Başarının Sırrı
FST Ağustos 13th, 2008
Olimpiyatlara dikkat ediyor musunuz? Her dalda nal topluyoruz, züğürt tesellisi olan güreş ve halterde bile sporcularımız çuvallamış vaziyette. Dün boksta genç bir oğlan seyrettim, Hintli boksör bizim delikanlıya fena bir sopa çekti, antrenör sahaya havlu attı ve daha sonra beyanatında ‘hakemin yanlı tutumuna kızdım’ türü şeyler söyledi. Hakem mazereti buraya kadar geldi demek. Hani maçı izlemesem inanacağım, Hintli boksör bizimkini kum torbasına çevirdi, hakem ne yapacak. Okçularımız neredeyse havadaki kuşları indirirken, yüzücülerimiz milletin dünya rekorlarını parçaladığı havuzda debelenip durdular, ilk anda yüzme bildiklerinden emin dahi olamadım. Hasılı, ilk turda elenmeyen kalmadı.
Peki bu neden böyle oluyor? İki açıklamam var. Birincisi zannedersem bu sporcuların hepsi devlet memuru mantığıyla çalışıyor. Antrenörler de muhtemelen öyle. Yani, “yahu bırak dövüşsen, yüzsen ne olacak, fıstık gibi bedava Çin gezisi, ilaveten dönüşte işleyen maaş” mantığı geçerli olabilir. Geleneksel Türk ciddiyetsizliği, sistemsizliği, aymazlığını saymıyorum.
Ama aslında bundan çok daha geçerli bir sebebin olduğunu düşünüyorum. 3-4 yıl öncesini hatırlayın, sporcularımız büyük başarılarla altın sayfa yazıyorlardı. (Böyle mi deniyordu). Misal burada benim de hararetle alkışladığım Akdeniz Oyunları plaj voleybol bayan takımımız sportif anlamda başarısız olsa da (ki bunun da çok makul bir sebebi vardı) verdikleri siyasi mesajlarla gönlümüz mest etmişti. Aynı derecede ilgi görmemekle birlikte gümüş madalya alan erkek golf takımımız da cepheden cepheye koşmuştu. Aynı uyunlarda bayan basketbol takımımız da başarılarıyla Atanın kızı payesine ulaşmıştı. Yine Atanın kızları olarak adlandırılan Kadın voleybol takımımız “türbanlı ve uzun şortlu” olduğu medyaya yansıyan Mısır’ı yenerek tarihe geçmiş, hepimiz buradan sevinç gözyaşları dökmüştük.
Son olarak tüm dünyayı futbol yanında ingilizce becerisiyle de dehşete düşüren Fatih Terim önderliğindeki ulusal takımımız son saniye, son dakikalarda can havliyle kimin vurduğu belli olmayan toplarla yarı finale çıkıvermişti. Ama bilin bakalım bu başarının ardındaki sır neydi? Evet, yedek kulübesinin altına konulmuş olan büyük boy bir Atatürk portresi. Başta ben ve birçok yurttaş tarafından “evet, ulu önderin sahaya çıkarılarak takımın motive edilmesi iyi olmuş ama portrenin bel hizasından aşağıda sandalye altına konulması büyük saygısızlık” şeklinde eleştirilen bu durum aslında başarılarımızın sebebini de açıklıyor. Ha, neredeyse unutuyordum, seyircisiz oynadığımız bir maçta tribüne asılan dev Atatürk posteriyle de rakiplerin yüreğine korku salınmıştı, hatırlayan çıkar. Norveç maçı mıydı, herhalde öyle olacak.
Peki bu kadar laftan sonra sonuç ne? Sonuç kısaca şudur: AKP iktidarı Atatürk’ü silmeye çalıştığı için bu olimpiyatlarda başarısız olduk. Bakın AKP iktidarının ilk yıllarında plajdaki genç kızlarımızdan filedeki voleybolcülerimize kadar ne kadar çağdaş ve laik insanlarmış. Şimdi bu ruh bitti. En son Fatih Terim’in hamlesiyle yarı finali getiren cumhuriyet ruhu artık yerini ortaçağ karanlığına bırakmıştır. Tüm ülkeyi satıp savan AKP olimpiyatlardaki başarısızlığımızın da yegane sebebidir. Halbuki tüm olimpiyat kafilesi Ankara’dan hareket etmezden evvel Anıtkabiri ziyaret etse, uçakta dev bir iki Atatürk posteri olsa hem rahat ve huzurlu bir seyahat yapılır, hem de asırlar önce terör estirdiğimiz, pardon şanlı kahramanlıklar gösterdiğimiz Çin illerinde yeni destanlar yazardık. Şimdi ise hale bakın, dünya bize gülmüyor bile çünkü ne yaptığımız belli değil. Gülünecek halimiz bile yok. Ha, bak şuna gülebilirsiniz, spor bakanı da açıklama yapmış bir alay laf salatası, müfettiş görevlendirecekmiş falan:
Eylül ayı içinde bütün federasyon başkanlarını toplayacağını açıklayan Başesgioğlu, “Özellikle olimpiyatlara katılan federasyonların karnelerine bakacağım. Devlet olarak ne vermişiz, geriye dönüşü nasıl olmuş, değerlendireceğim” dedi. ‘Bin sporcu’ projesini hayata geçirdikten sonra federasyonları sıkı takibe alacaklarını ifade eden Başesgioğlu sözlerini şöyle noktaladı: “Görevlendireceğim müfettişler tespitler yapacaklar. Her sporcu hakkında rapor alacağım. Artık olimpiyatlara 200-300 sporcuyla katılmamız lazım.”
Yahu bırakın bu kelek memur, bakan, amir ayaklarını. Sizi görse Max Weber “yahu nereden ettim bürokrasi, rasyonellik vs. laflarını, Allah belamı versin, Türkleri hesaba katmamışım, ben döndüm arkadaş, esas olan anarşi ve kaostur, memurların da topunun @X+$Ç&…” diye bir vakit saçını başını yolardı, belki mezarında debelenip duruyordur. Kendi haline bıraksanız, bizim köyde nice yiğitler var halter ile oyuncak gibi oynar, yel gibi koşar ardından kimse yetişemez. Milyar dolarlık bütçeleri oraya buraya saçıyorsunuz, hani 2000, 2004 İstanbul lafları vardı, nereye gitti paracıklar? Hala bu işten trilyon alan spor yazarı, memur esnafı, besleme özel sektör avantacısı vardır. Yediniz bitirdiniz milletin parasını be, yazıklar olsun, hala toplantı yapacaklarmış, defolun düşün milletin yakasından.
Bir de unutmadan, evet, çağdaşlıktan geri adım attığımız için başarısız olduğumuz tezim çok güçlü ama bazı cahil İslam toplumlarından gelen sporcular farklı düşünüyormuş. Türkiye gibi, çağdaş uygarlık yolunun ‘kadınlarda minimum elbiseyle örtünme yeteneği’ olduğunu çözememiş bu geri ülkelere acımak lazım. Yahut bizim yorumcu Knz hanım spor bakanlığınca görevlendirilsin de gidip bu cahilleri biraz bilinçlendirsin. Bakın neler demiş çağdaşlıktan nasipsiz müslüman:
[…] olimpiyat oyunlarında, Müslüman ülke kadın sporcularının formalarının özel olarak üretildiği belirtildi. Tesettürlü kadın sporcuların öncüsü ise, iki yıl önce Doha’da yapılan 15. Asya Oyunları’nda tesettürüyle koşan ve 200 metre bayanlar yarışını birinci bitiren Bahreynli atlet Rukiye El-Ghasra (26). Ghasra, Pekin 2008′de de tesettürüyle koşacak. […] Oyunlarda 100 ve 200 metrede koşacak olan Ghasra, “Koşarken örtü benim için hiçbir zaman sorun oluşturmadı. Ben tesettürle büyüdüm. O benim için özgürleştirici bir şey. Bir engel değil” dedi. Her yıl tesettürlü sporcu sayısının arttığını belirten Ghasra, Olimpiyatlar’da kendisiyle birlikte 6 Mısırlı, 3 İranlı, 1 Afgan ve 1 Yemenli olmak üzere 12 kadın sporcunun tesettürleriyle yarışacağını vurguladı.
