Archive for Mayıs 15th, 2008
Arayış
FST Mayıs 15th, 2008
Türk sağı, solu, ortası, kenarı bir arayış içinde. Ne aradıklarından tam emin değilim ama zırt pırt bunların “bize ihtiyaç var” filan diye saçmaladıkları, anlamsız laflar gevelediklerine şahit oluruz. Bu arayış denen şey ortaya çıktığında da illa ki Süleyman Demirel’in de biryerlerde adı geçer. Süleyman Demirel siteyi eskiden beri izleyenlerin bileceği üzere buranın demirbaş malzemelerindendir. Tabii çoktandır gündemde değildi, ben de dostluk hatırına ufak tefek haberleri görmezden geliyordum. Şimdi ise kendisinin bir ‘arayış’ sonucu ümit haline geldiğini öğrenmiş bulunuyorum. Haberde şunlar yazılmış:
Eski milletvekillerinin “Siyasette arayış çalışmaları”nın ikinci toplantısı dün akşam Best Otel’de yapıldı. Toplantıya eski bakanlardan İbrahim Yaşar Dedelek, Sümer Oral, Enis Öksüz, Şinasi Altıner, Barlas Doğu, Nahit Menteşe, Oğuz Tezmen, Bülent Akarcalı, Nevzat Ercan, İsmet Atilla, Esat Kıratlıoğlu, Necati Çelik, Muhammed Kelleci, Vefa Tanır, Cemil Erhan gibi isimlerin yanısıra AKP eski Ordu Milletvekili Hamit Taşçı katıldı. Toplantıda 15 eski bakan, 72 eski milletvekili ve 20 eski bürokrat bulundu. Toplam 107 kişinin katıldığı toplantıda, 22 konuşmacı söz aldı. Türkiye`nin içinde bulunduğu durum ve geleceğe ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı toplantı 4 saat sürdü.
[…]Toplantıda yapılan değerlendirmelerde, üniter ve milli devletin ciddi tehdit altında olduğu, kurumsal çöküşün zemininin oluşturulduğu, etnik ve kültürel farklılıkların çatışma haline gelecek noktaya taşındığının vurgulandığını kaydeden Hastürk şöyle konuştu:
“Türkiye bugün ağır bir kültür kimliği sorunu ile karşı karşıyadır. Türkiye’nin içine sürüklenmiş olduğu toplumsal, siyasi, ekonomik ve kültürel çöküş ancak siyaset ile çözülür bu da merkez sağ ve merkez solun bünyesi içinde bütünleştirilen bir merkez parti ile mümkündür. Bu çerçevede, toplantıda, mevcut merkez sağ partilerin bir araya getirilmesi, şahısların değil, kurumların peşinden gidecek bir yapılanma ile halkla bütünleşilmesi ve psikolojik baskı uygulanarak Süleyman Demirel’in göreve çağrılması ele alındı.”
Toplantıda birer konuşma yapan siyasetçiler görüşlerini şöyle dile getirdi:
Nevzat Ercan: “Devlet ile millet kucaklaşmalıdır. Halkın gündemi unutulmuştur. Ülkenin sorunlarını çözecek güçlü bir kadro kurulmalıdır.”
Esat Kıratlıoğlu: “Bazı kişiler vardır, 80 yaşındadır, 20 yaşındaki kişinin heyecan ve performansına sahiptir. 30 yaşındadır, 80 yaşındaki kadar heyecan ve aktiviteye sahip değildir. Yaşa bakılmaksızın tecrübeli kadroların hizmet ve bilgilerinden yararlanılmalıdır.”
İsimlere baktım da, bir sürü rakam vermişler, bir de katılımcıların yaş ortalamasını yazsalar tam olurmuş. Herhalde Süleyman Demirel toplantıya ortalama yaşı yükseltir diye doğrudan katılmamış, benim tahminim Süleyman bey dahil ortalama 77, hariç 74, standart sapma da 10 civarında olur. Bir de “bunlar kim yahu” demeyin, tabii gençlerin yaşı yetmez, bunlar Türk siyasetinin duayenleridir. Yaş yetmiş iş bitmemiş anlaşılan. Başkası olsa “bunak herifler, gidin, ahir ömrünüzde bari vatandaşın yakasından düşün” denebilecek şu durum, burada anılan siyasilerimiz için geçerli değildir. Zira bazı kişiler vardır ki 80 yaşında olsa da 20 yaş zindeliğindedir. Misal Süleyman Demirel. Geçmiş yıllarda bu işin sırrını soranlara “yoğurdu semizotuyla yeyin, gerisine karışmayın” şeklinde cevap vermişti, hatırlayan çıkar. Demek sağın eski tüfekleri bu işi kıvırsa kıvırsa Süleyman bey halleder demişler, ben de buna hayır diyecek değilim.
