Gez Dünyayı
FST 12 Mayıs 2008
Son günlerde Konya üzerine yazılar dikkatimi çekiyor. Elbette bunlar Mevlana, etliekmek, fırın kebabı üzerine olsa burada dikkate alacak değilim ama konu “Konya’da lokantaya gittim, rakı içirtmediler” olunca ilgimi çekti. Neden ilgini çekti ki, derseniz, efendim bendeniz ortaokul ve lise yıllarımı Konya’da geçirdim. Az çok bu güzide şehrimizi yakından tanırım. Hatta yakın zamanda kelepir olduğunu zannettiğim bir otomobili almak üzere ziyaret ettiğimde de bu şehrimizle ilgili gözlemlerim oldu. Ondan da belki bahsederim ama şu içki meselesine biraz daha detaylı bakalım, bu önemli zira. Benim için önemli değil tabii de, bazıları bunun öyle olduğunu zannediyor.
Son yılların liberal kanat yazarlarından Eser Karakaş yine bir grup liberal ahbabıyla Konya’ya konferansa gelmiş, iki çift lafın ardından adet olduğu üzere ekip Konya’nın ünlü bir lokantasına buyur edilmişler. Orada yenip içilmiş, herşey yolunda giderken siyah naylon torbalarda getirilen içkiler bir anda Eser beyin tepesini attırmış. Bu çağda bu nasıl kafa vezninde şikayetlenen Eser Karakaş şöyle diyor:
Akşam yanımızda isveçlilerle beraber gittiğimiz çok şık lokantada da normal olarak içki servisi yapılmıyor ama anlaşılan lokanta sahipleri tembihli ve bizi ayrı bir camekan salona alıyorlar, bu salona mutfaktan şarap şişeleri siyah torbalar içinde, sanki eroin ya da silah taşınıyormuş gibi getiriliyor ve servis şişeler bezle kaplanarak yapılıyor; ben bir kadeh rakı talep ediyorum ama boşuna, anlaşılan rakının kadehte görünümü lokanta sahiplerinin hoşgörüsünü ve kabulünü aşıyor.
Konuştuğum garson, Konya’nın merkezinde yanınızda kadınlarla gidilebilecek, beş yıldızlı oteller dışında içkili lokanta olmadığını söylüyor; içki şişelerinin mutfaktan bizim özel salona siyah naylon torbalar içinde taşınması beni çok huzursuz ediyor, kalkıp gitmek istiyorum ama İsveçli konuklara ayıp olmasın diye yapamıyorum.
Eser Karakaş bunları yazdıktan sonra kendisine bir destek de Radikal yazarı İsmet Berkan’dan gelmiş. İsmet bey 25 sene evveline atıfla şunları söylüyor:
[…]Hayır tabii ki değil ama bundan 25 yıl önce spor muhabiri olarak gittiğim Konya’yı, Erzurum’u, Kayseri’yi çok iyi hatırlıyorum. Yoldan geçerken alelacele karnınızı doyurmak için girdiğiniz herhangi bir lokantada yemeğin yanında bir şişe de bira içerdiniz. Şimdi ‘Bira var mı?’ diye soramıyorsunuz bile.
Yahu bilmesek inanacağız, İsmet Berkan ben o yıllarda ortaokul talebesiydim nerede Konya’da önüne gelen lokantada bira içiliyormuş? Alaattin tepesinin karşısında otobüs duraklarının yanında Teksas Pavyon diye bir yer vardı, bir de Meram yolunda bir iki içkili restoran hatırlıyorum gerisi boş laf. 25 sene evvel Konya dediğin yer orta halli bir kasaba irisiydi, Ramazanda açık lokanta bulamazdın, geçtik önüne ilk çıkan lokantada bira içmeyi. Tekel bayisi filan vardı ama içkili lokanta çok azdı. Şimdilerde ise durum değişmiş, Akyokuş’ta, Ankara yolunda bir alay “yanınızda kadınla” gidebileceğiniz içkili lokanta var. Konya çağdaşlaşıyor, siz saçmalıyorsunuz. Konya tabiriyle söylersek “bilin de mi gonuşun, bilmen de mi gonuşun?”. Bu arada lokantadaki bir diğer konuk Şahin Alpay da konuya müdahil olmuş ve şöyle şeyler söylemiş:
Yeni açılmış, alkollü içki ruhsatı henüz gelmemiş olan bir restoranda, rakı değil de şarap servisi yapılması olayının bu denli büyük bir ilgi göreceği doğrusu aklıma gelmemişti. Doğrusu ben 17 yıl sonra 36 saatliğine ziyaret ettiğim Konya kentini, son derece bakımlı, gecekondusu olmayan, yepyeni yolları ve binalarıyla, nüfusun neredeyse % 10′unu oluşturan 80 bin üniversite öğrencisiyle, başörtülü ve örtüsüz kadınların kent hayatında gayet görünür bir yere sahip olmasıyla, geçen yıl 100 ülkeye, 1,2 milyar dolarlık ihracat yapan sanayileriyle, istenen malın bulunduğu süpermarketleriyle modern ve etkileyici bulmuştum. Alkollü içki tüketimi bana göre, modernliğin ya da laikliğin bir ölçüsü değildir. Ama elbette ki, demokratik bir ülkede alkollü içki tüketmek isteyenlerin bu imkânı bulabilmeleri, bu konuda yasak olmaması gerekir. Herkes farklı tercihlere saygılı olmalıdır.
[…] Alkol tüketimi modernliğin bir ölçüsü olmadığı gibi, modernleşme de herhalde alkollü içki tüketiminin özendirilmesini gerektirmez. Aksine, beden ve zihin sağlığına zarar verdiği için alkollü içkilerin özendirilmemesi modernliğin bir icabı olarak görülebilir. Birçok demokratik ülkede televizyonda içki reklâmına izin verilmemesi bundandır. Aşırı alkollü içki tüketiminin bir sosyal sorun olduğu İsveç’te içki satışı devlet tekelindedir; 18 yaşından küçüklere satılmaz. Modernliği ve laikliği tartışılamayacak başka bir ülke olan ABD’de 1920-33 yılları arasında alkollü içki üretimi ve satışı (sağlığa zarar verdiği, çalışanların verimliliğini engellediği, sosyal sorun doğurduğu gerekçeleriyle) bütün ülke çapında yasaklanmıştı. Söz konusu yasaktan kaçakçılığa ve mafyaya kapı açtığı, suç işlenmesini özendirdiği için vazgeçildi. Ama bugün dahi ABD’nin hemen bütün eyaletlerinde alkollü içki konusunda kısıtlamalar var; kimi belediyelerde tamamen yasak.
Bir “tek” rakı içme özgürlüğünün elinden alınmaya başlamasından huylanan dostuma hatırlatacağım bir husus da, 2001-2006 arasında (yani AKP iktidarı altında) Türkiye’de alkollü içki pazarının 4 milyar dolara yükseldiği, rakı tüketiminde % 10 azalma görüldü ise de, bira tüketiminde % 35, şarap tüketiminde % 75 artış kaydedildiği. (Bkz: Referans, 8 Temmuz 2006)
Şahin Alpay konuya daha farklı yaklaşmış. Öncelikle buradan ilginç bir ayrıntıya ulaşıyoruz, işin içinde lokantanın henüz ruhsat almamış yeni bir yer olduğu detayı var. Türkiye’deAKP iktidarı döneminde alkollü içki satışının ciddi ölçüde artması da Şahin Alpay’ın dikkatimize sunduğu bir gerçek. Ancak Şahin Alpay bir noktada kesin olarak yanılıyor. Türkiye’de alkollü içki içmek onun zannettiğinin tersine hem modernliğin hem de laikliğin bir göstergesidir. Hatta açık giyinme ile birlikte tek göstergesidir dahi diyebiliriz. Türkiye’de tarikatçı, müslüman, dindar gibi olumsuz etiketlerden kurtulmak istiyorsanız yapmanız gereken tek şey içki içmektir. Devlet protokolleri, davetler filan birer imtihan meydanıdır. Bakalım içki mi içeceksiniz yoksa bardağa su, kola (şimdilerde şaraba benzeyen elma suyu) doldurup numara mı yapacaksınız. Tanıdığım gizli din taşıyan bir iki subay askerlikten binbaşılığa kadar atılmamayı buzdolaplarında sürekli bulundurdukları açık içki şişelerine borçluydular. Hasılı Türkiye’de modernlik, çağdaşlık demek kadınların açık giyinmesi ve içki içebilmesi demektir. Bunun dışında bir modernlik alameti söylerseniz ben de öğrenmiş olurum.
Konya’ya gelirsek, içki filan boş laf, isteyen içki de bulur ama ben size duble etliekmek, ayran tavsiye ederim. Tabii ehil olanlar Aziziye camisinin arkasındaki Tiritçi Mithat ile günde 3-4 saat açık olan fırın kebapçı Hacı Şükrü‘yü de ziyaret edebilirler. Hacı Bey lokantası da iyidir, tirit yanında uykuluk kebabını da öneririm. Üstelik buralara yanınızda kadınla da gidebilirsiniz, ben görmüştüm etrafta çiftler de oturuyordu. Tiritçide belki yoktur, yalan olmasın.
Diğer taraftan meşhur laflarla konuşursak “ama çağdaş ve laik kesimin korkularına da kulak vermek, bunları önemsemek” gerekmez mi? Bittabii, çağdaş kesim şu korkusunun adını adam gibi koyup “kardeşim lafı çevirmeyeceğiz, içki ve kadınlarda açık kıyafet bizim bam telimiz, bu ikisine dokunmayın da ne halt ederseniz edin” dese durum hem gericiler hem de modernler açısından kolaylaşacak. Tarık Akan filan boşa saçmalamak zorunda kalmayacak. Peki şu anda korkan çağdaş kesime ne önerebilirim?
Öncelikle yolunuz Konya’ya düşerse yanınızda bolca siyah poşet bulundurun. Bir etliekmek yahut fırın kebapçıya gittiğinizde çaktırmadan siyah poşete koyduğunuz rakıyı gizli gizli bir pipet yardımıyla içersiniz. Anlaşıldığı kadarıyla bira, rakı olmadan bu kesim adam gibi yemek yiyemiyor. İkincisi de Konya kamuoyunu etkilemek üzere bu işlerde tecrübeli bir ekibe görev düştüğü kanaatindeyim. Evet, anladınız, Cumhuriyet yazarı Deniz Som, Bedri Baykam ve Üsklüdar Şarapçıları. Hatırlarsanız bunlar Üsküdar Belediyesinin açık parkta, bahçede içki içilmesin, elin ayyaşı akşam vakti millete sarkıntılık ediyor filan diye yapmaya çalıştığı düzenlemeye rutin laiklik refleksiyle bir protesto yapmışlardı. Nutuk da okunmuş muydu, geçmiş zaman bilemedim.