Öncelikle ne demek Müslüman ülke sporcuları? Tesettürlü olmayan bizim sporcularımız müslüman değil mi? Bakın bakalım bizim kadın sporcuların yarısının dedesi müftüdür. Ama bilinçliler tabii. Bu kadına haddini bildirin. (Bu lafı bir yerden hatırlayacağım ya, neydi). Uzatmazsak, hernekadar sporcularımız bilcümle müsabakalarda perişan olsa da modern bir müslümanın nasıl giyineceği konusunda Yemen, Afganistan, Mısır, İran gibi cahil ülkelere ders vererek bir nebze olsun yüreğimizi ferahlatmıştır.
(Tabii bu tesettürlülerden biri tutup başarılı olursa asıl o zaman seyreyleyin gümbürtüyü).
Spordaki başarısızlığımız için ilk paragrafınızdaki sistemsizliğe katılıyorum sadece. Ülkemizde devlet ve aile çocukları spora yönlendirmiyor. Yeterli tesis yok. Spor bilincimiz gelişmemiş. Sonra oturup niye başarılı olamıyoruz diye düşünüyoruz. Ben gayet normal buluyorum başarısızlığımızı.
Kadın sporcuların giysileriyle başarı arasında nasıl bir alaka var anlayamadım. Çok başarılı kapalı sporcularımız var da giysi yüzünden mi ortada diiller? yoksa zaten ülkemizde tesettürlü ailelerin sporun s’siyle bile ilgisi alakası yok mu? ben mi yanlış biliyorum ya da başka bi ülkede mi yaşıyorum.
Olimpiyatlarda kaç tane başarılı müslüman sporcu var? sayısını biliyor musunuz? kadın - erkek farketmez. Başarı yetenek, sistemli çalışma ve azim gerektirir. Yoksa iman gücüyle spor yapılmaz. Öyle olsa suudi arabistan olimpiyatlarda madalyaları toplardı
Selamlar,
Merhaba sessiz,
Zaten orası dışındakiler tamamen başka amaçla yazılmış şeyler. Sporla bir ilgisi yok.
Onu bana değil Milliyet, Sabah, Plaj voleybolü oynayan altın kızlar gibilerine sormanız gerekir. Mısır milli takımı başörtülü çıktı diye haberlerde bir sürü laf etmişler.
Bir istatistik bilgiye sahip değilim ama yaşadığım şehirde hergün sabah yürüyüş, koşu yapan kadınların yarıdan fazlası tesettürlü. Mahallede top tepen çocukların ana babası da herhalde öyledir.
Tesettürle spor arasında bir korelasyon olduğunu zannetmiyorum. Tesettürsüz vatandaş “sporun” sp’si ile ilgili diyorsanız bilemem. Bu işler göz kararı olmaz.
Bilmem. Uzun mesafe koşucusu Afrikalıların bir kısmı olabilir. Malezyalı, Endonezyalı badmintoncular vardı geçen gördüm. Türkleri müslüman sayıyorsanız onlardan da madalya alan çıkıyor, halterdir, güreştir filan.
Bunu bilemeyiz. İman gücü -tüm dinler, inançlar açısından- iyi çalışmaya ilave bir etki yapabilir.
hiç heycanlanmadım, olimpiyatlar artık imparatorlukların gövde gösterisine dönüştü zaten. eski doğu almanlar gibi türkiyenin madalyasına da bakmadığım gibi olimiyatların açıldığını dahi fark etmedim.
rukişye el gashra kardeşim şahitlikle ilgi bir soru sorduğumda cevap vermediği müddetçe , anlamazlıktan geldiği, insan beyni kendini kahreden çelişkilerden uyum yolu ile korur, veya o babaları tarafından benim haddim bildirilmediği sürece iyi,. hani alev alatlıya bile haddinin bildirildiğini biliyoruz ya,..
yoksa rukiye el ghasra kardeşim benim soruma cevap verdiği anda ona haddini nasıl bildirdiklerini görürüz. aalh gonca kurişe benzetmesin derim.
Bir de durduk yere boyunun kapatan bir erkek evladı bulun bana, .. çıplaklıktan bahsetmiyoruz. şortun içinde tayt olmasından bahsetmiyoruz. spor için uygun kıyafet değil. rakiplerinin yanında dezavantajlı oluyor. artık olipiyatlarda rüzgarı bile hesaplıyorlar.. ne anlarım ben spor bilminden .. ne görüşüm olabilir..
bu son yazdığıma kimse alınmasın .çok topuklu giyen arakadaşıma derim böyle ama o en azından arasıra düz topuk rahatlığı da tanır kendisine..
Niye heyecanlanılacak ki? Şortla, bikiniyle laiklik yaptığını zannedenlerin dangalaklığına göre sıradan birşey. Yeni birşey de değil.
Tamam işte, siz onu tenvir etmeye gittiğinizde laf arasında ‘kadının şahitliği meselesine ne diyorsun’ diye sorarsınız da. Fena mı. Belki de verecek bir cevabı vardır, ne biliyorsunuz?
Niye kapatacakmış? Öyle yorumlanabilecek bir dini metin mi var? Kadın için öyle yorumlanabilecek metinler var.
Rüzgarı her zaman hesaplıyprlardı da, yine de öyle deme, yüzücüler artık elbiseyle daha iyi gidiyorlar suyun içinde, belki tesettür forması da havayı kaydırabilir. Bilim bunu destekler de önün gelen elbise giymeye başlarsa yandı gülüm keten helva.
Fethi bey,
Rüzgarı her zaman hesaplıyprlardı da, yine de öyle deme, yüzücüler artık elbiseyle daha iyi gidiyorlar suyun içinde, belki tesettür forması da havayı kaydırabilir. Bilim bunu destekler de önün gelen elbise giymeye başlarsa yandı gülüm keten helva.
Zaten oyle. Bisiklet icin de ’skinsuit’ denen seyler var. Dendigine gore iyisi de varmis Ingilizler’de bu sene:
http://www.telegraph.co.uk/sport/othersports/olympics/2489676/Revolutionary-skinsuit-helps-UK-cyclists-go-for-Olympic-gold.html
Yalniz bu dar ve vucut hatlarini belli eden kiliklarla yapilan ortunme ortunmek isteyenlere ne derece cekici gelir bilmiyorum. Onlara da ‘Islami’ filan denmeye baslanirsa iyice alay konusu olabilir bu is. Din ve ruzgar islerini ayirmak en iyisi.
Bülent bey,
Aslına bakarsanız bugün piyasada örtünenlerin içinde azımsanmayacak kadar ‘dar ve vücut hattını belli eden’ ama başında bir örtü olan kadın, kız mevcut. Hatta bunların sizin resmini yolladığınız bisikletçilerden daha bile dar giyinenleri bizzat gördüm ve sayıları artıyor. Bir ara bir yorumcu arkadaş bunlar için lolipop benzetmesi yapmıştı ki, şekil olarak benziyor. Tabii başı açık olan lolipoplar oran olarak kıyas kabul etmez ama bu bir gerçek.
İşin sırrı başa örtülende anlayacağınız.
Merak ettiğim bi şey var. Niye sadece kadınların örtünmesiyle, görünen görünmeyen yerleriyle bu kadar uğraşılıyor. Din denilence, müslümanlık deyince sadece ve öncelikle bu mu anlaşılıyor.
Dindar olup çalıp çırpıyorlar, rüşvet alıp veriyorlar. Bunlar niye konuşulmuyor mesela. Daha mı önemsiz örtünmekten dini açıdan..
Zaten 1 eşleri varken taze et peşinde koşuyorlar. Yaşı ilerlemiş eşler çaresiz buna boyun eğiyorlar. Bu kadınlar insan yerine konmuyor. Daha mı önemsiz dini açıdan..
