,

FST Mayıs 15th, 2008

.

  • Blog
  • Comments(307)

307 Responses to “,”

  1. BetüL 15 May 2008 - 16:03:38

    Kac zamandir belli ediyordunuz, uzuldum. Hayirli olur ins.

    Yazilarinizi ozliyecegiz.

  2. Ahmet 15 May 2008 - 16:06:49

    Sizi cok ozleyecegiz.

  3. yazilarinizi cok ozleyecegiz Fethi bey.

    Insallah yeni bir olusum iktidara gelirde, dayanamayip tekrar yazmaya baslarsiniz.:)

  4. TT 15 May 2008 - 16:50:43

    Bende Fethi Bey’e teşekkür ediyorum güzel yazıları için…

  5. nereye yaa ne güzel okuyordum yazılarını olmadı bu öfff ne kadar desekde sizin bileceğiniz iş ama değilmi

  6. Blogda yazmayı bırakmanızın sebebi tam olarak nedir acaba?

  7. manyakadam 15 May 2008 - 17:35:37

    Alma mazlumun ahını çıkar ahesteaheste. bak sanada yar olmadı fethi beycim gördünmü?

    neyse hayat kısa büyütmeye deymez hakkını helalet. benden yana ne varsa helal ettim gitti.

  8. fethi bey tuncay ozkan ekibine kayilip yeni kanal projesi üzerinde calisacakmis.

  9. :”( üzüldüm.

  10. derya 15 May 2008 - 17:50:28

    Fethi Bey hayırdır? Belli ediyomuşunuz gitceinizi ama ben anlamamıştım valla. Sebep ne ki? Üzüldüm çok, bırakmasanız keşke. Hergün bi heves girip bakıyorum zira yazmış mısınız diye yeni bir yazı, sağa sola gönderiyorum, kimini sinir, kimini mest ediyorum falan.. Bitti mi yani şimdi? Kocam bile son zamanda FST parti kursa oy verrim valla türü şeyler söylemeye başladı inanmazsınız :) Düşündüğünüzden daha etkili bir mecraydı burası yani..
    Sağlık olsun, elbette sizin için iyi olanı siz daha iyi bilirsiniz. Bizim için pek iyi olmadı, özleyeceğiz hakkaten. Teşekkür ederiz bugüne kadarki yazılarınız için.
    Sevgiler, saygılar…

  11. edi 15 May 2008 - 17:51:41

    ya tamda kafama göre bi site bulmuştum o da şimdi kapanıyor. hayret edilecek şey.

    ya varya nezaman hayatımı güzelleştiren bişey bulsam bi şekilde elimde patlıyor olucak şey değil!

  12. FST 15 May 2008 - 17:54:11

    Sinan bey,

    Bunu epeydir söylüyordum, gündemin tekrarı ve yeterince yazdığımı düşünmem esas sebeptir. 4 yıl hep benzer şeyler yazmak artık insanı yoruyor. Ekmek parası için olsa belki devam eder ama şu haliyle keyif vermez durumda.

    Promete,

    Evet, Tuncay bey aradı, borçlardan sonra 1.5 milyon dolar para artmış, yeni bir oluşum düşünüyor, Süleyman beyi ikna edemezsek siz ne dersiniz dedi, tek şartı blogda yazmayı bırakmam, haliyle kabul ettim.

    Manyakadam,

    Sen sağ mısın daha? Evet, keyfin yerine gelmiş anlaşılan. Neyse yorumlar sana emanet, sağa sola laf atarsan iyi olur, aktivite bir süre daha devam eder.

    Denememeler,

    Hem yazılara acı biber gibi yorumlar yap hem de üzül, olmaz, al işte bakalım kime kızacaksın şimdi.

  13. FST 15 May 2008 - 17:55:04

    Edi,

    Biraz da sen başkasının hayatını güzelleştirmeyi dene, devlet denizi bitiverir işte böyle.

  14. metin 15 May 2008 - 17:57:25

    Zaten tatsızlaşmıştı şu blogistan, gidişiniz tuz biber ekecek Fethi Bey. Yamuk yaptınız bize, olmadı.

  15. eyvallah.

  16. Fethi Bey,
    Gündemin dönüp dolaşıp aynı yere gelmesi hakikaten bazen tekrarmış gibi geliyor fakat yine de önümüzdeki günler için bizi yazılarınızdan mahrum etmenize üzüleceğiz.
    Blog yazarak para kazanmak gerçekten zor bir iş. Belki de parayla yapılacak iş de değil. Fakat yine de çeşitli yerlere reklamlar alarak ufak tefek gelirler elde edilebilir.
    Yazılarınız için çok teşekkürler,

  17. Fatih Zeki 15 May 2008 - 18:47:50

    Fethi ağabey,
    Birgün seni büyük bir gazetede köşe yazarı olarak göreceğimden eminim.
    İzlenimleri bırakma kararını yeniden gözden geçirmeni isterim..
    Sürekli tekrardan sıkıldığını söylüyorsun ama eğitimde en önemli unsur tekrardır.
    “et-tekrarü ahsen,velev kane yüz seksen” kaziye-i muhkeme haline gelmiştir.
    Belki biraz konu değişikliği ile devam edebilirsiniz.
    Bir de siteye reklam vs alırsanız belki kandile yağ damlar.
    Bu da itici bir güç olur belki.
    Seni tanımak güzeldi, bırakmakta haliyle zor olacak.
    Tekrar yazılarını görmek dileğiyle…

  18. delıdumrul 15 May 2008 - 19:07:43

    Gidiyorsun demek Fethi efendi. son zamanlarda yerli yersiz bizim kaleye gol atıp duruyordun ama genel bakınca çok hizmetlerinde olmadı değil. hasılı bana soracak olursa iyi bilirdim derim. sevabın günahına galebe çalmıştır diye ümit ederim. yolun açık olsun.

  19. Fethi Beyin gidisine uzulen sevgili blogistan ahalisi…

    Sizleri Metin agabeyin Jazzettasina davet ediyorum…

    Not : Arkadan bir kova su dokeyim diyorum ama sanal birsey goremedim, ekrana da dokmeye icim elvermedi…

    Not 2 : Manyakadam Amca baska yerde seni gormek zor oluyor ben de senden helallik isteyeyim.

  20. FST 15 May 2008 - 19:17:58

    Delidumrul,

    Siz yanlış ofsayt taktiği uygularsanız daha çok gol yersiniz.

    Ben de hakkımı helal ediyorum, bu arada az fırçanı yemedik.

  21. bliyaal 15 May 2008 - 19:46:54

    Yahu ne bırakıyonuz Fethi bey?

    Bakın, Deniz Baykal bıraktı mı? Hakan Şükür bıraktı mı? Demirel bile arada yokluyor. Sizin ne eksiğiniz var efendim?

    Ara ara uğrarsınız en azından bizim taraflara.

  22. siteye reklam alın, belki yazmak için bi sebep olur ha olmaz mı?

  23. FST 15 May 2008 - 20:01:17

    Anahtar,

    Bir parça kafa dinlemek lazım, ilginize teşekkürler. Ben de fırsattan istifade sizleri takip ederim.

  24. FST 15 May 2008 - 20:02:06

    Fatih bey,

    Gizli sevinciniz gözümden kaçmadı, haydi bakalım meydan sizin.

  25. izlenimler.blogspot.com veya izlenimler.wordpress.com’da devam et bari Fethi. Yokluğun çok hissedilir. Umarım tamamen bırakmazsın.

  26. Fethi Bey,

    “Gizli sevinciniz gözümden kaçmadı, haydi bakalım meydan sizin.”

    Tuh yaaa o kadar da belli etmemeye calismistim :)
    MrNo da icmeye baslamis diye duydum ama sevincinden… Neyse onunla paylasicaz artik musterileri….
    Liberal ve ulusalci tum musterileri kendisi alabilir… Ben Komunist, Sosyalist ve Muhafazakar musterilerinize talibim….
    Yallah yoldaslar benim bloga :)

  27. BetüL 15 May 2008 - 20:15:40

    Fethi bey robdosamra devam edecek misiniz?

  28. Betul Hanim,
    Niye boyle seyler getiriyorsunuz Fethi Beyin aklina???
    Yeni yerlere dogru kanatlanmak varken?
    Lutfen rahat birakin kendisini :)

  29. kelle 15 May 2008 - 20:24:43

    Üzüldük vallahi. Hayırlısı olsun ne yapalım. Kısmet bu işler bi yerde.

  30. BetüL 15 May 2008 - 20:56:06

    Izlenimlerin yerini baska bisey tutmaz Fatih bey. Sorry.

  31. Suat 15 May 2008 - 21:11:42

    Hocam,

    Sizden çok şey öğrendim. Çok teşekkür ederim.

    Yazılarınızı özleyeceğiz. Blogistanın tadı iyice kaçacak. Ben ne kadar devam edebilirim bilmiyorum..

    Umarım tamamen kaybolmazsınız. Gerçek yaşamda da görüşmeye devam inş.

  32. blue 15 May 2008 - 21:19:21

    İzlenimler gibi özgün ve kaliteli bir blog devam ettirilmeli. Bu blog işi anladığım kadarıyla yorucu bir iş. İhtimam gerekiyor. Anlıyorum.
    Ama yine de izlenimlere benzeyen bir blog da yok şu alemde. Çok yazık olacak yani.
    İşyerimde firewall’a takılmadan önce izlenimlersiz çay saati düşünemezdim. Valla sırf İzlenimler ve Derin Düşünce’ye giremediğimden iş değiştirmeyi düşünüyordum…
    Olmaz yani…

  33. murattug 15 May 2008 - 21:19:35

    haydaa
    üç dört gün oldu sitenizi bulalı, zevkle okuyordum hatta azmedip 10. sayfaya gelmiştim, oraya buraya ufak tefek yorum yazmaya niyetlendim deneme babında ufak bir yorum yazdım ve pat diye bırakıverdiniz… ha benim şansıma…

    neyse

    hakkınızda hayırlısı olsun.

  34. FST 15 May 2008 - 21:35:06

    Tüm ilgilenenlere teşekkür ederim. İnternetten ayrılıyor değilim, sadece kendimi tekrarlamak istemiyorum, belki daha sonra yeni bir konseptle buluşuruz.

    Bu arada arşivler ve yorumlar açık.

  35. FST 15 May 2008 - 21:35:39

    Yahu haber de benim gitmemi mi bekliyormuş:

    http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8953467.asp?gid=229&sz=89976

  36. BetüL 15 May 2008 - 21:40:52

    Siz de mi kara carsafli bayanlarla tanistiniz nedir?

  37. Fethi Bey,

    Ben ne gune duruyorum. Istediginiz bu olsun. Bakin imparatore Terim olayina hemen egildim.
    Ona da egilirim. Depremle yasamaya alisan millete ben az bile gelirim :)

    O konuya da hemen egiliyorum… Milleti ac birakmaya gelmez…

  38. Fatih Terim 15 May 2008 - 22:11:31

    Sonunda kurtuldum senden Fethi! Oh hoh hoh hoh hoooo….

  39. FST 15 May 2008 - 22:42:19

    Fatih hocam,

    En çok da seni özleyeceğim, hem de Avrupa Şampiyonası başlıyorken.

    Bakarsın bir iki spor yazısı patlatırım o ara.

    I wish happiness to you.

  40. knz 15 May 2008 - 22:51:35

    ya burası dünyanın ucundaki fenerdi,.

  41. Fatih Hocam artik ben varim… Benim orada da yorumlarinizi okumak isterim…

    Fethi Bey,
    Bakin bakalim nasil omus “filenin yobazlari” yazisi…

  42. Fatih Terim 15 May 2008 - 23:09:27

    bak fatihdemir adaşım, iyi çocuksun hoşsun falan ama fethi’den boşalan yeri doldurabilmen için daha en az 40 fırın ekmek yemen lazım. zeki olmakla beraber biraz toysun henüz yani. anlatabiliyor muyum? bak istersen ingilizcesini söyliyim hemen, belki daha yardımcı olur: these are realy big shoes to fill. kapiş?

  43. Fatih Terim 15 May 2008 - 23:12:06

    Fatih hocam,

    En çok da seni özleyeceğim, hem de Avrupa Şampiyonası başlıyorken.

    Fethicim, bak buraya yazıyorum: o kupa bizim. Dost da düşman da duysunki eğer o kupayı alıp da getirmezsem Türkiye’ye en adi şerefsizim. O kadar emin konuşuyorum yani. That kupa is my. Noone can take it from Fatih.

  44. Bir kalemiz daha gitti, desenize…

  45. b z d 15 May 2008 - 23:31:43

    fethi bey sizde bu sitede yayınladığınız yazıların arşivi vardır. onları sıkıştırıp paylaşıma atamazmısınız hiç olmazsa. rapid falan. site kapanırsa yazık olur bence.