Uzatmazsak, bir yere daha işaret edeyim. Ben yabancıların, ister turist ister konferans davetlisi bir mekanda yoksa “ille de şarap, rakı isterim” diye tutturduğuna şahit olmadım, veya benim gördüklerim hep gerici tiplerdi. Adam efendi gibi davet edildiği yere gider, mütebessim bir edayla sohbetini yapar, adı üstünde misafir umduğunu değil bulduğunu yer. Elin gavuru böyle yapar ama bizim gavur farklıdır, diyene de ben diyecek şey bulamıyorum.
Uzattım ama malum geri sayıyoruz, kusura bakılmasın.
Popularity: 49% [?]
- Toplum
- Yorum(123)
- Bu Yazıyı Paylaşın
- PDF olarak kaydedin
Ahan surada okudum bu haberi….. Aslinda amacim Turkiyede kisi basina en cok alkol tuketen illerin durumunu bulmakti…
Cunku cok iyi hatirliyorum Konya kisi basina alkol tuketiminde eskiden beri ilk 3′e girerdi… Hangi ilcesi yuzunden oluyordu bu unuttum…
Neyse ben icki lisansi olmadigi halde icki icilmesine izin veren restaurant’in kapatilmasi icin basvuruda bulunmayi dusunuyorum. Daha fazla para kazanmak icin demek musterinin istedigi her seyi yapacak bu adamlar. Eger ulkede kanun oldugu iddia ediliyor ise o restauranti bugun kapatmalari lazim.. yada neyse cezasi verilmeli….
Bir de ben bu kutu-raki olayini cok sevdim… Almanya’da kutu vodka-kola tarzi seyler var diyor gorenler… Turkiye’de bu konuya egilmeli…
Son soz Fethi Bey’e…
Ne demek dikkate alacak degilim….
Yahu etliekmek icin, etli pilav icin sayisiz defa Konya gitgel6saat yapmis adamin okudugu siteye boyle seyler yazilir mi?
Lutfen yani
Etliekmek cok onemli mevzuudur… Boyle seyler yazarak onemsizlestirmeyelim…
Su cumlesi de guzelmis Eser Karakas’in :
Uc yazar var ikisi anekdotdan islerine geleni cikartmisler ucuncusu bir de rakamlar verip birseyler demeye kalkmis. Bence ucune de guvenmeyin, ne bunda ne baska seylerde. Ilk ikisine ilismeye gerek dahi yok, rakam veren ucuncusu icin birseyler diyeyim:
Bir “tek” rakı içme özgürlüğünün elinden alınmaya başlamasından huylanan dostuma hatırlatacağım bir husus da, 2001-2006 arasında (yani AKP iktidarı altında) Türkiye’de alkollü içki pazarının 4 milyar dolara yükseldiği, rakı tüketiminde % 10 azalma görüldü ise de, bira tüketiminde % 35, şarap tüketiminde % 75 artış kaydedildiği. (Bkz: Referans, 8 Temmuz 2006)
2001 senesini (kriz) hem baz alip hem 2002 sonunda iktidara gelen partiyi 2001′de iktidara getirmek nasil is?
Kactan 4 milyar dolara yukselmis?
Pekiyi bu zaman zarfinda baska ne olmus? Goz karari baktim, icki icme yasindaki nufus %15 civari artmis, turist sayisi da %80 civari artmis[1].
Yazdiklari gazeteye gore ya ‘evet evet icki icemiyoruz’ demek isteyenler yahut ‘icki icemiyrouz diyenler yalan soyluyor’ demek isteyenler okuyor bu insanlari herhalde o yuzden bunlar onemli olmayabilir. Pozisyon secilir, arkasina yarim yamalak ne destekleyici bilgi varsa doldurulur, is tamamdir. Bu arada biz niye bu tur adamlarin yazdigini okuyoruz o da ayri mevzu tabii. Zamanimizla yapilacak degerli isler var halbuki, gozlem gibi. Bakin 36 saatte gozlemle neler tespit ediliyormus:
“Doğrusu ben 17 yıl sonra 36 saatliğine ziyaret ettiğim Konya kentini, son derece bakımlı, gecekondusu olmayan, yepyeni yolları ve binalarıyla, nüfusun neredeyse % 10′unu oluşturan 80 bin üniversite öğrencisiyle, başörtülü ve örtüsüz kadınların kent hayatında gayet görünür bir yere sahip olmasıyla, geçen yıl 100 ülkeye, 1,2 milyar dolarlık ihracat yapan sanayileriyle, istenen malın bulunduğu süpermarketleriyle modern ve etkileyici bulmuştum.”(vurgu benden)
Demek ki neymis? Bu yazar 36 saat bir yere bakinca istatistigini filan da farkedermis. Biz de boyle olmaliyiz nasil oluyorsa artik.
[1] Suralardan baktim: http://www.tursab.org.tr/content/turkish/istatistikler/gostergeler/63TSTG.asp
http://www.census.gov/ipc/www/idb/country/tuportal.html
Bulent Bey,
Turistler, artan nufus, icki yasaklari falan degil de genel olarak baktim birkac yere…. greenfacts diye bir org’da da var bazi istatistikler….
Genelde kisi basina dusen payi incelemisler…
Neyse bu istatistiklerin neresine deginilmedi… ne neyi degistirir deyince aklima sizin de “yurtdisina cikan Turkler” istatistigine deginmediginizi farkettim
Malum bizim insanimiz da yurtdisina cikinca iciyor… Bakin Engin Ardic, Ertugrul Ozkok, Serdar Turgut… ne kadar sarap ictiklerini hep anlatiyorlar… Eeee onlari bu turist istatistiklerinden nasil cikaracagiz?
Bosuna dememisler istatistik en buyuk yalan soyleme araci diye… Diledigin gibi kullan….
Fatih bey,
Istatistik faydali ama bu tur insanlarin elinde ve boyle cekismelerde degil. Kaldi ki bizde bunlarin duzgun olculdugu filan da ortada degil (kacak var). Bakin petrol tuketimimiz de dusuyor ekonomi buyudukce mesela. 2002′de 30.6 milyon tondan, 2007′de 28.5′a dusmus[1]. Simdi bu ne demek? Kacakcilik mi var demek, millet arabalari alip alip kullanmiyor mu? Nedir?
Ben o insanlarin nicin sarap yazip durduklerini da anlamis degilim. Nedir bunun manasi? Boyle sarabi bilerek icmek bir deri/ustun kultur alameti mi kabul ediliyor? Yani ‘bakin ne kulturluyuz’ demek mi isterler oyle yazinca?
[1] Suradan baktim: http://www.pigm.gov.tr/dunya_ham_petrol_tuketimi.php
2007′de en cok hangi ulkenin vatandasi gelmis listesi..
Rusya 4,825Almanya 4,150
Ingiltere 1,920
Bulgaristan 1,240
Iran 1,060
Hollanda 1,050
4nc sirada Bulgaristan vatandaslarinin gelmesi belki beklenebilirdi de, Iran vatandaslarinin sayisinin 5nc sirada olacagini kim dusunebilirdi acaba?
Bulent Bey,
Ben Amerika’ya baktim hemen… Tam tahmin ettigim gibi burda da dusmus. Kendimden ve cevremden biliyorum…. O yuzden Turkiyede de dusmesi son derece normal… Kacakciligin payi da dusmustur eminim
Petrol Ofisi de zarar acikladi diye neler konusuldu biliyorsunuz… Ama mesela bilenler bilir ilk donem de zarar aciklamak birsey ifade etmez… Hatta genelde ilk donem zarar aciklanir… Sabit giderlerin, odemelerin yilbasina denk gelmesi gibi seyler yuzunden… Yillik durumuna bakmak lazim….
Ama herkesin korktugu sey… Depolar… Bu yukselisi gorup depolari bosalttilar diye birseyler okudum CNN’de… linkini bulamadim simdi… Bu depolari doldurmak da fiyatlari yukseltecek diyorlar…
Amerikali arkadasimin bana “ise birlikte gelelim, yakin oturuyoruz nasil olsa” diye teklifte bulundugunu soyleyeyim de gerisini siz dusunun…
Fatih bey, Amerika rakamlari verdigim sure zarfinda GDP’yi (dolar uzerinden) iki kusurle carpti mi? Gecen sene kriz senesinden de az petrol tuketilmis burada, o rakamlara gore. Onu anlamiyorum ben.
Is degistirmek zamanidir.
Resul Bey,
Ben kucukken hatirlarim Araplar cok gelirdi… Ozellikle Bursa, Yalova ve Balikesir civarina…
Su Ermenistan siniri acilsa ordan da baya bir giris cikis olacak gibi….
Ama Ingilizlerin sayisi beni sasirtti….
Bulent Bey,
Zaten rakamlar milyon ton cinsinden miktar tuketimini gosteriyor…. Fiyatina deginilmemis…
Amerika’da son 7-8 yilda fiyat 3,5 katina cikti….
GDP’nin 3,5 kat artmasi gerekmiyordu tuketimin bu kadar artmasi icin…
Insan her ne olursa olsun ise gitmek zorunda… NE biliyim fabrikasi oil ile calisiyorsa onu harcamak zorunda… Kisabilecegi yerden kismaya basladigini gosteriyor fiyat artisi…
Turkiye icin de bu boyle… Kriz yilinda azalmis biraz… Sonra cikmis sonra tekrar azalmis….
Zaten genel olarak bakarsaniz diger ulkelere gore zaten piyasasi cok degismemis… Yani sanki refah ne kadar artarsa artsin bu petrol olarak degil de baska sekilde tuketiliyor gibi…
Bunlarin da istatistigine bakmak lazim… Yani acaba insanlar paralari olunca arabalari ile daha cok gezmeyi mi yoksa arablarini bir ust modele cikarip yine az gezmeyi mi tercih ediyorlar?
Bence bunlarla alakali seyler var….
Resul Bey,
Yada ise yakin bir yere tasinma
Hmm, Fatih bey anlamamisim demek:
Zaten rakamlar milyon ton cinsinden miktar tuketimini gosteriyor…. Fiyatina deginilmemis…
Ben de onu diyorum, muazzam ekonomik buyume olmus (demografisi de biraz degismis) bir memlekette kullanilan petrol miktari kriz senesinin dahi altina dustuyse o tuketim rakamlardan suphelenmek yerinde olabilir diyorum. Yani ABD’de de dustu ile aciklanacak birsey degil bu, ABD’de bu turlu bir ekonomik buyume olmadi ayni zaman zarfinda. Son senede gozuken dusus de bizdekinden oran olarak az. Petrol sadece ise gitmek icin kullanilan birsey degil, bunun nakliyesi var, tarimi var, dogrudan enerji olarak kullanimi var filan.
Insan her ne olursa olsun ise gitmek zorunda… NE biliyim fabrikasi oil ile calisiyorsa onu harcamak zorunda… Kisabilecegi yerden kismaya basladigini gosteriyor fiyat artisi…
Turkiye icin de bu boyle… Kriz yilinda azalmis biraz… Sonra cikmis sonra tekrar azalmis….
Iyi ya, ben de GDPyi ekonomik faaliyet olcusu diye aldigim icin garip geliyor bana. 2002-2006 arasinda (cari dolarla olculdugunde) bizim GDP %125 civari artmis. Petrol tuketimi de %6 dusmus. Ayni zaman zarfinda ABD olcu olacak ise, GDPsi %40 civari artarken tuketimi %4 artmis.