Kız çocukları koyun gibi muamele görüyor. Hiç bir söz hakları yok. Babalar, abiler, erkekler ne derse uymak zorundalar. Daha mı önemsiz dini açıdan..
Sessiz,
Ben de anlamıyorum, ulusalcı ve Kemalistlerin derdi nedir, biri çıkıp açıklasa iyi olacak.
Konuşulmaz olur mu, benim arşivleri bir gezin bakalım. Bir iki örnek vereyim:
http://www.izlenimler.net/2007/02/22/haram-elma/
http://www.izlenimler.net/2008/01/16/picasso-iii/
http://www.izlenimler.net/2006/10/16/picasso/
http://www.izlenimler.net/2007/02/04/tsede-memur/
http://www.izlenimler.net/2006/10/18/picasso-ii-rabbim-bana-firsat-verdi/
Daha çok var da, şimdi nerelerde bulmak kolay değil. Yani konuşuluyor tabii ama başörtüsüne nedense çok tepki gösteriyor kendini laik zanneden kesim, herhalde onların da işine geliyor.
Bu herhalde dindarlara mahsus bir özellik değil, taze etler kendilerinin peşinden koşulmasını istiyor, dindar, dinsiz erkekler de hababam peşlerinde. Dindar bunu dini metinlerle meşrulşaştırmaya çalışırken, dindar olmayanın yaptığına aldatma, çapkınlık, hovardalık filan deniyor.
Belki ama dinle bir ilişkisi olduğunu zannetmiyorum. Töre, gelenek vs. bu işte daha etkilidir. Namus, töre cinayeti vs. hangi dinin kapsamında meşrudur ki? Cahillik işte.
Sadece ulusalcı ve kemalistlerin derdi olduğunu düşünmüyorum.
Türban kararı yüzünden ülkenin geldiği-getirildiği noktada diğer tarafın (bu tarafı nasıl ifadelendiriyorsunuz bilmiyorum) hiç yükümlüğü, sorumluluğu yok mu? Ülkedeki baş sorunun üniversitedeki türban sorunuymuş gibi sunulmasındaki sorumluluk kimin?
Taze et konusu tabii dindarlara mahsus bi konu değil ama dindarın bi farkı olması gerekmiyor mu? örnek olması gerekmiyor mu?
Açık-kapalı kadının bu kadar ezildiği başka bir ülke daha var mıdır acaba?
Başının kapalı olmaması kadının özgür olduğu anlamına da gelmiyor zaten.
Sessiz,
Ne gibi bir sorumluluğu olabilir? Okullara başı örtülü gitmek ve devlet dairelerinde, özel dersanelerde başı örtülü çalışma dışında bir isteklerini ben duymadım. Siyasi emelleri olanlar vardır ama ülkeyi İran’a çevirmek isteyenler kadar ABD’ye çevirmek isteyenler de var ve birinin diğerinden daha üstün olduğuna karar vermek durumunda değiliz.
Dolayısıyla bence bu konuda “diğer taraf” neredeyse sütten çıkma ak kaşık gibi görünüyor.
Zaten dindar böyle birşey yapsa daha çok kınanıyor. Sakalından utan, bir de beş vakit namazlı adamsın gibi laflar ediliyor.
Örnek olması bence gerekmiyor, her koyun kendi bacağından asılır.
Kadınların kapalı kısmı İran, Suudi Arabistan türü yerlerde bizden daha fazla eziliyor, bu açık. Muhtemelen müslüman olmayan toplumlarda da kadınlara eziyet olabilir, ilgisi olan söyler.
Başı açık kadınlar ise Türkiye’de bu anlamda bir problemle karşı karşıya değildir. Onlarınki daha ziyade taciz, ücret adaletsizliği gibi şeyler olabilir. Bu konuda herhalde dünya ortalamasına yakınızdır.
Özgürlük kadının kendi algılamasıdır, tesettürlü bir hanım pekala kendini çok rahat hissediyor olabilir yahut bu şekilde ‘acaba günah mı olur’ diye endişe etmeksizin rahatlıkla toplum içine çıkma hürriyeti kazanmış oluyordur belki. Başı açık olmak özgürlük alameti değildir, daha doğrusu bu işlerin kılıkla bir alakası yok, insanlar başkalarının keyfi muamelesinden bağımsız değilse özgür değildir.
Başını zorla örten olabileceği gibi zorla açan da vardır ve her ikisi de eşit derecede kötüdür.
Yazıyı okumadan bir yorum yapacağım:
Fethi Bey,muhtemelen devletin sporda elinin olmasını eleştirmekte veya hiciv etmektedir.
Eksik
Eksik ve Tarafli
Anafikri ıskalamış olsam da tali fikirden yakaladım.
Olimpiyatlarda nal toplamanın faturası tabii ki AKP’ye kesilecek. Federasyonlar Yeşiller Partisinin mi elinde? Eskişehirspora,İstanbul Belediyesi,Ankara Belediyesi futbol takımlarına giden paralar muhtemelen devletin parası. Bu ne görgüsüzlük, savurganlıktır. Hangi Avrupa liginde belediye takımı en üst ligde? Barcelona Belediyesi, Napoli belediyesi gibi takımlar var mı?
KKK olsam darbe yaptıktan sonra ilk işim bu belediye takımlarını,Şekersporları,demirsporları felan kapatmak olurdu. (ne hayal,zaten asker olsam Bahriyeye girerdim)
Kadınlar spor yapmasın, ne gerek var ki?
Mister No,
Voleybol gibi bir zevkimiz vardi arada gidip seyrediyorduk.
Ayrica Tenis sporunun dunyamiza tanittigi guzellikleri nasil yok sayrsiniz. Teessuf ettim…. :p
Fatih Bey,
Haklısınız aslında. Ben biraz esneteyim bu yargımı. Olimpiyatlara bayanlardan sadece Ruslar ve Slavlar alınsın. Hem iyi sporcular hem izleniyor. Sırpların yeni parlayan bir tensiçisi var Ana İvanoviç mi ne, o homo sapiense ben henuz neandertaller halkasındayım. Bizim hatun kişiler ancak dedikodu yaparlar, bir de muhabbet olsun birisi aerobike başlar,sonra hepsi ona özenir vs.
Mr No,
Bu yazıda 10-15 fikir var, yakalamasan ayıp olurdu. Bu arada anafikrin orijinalliğini deinkar etmezsin herhalde.
Ben kazanılmış hak denen şeyi iptal ederdim. Hani adamlara fazla maaş filan ödeniyor da bir türlü geri alınamıyor. Darbe sonrası memur maaşlarında %20 indirim de yapardım.
Fethi Bey,
İnkar etmiyorum, başkası böyle bir teşhis koyamazdı. Yalnız şaka maka biraz doğru yaklaşmışsınız. Federasyon başkanları da benim gibi düşünüyorlarsa kadın sporcular bazında Atatürkten uzaklaşmısız demektir. Atatürk Sabiha Gökçeni nasıl keşfettiyse,federasyon başkanları da içerideki ve dışarıdaki gayri müslim unsurlardan devşirme yapmalıdırlar. İçeride gayri müslim kalmadığı için dışarısı elzem oluyor. Yerlilerle olmayacak bu iş,onlar evlendirme programlarına katılsınlar
Bayan okçuları Koreden, atlamacıları Rusyadan,koşucuları Etiyopyadan,tenisçileri yine Rusyadan, yüzücüleri de Rusyadan devşirelim. hatta genç kız populasyonun Rusyanın ki ile mübadele edelim. Teorik çerçeve de hazır: siz aslında Türktünüz felan deriz. Bu konuda Halaçoğlu, NK Zeybek gibi Türkleştirme uzmanlarından faydalanabilinir.
Bu fikirler doğru, bravo. İthal sporcu, parası neyse verilip alınmalı, çoğu ucuz da olur bunların. Afrikadan, Kafkaslardan filan devşirilebilir.