  46. FST 15 May 2008 - 23:49:05

    b z d,

    Site kapanmayacak, arşivlerden endişe etmeyin. Hatta burada olmayan daha eski yazıları da koyacağım.

    Ahmet Cem,

    Yıkılan birşey yok, site yerli yerinde duruyor.

  47. Resul Cibril 15 May 2008 - 23:53:31

    Yok. Fethi bey.

    Su anda ruhu Cyberistan’in steplerinde at kosturup bizon avlamakta olan birisine bir iki yazi sozu vermistiniz.

    Onlari yazmadan giderseniz eller yakanizda kalir.

    Ben diyeyim de, sonradan demedi demeyin..

    Kul hakkiyla gidilmez.

    Biliyorsunuz.

  48. FST 16 May 2008 - 00:05:31

    Resul bey,

    Adı geçen ruha benden selam söyleyin, iri bir bizon bifteği karşılığı istediği yazıyı yazarım. Yanlış hatırlamıyorsa bir de hanım vardı yazı sipariş eden ama o da yok ortalıkta.

    “Elçiye” zeval olmaz, siz mesajı getirdiniz, ben de o günlerdeki hava yeniden oluşursa neden olmasın diyorum.

  49. FST 16 May 2008 - 00:14:10

    Mister No nerelerde, yoksa şu olaya mı karıştı:
    http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=319568

  50. Resul Cibril 16 May 2008 - 00:29:29

    Fethi bey,

    Adı geçen ruha benden selam söyleyin, iri bir bizon bifteği karşılığı istediği yazıyı yazarım.

    Onumde ruh cagirma tahtasi fittirmis gibi oldu aniden.. “Yahu, benim istedigim yaziyi degil, Fethi bey kendi istedigi yaziyi yazmak sozu vermisti” filan diyor gibi sanki..

    Yanlış hatırlamıyorsa bir de hanım vardı yazı sipariş eden ama o da yok ortalıkta.

    Eminim cok yazi siparisi almissinizdir. Ama, benim bahsettigim bir yazi siparisi degildi diye hatirliyorum. Bana vahyolundugu kadariyle, bazide vaktiyle gezip gordugunuz, derunundan temasa eylediginiz bir kac cografyayi anlatmak sozu vermistiniz..

    Daha fazla yazamayacagim, kapilar pencereler titriyor, carpiyor burada.. Isiklar da bir yanip bir sonuyor..

    Bu ‘kul hakki’ meselesini ciddiye almak lazim galiba..

    “Elçiye” zeval olmaz, siz mesajı getirdiniz, ben de o günlerdeki hava yeniden oluşursa neden olmasın diyorum.

    Vaktiyle bir kizcagiz vardi TVde hava durumunu sunan. Sunum sonunda da “Havalar nasil olursa olsun; sizin havaniz yerinde olsun” gibi bir seyle bitirirdi.. Alintilamaga deger bulamadigim bir bos slogandi. Dolayisi ile onu zikretmis olmayayim.

    Onun yerine, ziraatci olmadigimizi hatirlatmak, urun vermek icin havaya bagli kalmak zorunda olmadigimizi vurgulamak isterim.

    Hem, nereden belli? Belki havalarin da duzelmek icin bekledigi oyle bir seydir..

  51. Resul Cibril 16 May 2008 - 00:30:16

    bazide –> mazide

  52. FST 16 May 2008 - 00:57:58

    Resul bey,

    “Yahu, benim istedigim yaziyi degil, Fethi bey kendi istedigi yaziyi yazmak sozu vermisti” filan diyor gibi sanki..

    Evet, doğru. O zaman bir yazıya başlamış ama şimdi tam hatırlayamadığım bir sebeple internetten uzak kalmıştım. Sonra nedense araya başka işler girdi. Belki de konu önemini kaybetti. Takdir edersiniz ki bu işler motivasyon meselesi.

    Süleyman Demirel yazısı yazmaya bile zorlandığım bir zamanda bu tür yazıları benden istemek kul hakkına sığmaz.

  53. Mr No 16 May 2008 - 01:09:13

    Fethi Bey,
    Gençler kavga etmiş. Ben yoktum, Gönen’e gittim geldim.
    Kesin kız meselesidir. Anadolu’da başka nedenle kavga çıkması zor. Kız meselesine siyaset sosu verilir.
    Satır ne arıyormuş yahu? Biz bu gençlere fascist free bir kampüs bırakmıştık, koruyamamışlar demek.
    Bahar Şenliğinde kavga mı çıkarmış, şimdi rektörlük çıkar şenliği yasaklar.
    Bizim üniversite barış ve huzurun hakim olduğu bir kurumdur. Bunlar münferit vaka :)

  54. Mr No 16 May 2008 - 01:15:59

    Fethi Hocam,
    Rahle-i tedrisatınızdan geçtik, İzlenimler bir ecole du.
    Unutulup gideceğini sanmıyorum. Söz uçar, yazı kalır. Siz bir yerlerde yazmaya devam edin demek isterim. Çok yazarlı platformlarda mesela. Sizi sansürlemezler heralde.
    Bu arada kitap işi ne oldu unutuldu mu? İzlenimler yazılarından derleme olacaktı.
    Yazar ve yorumcular arası bir buluşma düzenleyebiliriz. Bunun için Abant ı önereceğim, ama Abant Platformu farklı çağrışım yapar. Eskişehir iyi olur. Ankara’ya, İstanbul ve İzmirden gelmek için fizibıl bir yer. Tren geçiyor. İkinci sınıf bilet alıp atlanıp gelinebilir. Satırla, bıçakla gelmek yasak olsun.

  55. Resul Cibril 16 May 2008 - 10:36:52

    Fethi bey,

    Takdir edersiniz ki bu işler motivasyon meselesi.

    Eh, zaman degisti tabii..

    “Borc yigidin kamcisidir” deyisi bize mazosistik maziyi cagristiriyor; zemanede kendi gelecegi icin okumasi yazmasi gereken veletlerimize bisiklet, bilgisayar, araba –hatta helikopter ya da onun icin yapilmis butun emek ve masraflari heba etmek ozgurlugu– gibi rusvetler vermek ise norm oldu..

    Teklif var; –on defadan cok– israr yok artik.

  56. FST 16 May 2008 - 11:00:06

    Resul bey,

    Teklif var; –on defadan cok– israr yok artik.

    Anlayışınız için teşekkür ederim. Bakarsınız bundan sonra sulu gündemden vakit bulamadığım, bahsettiğiniz konular üzerinde düşünme zamanım olur.

  57. FST 16 May 2008 - 11:03:32

    Mr No,

    Eskişehir iyi olur. Ankara’ya, İstanbul ve İzmirden gelmek için fizibıl bir yer. Tren geçiyor. İkinci sınıf bilet alıp atlanıp gelinebilir.

    Evet düşünülebilir. Eskişehir İzlenimler’de adı geçen 3-4 yerden biri, Hac makamı olarak kabul etmekte beis yok. Aslında Konya da olabilir, tirit, fırın kebabı yeriz, siyah poşette bira, rakı da içilebiliyormuş.

    Eskişehirde salaş ucuz çay içilebilecek yer var mı? Yazın ona göre bir tedbir düşünelim. Hem de sondan ikinci kalenin düşmemesi için stratejiler geliştiririz. Belki de İzlenimler-II konusu gündeme gelir.

  58. nahnu 16 May 2008 - 12:07:23

    “et tekrarü ahsen/velevkâne yüzseksen” demişler abi, bu bahane olarak saymıyorum. diğer taraftan, “kafa izni” ise tartışılmaz en geçerli sebeptir kanımca.

    eskişehir’de tren garının oradaki çay bahçesi güzeldir, fiyatları uygundur.

  59. Resul Cibril 16 May 2008 - 12:09:50

    Hem de sondan ikinci kalenin düşmemesi için stratejiler geliştiririz.

    Yazmagi biraksam bir suru insani bir suru zahmetten kurtaracagim gibi bir his var icimde :P

  60. FST 16 May 2008 - 12:14:10

    Nahnu,

    “kafa izni” ise tartışılmaz en geçerli sebeptir kanımca.

    Büyük ihtimalle öyle olur, ama konsept de bir parça değişse diyorum, kabak tadı vermesin yazılar.

    eskişehir’de tren garının oradaki çay bahçesi güzeldir, fiyatları uygundur.

    Bu bilgi de iyi oldu, Eskişehir’e hiç gitmedim, vesileyle görmüş oluruz. Bu arada detay olacak ama çaylar 25 kuruş mu 50 kuruş mu?

  61. nahnu 16 May 2008 - 12:46:21

    hehe, akşam tren garına gidicem. sorayım gidince de en taze bilgiye ulaşayım :)

  62. FST 16 May 2008 - 12:54:09

    Sen de Eskişehir’de misin demek? Ne güzel, yol parasından kurtuldun.

  63. Mr No 16 May 2008 - 13:09:40

    Tren garının oradaki çay bahçesi güzeldir, Eskişehirde güzel çay içilebilecek ender yerlerdendir. Uzun zamandır gitmedim çayın fiyatını unuttum.

  64. FST 16 May 2008 - 13:11:55

    Tren garının oradaki çay bahçesi güzeldir,

    Şu halde tren garından çarşıya gitme masrafı da olmayacak demektir. Eskişehir’de tarihi ve turistik yer olduğunu duymadım.

    Böylece İzlenimler-2008 etkinliğinin temeli de atılmış oluyor.

  65. Resul Cibril 16 May 2008 - 13:28:58

    Eskisehir’e cok yakin bir zaman once gittim.

    Istanbul’dan geldigim icin miydi bilemem, ama ferahligini ve abartisiz modernligini cok sevdim (sehir merkezinden bahsediyorum, cevreyi cok fazla gezmedim).

    Tarihi eser filan olmayisi da ayri bir ferahlikti bence.. Adimbasi bir tarihi eserin hayati zorlastirmasindan gina geldi bana..

  66. paradise 16 May 2008 - 13:51:24

    Fethi Hocam,
    yazılarınızı beleş beleş okumak keyifliydi ama, bence artık profesyonel düşünüp, çoluk çocuğunuzun vaktinden feragat edip meydana getirdiğiniz bu yazıları, paraya çevirmelisiniz. Farzı muhal,
    Fehmi Koru beleş yazı yazıyor mu? Yada Bekir Coşkun? Siz niye yazasınız ki?
    Aynı temennimiz, knz hanım için de geçerli. Kendisi gibi değerli bir mütefekkiri(!), daha güzel köşelerde okumak isteriz. Hakkınızı helal edin.

  67. paradise 16 May 2008 - 13:53:19

    Resul bey,
    Eskişehir’e bir daha yolunuz düşerse, şehitliği de ziyaret etmelisiniz.

  68. Mr No 16 May 2008 - 14:28:28

    Tarihi Odunpazarı Evleri var. Erasmusla gelen öğrencilere oraları gezdirirler. Ben gezmedim hiç ilgimi çekmiyor.
    Resul Cibril’in gözlemleri Eskişehir’e uyuyor. Yemek kültürü zayıf baştan söyleyeyim.Yöresel olarak Çiğbörek diye bir şey var, hiç sevmem. Tantunici çok, özellikle Mersinli tantunici var bir tane oraya giderim bazen.

    Nahnu Bey, Eskişehirde adamakıllı bir ciğerci yok mu yahu? Ben bulamadım da.

    Esasen Eskişehir son kale filan değil. Büyükşehir Yılmaz Hoca’da, Tepebaşı ve Odunpazarı merkez ilçe belediyleri AKP’de. İlginç bir tablo oluşmuş. Normalde iki merkezi birden alan parti büyükşehiri de alırdı.

  69. Quo Vadi 16 May 2008 - 15:00:08

    yaw Fethi Hoca bizi kafalıyor olmasın ?

    bkz : “Kapatıyoruz Mağazası”

  70. FST 16 May 2008 - 15:13:54

    Quo Vadi,

    Aslında bak doğru diyorsun, bir afiş astım, bir sürü adını duymadığım yorumcu ortaya çıktı.

  71. FST 16 May 2008 - 15:33:03

    Derya Hanım,

    Kocam bile son zamanda FST parti kursa oy verrim valla türü şeyler söylemeye başladı inanmazsınız :) Düşündüğünüzden daha etkili bir mecraydı burası yani..

    Hmm, kocalar zor ikna olur, ben bir daha mı düşünsem? Neyse bakacağız, sizin gibi sadık izleyicilerin olması güzel şey, müşteriyi elden kaçırmamak lazım.

    Eskişehir toplantısına kocanızı da alır gelirsiniz artık.

  72. Resul Cibril 16 May 2008 - 16:50:45

    Paradise bey/hanim,

    Eskişehir’e bir daha yolunuz düşerse, şehitliği de ziyaret etmelisiniz.