Belki ben birseyi yanlis anliyorumdur, bunlarin hepsi gayet normal seylerdir tabii. Ne bileyim buyume hizmette veya hic petrol kullanmayan sektorlerde olmustur, trafikteki tasit sayisi %45-50 civari artarken tasit basina gidilen yol iyice azalmistir filan.
Ham petrol deyince rafine edilmis urunleri de katmis olmuyoruz.
Mazot ithalatinin serbest birakildigini dikkate almak gerekir.
Resul bey,
Allah razi olsun. Belki onu atliyordum, evet.
Resul Bey,
Yok bu benim aklima da geldi de konustugumuz seyler acisindan sonuca etki etmez diye soylemedim…
Yani bildigim kadari ile bu is zaten boyle yapilir…
Internette soyle birsey buldum :
O yuzden “tuketim yonu” ile alakali birsey olmali diyorum ben hala…
Soyle dusunun… Birsey kacak getirilirken bircok vergiden yirtiyorsa bu yonde bir egilim olur. Ama ayni is yasal yapilabiliyor ise “risk” alanlarin sayisi azalir ve bu kacak yapi sisteme katilir… Belki 2000′den sonra millet nasil olsa bir daha olmaz diye sistemden kacmis ve hep uzak durmus olmasin?
Bu kırmızı sokaklar de neyin nesidir? Bıraksınlar böyle toplumsal mühendislik özentilerini. Bu mühendisliği daha iyi yapacaklar var.
Kırmızı sokak olayı olursa at izi, it izine karışır. Biz yanımızda bayanlarla o kırmızı sokak denen yerlere mi gideceğiz. Şöyle nezih, elitist mekanlarda içme hakkımıza niye göz dikiliyor? İçki içenlerin hepsi serseri tipler mi? Böyleymişiz gibi muamele etmeye çalışıyorlar da.
Serbest piyasaya karışmasınlar, laissez faire. İçki içme ruhsatları vb ile piyasaya müdahale ediliyor, alkole yüksek vergilerle fiyat dengesi bozuluyor.
İçki içmenin modernlikle filan alakası yok. Modernlik için içen varsa da karşılaşmadım.
Fatih bey,
Zannedersem siz Korkut Ozal Corp. zamanlarini hatirliyorsunuz. Eger oyle ise, evet, o zaman bunlar kacak kategorisindeydi.
Simdi ise durum farkli:
1) Mazot ithalati serbest birakildi.
2) Rafineriler ozellesti.
3) Turkiye’nin maziden beri benzin fazlasi, mazot acigi olageldi hep.
Simdi. Bu tabloya, ozellesen rafinerilerin istedikleri kadar mazot ithal edebildiklerini de eklerseniz, konunun sadece sinir illerdeki birkac uyanigin mazot getirmesinden daha derinlerde yatan nuanslar icerdigini galiba kabul etmek gerekir.
Vardir eminim. Yani, otomobil yasinin genclesmis olmasi, daha yeni olan araclarin daha verimli calismasi filan da eminim eklenebilir. Dahasi, daha az sayida da olsa, bir kisim aracin LPG ile calistigindan filan da bahsedebiliriz.
Yillara gore motorlu arac sayisi (kaynak TUIK)
2007: 13,022,945 Adet
2006: 12,227,393 Adet
2005: 11,145,826 Adet
2004: 10,236,357 Adet
Burada, 4 sene icinde, arac sayisinda yuzde 27 artis olmus. Baska hersey ayni olsa, yakit tuketiminin de yuzde 27 artmis olmasi lazim. Halbuki, genelde yuzde 10 kadar dusmus gorunuyor.
Eger bunu yakit verimi ve cesitlendirmesine baglayacak olsak, yuzde 30 gibi bir rakam elde ederiz.
Bu mumkun degil. En/Tek anlamli aciklamasi, bence, mazot ithalatinin serbest birakilmasi olabilir.
O istatistikleri bulmak lazim.
Nasil yani?
Serbest kaldi diye ihtiyac mi azalmis?
http://tuikrapor.tuik.gov.tr/reports/rwservlet?ulastirmadb2=&report=tablo3.RDF&p_yil1=2008&p_yil2=2007&p_yil3=2006&p_yil4=2005&p_yil5=2004&p_yil6=2003&p_yil7=2002&p_yil8=2001&p_yil9=2000&p_yil10=1999&p_ar1=1&p_ar2=2&p_ar3=3&p_ar4=4&p_ar5=5&p_ar6=6&p_ar7=7&p_ar8=8&p_ar9=9&desformat=html&ENVID=ulastirmadb2Env
Resul bey,
Ben de ilk kulladigimiz (bizim devletin sitesindeki) rakamlarin kaynagina baktim simdi. BP Statistical Review, linki su:
http://www.bp.com/liveassets/bp_internet/globalbp/globalbp_uk_english/reports_and_publications/statistical_energy_review_2007/STAGING/local_assets/downloads/pdf/statistical_review_of_world_energy_full_report_2007.pdf
Ithalattan degil tuketimden bahsediyor o kaynak. Rafine mamul tuketimini nasil olcugu ortada degil ama bir dipnot var: “Inland demand plus international aviation and marine bunkers and refinery fuel and loss. Consumption of fuel ethanol and biodiesel is also included.”
Ayni yayinin “Primary Eenergy” bolumundeki “consumption bu fuel” baslikli tablosunda da “oil” altinda Turkiye icin ayni rakam var.
Bunlardan butun petrol urunleri tuketimi azalmis diye birsey cikartirsam ilk itirazim yerinde oluyor. Burada tutmayan birseyler var yani.
Bu zaten ve hep de vardi. Cogu insan icin, mesela, Cicek Pasaji o tur bir bolgedir.
Hayir da, bu ‘bayan’larla beraber icki icilmesi mecburi midir?
Bu ihtimalin oldugunu sanmiyorum.
Ama, ‘nezih ve elistist’ mekanlardan kastimiz nedir?
Mahalle arasindaki salas tutun izbeleri mi?
Tabii ki degil. Ama, kendilerinin de bunun farkinda olmasi gerekmiyor mu?
Sirf savunmak adina savunmak bana cok da dogru gelmiyor. Oyle olsa, ben, sigara konusunda en degme militandan daha militan olabilirim de..
Kendisi kontrolden cikarmak potansiyelini ciddi ciddi tasiyan bir maddenin kontrol altinda tutulmasina itiraz etmek ilginc..
O takdirde, uyusturucu da, silah da serbest olmali degil mi?
Birkac ozentiyi saymazsaniz, tabii ki yok.
Fakat, illa serbest olacak diye diretmek de dogru mudur?
Bulent bey,
Turkiye icin, 2005 ile kiyaslayinca, 2006 yilinda yuzde 4.7 dusus yaziyor.
Bu, herseye bagli olabilir.
Iklimin seneden seneye farki ne derece etkendir acaba?
Ayrica, ayni pdf dosyasinda, dogalgaz tuketimine bakarsaniz, TC’nin tuketimi yuzde 13.5 artmis.
Yani, onemli bir miktarda fuel-oil ve LPG ikame edilmis.
Bunun yukaridaki yuzde 4.7 dususteki payi nedir acaba?
Unuttum. Komurde de yuzde 10 artis var. Elektrikte de.
sorun ne içkidir ne sigaradır. Bu yönetici hoyratlığı ve içindeki doğal faşizmdir.
içki her gördüğü yerde ezilmelidir, diye birşey.
Mr No,
İçki içmenin modernlikle alakası yok ama öyle olduğunu zanneden çok.
Seni biliyoruz zaten içki içtiğin halde modern değilsin, bu yeterli bir delil.
Fethi Bey,
Siz demeseniz de ben diyecektim. Ben denedim olmadı, içki içtiğim halde modern öncesi, çağdışı kaldım. Demek ki başka bir şey var.
Resul Bey,
Bir şeyi yapıyorsak bu mecburiyetten mi kaynaklanıyor?
Siz sanmıyorsunuz ama ben biliyorum. Bizim burada Kemalistlerin bir yeri ayaktakımı takılmaz.
Sakıncası mı var serbest olmalarının?
İlla dincilerin istedikleri serbet olacak diye diretmek doğrudur.
Camileri kırmızı sokaklarda toplayalım. Camilere vergi salınsın. Din afyondur, afyon uyuşturucudur. Uyuşturucu serbest değildir, o halde din de serbest olmamalıdır.
Tabii ki hayir. Fakat, potansiyel olarak zararli olabilen birseyin vazgecilmezligini dile getirmek, onun sanki/adeta mecburi olduguna isaret ediyor.
Halbuki, alkollu iceceklerin karsi cinsle beraber tuketilmesi icin boyle bir seyin (vazgecilmezligin) var oldugu kanaatinde degilim ben.
‘Potansiyel zarar’dan kasit kisinin bedeni degil. Ona, kisi, ne isterse yapabilir. Fakat, baskalarina zarar (trafik kazalari, siddet vb) vermek ihtimali cok kuvvetli. {Tamam, herkes bu kapsama girmiyor. Ama, nasil ayirdedecegiz?}
Bu cumleyi tam anlamadim. “Kemalistlerin takıldıgı bir yere ayaktakımı takılmaz” demek istediginizi farzediyorum.
Kemalistlerin arasinda ayaktakimi olmadigini farzediyor gibi. Bence isabetli bir onerme degil.
Bence var. Serbest birakilmalari halinde elde edilecek fayda ile ortaya cikacak zarar/ziyani mukayese ettigimizde, serbest kalmalari icin anlamli cok sebep bulamiyorum.
Degil tabii.
Fakat, karsilikli yanlislarla bu tur seylerin dengelenebilecegini dusunmuyorum.
Anlamsiz, toplum huzurunu bozmak istidadi gosterek seylerin –genel huzur adina– kontrollu olmalari bence en isabetli tercihtir.
Bu konudaki endiselerinizi cok da yerinde bulmuyorum.
Bulmuyorum, cunku bu dediklerinizin neredeyse tamami dikkate alinmis ve ilgili kontrol mekanizmalari varit kilinmis.