Elvan ve Tezeta kardeşlerimiz var. Etiyopya iyi bir terroir bizim için. ABD-Çİn maçını bir “alien” seyretse ABD’nin yüzde 80′nin siyahi olduğunu düşünür,aradaki beyaz basketçilerin de devşirme olduğunu düşünür heralde
Ben çıkıyorum. Bu akşam Partizan’ım ve aslanım.
O halde ben de Partizan ve Bükreşliyim.
No bey,
Etiyopyadan,tenisçileri yine Rusyadan, yüzücüleri de Rusyadan devşirelim. hatta genç kız populasyonun Rusyanın ki ile mübadele edelim.
Ben pek bilemiyorum ne oluyor da insanlar boyle Turk kizlari gitsin Ruslar gelsin diyorlar ama merak ettim. Sizin durumunuz bunu tartmaya daha uygun olabilir, hakikaten Ruslar herkesin aklinda mi? Bu halin bizim kizlar uzerindeki etkisi nedir? Kizlar da bu Turk herifler gitsen, fesmekan milletin adamlari gelsin mi diyorlar yoksa pabucumuz dama atildi filan mi diyorlar? Burada cinsiyetler arasi rahatlik ve gelirde buyuk fark oldugu icin bizim kizlar zararli cikmis olabilirler bu islerden diye dusunuyorum ama bir sorayim dedim.
hiç heycanlanmadım
.
Afganistanda olsaydık veya suddide, veya arabistan’da şortla bikini ile spor yapmak
bir hayli laiklik olurdu.. laiklerin handikapı şu ki kendilerini rüyada sanıyorlar…
aa yapalabiliyoruz, cimdiklesene ,, ya bu rüya mı ? ..gerçek değildir.. ya bizi biri uyandırısa.. uyandığımızda ..
rukiye el gashra kardeşim şahitlikle ilgi bir soru sorduğumda cevap vermediği müddetçe
ooo çok dolaştım ben internette. bir tek kişi tanıdım, ceren. uzun hikayedir..
Bir de durduk yere boyunun kapatan bir erkek evladı bulun bana
fethi bey buna sırtını sağlam duvara dayayıp gücünü ordan almak demektir.
hayır efendim. o zaman firavunlar da sırtını sağlam duvara dayıyordu.
siz vicdanıza sorun bakalım. insaf nedir ? biz doğuduğumuzda var olan adaletsizlikler sırtımızı dayasaydık yeryüzünde yaşam değişir mi ? yine bir yaz geçti.. saçları jöleli erkekler, mintanları göüğüse kadar açık erkekler yanında yeryüüze tehammül sınavına gelmiş kadınlar… alev alatlı bile olsam şu satırlar zaman gazetesinde yazamazdım.
artık olipiyatlarda rüzgarı bile hesaplıyorlar
olimpiyata katılan yüzcü safi hırstır. başı kapalı daha hızlı yüzeceğini öğrendiği anda siz ortada başı açık erkek mi kalır sanıyorsunuz ? ama yine kadınların başı göğe ermez.
çünkü erkekler özgürdür. olipiyat sonrası deniz kenarı çayını yumdumlarken yine özgür tercih hakkını kullanır. ama birlikte aynı pisti kullanan kadın kullanamaz.
benim derdim başörtüsü değil ki, kadınların kendi kendilerine yaşam hakkını neden sınırlamak zorunda kaldığı ?
mr no yazını okudum., ki katılıyorum çine gezecek bir ekip göndermişiz yani.
öbür sayfada cevap vermiştim onu gördünüz değil mi ?
Knz,
Anlamadığım şort ve bikini giymenin yüceltilmesi. Laiklik, din vs. bir tarafa bir kadın niye şort, bikini giymeyi önemli görür? Ben erkek olarak spor yaparken asla şort giymem, ille de kısa, açık giyineceğim diye bir derdim yoktur. Kadınların derdi ne ola ki? Meraktan soruyorum. Herhalde “spor ancak bunlarla yapılır” gibi yanlış bircevap vermeyeceksindir.
Anlamadığım bir diğer şey, neden bu sorular başı örtülü olanlara soruluyor, başı açık kadınlar doğal olarak İslami hukuk kurallarından bağımsız mı sayılıyor? Başı açık müslüman bir kadının miras ve şahitlik konusunda ille de sizin gibi düşüneceğini nereden çıkarıyorsunuz? Belki de “tabii ki mirastan yarı pay alacağım, evimin geçiminden zaten kocam sorumlu, erkek kardeşlerim ise ev geçindirecek, bunda ne olabilir” diyecektir.
Şahitlik ile ilgili olarak da “canım, elhamdülillah müslümanım, kadının şahitliğinin tek başına yeterli olmamasında bir hikmet vardır, hem söylemesi ayıp, biraz duygusal ve kıskanç oluruz, normalde bunu söylemem ama burası bir blog, kimse umursamaz, evet, bir kadın olarak olayları kolayca saptırıp yanlış yönlere götürebilirim, menfaatim için kolayca ağlar duygu sömürüsü yaparım, hasılı benden şahit filan olmaz, Cenabı hak ne de güzel bilmiş karakterimi” dese ne olacak?
Bence şu başı örtülüye talimat verme, soru sorma işini bırakıp başı açık dindarlara yönelin. Oradan malzeme çıkabilir. Benim tanıdığım bazıları var, başı açık, namaz kılar, elli tür hurafeyi de bilfiil sektirmeden icra ederler.
Niye öyle olsun, erkekleri bağlayıcı da bir sürü kanun var. Gidip erkeklere “canım zina yasağı ne demekmiş, bu çağda özgürlük var, bunu eleştirin, bakın piyasada bir sürü kadın kız var” filan diyor musunuz.
Bir de başı örtmenin ille de kadının özgürlüğünü kısıtlama olduğunu nereden çıkarıyorsunuz? Ben birsürü başı örtülü kadın tanıdım bir tanesi bile bunu zorla yapmadığı gibi hayatlarından da gayet memnundular. Siz “açık olmayı” hangi gerekçeyle üstün tutuyorsunuz? Öyle ise açık giyinme üstünlüğü erkeklere neden verilmiyor?
Misal, sokakta çağdaş birçok kızımız minicik etek yahut şort, dar ve beli açık tişört ile gezerken tutalım bir erkek, kolaylık açısından Obli bey diyelim, “yahu bu sıcakta anca böyle gezilir bu kızların bir bildiği var” diyerek alt tarafı yırtık bir dar atlet giyse, altına da bir slip mayo geçirse caddeye çıksa eleştirebilir miyiz? Bu örnekte kızların açık giyinmesiyle erkeklerin açık giyinmesi arasında ne gibi bir fark vardır? Sonuçta kızların böyle giyinmesi ne bir kanun gereği ne de örf adetler bu yönde.
Siz bir tesettürlü hanıma “Kuranda örtünme emri yok, sırf o sebeple örtünüyorsanız hata olur ama kendiniz bilirsiniz, yeter ki bunu başkalarına zorlamayın” deseniz anlarım ama öyle yapmıyor bu işin kötülüğünü ileri sürüyorsunuz. Sonuçta kılık kıyafettir, ne fark edecek. İsteyen çıplak gezsin, hiç de umurumda değildir.
Yahu bu özgürlük denen şeyin elbiseyle, sporla ne ilgisi var? Sizin kafanızdaki hayal yanlış. Diyojen denen adam bir fıçıda yaşarmış, ah yazık, ne olaydı İskender kendisini ziyarete geldiğinde bir ev isteyeydi mi diyeceğiz? Kadın “ben tesettürümden memnunum, koşuyorum da, yüzüyorum da, ooh ne ala” diyorsa bu sizi niye ilgilendiriyor?
Erkek havuzdan çıkıp özgür oluyor diyorsunuz ama yüzdüğü kıyafetle, şimdi giydikleri kıspet gibi şeyle de gezme özgürlüğü yok adamın. Gene gömlek, tişört filan giyiyor. Yahut kıspeti de çıkarıp serbestçe dolaşamıyor.