    Benim kaderim bu..

    Edirne’ye giderim.. sehitligi gormeden olmaz. Filibe’ye giderim, bizim mezarlari camileri gormeden olmaz. Tahran, Tebriz, Kahire, Sincan.. Nerde sahitligimiz varsa, camilerimiz varsa ben ziyaret ederim; beraber geldigimiz (varsa) mumin taife ise namaz kilmaga carsiya cikar :)

    Eskisehir’de hava muhalefeti yuzunden kismet olmadi. Insallah baska bir zamana.. Orta karar gunesli bir gun olursa, piknik de fena fikir olmayacak.

  73. FST 16 May 2008 - 17:01:22

    Resul bey,

    Nerde sahitligimiz varsa, camilerimiz varsa ben ziyaret ederim; beraber geldigimiz (varsa) mumin taife ise namaz kilmaga carsiya cikar

    Tek benzer noktamız da bu galiba.

    Şehitlik saymışsınız epey ama muhakkak gezdiğiniz ve zikretmeyi unuttuğunuz bir yeri de bir arkadaş gezmiş.

    Orta karar gunesli bir gun olursa, piknik de fena fikir olmayacak.

    Bizim tren garındaki toplantıya da uğrayabilirsiniz piknik sonrası. Şimdilik 3 kişiyiz, herhalde sayı daha da artmaz.

  74. Resul Cibril 16 May 2008 - 17:15:06

    Fethi bey,

    Tek benzer noktamız da bu galiba.

    :)

    Şehitlik saymışsınız epey ama muhakkak gezdiğiniz ve zikretmeyi unuttuğunuz bir yeri de bir arkadaş gezmiş.

    Baku’ye yolum dusmedi malesef… fakat, nedense orayi pek de merak etmiyorum.

    Ben –gitmeden– Semerkand, Buhara ve Girnata’yi (ayri ayri, tabii) gormek isterim.

    Semerkand, Buhara’yi sadece yakindan seyretmek; Girnata’yi ise, Elham[b]ra’daki olaganustu simetri patternleri icin..

    Bizim tren garındaki toplantıya da uğrayabilirsiniz piknik sonrası. Şimdilik 3 kişiyiz, herhalde sayı daha da artmaz.

    Fena da olmazdi hani.. Cok sisman degilse yolcular, arka koltukta 3 kisilik yerim olur genellikle..

  75. FST 16 May 2008 - 17:53:08

    Resul bey,

    Ben –gitmeden– Semerkand, Buhara ve Girnata’yi (ayri ayri, tabii) gormek isterim.

    Gitmeden görmek derken, TV’den izlemeyi kastettiğinizi ümit ederim.

    Fena da olmazdi hani.. Cok sisman degilse yolcular, arka koltukta 3 kisilik yerim olur genellikle..

    Söylemeyi unutmuşum, çayları ben ısmarlıyorum, öğrencilere yük olmamak lazım. Bu arada arka koltuk derken, pikniğe mi davetliyiz?

  76. Resul Cibril 16 May 2008 - 18:28:27

    Fethi bey,

    Gitmeden görmek derken, TV’den izlemeyi kastettiğinizi ümit ederim.

    O da olabilir tabii ki.

    Söylemeyi unutmuşum, çayları ben ısmarlıyorum, öğrencilere yük olmamak lazım. Bu arada arka koltuk derken, pikniğe mi davetliyiz?

    Davet? Basimla beraber ama nasil denk gelecegini merak etmiyor degilim.

    Ogrenci taifesinin zaman/vakit kavramiyla genelde var olan iliskisizligi yuzunden pek de hatirlamak istemedigim anilarim var benim.

  77. İki senedir düzenli takip ediyordum İzlenimleri. Ama bu duruma çok üzüldüm diyemem. Kendini tekrar etmeye başlaması da hoş olmazdı çünkü. Dayakçı öğretmenler, Fatih Terim, bankamatikçiler, işgüzar memur, uyanık heykeltraş, Hürriyet haberleri, Hürriyet’i aratmayan Zaman haberleri ve benzeri konular etrafında dönüyorduk. İnşallah yeni bir platformda tekrar okuyucularınızla buluşursunuz.

    Güzel yazılarınız için teşekkür ederiz Fethi hocam.. Allah yolunuzu açık etsin.

  78. Bulent Murtezaoglu 16 May 2008 - 18:37:59

    Fehi bey,

    Yok oyle cayla olmaz. Blogculugu biraktiginiz icin — yani bos kalan zamaninizda — muhtelif meclis ressamlarina yapacak oldugunuz danismanligin ucretiyle ucretiyle ogrencileri Regulator Restoran’a goturursunuz artik. Beni goturmustu bir yakinim seneler evvel, guzel yer.

  79. Resul Cibril 16 May 2008 - 18:44:54

    Bulent bey,

    Dediginiz siteye baktim.

    Soyle bir yazi vardi –eski.

    Yazinin sonlarinda da soyle bir seyler diyordu:

    İkinci soru da bu: Bizim aydınlarımızın, ve din camiamızın benim gibi sade bir vatandaşın haberdar olduğu bu şeylerden haberdar olmadığını farzetmek akla ziyansa, olmaya ki, bizde de benzer pislikler vardır ve karşı tarafın bunları ortaya sermesinden çekindiğimiz için, onların pisliklerinden hiç bahsetmez oluyor ve lüzümsuz lagalügalarla savunmaya geçiyoruz?..

    Bu ikinci soru da, en az ilk soru kadar önemlidir bence. Üzerinde düşünmeğe değer..

    Ya, kemalen aptalız, ve onların pisliklerini dile getireMEyecek kadar durumdan bihaberiz; ya da bizim de gizleyecek bir şeylerimiz var..

    Hangisi daha berbattır ona da karar vermek kolay değil..

    Ben, başka anlamlı bir analiz göremiyorum… Görebilenler, yazıp açıklasalar çok memnun olacağım.

    Hala daha ayni suskunlugun devam edisini gormek beni de rahatsiz ediyor..

  80. Resul Cibril 16 May 2008 - 18:45:42

    pardon. yanlis yerde cikti :)

  81. Bu arada Fethi Bey’in boşluğunu bence en iyi Bekir L Yildirim doldurur. Tavsiye ederim.

  82. Aaaa Resul cibril Müzmin Anonim’miiiiiş.. :P

  83. Bulent Murtezaoglu 16 May 2008 - 18:53:47

    Resul bey,

    Hala daha ayni suskunlugun devam edisini gormek beni de rahatsiz ediyor..

    Onu anladim, haksiz da degilsiniz. Anladim da Fethi beyin bu hususta benden veya diger tanidik blogculardan farki nedir onu anlamadim.

  84. Bulent Murtezaoglu 16 May 2008 - 18:55:20

    Resul bey,

    pardon. yanlis yerde cikti

    Hay Allah, cevabi da oyle tabii. Ellemeyelim bence.

  85. Resul Cibril 16 May 2008 - 19:04:29

    Bulent bey,

    Onu anladim, haksiz da degilsiniz.

    Daha durun..

    Bu daha birsey degil..

    Onca ‘abi’ ve ‘abla’nin ehliyetli (!) ellerine tevdi edilmis o hizmet evlerinden henuz kurtaj furyasi, sevicilik/oglancilik vs kokulari cikmaga baslamadi. Bir iki seneye kalmaz onlar da sokun ederler..

    Anladim da Fethi beyin bu hususta benden veya diger tanidik blogculardan farki nedir onu anlamadim.

    Kirk tane sebep sayabilirim. Ama, bir tanesi yeterli olur herhalde: Kidem ve liyakat.

    Kidemin ne oldugu belli de, liyakati acayim biraz: Fethi bey boyle elestirilmege layiktir :P

  86. FST 16 May 2008 - 19:14:27

    Fizikçi,

    Bu arada Fethi Bey’in boşluğunu bence en iyi Bekir L Yildirim doldurur. Tavsiye ederim.

    Ne demek, Bekir bey ilim ve fikir olarak büyüğümdür. Yerimi doldurmak ifadesi uygun olmaz. Zaten bir boşluk kalacağını da zannetmem.

  87. FST 16 May 2008 - 19:15:17

    Bülent bey,

    Hay Allah, cevabi da oyle tabii. Ellemeyelim bence.

    Siz bilirsiniz ama yorumlar birbirine girebilir.

  88. Bulent Murtezaoglu 16 May 2008 - 19:18:02

    Fethi bey,

    Siz bilirsiniz ama yorumlar birbirine girebilir.

    Aman, hic ellemeyelim o zaman da giderayak site gelenegi bozulmasin! Ne zaman konuyla veya ustteki yorumlarla alakali seyler yazmisiz ki zaten? Sizin obur taraftaki cevap olmus bence zaten.

  89. FST 16 May 2008 - 19:19:04

    Tamam, öyle olsun :)

  90. Resul Bey,

    Onca ‘abi’ ve ‘abla’nin ehliyetli (!) ellerine tevdi edilmis o hizmet evlerinden henuz kurtaj furyasi, sevicilik/oglancilik vs kokulari cikmaga baslamadi. Bir iki seneye kalmaz onlar da sokun ederler..

    Muneccimlik denemeleri goruyorum :) Ama basarili bir muneccim olacaginiz konusunda supheliyim. “Abi” ve “Abla”lar cok kimseyi yalanci cikarttilar hem de daha “predictable” konularda.

    Yaw Turkiye’ye gelsem sizi bu tur yerlerde bir sure misafir ettirmeye calissam o zaman da “bana gore yeni sekle girdiler, aslinda boyle degiller falan” diyeceksiniz. Bilmem ki nasil yapsak da size oralarin “ser ve sapiklik yuvasi yerler” olmadigini ispatlasak?

  91. Resul Cibril 16 May 2008 - 19:50:09

    Fatih bey,

    Muneccimlik denemeleri goruyorum :)

    Kim ne ararsa, genelde onu bilir derler.. Bilmem dogru mudur..

    Ama basarili bir muneccim olacaginiz konusunda supheliyim.

    Benim de suphelerim yok degil.. Yani, acaba gercekten bir iki seneye kalir mi?

    Yoksa, baska yerlerden cok daha beteri patlak verir mi?

    Bilemiyorum.

    “Abi” ve “Abla”lar cok kimseyi yalanci cikarttilar hem de daha “predictable” konularda.

    Ne demis ulu buyuk Manitu evladi: Follow the money!

    Daha henuz ‘money’ o denli yayginlasmadi.. azicik daha elleri para ve kendileri de imkan gorsun; siz seyreyleyin ondan sonraki gumburtuyu..

    Su andakiler sadece birer ‘munferit’ vaka.. Islami sosyete filan.. elleri para gorenler..

    Onlarin ozentileri asagiya dogru bir insin bakalim hele..

    Yaw Turkiye’ye gelsem sizi bu tur yerlerde bir sure misafir ettirmeye calissam o zaman da “bana gore yeni sekle girdiler, aslinda boyle degiller falan” diyeceksiniz. Bilmem ki nasil yapsak da size oralarin “ser ve sapiklik yuvasi yerler” olmadigini ispatlasak?

    Walla.. Fatih bey.. ben bu medrese pratiginin nelere yol actigini daha onceki hayatlarimdan birinde musahade ettigim icin, sizin iyimserliginize cok da katilamiyorum.. ‘Suhte sorunu’ da tam olarak boyle bir odada bilmemkac ogrencinin baskalarinin gozunden irak yasamasi sonucunda patlamisti asagi yukari..

  92. Resul Bey,

    ‘Suhte sorunu’ da tam olarak boyle bir odada bilmemkac ogrencinin baskalarinin gozunden irak yasamasi sonucunda patlamisti asagi yukari..

    Ben de onu diyorum iste, yasasaniz “bilmemkac ogrencinin gozlerden irak” yasamadigini ogreneceksiniz. Medrese Pratigi, tarikat gibi kelimelerin durumu ozetlemekten son derece uzak oldugunu farkedeceksiniz…
    Yahu biz daha 93 yilinda evde 5-10 kisi “Tank” denen bir oyunu evde kurdugumuz networkwari bir sistemle oynuyorduk. Alvin Toffler’in kitaplarindan munakasa cikariyorduk… International Herald Tribune’den makale falan ceviriyorduk… Economist abonesiydik…
    Goren de dag basinda kimseyi gormeden falan yasiyorduk sanacak…

  93. mdakin 16 May 2008 - 20:22:39

    Fethi bey, Üzüldüm doğrusu, daha güzel başlangıçlara vesile olur diyelim şimdilik.

    Dublin’den selamlar

  94. Behçet Antinacar 16 May 2008 - 21:00:00

    FETHİ BASTI GİTTİ!

    Seni gidi Sipahi Tan, sen bize kazık attın,
    Günde üç kez yazarken, birden kontak kapattın!
    Senin gibi adama yakıştı mı bu şimdi?
    Kimseye acımadın, herkese kelek attın!