Peki Süleyman Demirel göreve nasıl çağırılacak? Oradaki yetkililerden biri kendisine psikolojik baskı uygulayalım demiş. Mesela ne yapılabilir? Güniz Sokakta kamp kurup imza toplamak, Demirel’in evinin önünde yatmak, yurdun çeşitli bölgelerinde miting düzenlemek, TV dizilerinde, yarışma programlarında mesajlar vermek, bazı vatandaşların dama çıkıp ‘dön baba yoksa kendimi atarım aşağıya’ demesi, Süleyman Demirel’in beynini kontrol edebilmek için Güniz Sokağa gizemli psikolojik dalgalar gönderme filan ilk akla gelenler. Diyelim bunlar tutmadı, baba tınmadı bile ‘binaenaleyh siyasete bir darbe ardından dönersek ilk seçimde alacağımız yüzün biridir’ dedi, o zaman ne olacak?
Bana göre tek çare babaya psikolojik değil fiziki baskı uygulamak, başka yol yok. Güniz sokağa gidecek yetmiş yaşındaki siyasilerden oluşan ‘70′ler Timi’ Süleyman Beye ‘yer misin, yemez misin’ hesabıyla iyi bir sopa çekip “geç şu hareketin başına adamın asabını bozma” demek zorunda kalabilirler. Bu ulvi görev için davet alırsam, yaş ortalamasını küçültüp standart sapmayı bozma bahasına vazifeden kaçmayacağımı, bir kürek sapıyla üstüme düşeni yerine getireceğimi buradan alenen ilan ederim.
Ne bu yahu, geçeceksen geç kardeşim hareketin başına, 4 senedir oluşum, moluşum, arayış, kafa beyin kalmadı. Devletle kucaklaşacak mısın, milletle güreş mi tutacaksın, bir an evvel harekete geç. Vatan elden gidiyor hala psikolojik baskıyla görev bekleniyor. Yapamayacaksanız haber verin, maaşı konuşalım sağın başına geçeyim, 30′lu yaşlarda ama 80 yaşındaki birinin enerjisine sahibim, hem de kendim için birşey istiyorsam namerdim, benzin var da biz mi içtik ki karnımız ağrısın.
Bir Avuç Dolar
FST Mayıs 15th, 2008
Tuncay Özkan Kanaltürk’ü 30 Milyon Dolara AKP yanlısı bir gruba satmış, herkes şaşkın vaziyette. Öncelikle ben de bir konudan dolayı şaşkınım, sen sonuna kadar ulusalcı, ABD düşmanı ol ama koca televizyonu YTL olarak değil de Dolar cinsinden sat. Olacak şey mi? 38 Milyon YTL dese bir şey mi eksilecek? Hasılı beni en çok yaralayan şey bu oldu. Yoksa adamın malı Kanaltürk, satar satmaz bizi ne ilgilendirecek. Bu arada Yiğit Bulut, Mustafa Balbay, Emin Çölaşan gibi ulusalcı aydın ve önderler de “düşene bir de biz vuralım” kavlince Tuncay Özkan’a oh olsun çekip gülüyorlarmış. Bunlar “Biz kaç kişiyiz” türü oluşumlara girenlere de “oh olsun, gördünüz gününüzü, bu herifin ardına takılır mısınız” mealli laf da atıyorlarmış. Yine olaydan keyfolan muhalifler derhal bir site açarak “biz kaç dolarız” diye dalga geçmeye başlamışlar. Yiğit Bulut da “biz kaç safız” sitesini öneriyormuş. Biraz beklesek “kaçparalıkadamsınızulan.net.tr”, “üçkuruşlukşerefsizler.blogspot.com” gibi siteler de açılmakta gecikmeyecektir. Anladığım kadarıyla ulusalcılar da kendi içinde Tuncay Özkan’ın liderlik bayrağını taşımasından pek hoşnut değilmiş. Baksanıza bir sürü adam zil takıp oynayacak neredeyse. Hele Doğan grubu tam kadro Tuncay Özkan’a yükleniyorlar. Radikal de dün manşetten Tuncay Özkan’a satılık anlamında laflar etmiş. İşin açığı Tuncay Özkan da ulusalcıların lideri pozunda pek sırıtıyordu, AKP karşıtı mitinglerde de hayli sönük bir profil çizmişti. Karizma sıfır, o haliyle 1.300.000 adamı peşine takması büyük başarı olmuş, hayret.
Peki Özkan bu duruma ne cevap vermiş? Haberde okuduğum kadarıyla Radikal başta tüm Doğan grubuna ateş püskürüp epey bağırıp çağırmış. Tuncay Özkan’ın bu esnada ağladığı da rivayet ediliyor. Videodan da dinlenebiliyor, ama özetle şuymuş:
Kanalı neden sattığını açıklayan Özkan, Berkan’a ‘Sana sesleniyorum. Kaç kuruşsun. Maaşın kaç paraysa söyle satın alkacağım seni.. Köpek… Alçaaakk.. Namussuz.. Hayasız adamlar.. ‘ sözleriyle seslendi.