Başı örtmek yahut açmak yaşam hakkını niye sınırlasın? Buna siz değil o işi yapan hanım karar verir. Yaşam hakkını bu tür kılıkları yasaklayarak devlet sınırlar.
Ama bunu herhalde siz mermer gibi yapınızla anlayamayacaksınız.
Mirastan yarı pay almayı bi kadın olarak anlamıyorum, yaşadığımız çağ açısından. Günümüzde erkekler genellikle (aileden miras falan kalmamışsa) kendini geçindirmekten aciz, değilki aile geçindirsinler. Bu nedenle hakkım olanı tam olarak isterim. Niye erkek kardeşe fazla vereyim. Çalışsın kazansın diye düşünürüm. Eğer çok zengin bi koca bulduysam başka tabi
Şahitlit konusunda ise kadın olarak bildiğim doğruyu hangi duygular bana değiştirtebilir. İnsan olarak hakaret olarak görürüm böyle bi şeyi. Nasıl duygularım var olanı bozup değiştirmeme neden olabilir. Neden kadınlar olayları nesnel olarak değerlendiremesin? Kadınlar bu kadar aciz yaratıklar mı..hiç sanmıyorum. Konu menfaat olursa bir erkeğin de kolaylıkla eğilip bükülebileceğini düşünüyorum ve örneklerini de görüyorum zaten.
Sessiz,
Evet, bu iş çağa göre farklı yorumlanmalı. Mesela erkek çok fakir, işsiz ama kız çok zengin, işi var filan gibi bir durumda belki de tüm miras erkeğe bırakılmalı. Yahut tersten bakarsak, kız işsiz, fukara filansa tümünü almalı vs.
Hatta bana göre millet miras için birbirini yiyeceğinden, mal olduğu gibi belediyeye bırakılmalı, meclisin takdirine göre varislere nakit para verilmelidir. Yoksa varisler “güney cepheye ben oturacağım, ben üçüncü katı isterim, tarlanın batı cephesi bana layıktır” diye tantana eder dururlar.
Benim modern insana tavsiyem ölmeden malını satıp savması ve kefen parası dışındakini bir huzurevi inşaatına bağışlamasıdır. Yoksa arkadan gelenler şeytanın aklına gelmeyecek işlerle uğraşmaya başlar, nice munis kardeşler birbiriyle kanlı bıçaklı olurlar.
Mirasla ilgili ayet bir tavsiyeden ibarettir, mevcut miras paylaşım sistemine kadınlar lehine bazı düzenlemeler eklenmiştir, ille de ona uymak durumunda değilsiniz, erkek kardeşler “ne yapalım ayet var” demeyip kalan malı denk olarak da dağıtabilirler.
Ama benim belediye, taşrada ise hazine çözümüm dikkate alınsın. Elde edilen miras geliri de insanların maddi durumuna göre meclis tarafından pay edilebilir. Yüzde 10 komisyon da projeden dolayı bana verilirse şık olur.
Öyle düşünmeyin, erkeklerle ilgili de çok hakaret sayılabilecek şeyler söylenir. Akşam kanepeye kösülür yatar, vurdumduymaz filan denir. Alınmayın, kadın ile erkek farklıdır. Sosyalleşme bir şekilde etkilidir ama abartmamak lazım. Ben erkeklere bir laf dendiğinde gocunmuyorum, gen meselesi bunlar biraz.
Bu arada zengin koca bulursanız kaçırmayın, 3-4 sene sonra işinize gelmezse yağlı bir nafaka ile ayrılır gününüzü gün edersiniz.
Bildiğiniz zengin bekar hanım varsa benim de haberim olsun, bizim oğlan yetişiyor yavaştan.
Bu arada olimpiyatların ekonomisi ile ilgili bir yazı var:
Bir de acaba TRT yönetimi, orada gezen siyasiler, memurlar vs. ahbaplar, çavuşlar ne kadar harcırah alıyor ona bakmak lazım.
spor bakani neden istifa etmez
bir sucu oldugunu dusunmuyorsa bir fonksiyonu da yok demektir
o bakanligin kaldirilmasi lazim…
her basarisilikta koltuklar gitse cepten para gitse
nasil basari icin yanar tutusular…
devletin mali deniz nasilsa
adi sani duyulmamis imkansizliklar icindeki ulkeler nasil madalya aliyor acaba
Eger “kapanmak”tan anlasilan sey sadece vücut ve sac göstermemekse kadin atletler arasinda da olan bir sey bu. 2000 Sydney olimpiyatlarinda Avusturalya yerlisi olan Cathy Freeman örnegin sadece yüzünü acik birakip altin madalya almisti, söyle bir fotografini buldum:
http://www.memorabilia2u.com/images/cathy%20freeman%20sydny%202000.jpg
Sorun burada elbette ne icin kapanildigi. Benim bildigim Islam dini mantik dinidir, ki bilhassa hristiyanlikla falan karsilastirildiginda en hosuma giden özellik. Islam’da -gerzek yorumlar disinda- temelde mantiksiz bir öge yok bence.
Benim dolayisiyla anlamadigim bir kadin olarak kapanmanin mantigi ne? Simdi “bu din, bunun mantigi mi olur?” elbette bir cevap, fakat bunun disinda lolipop gibi gezmenin, misal basini kapayip, kicini acmanin islamî acidan mantigi nedir?
Bunu soruyorum, cünkü Freeman usülü kapanmanin aslinda Islam acisindan mantiksal bir dayanagi olamaz, kadinin kic basi meydanda, her türlü uzvu isteyene gayet tahrik edici ölcüde seciliyor. Ayni sey gene Avusturalya’daki müslüman sahil güvenlikciler icin de gecerli:
http://cache.daylife.com/imageserve/082×8jX6pxfd4/610x.jpg
Ne anladim ben böyle kapanmaktan, kadinin sütun gibi bacagi var mi, kici büyük mü, gögüsleri D mi C mi belli oluyor zaten bakinca. Ha bikini giymis, ha böyle gezmis, tahrik olan gene tahrik olur.
Rükiye kardesim de o kiyafetle hayati boyunca olimpiyatlarda falan madalya alamaz. Teknik olarak mümkün degil.
Olay sort ve bikini giymenin yüceltilmesi degil, olay sort ve bikini giyme özgürlügünün yüceltilmesi. Olay “isteyen isterse su ciplak silah filmlerinden birinde oldugu gibi insan boyunca prezervatife girip öyle gezsin, isteyen bikini ile denize girsin” anlayisinin yükseltilmesi.
Ve ben hâlâ maalesef kapanmak isteyen, kapanma özgürlügü icin -hakli olarak- ugrasan kesimde genel bir konsensüs olarak kadina sort özgürlügünün normal bir sey olarak görüldügüne ikna olmuyorum, bu da sahsi fikrim.
Fethi Bey, siz de hangi sporlari yapiyorsunuz bilmiyorum bilhassa yazin ter basmiyor mu?
Cüneyt bey,
Birkaç yıldır sabahları 3.5-4 km koşarım. Ter bassın diye de hafif kalın giyinirim.
Diğer taraftan,
Yazdıklarınızın bana hitaben olan kısmına kadar yerinde farklı düşünmüyorum.
Kadınlar niye kapanırın da tek cevabı Kuranda şu veya bu şekilde “başınızdaki örtüyü düzgün örtün” anlamında bir ayet bulunmasıdır. Haliyle kadınlar “acaba bu bir emir midir, temkinli olalım” diyerek örtünüyor, ben başka bir açıklama göremiyorum. Bir de çok uzun zamandır örtünme geleneği olan, hatta bu sebeple okulu dahi bırakıp işi sistemle inatlaşmaya çevirmiş olan bir insanın Knz vs. telkinde bulunduğu için açılması kolay değil.
Bunlar benim tahminim.
Acaba öyle mi? Plaj voleybolcüsü hanımların bu tür bir bilince sahip olmasını ben de arzulardım. Türkiye’de şort, bikini vs. giymek zaten serbest dolayısıyla yasak olmayan birşeyin özgürlüğünü yüceltmek çok mantıklı görünmüyor. Bunlara hoş bakmayan kesimler olması mümkün ve özgürlükler ortamında doğaldır, orası ayrı bir konu.