    Beklenmedik bir anda ekranını kararttın,
    Er meydanından kaçtın, bizi yalnız bıraktın!

    Bir balyozum, bir rakım bir de bu Fethim vardı,
    Şu üç günlük dünyada üç tane zevkim vardı,
    Fethi hatır bilmedi, tabanları yağladı
    Bana da kala kala balyozla rakım kaldı.

    Beklenmedik bir anda kepenkleri kapattı,
    Er meydanından kaçtı, beni yalnız bıraktı!

    Behçet Antinacar

  95. Fethi Bey,

    Walla epeydir fazla SIKCA ugrayamiyorum ama gitmesekte gelmesek te bu koy bizim koyumuzdu. Blogistan’da varligini bilmek rahatlatci idi. Rahatlamaya en fazla ihtiyacimiz oldugu zamanda dukkani kapatmak bence de “SHIK_ olmamis. Umid ederim vedaniz “maksadi asan” ve biz blogistanin kotu niyetlileri tarafonmdan “yanlis yorumlananan” bir ifadedir. Ya da Kahverengiburun beyazkaptanin “Ekim’e kadar yokum demesindeki gibi “aslinda hayal kuruyordum” falan dersiniz…

    O da omazsa yolunuz acik olsun. Selam ve muhabbetle

    Not: Fizikciye de tesekkurler teveccuhu icin. Komisyon ceki postada.

  96. Estağfurullah Bekir Hocam. Fethi Bey sizi şahsen tanıyor anlaşılan. Ben tanımıyorum, büyük laf etmişim haberim yok. Fethi Bey uyardı sağolsun.

  97. magrib 16 May 2008 - 21:25:44

    Kıymetli Fethi Bey,

    Bu sitenin sessiz takipçilerinden biri olarak, yıllardır yazılarınızdan oldukça faydalandım. Hakkınızı helal ediniz. Bu bağlamda, site hakkındaki görüşlerimi çok kısa dile getirmek isterim.

    Başta tarzınız biraz garibime gitmişti. Dünya görüşünü beğenmediğim yazarları veya kurumları eleştiriken ‘çok haklı’ diyordum, fakat eleştiri okları ‘benden’ dediğim kişi ve kurumlara yönelince ise yadırgıyordum. Ama zamanla şunu farkettim ki, yetişme tarzımız ve eleğinden geçtiğimiz eğitim sistemi, bizim kendi özeleştirimizi yapmamızı oldukça kısıtlamış. ‘Öteki’ dediğimiz, bir fiili işleyince bunu çok ayıplarken, ‘bizden’ olanlar yapınca öyle oluyor ki ses çıkartmıyor hatta onaylayabiliyoruz. Böyle olunca da ‘kendi kalemize devamlı gol yiyoruz’ (bu tabiri sizden öğrendim). Sizin yazılarınızın ve sitenizin genel felsefesi, kanımca, kişinin kendi hatalarını düzeyli bir özeleştiri ile düzeltmeye çalışması, karşısındakinin doğru taraflarını da, sırf karşı tarafta diye görmezden gelmemeye çalışması hususunda bir perspektif oluşturmak (dedim ya, kanımca. Belki hiç böyle bir amacınız yoktur. Ama benim İzlenimler’den edindiğim başlıca izlenim bu yönde).

    Türkiye’deki birçok üniversite hocasının bu perspektivi vermek konusunda yoksun olduğunu düşünürsek (ki muhtemelen kendilerinde de bu perspektif yok zaten), ben sizi çoğu zaman sanal bir hocadan farksız görmedim. Abartıyor muyum?? Belki sizlere abartı gibi gelecek, ama düşünce dünyası ve entellektüel altyapısı yeni yeni oluşmaya çalışan genç bireyler için bu perspektifi kazanabilmek çok büyük bir ilerleme olsa gerek. O yüzden sanırım abartmıyorum.

    Ancak şu da bir gerçek ki, son zamanlarda olayların tekrar edilirliği, ve ülke gündemindeki akıl almaz gelişmelerin getirdiği bezginlik sanırım yazıların da rutinleşmesine ve sitenin sağlıklı tartışma alanlarından çok (affınıza sığınarak böyle tasfir edeceğim) geyik yapılan bir yere dönüşmesine neden oldu. Böyle olunca da, sizin kendinizi bir süre ‘nadasa bırakmanızda’ çok fayda olacak gibi. Hem tebdili mekanda ferahlık vardır. Bakarsınız dinlenmiş ve berraklaşmış bir biçimde yeni çalışmalarla geri dönersiniz (‘herşeyi devletten beklemeyelim’ dediğinizi de duyar gibi oldum)

    Bu sebeple sanırım İzlenimlerin ve FST’nin bir süre ara vermesi çok hayırlı olacak gibi.

    Çalışmalarınızda çok başarı diliyorum. Sağlıcakla kalınız.

  98. Indigo 16 May 2008 - 23:17:10

    blogistan adına büyük kayıp :(

    haliyle üzüldük tabi ama kararınıza saygılıyız Fethi bey, hakkınızda her zaman hayırlısı olur inşallah.

    heaa… unutmadan kısa veya uzun vade de tekrar yazmayı düşünürseniz
    buralardayız, buyrun bekleriz :)

  99. Pot mot kirilmis degil Fizikci. Yeni farkettim Fethi Bey’in “uyarisini”. Sadece koronolojik bir buyuklugu kabul ederim; onu dahi gosteremem de..

  100. makif 17 May 2008 - 02:15:41

    hocam izlenimler’i bırakmanıza üzüldüm inşallah hayırlara vesile olur…

    Eskişehir’de buluşma final dönemimden önce olursa gelmek isterim. Gerçi araba doldu ama olsun.

    Fatih bey keşke evler sizin dediğiniz gibi olsa sanırım sizin ki istisna tanıdığım arkadaşlar bırakın makaleyi falan orada kaldıkları için okumaları gereken kitapları okumuyorlar.

    “Onca ‘abi’ ve ‘abla’nin ehliyetli (!) ellerine tevdi edilmis o hizmet evlerinden henuz kurtaj furyasi, sevicilik/oglancilik vs kokulari cikmaga baslamadi. Bir iki seneye kalmaz onlar da sokun ederler..”

    bence böyle bir olayın olması için illa orada oturanların bunu yapması gerekmez şuan evlere hemen hemen herkes “abi, abla” olabiliyor. Bir iftira kampanyasında böyle bir haber çıkarmak ya da birilerini sokup yaptırmak zor olmaz. 28 Şubat öncesi haberler gibi mesela…

  101. Resul Cibril 17 May 2008 - 03:06:03

    Akif bey,

    Eskişehir’de buluşma final dönemimden önce olursa gelmek isterim. Gerçi araba doldu ama olsun.

    Maksat eser vermek ola; misra-i berceste yeter“den mulhem.. meger ki istek/irade olsun.. otobus de tutulur :)

    Fatih bey keşke evler sizin dediğiniz gibi olsa sanırım sizin ki istisna tanıdığım arkadaşlar bırakın makaleyi falan orada kaldıkları için okumaları gereken kitapları okumuyorlar.

    Ben biliyordum zaten Fatih beyin promosyon donemine [*] denk geldigini.. 50-60′larda AFS bursuyla ABD’ye gitmis ve afallamis halde donmus bir bursiyer gibi anlatmasinin baska aciklamasi yoktu zaten :P

    bence böyle bir olayın olması için illa orada oturanların bunu yapması gerekmez şuan evlere hemen hemen herkes “abi, abla” olabiliyor.

    yani.. tahmin ettigimden de yakindir demek istiyorsunuz galiba..

    Bir iftira kampanyasında böyle bir haber çıkarmak ya da birilerini sokup yaptırmak zor olmaz. 28 Şubat öncesi haberler gibi mesela…

    28 Subat’cilarin en affedilmez taraflari beceriksizlikleridir [bunu, aslinda, basarisizliga ugramis olan herkes icin, fakat, bilhassa darbeciler icin soyleyebiliriz]. Ortada onca verimli malzeme varken, tutup Aczimendiler filan gibi, birakin yatsiyi, aksam ezanina kadar bile yanmayacak mumla yola ciktilar. [2]

    Dolayisi ile, artik endise etmege gerek yok: Iki defa ayni hatayi yapacaklarini hic sanmam. Zaten gerek de olmayacak.

    Oldugu zaman, bu sefer, dogal olacak –hormonsuz, katkisiz.

    Ortbas etmek isteyenler olacak tabii ki, ama, tipki Uzmez vakasinda oldugu gibi, onu da ancak karinlarindan konusarak diyebilecekler.

    Bu kehanetlere daha devam edebilirim, ama simdi icinizden birileri cikip borsa, doviz vb gibi konularda sorular soracak olur; cevap vermeden edemem ve ulke ekonomisinde ani salinimlara yol acarim –mazallah :P O yuzden, soru alamayacagim.

    ——

    [1]: Kimi munafiklar ‘promosyon donemi’ yerine ‘cehennemin reklamlari’ da diyormus, ama sizler onlara uymayin rec’ederim..

    [2]: Baska bir kisim munafiklar da, bu yolla (maya tutmayacagi asikarken, gole yogurt calmak yoluyla) bugunku iktidarin onunu bilerek/teammuden actiklarini, bunun da 12 Eylul’un baska bir sekilde devami oldugunu filan iddia edebiliyorlar. Boyle bir sey tabii ki mumkun degildir. Asker uniformasi giyenler bu kadar uyanik filan olamazlar, mumkun degil; ve yakismaz cunku.

  102. Akif Bey,

    Fatih bey keşke evler sizin dediğiniz gibi olsa sanırım sizin ki istisna tanıdığım arkadaşlar bırakın makaleyi falan orada kaldıkları için okumaları gereken kitapları okumuyorlar.

    :) Yahu herkes okuyordu demedim ben de… Cemaat uyelerinden de kitap okumayi seven var, oyun oynamayi seven var, uyumayi seven var, disari cikip gezmeyi seven var, birseyler dinlemeyi seven var…
    Neyse birakin okumasinlar… Resul Bey’in en cok onem verdigi mevzu uzre “sevici” falan olmasinlarda ne olurlarsa olsunlar… Bir de onun icin dil dokmeyelim :)

    Resul Bey,
    Cumleyi bilmeyerek yanlis anladiniz herhalde :p
    Bunlar kitap okumayi sevmiyorlarmis… Ben zaten herkes okurdu demedim ki…. Tek tiplestirme yoktur orda…
    Ben size bizim evi polisin bastigini, kapiya gelen polisleri bir abimizin “arama izniniz var mi?” diye sordugunu, poliisin bizim abiyi yakasindan tuttugu gibi kapiya yapistirip sonra da “siz cok amerikan filmi seyretmissiniz aslanim” dedigini anlatmis miydim? :)

  103. Bulent Murtezaoglu 17 May 2008 - 09:28:29

    Resul bey,

    Baska bir kisim munafiklar da, bu yolla (maya tutmayacagi asikarken, gole yogurt calmak yoluyla) bugunku iktidarin onunu bilerek/teammuden actiklarini, bunun da 12 Eylul’un baska bir sekilde devami oldugunu filan iddia edebiliyorlar. Boyle bir sey tabii ki mumkun degildir. Asker uniformasi giyenler bu kadar uyanik filan olamazlar, mumkun degil; ve yakismaz cunku.

    Disarinin ne yaptigina da bakmak lazim. Uyaniklarin yerli olmalari gerekmiyor. Biz cobanin oyunun kudsiyetini konusaduralim tabii ama bilmemkac milyar dolarini memlekete getirmislerin veya bilmemkacbin uniformalisiyla bize komsu olmuslarin o en iyisini bildigi soylenen cobandan da kendisini birsey zanneden profesorden de fazla oyu var efektif olarak. Ustelik o oylar bizimkinin tersine cesitli sekillerde kullanilabiliyor.

    Sizin kehanetleri bilmem ben de, hakikaten is gorecek sekilde iyi yetistikleri asikar olan ve burada gorduklerimden anladigim kadariyla icinde gayet zeki insanlari barindiran cemaatten de ileride ‘bir dakika yahu?’ diyen cok cikar ileride. Ulusalcilarin gosterdikleri refleksler refleksin varligini ispattan baska bir ise yaramiyor cunku hem sofistike degiller hem disa kapali bir devirden kalmalar. Disa acik, hatta dis validasyona merakli olduklari icin o oyunu ogrenecek kadar ufku genislemis insanlardan da olusan bir kitlenin ise sadece cinselliginin degil beyinlerinin kontrolu de zor mesele.