Ankara yolundaki “yanınızda kadınla” gidilebilecek yerer tanımlamanız hoşuma gitmedi. oralar muhtemelen keş, konsomatrisin çalıştığı mekanlar. insanlar eşleriyle de içkili mekanlara gidebilirler. bir iki kadeh bir şey içip romantik bir hava yakalamak isteyebilirler. bazılarının zannettiği gibi sadece “hafif kadınlar” içki içmez. şaşırtıcı gelebilir ama bu ülkede azınlıkta da olsa başörtüsüz kadın vardır. bu ülkede azınlıkta da olsa batılı hayat tarzını benimseyen insanlar vardır. bunu dedim diye hemen beni onlardan biri sanmayın. param yetmez bir, eşim içki içmez iki. ama o insanların da var olma hakkı var. kime anlatıyorum gerçi? ordu darbe yapacak olursa demokrat, azıcık gücü eline aldığı zaman “höyt allahın dediği olur kafir” diyen adamlara mı? peh… içmeyiversinler onlar da. mini etek giymeyiversinler. ermeniler ve kürtler denk dursunlar. orhan pamuk akıllı olsun. allah’ın dediği olsun, tayyibin ve melihin oğlu karun kadar zengin olsun. darbe çığırtkanları da sussun. dünya türk olsun.
resul cibril,
“Hayir da, bu ‘bayan’larla beraber icki icilmesi mecburi midir?” demişsin, bravo. başını örtenlerin örtmesi mecburi mi? açsınlar, ben içmeyi bırakacağım. bu ne ya? başörtülü öğrencilere destek için mitinge gittiğim günlere lanet olsun. üniversiteye özgürlük diye bağırıp da buraya gelip insanların karılarına içiyorlar diye hafif kadın muamelesi yapan, “icki icilmesi mecburi midir” diyen demokrasi münafıklarına da kafam girsin, gusül abdestleri bozulsun >:-|
Denememeler,
Dikkat edersen bu tabiri Eser Karakaş’ın kaynak gösterdiği Konyalı fırlama garson kullanıyor ve Eser bey de bundan hiç rahatsız görünmüyor. Benim attığım taş buraya. Yoksa insanlar içkili veya içkisiz mekana gider, romantik hava yakalar yakalamaz, bunlar ayrı mesele.
Kaldı ki Türkiye’de bunların olmadığını, yasaklanması gerektiğini ileri süren var mı? Konya’da bir konferans sonrası gördüklerinden eksik yanlış sonuç çıkaran ve en az sen, ben kadar liberal geçinen birinin ‘garson dedi ki yanında kadınla gidecek yer yokmuş’ tarzı laflarından huylanmak lazım.
Ve bunların rahatları gayet yerindedir…
Herhalde bu sözleri bana hitaben söylemiyorsun.
Son temennilerine katılıyorum.
Bu konuda başörtülünün kabahati nedir ki, Eser Karakaş, İsmet Berkan, Şahin Alpay arasında bir tartışma var. Kaldı ki Konyalı yetkililer dahi ses etmeyip “en az 50 restoran var” filan diyerek özür diliyorlar. Bence haksızlık ediyorsun. Liberal mağdura karşılıksız destek vermeli.
Bu muameleyi bizzat yapanlar Eser Karakaş ve garson ile modernliği, çağdaşlığı ağızda sakız ederek ayağa düşüren Kemalist güruhun içindeki akılsız bir ekip değil mi?
Bence kafayı yanlış yere yönlendiriyorsun.
(Bu arada, bunları boşver, cumartesi akşamı toplantıya geliyor musun? İki lafın belini kırarız.)
Selam Kuzen, demokrasi münafıkları için hala aynı şeyi düşünüyorum.
Ankara yolundaki “yanınızda kadınla” gidilebilecek yerer tanımlaması ile ilgili kısmı yanlış anlamışım. özür dilerim.
Türkiye’de bunların olmadığını, yasaklanması gerektiğini ileri süren var mı? var. bundan rahatsız olan, buralara namuslu kadınların, karısını kıskanan erkeklerin gitmeyeceğine inanan bir çok insan var. hatta o kadar çok ki kalıbımı basarım bu ülkede içki yasaklansın mı şeklinde bir referandum yapılsa sonuç yasaklansın çıkar. sadece burada değil. bu tarz özgürlükleri çoğunluğun eline bırakırsanız dünya’nın her yerinde bu sonuç çıkar. ABD’de de yasaklandı içki bir dönem. bugün NY hariç nerede halka sorsanız “eşcinsellik yasaklansın” der. üzgünüm ama bu böyle.
“şaşırtıcı gelebilir ama bu ülkede azınlıkta da olsa başörtüsüz kadın vardır. bu ülkede azınlıkta da olsa batılı hayat tarzını benimseyen insanlar vardır.
Ve bunların rahatları gayet yerindedir… ” ne yazık ki değil kuzen. bugün bir kaç bürokratik oligarşi dışında hangi devlet kurumunun memuru sonuçlarına katlanmadan alenen içki içebilir? “batılı hayat tarzını seçenler zenginlerdir” türü bir bakış açısı var sanırım. ankara’nın dışında bir yerde toplansa tüm içkili mekanlar, arabası olmayan ben hem de at izinin it izine karıştığı öyle bir mekana eşimle nasıl gidebilirim?
“ordu darbe yapacak olursa demokrat, azıcık gücü eline aldığı zaman “höyt allahın dediği olur kafir” diyen adamlara mı? peh…
Herhalde bu sözleri bana hitaben söylemiyorsun.” evet sana söylemiyorum.
“bu ne ya? başörtülü öğrencilere destek için mitinge gittiğim günlere lanet olsun.
Bu konuda başörtülünün kabahati nedir ki, Eser Karakaş, İsmet Berkan, Şahin Alpay arasında bir tartışma var. Kaldı ki Konyalı yetkililer dahi ses etmeyip “en az 50 restoran var” filan diyerek özür diliyorlar. Bence haksızlık ediyorsun. Liberal mağdura karşılıksız destek vermeli.”
hayır ben artık böyle düşünmüyorum. ben mağdura daha fazla destek vermeyeceğim. benim özgürlüklerime müdahale edildiği zaman (zina, içki, porno benim özgürlüklerimdir ve alenenen tehdit altındadır) bana “oh olsun” diyecek insanların neden ben yanında olayım ki? ben salak mıyım? annemin başı örtülü değil. eşiminki değil, kız kardeşiminki değil. teyze kızlarımın hiçbirinin değil, sadece büyük teyzem (51 yaşında) onun başı örtülü. sorun benim sorunum değil. başörtüsü ile girilebilsin diye yırtındığım üniversitede aynı insanlar benim çimlere kız arkadaşımla uzanmama karşılar. ne yazık ki ben böyle düşünüyorum. böyle düşünmeyen hocalarımızın da (mağdurdan yana olalım diye düşünen) akp’den direkt nemalanmalarını içime sindiremiyorum.
(Bu arada, bunları boşver, cumartesi akşamı toplantıya geliyor musun? İki lafın belini kırarız.)
ne yazık ki önceden yapılmış programım var. eşimle 3 günlüğüne güneye kaçacağız (güney diyince antalya gibi oluyor ama aslınad burdur
) o yüzden gelemeyeceğim ama bir öğrencinin parasını vermek istiyorum.
bir de gelirsem sinirlenirim yine. geçen taha akyol’a hürriyet onur ödülü verdiler, şimdi galiba ali bayramoğlu’na veriyorlar. yahu tamam muhafazakardan liberal olmuş herkes de ben bu ali bayramoğlu’nun özgürlüğe katkısı nedir de onur ödülü alabilir, onu anlamıyorum.
sayın FST, yaşça benden büyüksünüz, akademik olarak benden ilerisiniz. ben anlayamıyorum, siz anlatın. “türkiye’de iktidardaki - baskıcı kesim kemalist olduğu için özgürlük isteyen, (freedom from kemalism) ama baskıcı rejimin gücünün ulaşamadığı yerlerde özgürlüğü mumla koklatan zihniyetlerin gerçekten özgürlükçü olmadığı” şeklindeki fikrim sapıkça, saçma, çocukça filan mıdır? herkesin görebildiği nedir de ben göremiyorum, gerçekten çok merak ediyorum.
saygılarımla.
not: söylediğim özgür olmayan kişi ali bayramoğlu değildir. şurada güzel bir yazısı var misal benim arşivimde tuttuğum:
http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=03.05.2008&y=AliBayramoglu
ama misal ekrem dumanlı’dır. neyse bu konular uzar. kuzen, sizin buraya benim oraya daha çok yolumuz düşer, konuşuruz daha çok inş.
Resul Bey,
Sizin Talibancı olmadığınızı nasıl ayırd edeceğiz? Potansiyel olarak radikal dincisinizdir belki.
Öyle değil. Kemalistlerin yeri yerine, Alinin yeri olsun. Yani Kemalist orada önemli değil.
Bundan sonrası Resul Bey’e değil.
Günah işleme serbestliğini Allah vermiş insana, siz faniler bunu engellerseniz şirke kayarsınız. Allah adına kimsenin hükum getirme yetkisi ve hakkı yok.
@Denememeler,
Doğru şeyler söylüyorsunuz, lakin size ayrıntılı destek verecek zaman yok.
Denememeler,
Bazen bir parça salaklıktan zarar gelmez. Ben başörtüsü ile ilgili hiçbir eyleme katılmadım, bunların da saçma olduğunu söyledim. Çevremdeki bir sürü başörtülü beni aforoz etmiştir. Dediklerini anlıyorum ama bence eksik düşünüyorsun.
Yok canım, ben de aynı senin gibi düşünüyorum. Bu sitede yapılan iş de bu düşünce çerçevesindedir.
Konya ve içki olayında bana göre bir kara mizah var, konunun özgürlükle bir ilişkisi yok.
ya evet yozgatta biri tüm avrupayı bisikletle dolaştıktan(vurguya dikkat) sonra tecavüze uğradı.
ne alaksı var diyorsanız, tuzla broşürü ve don muhabbeti olduğu ülke ya,..
hem kara mizahın yapıldığı bir konunun özgürlükle ilgisi vardır tabi.
çok vaktim yok, dün gece çok eskiden okuyup haz aldığım bir kitabı tekrar okurken bir noktaya denk geldim, paylaşayım dedim:
“…çünkü klasik liberaller çoğunluğun tahakkümünden daima endişe duyarlar ve temel haklardan herhangi birinin çoğunluğun rızasına kurban edilmesini kabullenemezler.”
Atilla Yayla, Liberalizm, Liberte Yayınları , 2000, sf 44
sevgi, saygı, kelebek filan.
Knz,
Evet, tecavüz eden sapıklar başörtüsü yandaşı birer AKP mensubuydular, ben de hatırlıyorum. Başı açıklara yakaladıkları yerde saldırıp tecavüz ediyor dinciler bu ülkede.
Yahu Kuzen Leri, bir laf ettin bilir bilmez millet malzeme buldu buralarda.
Denememeler,
Bunun aleyhinde bir beyan mı var buralarda? En azından yanlış mecrada bu alıntıyı yaptığını zannediyorum. Ha, bilmeyen gelip okuyabilir, o ayrı bir katkı.
Bir de o alıntıyı şu şekilde revize etmek lazım:
“Haklı olarak rıza gösterilemeyecek çoğunluğun tahakkümü kadar; resmi ideoloji ile silahlı kuvvetler, yargı gibi kritik kurumların desteğini almış paranoyak bir azınlığın çoğunluk üzerindeki tahakkümü de bir liberalin endişe duyması gereken durumdur. Çoğunluğun ‘fırsatı bulsak bunlara haddini bildiririz’ diyeceğinin varsayılması bir varsayımdır, şek üzerine yakin bina edilmez.”