Problem kılık kıyafete devlet eliyle yapılan müdahale, ki bundan şort, bikini vs. değil başını, bacağını örten zarar görüyor. İsteyen… anlayışının yücelmesi için öncelikle bu problemin çözülmesi, başını örtenin devlet eliyle rencide edilmesinin sona ermesi gerekir.
Bundan sonra el birliğiyle “yahu kardeşim bu örtünme denen şey zannettiğin gibi olmayabilir, etme eyleme” deriz. Ama önce devlet eliyle zorbalık sona ermeli. Tesettürlü insanlar kamuda nasıl yükümlülüklerini yerine getirebiliyorsa, gereken sınavları geçmişlerse ücretli olarak çalışabilmelidirler.
Misyonerlik bir sonraki aşama.
Unutmuşum, bu Cathy’nin kıyafeti bizim tesettürlü hanımların haşemasından pek farklı değil. Hem de altın almış ha, aferin.
Yalnız Türkiye’de sokaktaki bazı kapalı ve açıklarımızdan da düzgün olduğunu söyleyebilrim.
Bir tesettürlü sporcu daha, rekor da kırmış.
Misal şu kızın ayak bilekleri görünüyor, yanındakinin de bacağı, ne oldu şimdi?
http://www.kululuyuz.biz/modules.php?name=News&file=article&sid=184
Çevremdeki örtünenlere korkarak sorduğumda kızarak “ne yani onlar güzel giyinemez mi” filan diyorlar.
Sonuçta bana ne.
Âlâ. Ben de bu terleme olayini lisede bir yapmistim sonra olayin fiziksel pek bir getirisi olmadigina kanaat getirdim.
Bu arada olimpiyatlar demisken, biraz reklam yapayim. Gectigimiz haftalarda 32 yildan sonra ilk kez memleketi bisiklet dalinda temsil edecek sporcumuz ile röportaj yaptik:
http://www.mtbtr.com/gezi_yayin/yayin.asp?kayitno=1223
Türkler neden basarili olamiyor sorusunun cevabi aslinda cok basit, bir o kadar da uzun, o yüzden hic girmeyeyim, acildi mi bitmez.
Iste bu asamada benim sorum da misal “saci görünse ne olacak?” oluyor. Yani herkes istedigi gibi giyinsin cidden, benim de umurumda degil de islamî mantik olarak anlamakta zorlaniyorum.
Bilemem, ben terlemeyince rahat edemiyorum, o sebeple yükseğe yakın tempoda koşuyorum.
Siz bisikletle mi ilgileniyorsunuz?
Dediğim gibi, yasak olmasa belki insanlar bunu umursamayacak. Mantık istenirse bulunur, sonuçta insanlar çok eski çağlardan beri çeşitli şekillerde örtünüyor, bunun bir sürü gerekçesi olabilir.
Ben baska bir sey soracagim Fethi hocaefendiye. Kadinlar kocalarinin bilmemkac adim arkasinda yurumeli diye bir hurafe mi vardir?
Malum bu sene Istanbul’da Arap cok, Arap kadinlarin bir kismi da sadece gozu acikta birakan carsafla dolasiyorlar. Dun Elmadag Taksim guzergahinda yururken onumden gidiyordu bir cift. Manzara su: belki 5 yasinda sevimli bir kiz cocugu, Turkiye’de o yaslardaki kizlar ne giyiyorsa oyle giydirmis annesi, o onden babasiyla yuruyor ve oynuyorlar/kikirdiyorlar. Besbelli adam bayiliyor kizina, kiz da babasina. Bilmemkac adim arkadan da carsafli anne(?) geliyor, ne kiz ne babasi kadina bir ilgi gostermiyorlar. Aile olduklarini bilmem mumkun degil tabii ama beraber olduklarini dusunuyorum cunku ayni yerlerde karsidan karsiya geciyorlardi (o zaman yan yana geliyorlar). Simdi kucuk kizken bu kadar sevgi/ilgi gorulup kadin/anne olunca yokmus gibi yapilmak makul gelmiyor bana. Bu Arap usulu mudur? Bir hurafe destegi mi vardir arkasinda?
Ortada kucuk kiz yokken de gordum birkac tane carsafli turden Arap, ve hep adam bayagi onde yuruyor. O kadar ki bizim hayvan takimi kadini rahatsiz etse ruhu duymayacak. Istiklal Caddesi’nde bile boyleydi. Bizde de vardir bu onden gitme isleri ama o kadar acik ara olmaz pek. Nedir bu hal? Durup dururken mi boyle davranir bu insanlar, yoksa boyle davranilsin diye olcu de soyleyen bir rivayet filan mi vardir?
Bu arada hakkaniyetli olalım. Şunu anladık, birçelişki var:
http://www.milliyet.com.tr/2005/07/27/son/resim/sontur14.jpg
Ama şunlar çağdaş ve laik olmakla hangi üstünlüğü elde etmiş oluyorlar?
http://img220.imageshack.us/img220/4004/dusukbel2tl9.jpg
http://www.seyvet.com/resim/9d28acd62a.jpg
Hmm, pekiyi cagdaslik oysa, ABD usulu cagdaslik mi iyidir, AB usulu mu? Fark su:
http://bsornot.whipnet.net/images/Gallery/images/europe.vs.america.jpg
Bülent bey,
Yok canım, Allah bilir hangi tarikat erbabının uydurduğu bir saçmalamadır.
Bildiğim kadarıyla Araplar arasında ve bazı tarikatlerde yaygın bu kara çarşaf. ‘Örtünme ayeti geldiğinde hepimiz kargalar gibi olmuştuk’ mealinde Hz Ayşe’den aktarılan bir söze dayandırılır. Suudi Arabistan dışında herhalde onların etkilediği (Vehhabilerin) Afganistan ve müslüman ülkelerde lokal şeyler vardır.
Erkeğin kadına tavrı ise İstiklal Caddesindeki ayılardan farklı değil.
Durup duruken değildir herhalde, şimdi düşünüyorum benim çevremde çarşaflı var mı diye? Dur bakalım, evet bir uzaktan akraba Kadiri tarikatında ve dışarı çıkarken siyah bir örtü örter. Yine uzaktan bir akraba kızı da o tür yurtta kalırken çarşafıon farz olduğunu filan söylemişlerdi diye hatırlıyorum.
Erkeklerin barbarlığı ise birçok hadiste geçen ve akla mantığa sığmayan kadınların erkeklerin kölesi olduğuna dair sözlerden kaynaklanıyor olabilir. Tabii sırf din değil bu topraklardaki kadim maçoluk da bu işte etkilidir.
Ben o linke tıklayınca ve firefox kullandığım halde neden şu mesajı veriyor:
ERROR 404 - PAGE NOT FOUND
Oops! Looks like the page you’re looking for was moved or never existed.
Make sure you typed the correct URL or followed a valid link.
“We recommend you load this web site using Firefox.”
Şu çalışıyor:
http://bsornot.whipnet.net/Gallery/subdoc/rys363.html
Herhalde buna en iyi Knz hanım cevap verecktir.
Haydaa, şimdi gene aynı mesajı verdi, ilginç. Neyse ben göreceğimi gördüm.
Hmm, pekiyi ayni komikligin kucugunu vereyim bari:
http://www.guzer.com/pictures/europe_vs_usa.php
Tabii soldaki
bildiğim kadarıyla Amerika’nın bazı eyaletlerinde ve İngiltere’de düşük bel giymenin cezası var. Çağdaşlığın da bi sınırı olmalı.. di mi ama 
Türkiye’de bunun gündeme gelmesine herhalde erkekler epey isyan eder. Yanlış anlaşılmasın, özgürlükler adına.