    Ben ‘birlik ve beraberlik’ fetisini sevmem ama iceride gozuken iki kutpun da ‘karsi’ tarafin berbat olduguna iman edilmesini saglamak icin yaptiklari propaganda bu acidan bakildiginda da memlekete iyilik degil. Sadece insanlari degil dillendirdikleri fikirlerin arkasinda yatan tedirginleri de ‘oteki’ yapiyor cunku. Bahsettiginiz uyaniklik yerli bir gucte varsa asil halletmesi gereken mesele bu olabilir.

  104. TT 17 May 2008 - 10:55:22

    resulbey:Ortada onca verimli malzeme varken, tutup Aczimendiler filan gibi, birakin yatsiyi, aksam ezanina kadar bile yanmayacak mumla yola ciktilar Dolayisi ile, artik endise etmege gerek yok: Iki defa ayni hatayi yapacaklarini hic sanmam. Zaten gerek de olmayacak.
    Oldugu zaman, bu sefer, dogal olacak –hormonsuz, katkisiz

    malum resul bey stv’deki Tek Türkiye dizisini izlediğini söylemişti…
    O dizinin bir sahnesinde resul beyin kehanetlerine benzer konuşmalar masonlar arasında geçiyordu…

    Yani “şu diyalogcu hoca ve cemaati halkın nezdinde büyük bir itibara sahip onların kaldığı evlere yerleştireceğimiz adamların marifetlerinin ortalığa saçılması vasıtasıyla onları gözden düşürelim..” türünden şeyler….”

    Bende o diziyi azda olsa izlediğim için tesadüfen bu kehanetten haberdarım…:)

    Ayrıca bu tür cinsel olayların insanın olduğu her yerde olması mümkün.Bana bundan izole bir toplum,gurup,camia…dünya yüzünde gösteremezsiniz…Gülen cemaati gibi şu ana kadar milyonlarca insanın bir şekilde temas kurduğu bir yapı içinde bu tür vakalarda kurgular haricinde gerçektende yaşanmış olabilir…çünkü eskiden sayısı bir kaç bin olan küçük bir cemaat, artık genişlemiş büyük bir toplum haline gelmiş durumda…Eğer resul bey’in iddia ettiği büyüklükte bir ateş olsaydı bu güne kadar milyonların temasta bulunduğu cemaatten yükselen o kirli dumanlar mutlaka açığa çıkardı…Böyle bir durumu arzulayan o kadar çok kitle gurup vesaire var ki…

    Ayrıca cemaatlerin türk toplumunda devletin eksik kaldığı bir çok konuda boşlukları doldurduğu aşikar. Diyelim ki 28 şubat benzeri bir kampanya ile bu yapılarda bir takım olumsuzluklar büyütülerek cematler toplum nezdinde tasfiye edildi…onun yerine ne konulacak?…yeni sosyal yapılar kimin eliyle ve nasıl kurulacak?…Ben bu tür şeyleri planlayanların ileriye yönelik ciddi bir sorumluluk hissettiklerini hiç zannetmiyorum…Bir gecede hiç düşünmeden ekonomiyi altüst edenler bu rahatlıklarını nereden alıyor acaba?… hangi ilişkiler içindeler?..onların yurt dışındaki banka hesapları ne durumdadır araştırılması lazım…Bu günkü zaman’da trilyonlara hükmeden rektörlerin maaşlarının açıklanmadığı haberi vardı….Bunların üzerine ciddi gidilirse cemaatlerdeki vakayi adiyelerin fersah fersah üzerinde kirlilikler ortaya çıkacağına eminim….ve bunları yapanlarında planlayanlarında kendilerine elit diyenler olduğu ortaya çıkacaktır…
    Öyle ya sadece İslami cemaatler yok Türkiyede, masonlar gibi kendine elit diyen cemaatlerde var ve ülkenin gidişatında son derece etkililer….cemaatlerdeki olayları iştahla bekleyenler,kuran kurslarındaki istismarları büyüterek haber yapanlar birazda masonların cinsellliği nasıl kullandıklarına girdikleri parasal ilişkilere dikkat etseler keşke…Ama olmaz bu konular türk entelijansiyasının ilgilendiği konular değildir milli görüşçü gözükürler ondan sonra!…

  105. Resul Cibril 17 May 2008 - 12:42:25

    Fatih bey,

    Cumleyi bilmeyerek yanlis anladiniz herhalde :p

    Bilmeyerek yanlis anlamak da affedilir sey degil.. :P

    Bunlar kitap okumayi sevmiyorlarmis… Ben zaten herkes okurdu demedim ki…. Tek tiplestirme yoktur orda…

    Eh.. en buyuk hata da belki bu olacak..

    Hani, cokme devrinde Osmanli’nin farkettigi.. ekalliyetleri asimile etmemisligin ne kadar da zararli olabilecegi dersi gibi..

  106. Resul Cibril 17 May 2008 - 12:51:41

    Bulent bey,

    Sizin kehanetleri bilmem ben de, hakikaten is gorecek sekilde iyi yetistikleri asikar olan ve burada gorduklerimden anladigim kadariyla icinde gayet zeki insanlari barindiran cemaatten de ileride ‘bir dakika yahu?’ diyen cok cikar ileride.

    Ayni seyi soylemek istiyordum ben de. Ustelik, bunu diyenlerin su anda basladigini da dusunmuyor degilim.

    Ulusalcilarin gosterdikleri refleksler refleksin varligini ispattan baska bir ise yaramiyor cunku hem sofistike degiller hem disa kapali bir devirden kalmalar.

    Katiliyorum. Ve, evet, ulusalcilarin gosterdikleri refleksler, sadece refleksin varligina delil sayilir. Bu reflekslerin, burada mavzu ettigimiz kitleye de sirayet edecegini tangibly gorur gibi oluyorum; fakat henuz ‘cicim aylari’ndayiz.

    Disa acik, hatta dis validasyona merakli olduklari icin o oyunu ogrenecek kadar ufku genislemis insanlardan da olusan bir kitlenin ise sadece cinselliginin degil beyinlerinin kontrolu de zor mesele.

    Cinsel pratikler yoluyla zuhur edebilecek bir deviasyon ihtimaline isaret edisimin sebebi, boyle bir seyin ilgili kitleyi cok daha derinden sarsacagi kanaatini tasidigim icindir.

    Ben ‘birlik ve beraberlik’ fetisini sevmem ama iceride gozuken iki kutpun da ‘karsi’ tarafin berbat olduguna iman edilmesini saglamak icin yaptiklari propaganda bu acidan bakildiginda da memlekete iyilik degil. Sadece insanlari degil dillendirdikleri fikirlerin arkasinda yatan tedirginleri de ‘oteki’ yapiyor cunku. Bahsettiginiz uyaniklik yerli bir gucte varsa asil halletmesi gereken mesele bu olabilir.

    ‘Yerli guc’ dedigimiz ‘ortak faydaya yonelik akil’ cok hirpalandi. Toparlanmasi icin zaman lazim olacak. Sizin yukarida isaret ettiginiz ‘bir dakika yahu’ diyenleri beklemek gerekecek bence.

  107. Resul Cibril 17 May 2008 - 13:15:22

    malum resul bey stv’deki Tek Türkiye dizisini izlediğini söylemişti…
    O dizinin bir sahnesinde resul beyin kehanetlerine benzer konuşmalar masonlar arasında geçiyordu…

    Mumkundur. Ben o kadar uzun seyretmedim.

    Yani “şu diyalogcu hoca ve cemaati halkın nezdinde büyük bir itibara sahip onların kaldığı evlere yerleştireceğimiz adamların marifetlerinin ortalığa saçılması vasıtasıyla onları gözden düşürelim..” türünden şeyler….”

    Eh, bu kadar da olsun, asi yapilmayacak olduktan sonra, o diziyi STV’de yayinlamanin ne esprisi olur?

    Bende o diziyi azda olsa izlediğim için tesadüfen bu kehanetten haberdarım…:)

    Bu tur kehanetleri tek benim yapmadigimi bilmek iyi oldu.

    Ayrıca bu tür cinsel olayların insanın olduğu her yerde olması mümkün. Bana bundan izole bir toplum, gurup, camia… dünya yüzünde gösteremezsiniz…

    Tabii ki gosteremem.

    Bazi cemaatlerde bu tur seyleri bekleriz bile… Nasil diyeyim; Ortakoy’de olsa kimse yadirgamaz dahi.

    Fakat, bazi cemaatlerde bu tur seylerin hic (asla ve kat’a) olamayacagi soylenir durur. Cunku, inanclari ya da ahlaklarinin bu tur bozulmalara izin vermeyecek kadar su gcirmez oldugunu iddia ederler.

    Iste, oralarda bu tur seyler olursa, kuplerin en alttakinin cekilmesi durumlarindan bahsetmek mumkundur.

    Gülen cemaati gibi şu ana kadar milyonlarca insanın bir şekilde temas kurduğu bir yapı içinde bu tür vakalarda kurgular haricinde gerçekten de yaşanmış olabilir… çünkü eskiden sayısı bir kaç bin olan küçük bir cemaat, artık genişlemiş büyük bir toplum haline gelmiş durumda…Eğer resul bey’in iddia ettiği büyüklükte bir ateş olsaydı bu güne kadar milyonların temasta bulunduğu cemaatten yükselen o kirli dumanlar mutlaka açığa çıkardı…Böyle bir durumu arzulayan o kadar çok kitle gurup vesaire var ki…

    Bu dediginizin (henuz) olmamis olmasi cok seyi degistirmiyor. Henuz zamani gelmedi belki. Yani, sozkonusu sosyal yapi henuz kivamina gelmemis olabilir. Ya da, sayilari cok olmadigi icin ortbas edilebiliyor olabilir.

    Ayrıca cemaatlerin türk toplumunda devletin eksik kaldığı bir çok konuda boşlukları doldurduğu aşikar.

    Bu yaklasim bana hic de yabanci degil.. 12 Eylul oncesinde MHP ve cevresi benzer bir hizmette bulundugunu dile getiriyordu. Daha sonra, Mamak Dil Okulunda o kadar cok defa Istiklal Marsi okudular ki, disari ciktiklarinda artik bir daha duymak istemez noktaya gelmislerdi..

    Diyelim ki 28 şubat benzeri bir kampanya ile bu yapılarda bir takım olumsuzluklar büyütülerek cematler toplum nezdinde tasfiye edildi… onun yerine ne konulacak?… yeni sosyal yapılar kimin eliyle ve nasıl kurulacak?…

    Bu sorular iyi ve yerinde sorulardir.

    Sorulmuyor oldugunu da sanmiyorum.

    Fakat, bu sorulari sizin boyle sormanizin isaret ettigi ilginc bir seyin varligini vurgulamam lazim: Anladigim dogru ise, siz, bu cemaatin bir devlet tasarimi oldugunu ima ediyorsunuz.

    Ben bu tür şeyleri planlayanların ileriye yönelik ciddi bir sorumluluk hissettiklerini hiç zannetmiyorum… Bir gecede hiç düşünmeden ekonomiyi altüst edenler bu rahatlıklarını nereden alıyor acaba?… hangi ilişkiler içindeler?.. onların yurt dışındaki banka hesapları ne durumdadır araştırılması lazım…

    Bu ‘biz = iyi’; ‘otekiler = ocu’ yaklasimi bazi analizleri icinden cikilmaz hale getiriyor bence…

    Bahsettiginiz sekilde ekonomiyi salinima sokanlar ile ‘bu tur seyleri planlayanlar’in ayni cenah oldugunu nereden biliyoruz?

    Bu günkü zaman’da trilyonlara hükmeden rektörlerin maaşlarının açıklanmadığı haberi vardı…. Bunların üzerine ciddi gidilirse cemaatlerdeki vakayi adiyelerin fersah fersah üzerinde kirlilikler ortaya çıkacağına eminim…. ve bunları yapanlarında planlayanlarında kendilerine elit diyenler olduğu ortaya çıkacaktır…

    Olabilir. Kirliligin kimsenin tekelinde olmadigini biliyoruz cunku.

    Fakat, bir de artis hizina bakmak lazim –kirlilik ihtimalinin varligina isaret edebilmek acisindan.

    Yanin zamanda, yani 10 sene filan icinde, sizce hangi cenahta olaganustu sayilacak mali gelismeler oldu?

    Daha onceleri yirtik hirka, kuru lokma misali imkan darliklari yasayan taifeye soyle uzaktan bir goz atmak istemez misiniz?

    Bunca TV kanali, radyo, gazete vb (ki, arkadaki mal varligini temsil ederler) nereden zuhur etti ve kimlerin kontrolundedir?

    Tamam, vaktiyle, Hurriyet gazetesi vb Yahudi sermayesi ile (Israil’in kurulusuna da denk gelecek sekilde) apansiz kuruldu..

    Peki. Bu gunku (yukarida degindigim) sermaye kimin?

    Nereden zuhur etti boyle apansiz?