F. S. Tan, İzlenimler: Memleket Manzaraları, Blogsan Yayıncılık, Andromeda, 2008, Cilt 3, s. VXCCMII
yok sormuştum ya ben sapık mıyım diye, değilmişim anlamında. sonra siz de yok değilsin demişsiniz zaten. bir de benim diktatörüm sizin diktatörünüzü döver
Ben her ikisini de döveceğimi tahmin ediyorum
Mr.No , RC tarzı bir yorum olmuş , biraz da baykalvari
fanilerin bayağı birşeyi engellemek borcu ve yetkisi var
cinayet de günah , serbesti talep edebilir misiniz ?
günahın şahsi ve sosyal yönüne göre durum değişir, kastettiğim hukuki yönü değil ;
mesela market sahibi müslüman ,çevreden talep var diye içki satacak değil , ne o talep ne de günah işleme özgürlü onu mesuliyetten azade kılmaz ,
içiki yada başka bi mevzu olsun , savunmak için neden dinden referans arıyorsunuz ki ?
en nihayetinde kendi dini yorumunuzu yaparsınız ve diğer farklı yorumları da bağlamaz ,
( içki yasağında da belediyeler kafalarına göre karar verebilmeli , icabında satışı da yasaklayabilmeli , merkez ilçeler de olmasa bile taşra da belediyeler bu konuda yetkilendirilmelidir , haliyle adem-i merkeziyetçi liberallere not: Jack Daniel’s içki satışının yasak olduğu bir bölgede nasıl viski yapıp satabildi? http://www.jackdaniels.com.tr/no7/faq.htm#11 )
MrNo bey,
O kadar da gerici olamam –istesem de. Taliban –bildigim kadariyla– sizlere omur.
Fakat, eger degillerse, beni guvendiginiz bir Taliban uyesinden sormaniz belki de en dogrusu olur
Bu ‘-ci/cu’ takilarina oldum olasi bayilmisimdir. Evet, ben –yeri geldiginde– dinci oldugumu ikrar etmek zorundayim. Ait olmak degil de, sahip olmak baglaminda tabii ki..
Icki konusunda benim kisisel, ruahni anlamda inancsal veya kategorik bir karsitligim yok.
Omrumun bir doneminde, iddia edebilirim ki, sizin butun omrunuz boyunca icebileceginiz kadar alkol ve alkollu icki (zaman zaman da hepsini ayni anda ve karistirarak) ictim. Sirf icebildigim icin, bedelini odeyebildigim icin, bana metabolik acidan dokunmadigi icin –bir turlu sarhos olamadigim icin– ictim. Tadini hic bir zaman sevemedim. Biraktim demeyeyim ama alkollu seyler icmekten vazgectim. [*]
O surec icinde, bir corba kasigi kadar bira ile (evet, o kadarcik bira ile) sarhos olup dagitan, hem kendisi rezil olan, hem de huzuru kaciran bir suru insan tanidim.
Bu ampirik data uzerinedir benim icki konusundaki ‘kontrol altinda tutulmalidir’ gorusum.
[*: Uyusturucu konusunda hic bir sey bilmem. Kullanan arkadaslarim oldu. Kullanirken yanlarinda hic olmadim. Agizdan, damardan vb alinanlari hic bilmem. Sadece, dumanli olanlarin kokusunu tanirdim. O berbat kokuyu da hic sevmedim, kisilerin kendilerinden gecmelerini de. Ben, irademi oyle kaybetmegi kaldiramam. O yuzden, hic kullanmadim.]
Demokrasi munafikligindan bahisle, kafasini yerlestirecek yer arayan oldu galiba yukarida:
Bu anlama gelecek seyleir ben cok daha onceleri de yazdim sagda solda: Inanc ozgurlugunu kisisel anlamda degil de kurumsal kurallar ya da akideler falan filan anlaminda savunanlari savunan liberallerin/libertaryenlerin akli melekelerinin varligi ya da seviyesi hakkinda oldum olasi soru isaretlerim olmustur.
Bir de, gecenlerde bir tarikat universitesinde bir sempozyum mu ne yapilmis. Israil Buyukelcisi de davetliymis. Basortulu bir ‘hanim kizimiz’ kalkmis adama cicek filan vermis..
Hani uni. oldugunu soylemediler –sohbet arasinda bahsi gectiydi.
Eger dogruysa, evet, timsah gozyaslari tam da budur.
Filistin’de oldurulen onca insan musluman degilmis gibi, bunu yapan da Israil degilmis gibi, bizim /mumin/ taifemiz cikip da guldeste takdim ederse, sizi bilemem ama benim kanima dokunur.
Ne güzel, hassasiyetinizden dolayı samimi olarak tebrik ederim. Olay dediğiniz gibiyse, ki olmaması için bir sebep yok, kınanmaya layıkmış.
Hemen kisa bir arama yaptim….
Kendisi resimde de gorulecegi uzere Turk
Resul Bey,
Bakiniyorum bir turlu bulamadim. Acaba bu Musluman tarikat universitesi mi yoksa Musluman olmayan bir tarikat universitesi mi?
Hah gerek kalmadi buldum…. Surada…
Siz buyukelci diye yazinca bulamamistim… Baskonsolosmus…
Ahan resmini de buldum timsahin…
Yahu ust uste yaziyorum ama aklima geldi… Bu basortulu kizin orada isi neymis? Basortusu yasak degil mi universitelerde?
fethi bey bu ne alınganlık ? psikolojik analiz kaçmaz burda.
dediniz ki bu ülkede kadınların( başörtüsüz vurgusu yapıyorsunuz) keyfi gayet yerinde.
yukarda lütfen bakın. taşımaya üşendim şimdi.
ben d iyorum ki,
siz rahat eden kadınlardan bahsettiniz. onların rahatı gayet yerindedir dediniz.
ben de nerdeeee dedim. ( siz kadınları ayırdınız, ben ayırmadım)
benim cümlemde ne başörtüsü var ? ne akp var ? takıntı yapan siz oldunuz.
ve de ayrıca; sizin kuzen lari’nin zapsu mudur ? eğer bir onurlu olsaydık anayasa mahkemesine gerek kalmazdı. çünkü böyle laflar uluorta edilmez. ben ne parti kapatması davası diye görmüyorum. kimin kimle restleştiğine de bakmıyorum.
siyasetçi lafını düzeltsin. başka şey istemem. parti falan kapatılsın diye davam yok.
başörtüsü takan ( BAZI) kadınların donu çıkatartmış gibi hissedeceğini söylemek, bir takım sapıkların algılmasında iyi bir bahane olur. bu realite.sapık zaten vardır da sizlerin (akp ile özdeşleşmiş görüntü verdiğiniz için genel ifade kullandım) ceseret vermesi gerekmiyor değil mi ?
türkiyede kadınların etrafında daralan bir çember var.
kraliçenin ziyreti ile en ironik yazılarımdan birini yazacağım.
Fatih bey,
Bu basortulu kizin orada isi neymis? Basortusu yasak degil mi universitelerde?
Basortusuyle derse girilmiyor benim anladigim kadariyla, ders disinda universitesine bagli olarak serbest.
Kizcagiza timsah filan denmesin bence. Yahu insanlar zaten elli bin turlu itilip kakiliyorlar, o kizcagiz da Fatih universitesine gitmis iste. Orasi da Rasul beyin dedigi gibi biraz acayip bir is yapmis. Kocaman adamlarin dusunmesi gereken islerin dusunulmemesi sonucunda ortaya cikan islerde son sahnedeki oyunculara birsey demek dogru degil.
Ne bileyim, sabah sabah uzuldum simdi. Aklima geleni soyleyeyim de baskalarininm ruhu sIkIlsin bari. Kizlara yapilan su: Okula gidemezsin. Peki git ama IHL’ye git, devlet sana bas baglamak ogretsin. Sonra odul al, oradan indirsinler seni, o ogretenin giki cikmasin. Beraber is yapmak icin ya devlet odunu ya kult disiplinine ihtiyac duyan bir toplumda ikinci turden bir yerlere itil. Orasi Israil’le birsey yapsin. Israilliye cicek vemek sana dussun. Bu sefer de timsah ol.
Anlatabiliyor muyum? Benim de kanima dokunuyor ama son sahnedeki son resim degil kanima dokunan.
Bulent Bey,
Ben ironi yapmaya calistim. Yoksa timsah oldugunu dusunmuyorum kizin. Hani Resul bey timsah gozyasi demis ya ben de gozyasi doken sahsin resmini getirdim.
Ben bir ulkenin her vatandasinin, o devletin her calisaninin devletin isledigi suc nedeni ile suclanmasini ne biliyim garip karsiliyorum. Adamin gencliginde ne yaptigini bilmiyorum tabi. Eger harbiden katliam falan yaptiysa o da onu cagiranlarin sucudur denebilir. Tabi bu noktada “sonsuza kadar kin” paradoksuna da girebiliriz.
Zaten konuyu elestirenler genelde Cemaat’in her kurumunda en ufak ayrintiya kadar herseyi Cemaat Lideri yapiyor, seciyor, belirliyor dusuncesini kabul edip ordan elestirmisler. Sonra da saniyede 500 sayfa miydi neydi okudugunun soylenmesi elestiriliyor. Halbuki bunu iddia eden de kendileri oluyor bu durumda…
Her neyse… Ben benim ordaki yazida sizin kullaginizi cinlatacaktim unuttum. Sizi gorunce aklima geldi. gidip onu ekleyeyim…
Fatih bey, haklisiniz. Sizin kastiniz degil de kullandiginzi soz vesile oldu, uzuluverdim iste.
Bülent Bey,
Oraya başörtülü gitmek serbest oldu mu? Liselerde külliyen yasak olmalı başörtüsü. Eskiden sizin dediğiniz gibiydi, başını açmak istemeyen kızlar düz lise yerine imam hatipe giderdi. Şimdi genelde kimse kız çocuğunu imam hatip lisesine yollamıyor. Muhtemelen bu öğrenci de düz lise mezunu olsa gerek.
Yalnız yanlışınız şurada, orada baş bağlamayı devlet öğretmiyor, zaten bunu bilen ve başını örtmek isteyen vatandaş mecburen o okula gidiyor. Devlet düz lisede de baş bağlamayı öğreten Diyanet Teşkilatına zaten sahip.
Elbette buradaki manzaradan en az utanması gereken o kız çocuğudur.
Öğretenin gıkı çıkmasın demişsiniz, herhalde konuya pek gerçekçi bakmıyorsunuz. “Knz etkisi” varsa bundan arınmanızı öneririm. Başörtülü kızları Refah partisi vs. istismar etmiş olabilir ancak bu durum Kemalist zorbalığı meşrulaştırmaz. Hırsızın suçu ortadayken Nasreddin Hocaya çıkışmak için aceleci olmamak lazım. AKP’ye kızıyoruz internet, 301 meselelerinde kanunları kaldır savcının elindeki kozu al diye ama başörtüsü konusunda ortada yasal bir şey de yok. Tamamen silah ve yargı tehdidine dayalı bir yasak söz konusu.
İsrail-Filistin konusunda da çok şey söylenebilir. Türkiye-Güneydoğu işlerini İsrail-Filistin meselesiyle kıyaslayanlar çıkıyor mesela. Chomsky bu sebeple Türkiye’de yargılanmıştı (hatta savcının biri kendisine kitap imzalatmıştı) diye hatırlıyorum.