Bilmiyorum tam nerede vardir dusuk bel giymenin cezasi da, genelde ciplak dolasmanin yasak oldugu acik. Adamlarin belden yukari ciplak dolasmalarinin yasak olmadigi yerlerde de kadinlarinki yasak olabiliyor mesela. Ara sira mevzu olur bu, rastgele bir sey bulayim dedim:
http://www.msnbc.msn.com/id/15241829/
Bunlar genelde cozulmus filan gibi davraniyoruz ama umum icindeki kilik kiyafet hep kanunun ve polisin karistigi seyler.
İngiltere’nin Portsmouth kentinde düşük bel pantolon giydiği için “teşhircilik yapıyor” denilerek otobüsten atılan 27 yaşındaki Ekki Skiff’e mahkeme tarafından akıl hastanesinde tedavi görme cezası verildi.
Zaten Türkiye’de resimlerdeki kadar düşük bel giyecek birinin çikacağını sanmıyorum.
Belki Reina’da falan olabilir. Ama yine de sanmıyorum. Daha o kadar diil..
Bizim basinin masallahi var. Bu ‘Ekki’ Skiff’i aradim, sadece bizim gazeteler cikti. Biribirinden alip basip durmuslar ayni tercumeyi. Ajans haberi herhalde. Anladigim kadariyla kadinin adi Elli Skiff, Portsmouth dogru ama Ingiltere’deki degil ABD New Hampshire’daki Portsmouth o. Su haber yani:
http://www3.whdh.com/news/articles/local/BO63597/
Tedavi cezasi denen de su olsa gerek:
http://www.seacoastonline.com/apps/pbcs.dll/article?AID=/20080221/NEWS/80221013
Çağdaşlığın kalesi biz olacağız arkadaşlar, bu tutucu ABD ve İngiltere ile işler yürümez.
Bulent Bey,
Bir tane link de ben vereyim.
(Bildigim kadari ile birkac state ic camasiri gostermeyi yasakladi.)
Bir de birsey anlamadim…
Bu ayilar/hayvanlar bu sifatlarini ne yaparak kazaniyorlar? Istiklal’de eskiden sarkintilik falan olmazdi da ondan merak ettim.
Fatih bey,
İstiklal caddesinde gündüz pek olmaz herhalde, ben genel anlamda Beyoğlu bölgesini kastetmiştim, sehven İstiklal yazılmış diye düşünebilirsiniz.
Gerçi çoktandır benim de gittiğim yok, en son Bliyaal ile börek yemiş, duble çay içmiştim. Orası bozulmuş olabilir.
Tabii daha ziyade çağdaşlık düşmanı olduklarından açık kıyafetli modern insanlara laf atıyorlardır.
Bir de,
Yahu dünya nereye gidiyor, neyse ki Türkiye çağdaşlıktan taviz vermiyor. Onlara mukabil iç çamaşırı giymenin ayıplanmasını bekleyebiliriz.
Fatih bey, o hayvanlar o sifatlari surtunme, elleme, laf atma filan gibi isler yaparak kazaniyorlar. Ben goruyorum bazen. Hatta bir kere polislere cikismistim bir gozlerinin onunde bir kadinin arkasina takilmis laf atip rahatsiz eden adamlara mudahale etmediler diye.
Fethi Bey,
Yok yok bu sadece disaridan boyle gozukuyor. Bir suru insan biliyor ki bunun nedeni hatunlar degil. O resimdeki erkekler. (Ozellikle de kara derili arkadaslar).
Amerikadaki hip-hop kulturleri ile toplum uzerinde oyle bir etki yapiyorlar ki bundan bikan ve bunu “bozulma” olarak goren “beyaz” amerikalilar boyle genel yasalar ile bundan kurtulmaya calisiyorlar. TRT’de arabeski yasaklayan kafa ile ayni kafa bu. Ama yine de yasayi “erkek ve sisman kadinlar” acisindan cani gonulden destekledigimi de soylemek isterim
Bu arada ;
:))
Ilahi Fethi bey….
Obli bey’in gozunden kacmissa diye tekrar alintiladim ki satirlar falan konussun, biz de kenarda cekirdek citleterek eglencemizi bulalim
Bulent Bey,
Benim de ondan dikkatimi cekti, Istiklal’de polis coktu eskiden ve oyle fiziksel hicbirsey olmazdi. Kenarda oturup gelen gecene yiyecek gibi bakanlar da her zaman heryerde olmustur ama hayvan kelimesini haketmezler diye dusundugumden dolayi sordum.
Fatih bey, polis her zaman mudahale etmiyor. Yilbasi filanda oralarda olan rezaletlerden bahsetmiyorum sadece, genel olarak ‘o da yalniz dolasmasin’ ‘o da oyle giyinmesin’ ‘bu saatte sokakta isi ne’ filan hali olabiliyor belki polisin kayitsizligina da temel olan. Beyoglu cenahi degil de belki diger yerlerde bir de Rus’a benzetilen kadinlarin sikayetleri var (renkler biraz acik olunca bu risk var). Ben duydum tanidiklarimdan, duzgun Turkce konusup kovalayinca da ozur diliyorlarmis. O da ‘yabanciya yapilirsa mesru’ dusuncesinin bir tazahuru ki Taksim civarinda erkeklere musallat olup bir yerlere goturmeye calisan adamlar boyledir. Bunu da kendi tecrubelerimden biliyorum. “Turkum yahu” filan deyince ‘ozur dilerim abi’ diyeni bile cikar.
Fatih bey,
Ben de lafın gelişi söyledim zaten.
Ben dikkat çekmez zannediyordum, neyse iş kötüye giderse yiğitliğin kalesine sığınır inkardan gelirim. Kaldı ki Elmadağ yerine İstiklal Caddesi yazmak gibi alışkanlıklarım da var, sehven olmuş da diyebiliriz. Hem teşbihte hata olmaz demişler, Obli bey böyle şeylerden dolayı kızıp sizin keyfolmanıza imkan vermez.
Bu arada ABD’de çekirdek işi nasıl, buradaki gibi kuruyemiş bolluğu var mı? Ben az evvel bir tabak tuzlu çekirdek bitirdim.
Bülent Bey,
En azından nezaketli ayılarmış, özür dilemeyi bilmek bir meziyet sonuçta.
Fethi Bey,
Heh hehheh. Bence Obli Bey de sizin sozunuzle hareket etmiyormus gibi yapmayi sallamayip sanki bu cumleyi hic etmemissiniz gibi kirk katir/kirk satir gelenegimizi surdurur
Afiyet olsun… Dikkat edin kolestrol falan rahatsizlik vermesin
http://www.tulumba.com/storeItem.asp?ic=FB424305HU847
Walla Turk olani pahali… 4 dolara gecen gun markette iki kocaman kutu badem aldim mesela…
Ben uzun zamandir salca ve cikolatali gofret haricinde hicbir Turk urunu kullanmiyorum. Her urunun alternatifini buldum da bi tek onlari bulamadim…
Burada kilosu 25-30 YTL idi, ne zaman gördüm bilmiyorum, tabii satın almak mümkün değil. Geçenlerde bir zengin düğünündeki çerez tabağından 3-4 tane çaktırmadan yürüttüm. Pastırmayı geçti kerata.
Yalnız kabuğu ince bir badem var, tuzlu, ithal ediliyor, o yarı fiyatına ve lezzetli. Türk badem üreticileri uyanana kadar getirdiler sonra arkası kesildi, ne iş anlamadım. Garibanın yiyeceği üç kuruşluk ithal tuzlu badem çok görüldü anlaşılan.
Şurada kilosu 33 YTL görünüyor. Kargo onlara aitmiş.
http://urun.gittigidiyor.com/Badem-Ici_W0QQidZZ11533398
Pardon 100 YTL üzeri kargo onlara aitmiş. Yuh.
Benim dediğim bade şu, 16 YTL olan. Tabii kabuğuyla filan 25′i bulur (galiba ithal değil, Ayvalık Türkiye’de olduğuna göre)
http://urun.gittigidiyor.com/AYVALIK-ELLE-KIRILAN-BADEM-1-KG_W0QQidZZ9698809
Tokat cevizini de yabana atmayalım, 28 YTL
http://urun.gittigidiyor.com/TOKAT-CEVIZI-1-KG_W0QQidZZ9899363
Yahu ABD’de yaşamak varmış, herşey sudan ucuz. Sizin firmada amele işi yapacak adam ihtiyacı var mı? Para önemli değil.