    Öyle ya sadece İslami cemaatler yok Türkiyede, masonlar gibi kendine elit diyen cemaatlerde var ve ülkenin gidişatında son derece etkililer…. cemaatlerdeki olayları iştahla bekleyenler, kuran kurslarındaki istismarları büyüterek haber yapanlar birazda masonların cinsellliği nasıl kullandıklarına girdikleri parasal ilişkilere dikkat etseler keşke… Ama olmaz bu konular türk entelijansiyasının ilgilendiği konular değildir milli görüşçü gözükürler ondan sonra!…

    Kisisel kanaatim: Tamamen ortadan cekildiklerini dusunmek de safdillik olur tabii; ama, Masonlar, Turkiye uzerindeki dogrudan etkilerini coktan yitirdiler. Sizin ‘masonlar’ diyerek isaret ettiginiz platformun, hayli zamandir, tarikat ve cemaatlerin icinde yuvalandigi kanaatindeyim.

    Benim acimdan bu boyle olmak zorunda, cunku yeterince homojen ve istifade edilebilecek kitle su anda oralarda.

  108. Resul Bey,

    Eh.. en buyuk hata da belki bu olacak..

    Hani, cokme devrinde Osmanli’nin farkettigi.. ekalliyetleri asimile etmemisligin ne kadar da zararli olabilecegi dersi gibi..

    Imparatorluga kadar gider diyorsunuz yani? :)

  109. Bulent Murtezaoglu 17 May 2008 - 20:26:35

    Resul bey,

    ‘Yerli guc’ dedigimiz ‘ortak faydaya yonelik akil’ cok hirpalandi. Toparlanmasi icin zaman lazim olacak. Sizin yukarida isaret ettiginiz ‘bir dakika yahu’ diyenleri beklemek gerekecek bence.

    Evet. Bakin yukarida TT bey ekonomiye de dokunan seyler demis. Aklindakilerin cogu bilinmesi zor seyler, ama bence cok onemli degiller. Cok acikca bizi essek yerine koyanlar da var ve yaptiklari legal. Mesela on sene sona marifetmis gibi anlatilan su haber cikamaz diye dusunuyorum: Bireysel emeklilikteki stopaj avantajı cazip geldi 1 milyon YTL yatıran bile var.

  110. Resul Cibril 17 May 2008 - 23:47:32

    Bulent bey,

    Cok acikca bizi essek yerine koyanlar da var ve yaptiklari legal. Mesela on sene sona marifetmis gibi anlatilan su haber cikamaz diye dusunuyorum

    Bizi essek yerine koyuyorlar ama once kurbaga muamelesi cektikten sonra..

    Bu dediginiz (tum yatırım araçları stopaja tabi tutulurken, sadece emeklilik fonlarının getirisinin bundan muaf olmasi) dolabi 3-5 sene once kapali kapilar ardinda konusuluyordu. Global sermayenin parasini nemalandiracagi yerlere ihtiyaci vardi ve bu saha bakirdi (devletten baska oyuncu yok sayilirdi).

    Beni kahreden sey, gelmek isteyenler (can atanlar) varken, uzerine bir de bu tur tesvikleri (lavaslari) neden verdigimizdir..

    Emeklilik fonu da, baska herhangi bir fon gibidir –eger devlete ait degilse–, bu boyle iken, bu lavaslari verip milleti bu fonlara yoneltmenin mantigi nedir? Gun gelip, bir kriz daha cikarip ortadan toz olmalarina zemin mi hazirliyoruz?

    Neyse..

    Masa basinda akademisyenlik yapmaktan oteye eli anlamli bir is tutmamislarin verdikleri akildan gina geldi bana.. Asagidaki yazi, uzman degil, ama hayati is hayatinin icinde gecmis birisinin yazdigi bir yazidir. Yazarin diger yazdiklarinin da okunmasini oneririm.

    2008 yılını elde kalanı satarak çıkartmayı planlayan hükümetin listesinde iki boğaz köprüsü, otoyol geçiş ücretleri, Halk Bankası, şeker fabrikaları, iki liman ve elektrik dağıtımı var.

    İnsanoğlu yavaş yavaş unutuyor ve alışıyor değil mi? Tepkileri azalıyor ve sonunda rıza gösteriyor. Anneannemizin sabunu Hacı Şakir, dedemizin yoğurdu Tikveşli, bizim diş macunumuz İpana ile başlamıştı her şey. Varlıklarımız, değerlerimiz beceriksizliğimizden, cinliğimizden, cahilliğimizden, çok bilmişliğimizden, tembelliğimizden, kolay kazanma hırsından artık neden derseniz deyin satılmaya başlanmıştı.

    Alışıverdik, onlar sıradan mallar idi. Olağandı her şey, sahiplerinin malı idiler, istedikleri gibi değerlendirirlerdi. Zaten markaları da değiştirilmedi. Bugün de raflarda aynı markalar ile satılıyor. Onları satan büyük bakkal da geçenlerde satıldı, o da hakları idi. Biz de bir milyar dolar verip çikolata fabrikası aldık. Hayrını görsünler.

    Önce bankalar satıldı

    Hatırlıyor musunuz iyi bir kriz yaratılmıştı, ikibin yılı sonlarında. Önlenebilirdi. Aynen bugün Amerika’nın, Avrupa Birliği’nin para basarak önlemeğe çalıştığı gibi.

    O dönemin siyasetçileri, bilmem ne kadar doğru; bürokratlara yaptıramadık demişlerdi. Kim bilir neden?

    Bugünkü gibi, aslanlar gibi satarak değil aslanlar gibi dayanarak atlatabilir hale geliyor iken krizi, dediler ki “biri, birinin başına anayasa kitapçığı attı, hemen kriz çıkaralım.” Faizleri yüzde ikibine, üçbine yükseltelim, bankaları batıralım. Durumu iyi olan bankalar, sıkıntıda olanları şöyle bir hırpalasın yok etsin.

    Dostlar, tetikçiler, fırsatçılar hepsi kapıda bekliyordu. Altı milyar dolar için ülkenin üçte bir serveti gitti. İlk satılan bankalar oldu.

    Küçük bir hesap; bugün bankaların % 50’si yabancı sermayenin elinde. Unuttuğumuz bir şey var; 70 milyonu aşkın insanımızın ve iş dünyamızın üç yüz milyar doları aşkın mevduatını 20-25 milyar dolar karşılığı bu dostlara teslim ettik.

    Bizim bankacılık sistemimizde yüzde ellileri bulan yabancı payı, paranın kurnazı Hollanda’da % 11, Almanya’da % 10, İtalya’da % 9,5, Bulgaristan’da % 81, Macaristan’da % 77. Sanırım bu rakamlar bir şeyi anlatıyor.

    Sermayeyi tabana yaymak için kurulmuştu İstanbul Menkul Kıymetler Borsası. Tabana yaydık ama taban bizim taban değil, borsanın % 70′i yine yabancı yatırımcıda.

    Sıra sigorta şirketlerine gelmişti. Övünüyoruz değerleri arttı diye. Son iki yılda yirmi sigorta şirketi satıldı biz televizyon dizilerini izler iken. Öyle az bir oran değil; kiminin yüzde yüzü, kiminin % 50’si, sonuç yüzde yüz yerli sermayeye sahip sadece iki Türk sigorta şirketi kaldı ve sigorta sektörümüzün % 80′i yabancı sermayenin eline geçti.

    Hepimizin malı olan, dört beş milyar dolara elden çıkarılan Türk Telekom ve diğerlerini saymıyorum. Çünkü artık hesabın kolay yolu, sattıklarımızı sıralamak değil, elimizde ne kaldı ona bakmaktan geçiyor. Geçtiğimiz günlerde devlet yönetenlerimiz açıkladı; dediler ki “özelleştirmeler yakında bitecek zaten elimizde bir şey kalmadı, ikibinsekiz yılını da elimizdekileri satarak çıkartabiliriz” yani gerisi Allah’a kaldı.

    2008 yılında bakın nasipse neler satıp yaşayacağız:
    * Tekel sigara (satıldı, bitti)
    * Sizin vergileriniz ile yapılan iki boğaz köprüsü ve üçbeş otoyolun geçiş ücretleri.
    * Halk Bankası (herkes karşı ama dinleyeni yok).
    * Şeker Fabrikaları (onları da alır kapatırlar, ithal şeker daha ucuz).
    * Elde kalan iki liman; Bandırma ve Samsun.
    * Yılbaşında % 15 zam yapılan elektriğin dağıtımı.

    Nehirlerimizi de satarlar

    Bunları da satar isek, geride para eder pek bir şey kalmıyor derken aklıma geldi, suyumuzu, nehirlerimizi satarlar.

    Merak edenler için yazıyorum, sata sata ne oldu? İki bin iki yılında toplam dış borcumuz 130 milyar dolar iken iki bin yedi yılında 247 milyar dolara çıktı.

    Yani mallar gitti. Borç yüzde doksan arttı. Artık siz çalışacaksınız, bu işlerden elde edilen kârlar da, borcun faizi yanında, ihtiyacı olan ülkelere gönderilecek. Böylece hepimiz cennetlik olacağız.

    Babalar gibi sattık, yakında analar gibi ağlarız.

    Kalın sağlıcakla.

  111. makif 18 May 2008 - 02:17:27

    Resul bey bu konuda ekonomiturk.blogspot.com’da güzel ve bu özelleştirme işlerinin neden böyle olduğu ile ilgili yazılar çıkmıştı sanırım içiniz biraz daha rahatlıyacaktır. Bir arşivlerine bakın isterseniz.

    mesela:http://ekonomiturk.blogspot.com/2007/10/zelletirme-nasl-yaplr.html

    ve ayrıca bizim bankalar 2001′de Türklerin elindeyken hortumlanmadı mı?

  112. Resul Cibril 18 May 2008 - 03:26:04

    Akif bey,

    Linke baktim.

    ‘Nasil yapilir?’ sorusu ‘celebi, bizde ozellestirme nasil yapilir?’ anafikriyle aciklanmaga calisildigindan, faydali bilgi icerigi acisinda pek bir sey bulamayisim beni sasirtmadi.

    Ozellestirmenin mukadder oldugunu iddia etmenin cok daha kisa yollari bulunabilirdi.

    ve ayrıca bizim bankalar 2001′de Türklerin elindeyken hortumlanmadı mı?

    Evet. Ve, buna izin verilmesinin sebebini hala daha tam olarak cozebilmis degilim.

    Cok daha azi cogu yerde Merkez Bankasi baskaninin kellesini fiilen alabilirken, Gazi Ercel’in hala daha ortalikta nasil dolastigini da anlamak mumkun degil.

  113. Bulent Murtezaoglu 18 May 2008 - 07:19:17

    Resul bey,

    Bu dediginiz (tum yatırım araçları stopaja tabi tutulurken, sadece emeklilik fonlarının getirisinin bundan muaf olmasi) dolabi 3-5 sene once kapali kapilar ardinda konusuluyordu.

    Olan sadece o degil ki?

    Ben memlekete geldigimde (borsayi bilmiyorum) hazineye borc verip gelir elde eden en azindan bir miktar vergiden muaf gelirden sonra artan oranda vergi veriyordu. Eger ‘gelir vergisi’ makul ise, o tarz makuldu. (Tabii 200-250 milyar TL gelire kadar muaf tutmak da neyin nesi diyebilirsiniz). Sonra bu stopaj isi cikti, dev miktarlarda paralari devlete borc verenlerin vergileri dustu. Orada baska oyun da var bence, stopajla vergilendirince faiz disi fazla orani da kayiyor olabilir (faiz artiyor tabii stopaj olunca ama o FDF hesabina girmiyor, o artis ‘vergi’ olarak geliyor ve FDF hsabina giriyor. Ben iktisatci degilim yanlis yapiyor da olabilirim, burada bilen varsa ses etsin.).

    Bu emeklilik ‘fonu’ isi da fikir olarak makul, yapilma sekli acayip. Nedir? Insanlar biriktireceklerse biriktirdiklerini vergi matrahindan dusuyorlar. O iyi. Para vergiden muaf olarak degerleniyor, o da iyi. Cekerken biraz kirpiliyor. O da tamam diyelim, en azindan orta halli icin. Pekiyi bu kiyagi goturup lonk diye milyon dolari bankacinin masasina koyabilene yapmak neyin nesi? Adamin on sene ellemeden duracabilecegi bir milyon dolari varsa nicin vergi avantajli ‘emekliligi’ olsun?[1] Hayir, daha komigi bu laf ediliyor, gazete basiyor, kimse farkinda degil denenin ne oldugunun.