Fethi bey,
Oraya başörtülü gitmek serbest oldu mu? Liselerde külliyen yasak olmalı başörtüsü.
12 Eylul idaresinin kararlarindan beri serbestmis (veya mecburi artik nasil bakiyorsaniz). Ben merak etmistim, sorduklarim bilmiyordu, biraz arayinca oyle oldugunu ogrenmistim. Hatta bir yerde Kenan pasaya sormuslar, ‘evet ama sadece Kuran dersi icin izin verdik’ ilan demis, filmi vardi nette.
Yalnız yanlışınız şurada, orada baş bağlamayı devlet öğretmiyor, zaten bunu bilen ve başını örtmek isteyen vatandaş mecburen o okula gidiyor.
Evet ama orada devletin memurlari ‘evet dogru yapiyorsunuz Allah’in istedigi de budur’ diyorlar.
Öğretenin gıkı çıkmasın demişsiniz, herhalde konuya pek gerçekçi bakmıyorsunuz.
Niye? O cocuk o kursuden indirilip, ’sanki keyfimden bagliyorum, emir bu’ mealli seyler soylerken o emri ona ogreten devlet memuru hocasi oradaydi. Bu mucadelenin cocuklar uzerinden yapilmasina kiziyorum ben. Orada o cocugu belki bilerek belki akil edememekten askerle karsi karsiya getiren tirsmasaydi diyorum. Nasil olsa enininde sonunda bununla yuzlesilecek, bir tarafta cocuklar bir tarafta dev bir gucle mi yuzlesilecek? Iki tarafindaki de memur bunun halbuki o durumlarda. (Aklimdaki o odul toreniydi, nereden geldiyse.)
“Knz etkisi” varsa bundan arınmanızı öneririm. Başörtülü kızları Refah partisi vs. istismar etmiş olabilir ancak bu durum Kemalist zorbalığı meşrulaştırmaz.
Gayet tabii, ne alakasi var. Kemalist olmayan zorbaligi da mesrulastirmaz. Birisi burada (Denememeler bey de olabilir) ’salak degilim’ dedi de Birgun gazetesinde ‘ozgurlukcuysek salak degiliz’ diye cikan yazi/haber geldi aklima, dun. Kemalist de degil onlar. Yani Kemalist olmayan zorbalik derken sadece dindar taraftaki muhtemel zorbalik degil aklimdaki.
AKP’ye kızıyoruz internet, 301 meselelerinde kanunları kaldır savcının elindeki kozu al diye ama başörtüsü konusunda ortada yasal bir şey de yok. Tamamen silah ve yargı tehdidine dayalı bir yasak söz konusu.
Hay Allah, yok derdim AKP degildi. Basortulu cocuk simdi bir de timsah oldu diye seyettim.
Bülent Bey,
Buradan nereye varmak istiyorsunuz? Öğretmenlerin “kızlar başörtüsü takmayın” demesini mi bekliyoruz, veya bu konuda birşey dememeleri mi gerekiyor? Zaten mahalle camisindeki imamın söyledikleri, din dersinde anlatılanlar ile yargının kararları, devletin diğer birimlerindeki uygulamalar tamamen çelişkili.
Aslında sizin aklınızdakini tahmin ediyorum ama bunun şundan dolayı üstünde duruyorum; “devletin (bazı) öğretmenleri kızlara başörtüsü dinin emridir diyor, kız da bundan etkileniyor, başını örtme konusunda daha kararlı hale geliyor, üniversiteye girince orada yine devletin başka memurları zorla başını açtırıyor, kız strese giriyor ama daha evvel ona başını ört diyenler bu defa ses çıkarmıyorlar” şeklinde özetlenecek bir durum var.
Ben de diyorum ki, başını aç diyen memurların gücü silah ve yargı ile desteklenmiş, ört diyen sadece bunu söyleyebiliyor. Ört diyenin aç diyenle mücadele etmesi şu an için mümkün değil. Bu fiilen denendi, sonuçları gördük. Kanunla, kitapla bir ilgisi yok bu işin.
Erbakan bazı sözler söyledi, bunun sonucunda askerlerle başörtülüler karşı karşıya geldi olarak okursak, bence sizin yüzleşme dediğiniz şey belki o zaman olmuştu da gösterilen tepkiye hepimiz şahit olduk. Erbakan’ın yapacağı birşey yoktu, adam zaten tepetaklak yuvarlandı bir daha da kendine gelemedi.
Çocukları taraf yapmayalım demenin şu an için tek yolu onlara “kızlar başınızı açın papaz olmayın kimseyle, yoksa hepimizi sopadan geçirirler” demek. Ama bu imkansız, bu işin içinde konunun dini bir emir olarak algılanması davası olmasa zaten kim niye başını örtsün. Bir taraf zorla “Allahın emri veya değil, hatta değilmiş bak Fethi hoca da o kanaatte, açın başınızı” diyor diğer taraf ise başınıza örttüğünüz şeyi adam gibi örtün mealindeki ayet sebebiyle elini kolunu bağlıyor.
Knz don meselesine kafayı takmış, ben hala o kanaatteyim, senelerdir dini bir emir telakkisiyle başını örten şahsa başını aç demenin çıplak gez demekten bir farkı yok.
Bu konuda bir kız öğrenci “ben öyle biliyorum ve bunu başımdan çıkarmaya da niyetim yok, sizi de ilgilendirmez” demesi kadar tabii ne olabilir? Aynı şey başını açan bir kızın “ben de böyle rahatım, dinen de mahzuru yok, kime ne” demesi için de geçerlidir. Efendim, başörtülüler diğerlerine zorla telkin yapar, baskı yaparmış vs. Bu olacak diye çözümü tüm başı örtülüleri cendereye sokmak çözüm önerisi midir? (Size hitaben söylemiyorum bunları tabii).
Salak değiller ama lafı bir tarafından anlamaya meyilliler diyebilirim. Denememeler ile fikren bir farkım yok, ama Konya’da gülünç bile sayılamayacak bir olaydan yola çıkarak özgürlüklerimiz kısıtlanıyor, keşke başörtüsü eylemine katılmasaydım, içki de mi içemeyeceğiz türü sözler söylemek bana hiç anlamlı görünmüyor.
AKP ve muhafazakar tabanın 28 Şubat ile tamamen öğütülememiş baskıcı yönü olduğunu biliyorum ama 5-6 sene evvelinin muhafazakarı şimdi epey yola geldi. Artık içki, başı açık kadın konusunda işler eskisi gibi değil. Ha, sizin sokaktaki, benim mahalledeki bakkal şunu yapar, esnaf bunu yapar, bunlar zamanla çözülecek işler. Topyekun birşeyleri yasaklamaya gerek yok.
Sizin derdiniz AKP değil ama ikimiz dışında herkesin derdi bu. Kimi bunlar zinayı serbest bıraktı, başörtüsünü çözemedi, İsraille yakınlaştı, ülkeyi şuraya buraya sattı der, kimi bunlar Türkiye’yi İran yapacak, şeriat getirecek.
Benim de lafı getirip AKP’ye bağlamam bu iki sebep dışında sizin memurlarınızın amiri olması dolayısıyladır. Kanunu değiştirsin, memur da ona göre amel etsin diyoruz ya.
Fethi bey,
Buradan nereye varmak istiyorsunuz? Öğretmenlerin “kızlar başörtüsü takmayın” demesini mi bekliyoruz, veya bu konuda birşey dememeleri mi gerekiyor? Zaten mahalle camisindeki imamın söyledikleri, din dersinde anlatılanlar ile yargının kararları, devletin diğer birimlerindeki uygulamalar tamamen çelişkili.
Evet. Sizin de dediginiz gibi:
Aslında sizin aklınızdakini tahmin ediyorum ama bunun şundan dolayı üstünde duruyorum; “devletin (bazı) öğretmenleri kızlara başörtüsü dinin emridir diyor, kız da bundan etkileniyor, başını örtme konusunda daha kararlı hale geliyor, üniversiteye girince orada yine devletin başka memurları zorla başını açtırıyor, kız strese giriyor ama daha evvel ona başını ört diyenler bu defa ses çıkarmıyorlar” şeklinde özetlenecek bir durum var.
Aynen. Bu adamlar — kimisi protokole dahil olmak uzere — statulerini koruyorlar.
Ben de diyorum ki, başını aç diyen memurların gücü silah ve yargı ile desteklenmiş, ört diyen sadece bunu söyleyebiliyor. Ört diyenin aç diyenle mücadele etmesi şu an için mümkün değil. Bu fiilen denendi, sonuçları gördük. Kanunla, kitapla bir ilgisi yok bu işin.
Ilki dogru, ikincisi degil. Daha mi yi olur bilemem, ama diyanet personeli ‘acin birsey olmaz’ da diyebilir, yahut istifa da edebilir. Simdi olan ‘kapatmak emirdir’ denip devaminda susmak. Cocuklar samimi sekilde inaniyorlar da, maas alanlarin bu konudaki davranislari cocuklarinki kadar samimi degil. Cocuklar magdur olmasa o da mesele degil, ama oluyorlar.
Erbakan bazı sözler söyledi, bunun sonucunda askerlerle başörtülüler karşı karşıya geldi olarak okursak, bence sizin yüzleşme dediğiniz şey belki o zaman olmuştu da gösterilen tepkiye hepimiz şahit olduk.
Ben dini ve haklari ne yapacagimizi bilmedigimizi dusunuyorum. Yani — birbirimizle degil — dini inancin karakteriyle yuzlesmememizdi aklimdaki. Bayramda likor komikligi, belki ortu actiranlar dahil topyekun oruc tutulmasi failan da buna benziyor. Dini prensipler atrafinda organize olmus gucler ve ortulu kizlarin okuma talebi olmasa bunlar onemli degil aslinda, ama durumumuz bunu onemli kiliyor.
Laiklik tariflerinin (esit mesefe laflari, devlet eliyle sekulerlestirme vs.) duzgun olmamasi da bu yuzlesmeme halinin bir alameti. AKP’nin savunmasina bakmadim ben, ama anladigim kadariyla onlar da “bizim yaklasimlar laiktir cunku…” dememisler.
Salak değiller ama lafı bir tarafından anlamaya meyilliler diyebilirim. Denememeler ile fikren bir farkım yok, ama Konya’da gülünç bile sayılamayacak bir olaydan yola çıkarak özgürlüklerimiz kısıtlanıyor, keşke başörtüsü eylemine katılmasaydım, içki de mi içemeyeceğiz türü sözler söylemek bana hiç anlamlı görünmüyor.
Quo Vadi bey de soylemis, eger rakisiz yemek yiyemeyecek kadar onem veriliyorsa buna bu insanlar Konya’ya gitmesinler. Ben bilemem Konya’da ne olur diye, olan dogru anlatildi diye kabul ediyorum ve Konya’da raki icemeyip Ankara’yi kiskirtmaya kalkmak yerine ya o belediye (yahut neyse) onu secen Konyali’yi iknaya calismanin yahut da ‘gitmeyin oraya’ demek gibi yollarin denenmesini daha dogru buluyorum.