Biz kaç kişiyiz web sitesinde de ilginç bir durum var, kimi üyeler hayal kırıklığı izhar ederken kimi de “yıkılmadık, ayaktayız” diyerek birlik ve beraberlik mesajı veriyor. Biri Tuncay Özkan’ı Atatürkle kıyaslamış ve liderlikle ilgili mesajlar vermiş. Aleyhte şöyle şeyler söyleniyor:
“Yazık oldu sevgili kardeşim Tuncay. Hakikaten yazık oldu. Şu anda sabahın onbiri ama ben kederimden içiyorum. Kanal senin, tabiki satabilirsin ama herhalde Koza’ya değil.Ne yaptın? (n-semerci)”
“Tuncay Özkan’a güvenim sarsıldı. Kendi elleriyle düşmana etkili bir silah verdi. Mademki gerçekten yurtseversin Kemalistsin , üç kuruş aşağıya sat başkasına sat, eğer satmak zorundaysan.” (Revai Görgülü)
“Her şeyin fiyatı vardır. Yurtseverliğin, Memleket Sevdasının fiyatı yoktur. BizKaçKişiyiz hareketi yoluna devam edecektir. İnaçlarına fiyat biçenlerin aramızda yeri yoktur.”(MustafaMüjdat ERGÜN)
[…] İlk ve son defa yorum yazıyorum. Çevremde ben ve diğer ulusalcılar alay konusu olduk. Dünden beri başım ağırıyor. Çevremde sürekli tartışıyorum. Kaça satıldığımız soruluyor. Eğer istenilseydi BKK üyelerinden yardım toplanasilirdi. Bu utanç içinde yaşamak istemiyorum. Aşk olsun sana Tuncay Özkan aşk olsun” (Onsan)
Diğer taraftan sitedeki yazarlardan biri bu eleştirilere karşılık farklı bir açıdan yaklaşarak Tuncay Özkan’ı savunuyor:
[…] Değerli arkadaşlarım,
Dediğim gibi bende çok üzüldüm ama, böyle olmasının çok önemli bir nedeni olduğuna yürekten inandım ve aklıma en küçük bir fesatlık dahi gelmedi. Çünkü ben Tuncay Özkan’a bir çok arkadaşım gibi gönülden inananlardanım.Ne kendisine ne de yönetimde olan arkadaşlarıma telefon açıp nedenini sormadım bile.Çünkü gerek duymadım.Sadece onun açıklamasını bekledim.Çünkü hissediyordum ki, o asla kimseyi aldatmaz sözünün eri ve gerçek bir liderdir.Liderlik öyle kolay bir şey ve sadece yöneticilik değildir.
[…] Şüphesiz ki Atatürk dünyada eşine az rastlanan bir liderdi.O, gerek etkileyici kişiliği, gerekse ahlaki meziyetleri ile tüm dünyanın kalbinde taht kurmuş, eşsiz bir liderdir. Kendisi “Türk Devleti’ni bizlere, özellikle de tüm kalbiyle güvendiği gençlere emanet etmiştir. Türk Milleti’nin bağrından, benim izimi süren yüzlerce, hatta binlerce Atatürk çıkaracaktır.”demişti. O azmi, kararlılığı ve çalışkanlığıyla hayattaki bütün ideallerini gerçekleştirmiş bir liderdi. İşte Tuncay Özkan’da binlerce Atatürk’ten birisidir. Halkı, Atatürk’e güvenmişti ve onu izlemişti, her zaman yanında olmuştu.
Bizler ne yaptık , en ufak bir şeyde hemen şüpheye düştük ve Özkan’ı suçlamaya başladık.Bu olmadı arkadaşlar olmadı.Onun ve arkadaşlarının çaresizliklerini aylardır görmüyormuyduk? …
Doğrusu tam da AKP için kapatma davası açılmasına keyfolunacak zamanda şu gelişme hiç olmadı, ulusalcıların kendi içinde hem de böyle bir manzarayla yırtılmış görüntüsü vermesi iç ve dış düşmana epey kahkaha attırdı. Kederden millet sabahın köründe içki masasına çökmeye başlamış, kimisinin de alay konusu olmaktan başı ağrıyormuş. Hakikaten yenip yutulacak bir şey değil. Doğan grubu da ulvi davada kendilerine ayakbağı olan bir pürüzden kurtulmanın keyfiyle göbek atıyor. Bakalım meydan mitinglerinde Tuncay Özkan’ın boşalttığı yeri Yiğit Bulut mu dolduracak yoksa Mustafa Balbay mı? Yahut artık boşta olan Emin Çölaşan mı?
Aklıma gelmişken, acaba Ahmet Necdet Sezer ne alemdedir? Malum geçen sene Emel Sayın’ın bir şarkısına Allah dememek için epey yutkunulan bir merasim için Kanaltürk gecesine giden sayın Sezer ‘biz ailecek Kanaltürk izliyoruz’ gibi bir şey demişti. Herhalde o da benim gibi Açıköğretim kanalı ile çita-geyik belgesellerine talim edecektir.
Kısaca gelişmeler ilginç, ulusalcıları sevin ya da sevmeyin, seyre değer bir hadise olduğunu inkar edemeyiz.