel hem de parasız yazar. Ha, bana para versinler, Hürriyet, Milliyetteki tüm köşe yazarlarnın yazısını günlük hallederim. Tümüne verdikleri paranın yüzde onu da yeter.

Konuyla ilgili yazılar:

Fitret Bila Özal-Erdoğan, Özlenen Üslup, Şaka Gibi Lan 

Abdüllatif Şener ve Oluşumlar:  Tek Adam, Yeni Bir Ümit, Seçime Doğru II, Sağda Yeni Oluşum, Turkuaz Hareketi, Troyka, Kazanımlar Hareketi

Kapat
E-posta ile paylaş