    Turkiye’de benim bildigim 16 senedir bankalarin zaten ‘yatirim hesabi’ denen bir duzeni var. Bu altyapi gayet duzgun calisiyor. Sokaktaki Amerikali bunlari hayal dahi edemezken Turk vatandaslari bankamatikten hisse senedi, devlet tahvili, fon filan alabiliyorlardi. O altyapiya bir zaman ve yas limiti konulup is bitebilirdi. Onun yerine ‘ozel’ ve az geliri olan icin parayi koyarken dahi kirpan pahali bir hesap cikartildi, ayni bilgisayar sistemi uzerinde binde 2-3 gibi komisyonlarla hazine kagidi satan bankalar bunlari paketleyip senede %2 kirptiklari fonlari satiyorlar ‘bireysel emeklilik’ hesabi olanlara. Niye? Devlet fona mecbur ediyor de ondan.

    Emeklilik fonu da, baska herhangi bir fon gibidir –eger devlete ait degilse–, bu boyle iken, bu lavaslari verip milleti bu fonlara yoneltmenin mantigi nedir? Gun gelip, bir kriz daha cikarip ortadan toz olmalarina zemin mi hazirliyoruz?

    Niye kaybolsun ki? Akliniz eski tur hirsizliga kayiyor, halbuki finansci/bankaci, devlet ve zengin rantiye arasinda legal bir tatli duzen var. Yahut o ucu birden duzen oldu diyeyim.

    Sizin alintidan:

    Hepimizin malı olan, dört beş milyar dolara elden çıkarılan Türk Telekom ve diğerlerini saymıyorum. Çünkü artık hesabın kolay yolu, sattıklarımızı sıralamak değil, elimizde ne kaldı ona bakmaktan geçiyor.

    Valla ben Telekom’un satilmasina o piyasanin rekabete acilmasinin ilk adimi olarak baktigim icin taraftardim. ‘Su kadar geliri var, cok karli, gozbebegimiz, devlette dursun’ diye itiraz edenlere de ‘yahu devlet bizi baglamis ve soyuyor diye gurur mu duyulurmus, ne gozbebegi?’ diyordum. Bir suru insan da ‘evet, cok haklisin’ filan diyordu. Ben nereden bilecektim RTE’nin hukumeti yapiyor diye partizanliklarindan ‘evet’ dediklerini? Ne oldu? Tekel kirilmadi, tekel kirilmadigi gibi devletle arasinin ne kadar iyi oldugu yine akla ziyan bir sekilde gozumuze soktular zaman zaman[2].

    [1] Amerika’da var diyecek arkadaslarin haberi olsun, orada eger ayrilan para vergi matrahindan matrahtan dusulmusse vergi geciktiriliyor yani cekerken normal gelir gibi vergileniyor. Zenginlerin cebindeki kiyamet kadar parayi koydurmuyor adam o hesaplara. Tabii orada hesap artik calismayan birinin daha dusuk vergi bareminden vergilenecegine dayali. Cok zengin icin zaten cekerken avantaj olmaz. Yatan vergisi verilmis paraysa (Roth IRA denen sey) cok kucuk miktarlarin kazanci emeklilikte vergiden muaf. Turkiye’deki gibi bir milyonu goturup bankaciya veren gibi bir durum yok yani o turunde de — en fazla senede $10k para avantajli hesaba gecebiliyor. Orasi iyidir diye demiyorum bunlari, ‘ama orada da var’ gibi birsey soyler biri diye onunu aliyorum sadece, tekrar soyleyeyim.

    [2] Yahu bir tekeli kirmasi beklenen devletin ilgili bakanina o tekel ‘jest’ yapiyor ve gazete de basiyor bunu. Haber yapanin bu nedir diye haberi yok, okuyanin da yok ama konusmaya gelince milletten pabuc kadar dil cikiyor ’serbest piyasa ekonomisi’ diye.

  114. Bulent Murtezaoglu 18 May 2008 - 07:30:39

    Mehmet Akif bey,

    Ekonomiturk’deki o yazida TV/Radyo’nin ‘de facto’ ozellesmesi anlatilmis, ama orada Magicbox/Star isinde Ozal’in oglunun ortakligi soylenmemis. Bunlar siz ben Resul bey gibi insanlarin hadi bu ise girelim diye yaptiklari isler degil, kanuni altyapisi yoksa (hele yasaksa) ancak devletin dokunmayacagi insanlarin ve/veya kanuna karsi gozunu karartmis insanlarin girdigi yatirimlar. Son derece cirkin bir isti Turkiye’de ozel TV’lerin cikma sekli. Ben dogruluguna kefil degilim, o isler olurken burada da degildim ama eksisozluk’deki su girdi fena gozukmedi bana.

    Tarzin boyle olmasinin onemli yan etkileri var. Devletle girift iliskileri olan veya artik yoldan cikmislik derecesinde gozu kara insanlarin zenginlesmesi toplumda sesi cikanlarin, dinlenenlerin, ‘guc’ sahibi olanlarin belli bir karakterde ve ahlakta olmalarini da beraberinde getiriyor. Arzu edilmeyen duruma dogru arzu edilmeyen insanlari ceken bir sarmal yahut bir fasit daire kurulabiliyor. Bunlarin hepsi cok tehlikeli seyler bence.

  115. edi 18 May 2008 - 14:31:44

    ya kardeşim varya çok saygısızsınız yaa. fethi abi bu yazıda benden bu kadar demiş, bunu gören insanlarda tutup buraya iyi dileklerini düşüncelerini falan yazmışlar siz ise tutup faizdışı fazla konusunu yazışıyorsunuz burda ya olucak şeymi? gidin başka bir yerde konuşun. burası bi hatıra defteri gibi ziyaretçi defteri gibi oldu ama siz bozuyorsunuz. yakışıyormu? biraz saygılı olun.

  116. Resul Cibril 18 May 2008 - 15:16:26

    Edi bey/hanim,

    ‘Fethi abi’niz “benden bu kadar” dedi ama kendileri halen hayattalar cok sukur.

    Yok. Siz farkli dusunuyorsaniz, agitlar, mevlutlar, epitaph’lar vb yazmaniza baskalarinin engel olmasina izin vermeyin.

    Fakat, bu yetmez. Buraya iki satirlik ‘iyi dilekle ve dusunceler’ yazmakla yetinmek yerine, daha da anlamli olmasi icin ‘Izlenimler Mozolesi’ vb bir isimle bir blog baslatmagi da ciddi ciddi dikkate almanizi oneririm.

    Boylece, kurallarini kendinizin koyabilecegi, gelen gideni de saygi durusuna icbar edebileceginiz; ziyaret defteri ve hatta toren kitasi vb de eksik olmayan dort dortluk ve yakisan bir sey yapmis olurdunuz..

  117. Vay be;
    Hakikaten üzüldüm.
    Mizahla gerçeği içiçe sokan ve insana bir şeyler anlatmayı bu kadar iyi becerebilen başka birisini tanımıyordum.Bence Fethi Bey köşe yazarı falan olmuştur.Yoksa yazmayı bırakabileceğini zannetmiyorum.

  118. Resul Cibril 18 May 2008 - 22:20:59

    Bulent bey,

    Simdi.. bazi ornekler var ki, sadece kucuk olcekli oldugu –kurusla ozellestirme sayildigi– icin, yapani tutukluyorlar..

    Özelleştirme, özelleştirme, alın işte size özelleştirme!..

    Tapudaki bir yolsuzluk soruşturmasında olağanüstü bir olayla karşılaşılmış…

    Memurlardan biri, kendi yerine emekli bir memur oturtmuş, 800 YTL aylığa bağlamış. Adam devletten 1000 YTL lira maaş alıyor, 800′ünü çalıştırdığı emekli memura veriyor, eline 200 lira kalıyor…

    Nerede bunun kârı?
    Siz öyle sanın!

    Bu işlere aklınız erseydi bakın neler yapardınız…

    Kardeşinizle ortak olarak, 40 kişinin çalıştığı bir kumaş atölyesi açar, altınıza Mercedes araba çeker, sevgilinizle gecesi 400 YTL olan otelde kalırdınız, banka hesaplarınızda günde 400 bin YTL’lik hareket olurdu.

    Siz yapamazdınız ama, yerinize emekli çalıştıran memur, bu işleri becermiş, lakin tutuklu…

    Şimdi ‘özelleştirme’yi bu kadar geliştiren adamı kalkıp yargılayacağız, belki de mahkûm edeceğiz.

    Oysa bu adamları taltif ve takdir etmek gerek…
    Osmanlı’nın ‘mültezimleri’ varmış, bu da Cumhuriyetin ‘mültezim’i…

    ‘Mültezim’ kime denir?

    Devlet vergi toplamayı ihaleye çıkarıyor, ‘Şu köyden, şu kasabadan, şu evden vergi isterim!’ diyor, ihalede kim daha fazla verirse vergi toplama işi onun üzerine kalıyor, işte bunlara ‘mültezim’ deniliyor. Devletin bir şartı var, topladığın verginin yüzde 10′u senin…
    Diyelim bir evden 500 kile buğday alınacak, mültezimin hakkı 50 kile buğday, kalan 450 kilo devletin…
    Kural bu olsa da, her şey mültezimin insafına kalmış…

    İşte Tapu’da yapılan da buna benzer bir iş…

    Bunu yaygınlaştırmak, yasallaştırmak acaba düşünülmez mi?

    Her işlemin tarifesi olmalı, tapu senedinin, emlak vergisinin, ehliyet almanın bedeli olmalı. Devlet ihale açar, en yüksek fiyatı veren mültezim, yerine adam çalıştırır, kendisi daha verimli, gelirli işlerde çalışır.

    Ozel girisimin onunde bu kadar durmak olmaz. Birakiniz yapsinlar yahu.. :)

  119. makif 19 May 2008 - 00:49:11

    Bülent bey ve Resul bey,

    Ben o yazıyı bir örnek olarak konu ilgili yazıların çok olduğunu göstermek için misalen vermiştim. O an zamanım kısıtlıydı ondan dolayı tam konuyu içeren bir örnek bulamadım. Ama bu yazı bile bence özelleştirmenin bir şekilde gerçekleştiğini gösteriyor. Daha önce belirttiğim gibi ekonomiturk’te bu konuda daha çok bilgi bulunabilir.

    İlgimi çeken bir diğer nokta sizlerin verdiğiniz örneklerin serbest piyasa ile ya da olması gereken özelleştirme ile alakasının olmaması . Sizin anlattığınız olayları daha çok ahbap-çavuş kapitalizmine benzettim ben. Ama ekonomi konusuna hakim değilim eminim çok daha açıklayıcı bilgiler verecek olanlar çıkacaktır.

  120. Mr No 19 May 2008 - 03:58:15
    Hocam,

    Sizden çok şey öğrendim. Çok teşekkür ederim.

    Yazılarınızı özleyeceğiz. Blogistanın tadı iyice kaçacak. Ben ne kadar devam edebilirim bilmiyorum..

    Umarım tamamen kaybolmazsınız. Gerçek yaşamda da görüşmeye devam inş.

    Suat Bey’e tamamen katılıyorum. Gerçek yaşamda görüşmeye devam kısmı dışında,çünkü bir şeyin devam etmesi başlamasından sonradır.

  121. Fatih Bey,
    Komunist ve sosyalist müşteriler üzerinde kapışma yaşayacağız anlaşılan. İslamcılar da uğrayabilir, muhafazakarlar sizin olsun. Elhamdulillah radikal Müslümanım tayfası benim mekana gelsin :) Mister No welcomes Aliens in America, and aliens in this world.

  122. Sosyalistlere yönelik bir promosyon yapacaktım ama youtube engellenmiş.

  123. Şampiyon Es Es!
    Eskişehirspor Süper Lig’de.

  124. knz 19 May 2008 - 08:11:08

    ilan : kendime yazacak muhalif blog arıyorum.

    Şimdiye kadar 4 yerde yazıların engellendi. 2 tanesi gerçi sebep bildirmemişlerdi..
    bana dayanıklı bir muhalif kanal lazım. Tecrübeme dayanarak liberal- demokrat müslüman kesime en çok ayetler üzerine yürütülen akıl dokunuyor. Biz ateistin özgürlüğü daha fazla oluyor.

    fethi bey muhalif miydi ? Bir kere o dayanıklı. Hakkını vermek lazım ( islami terminoloji ile razıyım) Fikir karşıtlığım şu; devlet ve özel sektör ayrımı üzerine geliştirilen tüm fikirler bana göre demode olmaya mahkumdur. Fethi beyin durduğu yer geleceğin demode yeri olacak.

    marksitler insan faktörünü ihmal edip, tüm taktiklerini sisteme bağladıkları için başarısız olmuşlardı. bu eskiyecek olan liberalizm de devleti küçültelim , devlet insanı bozuyor diye hoş fikirler söylüyorlar. ( bunu ABD de falan savunsalar ne iyi olacak ?, fakat orası için de aynı şey sonuçta ) Ancak hoş fikirler yaşama uymuyor işte.

    yeni bir yol lazım. ee ben bunu yazarım da, bitmiş bir blogta olmaz ki.