Komik ama bu iste bir dua ritueli var. Insanlar konu komsulariyla anlasamiyorlar veya gittikleri yerdeki ahalinin tercihleriyle ters dusuyorlar ve yuzlerini Ankara’ya donup birseyler soyleniyorlar. Ankara’daki ulu guc cevremdekileri carpsin da rahat edeyim demek bu. Bu da pek saglikli degil. Bunun bir sebebi Ankara’nin yasak koyarken de serbest birakirken de cok guclu olmasi tabii.
Bülent Bey,
İmam Hatiplerde bildiğim kadarıyla başörtüsü serbestisi yok, bunlar ancak göz yumulursa içeri alınıyor. İlahiyat fakülteleri de böyle. 2002 yılından bir iki link gördüm:
http://www.tumgazeteler.com/?a=127583
http://www.tumgazeteler.com/?a=140723
Bugün durum nedir, kaçak göçek mi okunuyor, yoksa yasayla ilahiyat ve imam hatiplerde serbest mi bilemiyorum.
Bir de şu sitedeki sorulara bir imam hatip yetkilisi cevap vermiş, belki merak eden olur diye kayıt düşelim.
Heh, sizin son linkten alinti:
Öğrenci Maymun ile Adem arasında seçim yapabilecek bilgi ile donanır. Evrim ve Diyalektik Materyalizm hakkında bilgi sahibi olur.
Aman ya, tiksindim bu heriflerden. Hala her firsatta Marx ocusu, hala Adem’e karsi maymun bilmemne.
Bülent Bey,
Şimdiki DİB Ali Bardakoğlu da, önceki M. Nuri Yılmaz da kızlarını başı açık okutmuş. Demirel bunu bir konuşmada örnek veriyor. Demek ki bu şahıslar istese şu fetvayı verebilirler, “eğitim için başınızı açabilirsiniz” Bazı yerleri Vatan etkisiyle problemli görünse de işin özünü yansıtan konu şu:
Bu arada aynı Diyanet İşleri Reisi Bardakoğlu başörtüsü dinin emridir şeklinde kesin açıklamasını da yapmış.
Fethi bey, iste buyurun. Ne diyeyim. Ben incesine bakmamistim, ama oyle tahmin ediyordum zaten.
Ben de şöyle tamamlayayım: yorumcu arkadaşa katılıyorum.
isteseler verirler vermesine de , birileri de onlar hakkında bir fetva verir ( mesela ben
, ben güldüm ama siz gülmeyin gayet ciddi fetva veririm haklarında , isteyen inanır isteyen inanmaz…… ), bakalım kimin fetvası kimin fetvasını dövüyor ………….
Vurguladığım kısım Demirel’in fikri değil sanırım , “isteseler şu fetvayı verirler” kısmı ,Herneyse sizin yada Demirel’in ben sözümü söyleyeyim ,
Kutsal Devlet , Kutsal ideoloji hata yapmaz , devlete ve laikliğe olan imanınızda şüphe oluşmasın demenin bir başka yolu da bu heralde ,
insanları inançlarından tavize zorlamak ,analarıyla babalarıyla karşı karşıya getirmek ,
kızım sana söylüyorum , baban sana baskı yapıyor , sen farketmesen de yapıyordur , sakın ola hakkını aramak gibi bir rüya görme , anana kız ,babana kız, imamına , camine ,dinine ,cemaatine ,tarikatine kız , ama sakın ola devlete kızayım deme , mağduriyetinin sorumlusu ya sensin , ya anan , ya baban….. olmadı kaderine küs …………
hey sennn !! başbakan , karının başını açsana , o senin emrinde bir köle değil mi , uy sisteme gıcık etme adamı……
kızım sana söylüyorum Cumhurbaşkanım sen de duy …………..aç kapa artema….
hey sen kız babası , kızını kime verirsin karışmam ama eğer günün birinde sana “okuyim mi , örtüneyim mi ” gibi bir soru soracak olursa, vereceğin cevabı biliyorsun , bilmiyorsan ben sana öğreteyim “oku bakiyim….”
kemalist zorbalık diye üstü kapalı terminolojiye bakmam ben.
üstün körü hiç bir tanımlaya gelemem.
tek tek durumları yazarım. 5 yaşında kız çocuğunu başörtüsüne kim mecbur ediyorsa ben de ona zorba derim. , imam hatp lisesinde öğrenciyi 15 yaşında, erkeklerin 15 dakika dolaşamayacağı bir kıyafeti dinde tek seçenek gibi zortlatana da zorba derim.
30 ağustaos töreninde başörtülü kadını tören alanına sokmayana da zorba derim.
benim öyle tek ve bütün zorba tanımım yoktur.
üstelik ben çok uyumlu insanım. camiye gittiğimde başımı da örterim.
Fatih bey,
Ok. Daha sonra bulmussunuz. O zaman cevabini da yazin da ogreneyim bari: Musluman tarikat universitesi mi yoksa Musluman olmayan bir tarikat universitesi midir?
Yok. Bu biraz luzumsuz bir iltimas gibi geldi..
Konsolosa yolda yururken kimsenin tek laf etmesini oneriyor degilim; ama, oraya Mordehai Amihai olarak gitmis degil –oyle gitse buyuk bir ihtimalle kimse takmazdi onu. O, Israil Konsolosu olarak orada. Ve, onu cicek ver(dir)enler de bunun farkindadir herhalde.
Yukarida ‘timsahin goz yaslari‘ da ‘timsah‘ meselesine kaymis azicik.. Cok hos olmamis bu tur hamamin namusunu korumak icin hamamdan disari ciplak firlamak..
Onun yerine, eger hamamin namusu korunacak idiyse, Allah rizasi icin, Filistinde katledilenlerin ruhu icin, ilaclik olsun bir kisi de cikar ‘Yuh!‘ diye bagirirdi; kimse Konsolosun katline ferman istemiyor…
Bagirmamissa/bagiramamissa, bu ‘islam‘ kelimesiyle ayni kokten gelen ‘teslimiyet’in cok yanlis yerdeki bir tezahurudur bence.
Yani, yuz karasidir demek istiyorum.
Bir de, evet ben o cicegi veren kizi da, o Konsolosu cagiranlari da, kuzu kuzu dinleyip tek seda olsun tepki vermeyenleri de elestiriyorum.
Basortulu olmasi da, islami tandanslari olmasi da tuz biber ekiyor.
Bulent beyin uzuntusune de katilamiyorum: Mazlum tarafini hafifletici bir sebep olarak goremiyorum. Bir universite ogrencisi bu kadar kisiliksiz, bu kadar da gafil olursa, oradan (ya da baska bir yerden) alacagi diplomayi kac para eder?
Kimse bogazina silah dayamis gibi durmuyor ustelik..
Yok. Bu da topu taca atmaktir bence.
15 sene once ordudan atilan emekli subay assubaylarin evlerinde patlayicilar filan bulunmasi sozkonusu olunca, bu denli Omer adaleti temsilcisi olmuyordu kimse..
Adam suclu, dolayisi ile vaktiyle (bir zamanlar) calistigi oldugu kurum da (TSK da) suclu demelere getiriliyordu..
Simdi, aniden ne oldu da, adamin calistigi kurum (temsil ettigi devlet) suclu iken, onu temsil eden kisiye boyle iltimaslar gecmek gerekti?
Nasil yani?
Cemaat’in icinde, kurumlarinda, apayri pratikler var da ben mi bilmiyorum?
Hadi diyelim, boyle munferit seyler olur.. Peki, “walla, biz karismayiz” mealinde midir her zaman tepkiler?
En azindan, “evet, bir yanlislik olmus; duyunca biz de uzulduk” turunden bir sey demelerini beklemez miydiniz?
Kisacasi, neresinden bakarsaniz bakin, turmuyor –bence, ele gelir (savunulur) bir tarafi yok bunun.
Knz hanim,
Elizabeth de oyledir, sagolsun.. Hatta, oturup prof.lardan kiraat dahi dinler kendisi
Esrafullah. Elizabeth caminin kadınlar bölümüne erkek sokturmuş. fotoğrafta ilk gözüme bu çarptı.
yoksa kadınlar mı erkekler bölüme topluca girdi de, o fotoğraftaki iki erkek zaten ordaydı bilemeyeceğim. Valla resul cibril bey bunu bizler yapamayız.
rahmetli gonca kuriş, cami bahçesine kadar,ve ancak cenaze namazına kadar sızabilmişti. kızı onu da yapamadı. 10 yıl sonra professör kızları falan ancak annelerinin cenaz namazını kılabliyor ( uçak kazasında ölen prof kızı kılmıştı)
Biz de genellikle kadınlar erkekler bölümüne sızmaya çalışır. biz de zapsusunun sayın eşinin erkelerle sızmaya çalıştığı bölüm kadınara mı aitti onu da bilemeyeceğim ?
bir keresinde ben yapmıştım. şöyle bişey olmuştu. sultan ahmet caminin içinde turist grubunun peşine kasten takılmıştım. kimse bişey demedi. Hemen arkamdan başörtülü 2 kadın sızdı, fakat hemen bir görevli geldi ve onları dışarı çıkarttı. üstelik ters konuştu burası erkeklere ait diye. Kadınlar kendi kendilerine itiraz ederek uzaklaştılar. Ben de onları korumak için bişey yapmadım. Hemen kendimi güvenceye aldım tabi. Mimberdeki çinileri incelermiş gibi yapmaya başladım, yakalanmayım diye. başörtülü olmam avataj oldu tabi
Neyse turist para demek, aç kalmakla cami adabı arasındaki ince çizgide paradan yana tabi.
tabi krlaiçe elizabetin kadınlar bölümüne soktuğu erkeklerin hadım edilmeleri olasılığına hiç değinmiyorum. yani 21. yy dayız değil mi ?
ayağına incecik beyaz bir goloş giymiş. eteği de kısa. hem de sandalyeye oturmuş .
yani bizimkilere halkı biçimlendirmek öyle olmaz, böyle olur der gibi. Zarif bir yönlendirme olduğunu kabul ediyorum.
cumhurbaşkanımıza smokin yakışmıştı, hamfendi şıktı. bardaklar çok güzeldi.
pardon, yukardaki italik yazıda başörtülü olma-ma-m avantaj oldu tabi olacaktı
turistler giriyor diye dalmıştım. gerçi namaz saati bitsin diye beklemiştik.
Resul Cibril Bey,
?
bak ve gör dediğimiz tarzı bir olayda, görmezden gelmek inkar olur.
bir filtreye olaylar takılmaya başlar.
Çiçek veren kıza bunu söylemek isterdim. velevki simge olsa bile, o simgeyi başkalarına kullandırtma diye..
Resul bey,
Bulent beyin uzuntusune de katilamiyorum: Mazlum tarafini hafifletici bir sebep olarak goremiyorum. Bir universite ogrencisi bu kadar kisiliksiz, bu kadar da gafil olursa, oradan (ya da baska bir yerden) alacagi diplomayi kac para eder?
Cok ustune gidiliyor bu kizlarin diye uzuldum ben, bu baglamda mantikli bir sebebi yoktu.
Dedikleriniz dogru da bu insanlarin onune ne ornek cikartiyoruz da bilincli filan olmalarini bekliyoruz? 50-60 yasindaki ‘muteber insan’larda gormedigimiz ozellikleri gostermedi diye universite ogrencilerine mi kizacagiz simdi?
Ben cok da onemsemiyorum bu hali, davet edilmis bir misafire cicek verme isi de ona denk gelmis alt tarafi. Devleti temsilen gelmis, o devlet de kotu birseyler yaparmis filan diye dusunememis iste. Universite ogrencilerinin bu mucadeleleri yapmaya kalktiklari zamanlari da hatirliyoruz, Filistin kamplarina gidip geldiklerini de, Israil konsoloslarini kacirdiklarini da. Bana da sorarsaniz iki halin ortasi bir yeri tercih ederim herhalde, ama o olmayacaksa cicek versinler daha iyi. Cicek verdiren gaflet hirs icinde birseyler yaptirtandan iyi gozukuyor bana, ileride daha suurlu oldugunda utanacak sey olarak ‘cicek vermistim’ demesi daha iyi bence genc insanlarin.
Bulent bey,
Basortulu olmasi degildi benim icin onemli olan. Sakalli ya da sakalsiz, cuppeli ya da cuppesiz bir erkek ogrenci de olabilirdi ve farketmezdi. Hatta hic ogrenci de olmasaydi da onemli degildi.
Felan yemek icin bunlar onsart degil. Fatih Universitesi, kurum olarak, bu halti yemistir ve tipki Nasrettin Hoca’nin o bilinen darb-i meselinde gectigi uzere: Kenefte bir seyler yenmis, ve agzi oynayarak disari cikilmistir.
Evet, kizacagiz. Yani, ben kizmakta kendimi hakli goruyorum. 50-60 yasindaki ‘muteber insan’lara kizdigimdan daha cok ustelik.
Eger hep 50-60 yasindaki ‘muteber insan’lari taklid ediyordu iseler, bu ‘basortusu seklinde tezahur eden tepkiyi’ aciklamak zor olur. Yani, hersey hep onculleri taklit degil. Ya da, bazi seyler olmak zorunda degil.
Iyi walla.. Vaktiyle bir de ‘cesur yurek’ isimli bir zibidi vardi.. Onun icin ben benzeri sozleri duyamadim. [Duymak istedigimden degildi.]
Dusunememis olmasi yeterince buyuk bir eksiklik degil midir?
Nedir bir ogrencinin isi? Cok mu mesguldurler? Yoooo.. Gunun yarisi laklakla gecer.. {Universitede yapilan laklak bence makbuldur ama surekli ve hep Seda Sayan’in yeni meme ebatlari, bilmemkimin yeni sevgilisi filani konusmak bu kapsama girmez bence.}
Kisisel kanaatim: Fiili tasallut haricindeki seyleri ben gunah saymiyorum. Universite gencliginin ulkenin dis siyasetine yonelik fikri ve tavirlari olmalidir.
Bu ornekte de olmustur aslinda: Fakat, ben, Fatih Uni.nin tavrini hic dogru bulmuyorum. Kanima dokunuyor.
Cicek verilmesi gerekenlere cicek verilmesinden daha dogal ne olabilir. Ama, buna layik olmanin tam tersini hakedenlere de cicek verilirse, beyin dumuruna ugramislik, gafletle birlesik teslimiyet ya da cok uzun bir mazi ve aidiyete ihanet arasinda bir yerlerde oldugunu soylemem lazim.
Bunun ben ‘hirs icinde cicek vermek’ olup olmadigindan emin degilim ya, ayri mesele..
Fakat, ‘ilerde daha suurlu olmak’ ne demektir?
Ilerisi ne zamandir?
Kac yasinda aklen balig olduklarini varsayiyoruz?
Sira oy vermek taleplerine gelince mangalda kul birakmayanlarin, gelecekle ilgili alacaklari butun sorumluluk bu mudur?
Bir de sunu soyleyeyim: Islami cenahin bu apologetic subyanizmi [*] beni cok rahatsiz ediyor.
Huseyin Uzmez isminde birisi cikar, alenen subyancilik eder, Islami kesimden cok olsa apologetic mirilti cikar. Baskasi bilmem kac kadin almagi marifet sayar, Islami cenahtan cok olsa “bu devirde gerek yok” turunden dipnot dusulur..
Bu kadar apologetic iskeletsizlik bence Allahin da gucune gidiyor..
[*: ‘Subyanizm’, bu baglamda ‘cocuksulugun arkasina saklanmak’tir ama baska tedailerini de dislamiyorum.]
Fatih Üniversitesinin tavrını Zaman gazetesinin Ali Nesin ve başka işleriyle ilişkilendirmek de mümkün.
Genel anlamda Bülent beyden ziyade Resul bey gibi düşünüyorum, üniversite öğrencisine anaokulu çocuğu muamelesi yapmamak lazım. Bu çocuk yarın kendisine “Filistin’de olmadık zulmü icra eden İsrail’in resmi temsilcisine çiçek verirken utanmadın mı” diyenlere ancak cemaat abilerinin öğrettiklerini söyleyebilecektir.
Hüseyin Üzmez vs. türü adamlar konusunda da İzlenimler sitesi kimliği adına söylüyorum, bu tür hadiseleri hiç ele almadım, ister ulusalcı, ister şeriatçı, ister liberal ne halt olursa olsun bu tür pisliklere yer vermem. Hadise Bedri Baykam’ın başına gelse tavrım değişmezdi.
Aslında okullarda küçük çocuklara uygulanan terörü de onların rencide olacağını düşünerek yazmak istemiyorum ama belki birileri harekete geçer diye mecburen yazıyorum.
Fethi bey,
Ben, konunun gazetelerdeki 3nc sayfa baglaminda ele alinmasindan bahsetmiyorum. Evet, pisliktir bunlar ve pislik deyip konuyu mahkemelere havale ederek gecistirebiliriz.
Uzmez olayinin baska bir boyutu var. O da, belli bir ahlak anlayisini temsil ediyor olusu..
Yani, belli bir kesimin hala daha “Peygamberimiz Hz Ayse ile evlendiginde Hz Ayse 9 yasindaydi” seklindeki subyanciligi mesrulastirma cabalari.
Hz Ayse’nin gercekten o zaman 9 yasinda olup olmadigi beni ilgilendirmiyor –o apayri bir tartismadir. Ama, bugun bu devirde hala daha bu tip (sahte ya da gercek) orneklerin arkasina siginarak bu tur seylere mesruiyet kazandirilmak istenemsini ben kabul edemiyorum.
Dolayisi ile, evet, Uzmez vakasi bu konuda toplumun genel olarak tavrini ortaya koymasi icin iyi bir firsatti. Islami kesim bu firsati suzkunlukla, pisiriklikla, ve genel olarak da susarak onaylamakla iskaladi.
Islami kesim bunu hep yapiyor: Israil Konsolosu vakasinda da ayni sey..
Neymis “ogrencinin biri bir cicek vermis, biz ne yapalim” kivirmalari (pardon my french)..
Inanc ozgurlugu.. inanc ozgurlugu diye diye mangalda kul kalmadi..
Ala ve rana..
Inanc ozgurlugu limitleri daha da genisleyince nelerin olacaginin isaretleri bunlar herhalde..
Daha genis ve yaygin bir iskeletsiz teslimiyetcilik…
Fethi bey,
Genel anlamda Bülent beyden ziyade Resul bey gibi düşünüyorum, üniversite öğrencisine anaokulu çocuğu muamelesi yapmamak lazım. Bu çocuk yarın kendisine “Filistin’de olmadık zulmü icra eden İsrail’in resmi temsilcisine çiçek verirken utanmadın mı” diyenlere ancak cemaat abilerinin öğrettiklerini söyleyebilecektir.
Tamam ben cok yumusagim belki ama bu dediginizi dogru kabul edersek yumusak olmayip ne yapalim? Zaten o cocuklarin ‘abi’lere teslim edildikleri dakika bu hale gelecekleri belli ise nicin onlara birey olarak kiziyoruz? Ulusalci filan genclere de benzer sebepten kizmiyorum ben. Belli ortamlarda belli sekillere giriyorsa insanlar, onumuze gelen, gozumuze batan numuneye ‘vay sen niye istisna olmadin?’ diye mi kizacagiz?
Bedri Baykam’ın peçetesinin burada gundeme geldigini hatirliyor gibiyim ama..
Bulent bey,
Evet.
Suc da kabahat da sahsidir.
Resul bey,
Islami kesim bu firsati suzkunlukla, pisiriklikla, ve genel olarak da susarak onaylamakla iskaladi.
Bu adamlarin kendilerine ‘Islami’ demeleri, bizim de ‘Islami’ dememizi gerektirmiyor herhalde. El Kaide diye bilinen sey de ‘Islami’ diyor kendisine mesela. Muslumanim diyen bireye Musluman degilsin denmemesini anlarim, ama hareket, olusum, sirket, gazete vs. ‘Islami’ olma iddiasinda olanlarin ve o etiketikullananlarin iddialarini tekrarlamak dogru gelmiyor bana.
Fethi hocaefendi belki bir fetva verir bu hususta?
Resul bey,
Evet, ama Hüseyin Üzmezvari durumla ilişkili değil. Orada adamın sanatçılığına bir atıf vardı galiba. (Bir bakayım ne vesileyle yazılmış)
Bulent bey,
Kendilerinin cagrilmak istedikleri isim, ya da niteleme sifatini kullanmak ya da kullanmamak uzerinde konusabiliriz. Fakat, hayli zamandir en azindan galat-i meshur haline gelmis bir sey bu. Ve, malum, galat-i meshurlar sahihlerden daha kuvvetli addedilirler.
Ve, el kaideyi elestirmekte kimsenin pek cekincesi yok. Ama, kisi bizim topraklardan olursa, o zaman isler degisiyor. Fincanci konvoyu endiseleri depresiyor anlasilan..
Walla.. haklisiniz.. Haklisiniz da, daha gecen gun, konu Islamla ilgili bazi seylerin tartisilmasi olunca, ikidebir lafa ‘biz’ diye baslayan bir sohbetimiz olmustu baska birisiyle.. Suursuz aidiyetlerin yol actigi nefs-i mudafaa refleksleri sahiplik iddialarina donusuyor apansiz.
Ve, o sahiplik iddialaridir benim kaale alip elestirirken kullandigim ‘Islami kesim’ tamlamasini gerekcesi.
Once bir ABD’ye yerlesmesi gerekmiyor mu?
Baykam ne kadar ‘sanatci‘ ise Uzmez de o kadar ‘yazar‘..
Her ikisi de ‘kimlik’leri uzerinden marifet sergiliyorlar ya da kaale aliniyorlar.
Bence, siz Baykam’in sanatciligini elestiriyor degildiniz… Ait oldugu kesim sozkonusu olmasa, hakkinda tek kelime edeceginizi sanmiyorum.
Bunu da, bugune kadar sahneye donunu cikarip firlatanlarla ilgili bir sey yazdiginizi gormedigim icin soyluyorum.
Şöyle demişim:
AKP ile CHP, yok aslında farkları demeye getirmişim herhalde.