    Betül derdi ki, fethi beyi kızdırma senin gidecek yerin yok.
    zihni ören ‘nin blogu var, kardeş, o zaman muhalifler oraya gelsinler, Dedim ya ilan bu.
    muzmin anonim de kendini açabilir. metin beye de uğrarım tabi, mesela 1 mayıslar da vah yazısı yazarım.

    dayanıklı bildiğim bu isimler kaldı.
    valla çok üzüldüm fethi bey .

    dd yazı yazacağım. bakalım ne yapacaklar. sırf denemek için. sonucu burdan ilan ederim. hayat dayanıklılık okuludur. orda da geri dönüp yazmam yoksa.,endişe etmesinler. suat beye mahsusen selam ederim.

  125. Suat 19 May 2008 - 08:45:12

    dd yazı yazacağım. bakalım ne yapacaklar. sırf denemek için. sonucu burdan ilan ederim.

    Boşuna yorulmayın, DD size kapalı.

    ilan : kendime yazacak muhalif blog arıyorum.

    Başkasının sitesinde saçmalayıp da insanları ekrana kafa atacak halet-i ruhiyeye sokmak gibi bir zulmü niye yapıyorsunuz? Nedir bu insan düşmanlığı, anlamadım ki?

    Aynı şeyi kendi kendinize yapın, kendi sitenizde yazın; sizin fikirlerinizi önemseyecek olanlar sitenizi bulacaklardır. Yok, “okunmaz, gelmezler” diyorsanız bu site farklılığından değil, fikirlerin saçmalığındandır.

    Hulasa, başkalarına eziyet etmeyin, kendi yerinizde yazın, eziyete katlanmak isteyen gelip okur.

  126. knz 19 May 2008 - 08:53:22

    heh heh

    eyvallah :)

  127. Bulent Murtezaoglu 19 May 2008 - 13:41:59

    Mehmet Akif bey,

    İlgimi çeken bir diğer nokta sizlerin verdiğiniz örneklerin serbest piyasa ile ya da olması gereken özelleştirme ile alakasının olmaması.

    Elbette, zaten benim isaret etmek istedigim de o. ‘Piyasa’ hep var belki de ne zaman ’serbest’ oldugu supheli. Siyasi otoritenin uzerinde tabaninin ve muhalefetinin ciddi baskisi olmasi lazim hem piyasanin icindeki dev bir oyuncuyu hem oyunun oynandigi zeminin karakterini degistirebilen gucu hizada tutmak icin. Bunu becermek isin karakteri itibariyle zor gozukuyor, bizim de bu konuda affedilmez derecede zayif kaldigimizi dusunuyorum.

  128. TT 19 May 2008 - 18:54:18

    Kisisel kanaatim: Tamamen ortadan cekildiklerini dusunmek de safdillik olur tabii; ama, Masonlar, Turkiye uzerindeki dogrudan etkilerini coktan yitirdiler. Sizin ‘masonlar’ diyerek isaret ettiginiz platformun, hayli zamandir, tarikat ve cemaatlerin icinde yuvalandigi kanaatindeyim.

    Tarikatlar ve cemaatler güçlerini Allahtan aldıklarını söylüyorlardı…
    Siz ise masonların oralarda yuvalandıklarını söylüyorsunuz…
    Her halukarda sırtları yere gelmez demek ki…:)

    Bülent bey:”Bahsettiginiz uyaniklik yerli bir gucte varsa asil halletmesi gereken mesele bu olabilir.”
    Resul bey ” Yerli guc’ dedigimiz ‘ortak faydaya yonelik akil’ cok hirpalandi. Toparlanmasi icin zaman lazim olacak. Sizin yukarida isaret ettiginiz ‘bir dakika yahu’ diyenleri beklemek gerekecek bence.”

    Bende bir hayli merak ettim bu yerli gücün başına gelenleri…
    Onu kimler temsil ediyordu ve kim,ne zaman,nerede,nasıl,niçin hırpaladı bu gücü…
    Hırpalanmadan önceki olması gereken asrısaadet devri hangi zaman diliminde yaşandı…

  129. Resul Cibril 20 May 2008 - 05:15:06

    Tarikatlar ve cemaatler güçlerini Allahtan aldıklarını söylüyorlardı…

    ‘Gucunu Allahtan almak’…

    Butun hersey gucunu Allahtan alir.

    Tarikatlerinki/cemaatlerinki ise Allah tarafindan ozellikle kayrildiklari iddiasidir.

    Daha dogrusu, dolayli/ikincil kademe bir ‘ozel kayrilma’ iddiasidir: Once, ait olduklari dini yapinin ‘ozel kayrilma’ya sahip oldugu, ardindan da kendi alt organizasyonlarinin ayrica bir ‘ozel kayrilma’ya sahip olduklari iddiasidir.

    Yani, inananlar arasinda birinci (ya da daha iyi, veya Allahin nezdinde/indinde daha muteber) olmak iddiasi..

    Fakat, ilginc olan, bu iddianin kuru bir iddia olmayisidir: Yani, “biz daha bir sevgili kullariz” demekle kalmayip, “biz daha bir sevgili kullariz, en iyi seylere biz layigiz; o yuzden en iyi seyler de hep bize ait olmalidir” onermesine donusmesidir.

    “Biz daha bir sevgili kullariz” iddiasi ise, “en iyi seyler de hep bize ait olmalidir” diyebilmek ve bunu kabul ettirebilmek icin zorunludur.

    Baska bir deyisle, her ne kadar “hasa! biz oyle degiliz” dense de, 2-3 dolayli adimda bal-gibi materyalizme vardiklarini gorebiliriz.

    Siz ise masonların oralarda yuvalandıklarını söylüyorsunuz…

    Bu hep boyle olmustur. Tarikat/cemaat yapilanmalarinin kendileri dolayli sekilde materyalist olunca, materyalist yapilanmalarin bunlarin tepe noktalarinda olmalarini yadirgamamak gerekir.

    Her halukarda sırtları yere gelmez demek ki…:)

    Bir bakima oyle..

    Ta ki, bu yapilanmalarin temelindeki bireylerin kendilerinin inanclari uzerinden somurulmesine izin vermemelerine kadar.

    Fakat, bu da herzaman sozkonusu/mumkun olmayabilir: Herkesi, ‘ic huzuru’ karsiliginda emeklerini/varliklarini devretmek zorunda olmadiklarina ikna etmek kolay degil.

    O yuzden, tarikat/cemaat yapilanmalarinin da, masonik yapilanmalarinin ‘kokunu kazimak’tan bahsetmek gercekci olmaz.

    There’s a sucker born every minute.

  130. Resul Cibril 20 May 2008 - 05:23:48

    Bende bir hayli merak ettim bu yerli gücün başına gelenleri…
    Onu kimler temsil ediyordu ve kim,ne zaman,nerede,nasıl,niçin hırpaladı bu gücü…
    Hırpalanmadan önceki olması gereken asrısaadet devri hangi zaman diliminde yaşandı…

    Bunu cevabi cok uzun bir makale olmak zorunda olur. Buna da, malesef vaktim yok.

    Fakat, su kadarini soyleyeyim:

    Cunhuriyetin kurulusu itibariyle alinan bazi kararlara bakmanizi oneriyorum: Mesela, bankaciligin yerlilestirilmesi ve sanayilesme yolunda atilan adimlar. Kabotaj filan gibi seyler. Inanc yapilanmalarinin denetim altina alinmasina yonelik adimlar vs.. vs.

    Bu adimlarin hic birisi, siradan vatandas acisindan, populer olan seyler degil.. Her birisi, kisinin kurulu duzenine ters olan seyler.

    Bu kararlari verenlerin mazosist oldugunu mu dusunuyorsunuz?

    Daha onceden (kac asir boyunca) hep oldugu uzere, ‘idare-i maslahat’ (’gunu kurtarmak’) alternatifi varken, butun nufusu karsilarina almak bahasina, bu tur kararlari vermeleri, ve bunlarin da icrasina yonelik efor harcamalari sirf millete eziyet miydi –kendilerine de eziyet degil midir?

  131. knz 20 May 2008 - 09:14:51

    Daha onceden (kac asir boyunca) hep oldugu uzere, ‘idare-i maslahat’ (’gunu kurtarmak’) alternatifi varken, butun nufusu karsilarina almak bahasina, bu tur kararlari vermeleri, ve bunlarin da icrasina yonelik efor harcamalari sirf millete eziyet miydi –kendilerine de eziyet degil midir?</blockquote

    burada verilecek cevap şu: Bunu yapabilmişlerdi. bİr kez olan birşey, nadir olabilecek bişey olsa da bir kez daha olur. bu toplumla hesap yapan, bu hesaba para harcayacak olan herkes bunu iyi hesaba katmak zorunda. vakıf falan da olsalar, neticede parayı israf yine israf olur. Onlar da paralarını israf etmesinler. iyi hesap yapsınlar. ortalıkta iradi ele tutulur bişey görememek, potansiyel gömülü verileri hesaba katmama hatasını kaldırmaz.

  132. walla kuzen ne desem ki? haklısınız. bazen yazılarda kızıp eleştirinin dozunu yükselttiğim oluyordu. bunu biraz da buradaki aile ortamında yapabiliyordum. ben de artık çok kimselere kızmamaya karar verdim zaten. malum memleketi terk ediyorum, geride kalanlar kötü bile olsa göze hoş görünüyor… size de iyi dinlenmeler…

  133. knz 20 May 2008 - 22:50:59

    denemeler memleketi terk ediyorum ne demek ?

    ben terk etmiyorum. hem çalışıyorum, hem güveniyorum. belki de övünürüm.
    geçmişten gelen birşey bizi koruyacak. değişen yaşamda bocalamak doğaldı.

    nerde olursan ol sevgili arkadaşım kanat çırp.

  134. BetüL 21 May 2008 - 06:30:38

    knz : )))))

  135. knz 21 May 2008 - 08:45:42

    betül :)))))

  136. knz hanım,
    Fırsatını bulsam ben de memleketi terk edeceğim.

  137. Bulent Murtezaoglu 21 May 2008 - 12:36:45

    No bey,

    Disarida calismak/okumak neyse onun icin mi gitmek istiyorsunuz yoksa hakikaten terk edip bir daha donmemek mi? Ikincisiyse neden oyle?

  138. metin 21 May 2008 - 13:42:01

    No Bey,

    Memleketi terketseniz ne olacak sanki? Şunun şurasında 2012′ye dört yıl kaldı. Dört yıl için değmez!

  139. FST 21 May 2008 - 14:03:14

    Metin bey,

    Şunun şurasında 2012′ye dört yıl kaldı. Dört yıl için değmez!

    Evet, Çelakıl-FST teorisine göre haklısınız, MR No için köşk danışmanlığı yahut bahçıvanlık uygun olabilir. Ben Ankara’da iş takibine başladım, biraz para denkleştirirsem 20 milletvekili satın alacağım o kadar. Adaylık gerçekleşirse karşımda kimse duramayacağından seçilmeme kesin gözüyle bakıyorum.

    http://www.izlenimler.net/2007/11/11/sifre-cozuluyor-mu/
    http://www.izlenimler.net/2006/08/17/kuran-neye-isaret-ediyor/

  140. metin 21 May 2008 - 14:34:34

    Fethi Bey,

    Sizi buralarda görmek ne güzel valla!

    Efenim Çelakıl’ı melakılı filan boşveriniz; ben Burak Eldem - Engin Ardıç ekolündenim (bu konuda en çok ses eden Serdar Turgut ama ben ondan hazzetmediğim için ismini de anmak istemiyorum pek).

    Bugünlerde ailenizin felaket tellalı rolündeyim. Şöyle ki:
    1. Deprem kapıda.
    2. Faşizm kapıda.
    3. Marduk kapıda.

    Kapıyı açmamak olmaz. Güç yetmiyor. Ondan sonrası seyreyle gözüm Salih. Ne adaylığı, ne 20 milletvekilliği kuzum?!

    Siz ve Muzmin Bey bunlara gülüp geçmekte serbestsiniz tabii. Serbestiyet iyidir, hoştur mirim.

    Sevgiler.

  141. knz 21 May 2008 - 19:02:32

    metin bey rıza zeyurta yapılan tehdit var msela,. önceki ilmekte yazdım.
    yaptığı şey islama hakaret değil ve (olsaydı da farketmezdi ama değil).

    bu tehdit yazısı ( o gazetecin adını da yazdım, zaman da yetişmiş) bugün gazetesinde yayınlaşmış. bu gazeteyi alanlar kanaltürkü satın alanlarmış.

    marduk çarpsa bu kadar şaşırmazdım. asayiş bu mu ?

    burnumuzun ucunu görmeden dünyayı kurtaran adam mı olalım yani ?