Fethi Bey,
Ingilizceniz iyi ise okula ogretmen olarak gelin derim. Ama ‘Amerikan bebelerinin’ Turk bebelerinden daha problemli olduklarini bastan soyleyeyim. Senede 30-40 arasi aliyorlar. Baska bir yerde calismak yasak da degil. Dilediginiz kadar cerez yersiniz walla
Bir de bizim Metin agabey ile bir projemiz var, o is olursa Karayiplerde bir ufak ada alip oraya tasinacagiz. Size de bir kose veririz. Hep beraber portakal, muz falan yetistirir, aksama kadar balik tutar, okey oynariz.
Fatih bey,
Benim ingilizcem iyi değil ama hanım Almanca ve İngilizceyi anadili gibi bilir. Fransızcası da var, hem de şu an çalışamayan bir öğretmen. Onu çalıştırsam, ben aylak aylak gezsem olmaz mı?
Deli paraymış. Durmadan badem, pastırma yersin.
Bülent bey,
?
İlgili olabilir:
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/9666383.asp?gid=229&sz=67242
buyrun Fethi bey,
Afganistanda olsaydık veya suddide, veya arabistan’da şortla bikini ile spor yapmak bir hayli laiklik olurdu..
şort bikini giymek yüceltilmiş gibi duruyor. ASLINDA YÜCELTİLEN NASIL OLUYOR DA BİZ ŞORT BİKİNİ GİYMEK HAKKINI KAZANDIK ?
Sizin illa şort giyeceğim diye derdiniz olmaz. siz erkek sıfatı ile tercih hakları özgür olan üst kültürsünüz. Ben de kendi adıma üst sınıf kimliğini kullanıyorum. ama islami kıyafete zorlanan kadının çarşaftan başka tercih hakkı olmaz.
spor ancak bunla yapılır derken ne siz , ne de ben toplumsal kuraldan ayrı değliz.
benim kısastım toplum değil, insan kendine fiziki eziyet etmemeli.
ooo çok dolaştım ben internette. bir tek kişi tanıdım, ceren. uzun hikayedir..
ben başı açık kadın değilim. yani nasıl siz başı açık erkek değilseniz ben de değilim. insanların benim başıma saçıma bakarakak islami hassasiyetim hakkında ahkam kesilmesini istemiyorum ve bu anayasal bir hak olarak korunmalıdır.
Gelelim sorunuza, ben sorguluyorum ve mumla adam arıyorum. sorulama tutarlı cevap bulmazsam dinle ilişkim kesilir. Bu cevabı da müftülerden vs bulmuş değilim.
tutarlı cevap vermesi gerekenler her zaman alim ve bilim sınıfıdır.
mirastan yarım pay alacağım diyen kızı hukuk fakültesine de kaydı yapılMALI MI ticraret hukukuna da ? çok zengin ülke olsak neyse.. ama 1 milyon genç açıkta ise, bunu sorarım ben.
Evet ceren başörtülüydü ve şahitlik hakkını savunmuştu. Bir anda benim gibi tepki çekmeye başlamıştı..
?
kötü bir örnek vermek istemiyorum fethi bey.
başı açık erkek neyse başı açık kadın odur. aramızda bir fark yok. ikimizde kendimize durduk yere eziyet etmiyoruz.
fethi bey buna sırtını sağlam duvara dayayıp gücünü ordan almak demektir.
tam üst kültürden bir özgüven bu. nedir sizi bağlayıcı kanun. sizi bağlayıcı dediğiniz o kanun sanki kadınları bağlamıyor ? Yani hangi kadın piyasa da bir sürü erkek var diyor ?
laf mı bu şimdi ? ha tabi zengin yaşlı alman kadınlar türkiyeye gelirmiş falan.,
kuran genel ahlaki yaslar da, ırz ve namus konusunda kadın ve erkek ayrımı yapmaz( eğer beni dinden vurmaya çalışıyorsanız)
BARİ BU NEMLİ İSTANBUL SICAĞINDA YAZMIYOR. SİZİN BOYnuzu sıkı sıkıya bağlamak yönünde engeleyici bir hükmüz mü var ? yanınızdaki kadına saygıdan bunu yapın.
bir zamanlar çinde ayaklarını sıkı sıkıya bağlayan kadınlar da çok mutluydular. şimdi hepsi unutuldu. iki nesil sonra bizde de unutulacak.
boyunuz sıkısıkı kapatmakla , daarcık giymek feminen kaygılarla oluyor. ikisi de ortak birçok bakımdan. femine olrak varlık sebebi bedensel eziyete katlanmak zorunda olduklarını düşünüyorlar. erkeklerden de var şimdi. yapmayın fethi bey, lost yakışıklıısı fotoğraflarını yayınlamayım yine. kadınların neye paramak keseceği belli olmaz.. belki obli bey de kötü örnek olurruz..
ben doğal ve rahat olanı, toplumsal örfü, coğrafi koşulları öne sürdüm.
neden ki ? ben cerenden bile izin almıştım. gelecek kuşaklar adına konuşuyoruz. torunlar için bana izin ver demiştim. alla yüksek topukla yürümeye çalışan arkadaşıma aynı şeyi derim. kuranı sorgulayarak doğru öğrenmek her müslümanın görevi olmalı.
ama yine kadınların başı göğe ermez.
çünkü erkekler özgürdür.
yok bne size ben ne anlarım spordan diye yazdım. fakat rakiplerine göre o kıyafet bir dezavantaj oluyorsa, orda başörtülü kadın koşsun diye seçilmesi de yanlış olur..
evet mayo modelleri falan nerdeyse endüstüri tasarımı artık.
dediğim gibi başörtüsü koşma için avantaj olsa ortada başrtüsüz atlet kalmazdı. ama onlar çay be,ahöçesinde o yıyafetle oturmazlardı yine..
toplumsal kurallar da tercih özgürlüğümüz eşit olmalı. kadının daha fazla eziyete tahamül ettirecek aklıbaşında kural yok.
mintan düğmesinini iklememiş bir erkek yanında her tarafı çengeli iğineli kadın göze batar. yani başörtüsü çıkarınca çıplak kalmıyorsunuz, inanın bu böyle. kız babasıyım falan dediniz de hani.
benim derdim başörtüsü değil ki, kadınların kendi kendilerine yaşam hakkını neden sınırlamak zorunda kaldığı ?
ya fethi bey, bir laf edeceğim gene. siz çıkın bugün allah aşkına sabahtan akşama hem pardesü giyin, hem boyunuzu bağlayın . gelin akşma konuşalım. yoksul kadınlar kilimalı özel arabalarda, barandalı yüzme havuzlarında gün geçirmezler.
15 yaşında kızların ne tercih hakkı var ? sizler onların babalarını, annelerini namus, mini etek, yok köpüklü parti diye kışkırtıyorsunuz. dinde başka yorumları yasaklıyorsunuz. ben alaev alatlı olam bunları zamanda yazamam demiştim değil mi ? insanlar para verip gazete alamayacak duruma düşürüp sonra bedava gazete dağıtıyorlar.
Ama bunu herhalde siz mermer gibi yapınızla anlayamayacaksınız.
kusura bakmayın fethi bey.. sizler beni sevmeyin ama torunlarımız için ben yaşamımın hakkını vermek zorundayım.
sevgili sessiz katılıyorum sana
mahmut bey yazdığı sayfayı bulsam günceleyeceğim..
Fethi bey,
Burayi okudugum zaman, aklima ‘Turkcesi hic var mi?’ diye sormak geldi
[
Hayli zaman onceydi. Almaya’da dogup buyumus bir hanim almistik ise. Almancasi o kadar iyi, o kadar ‘Hoch Deutsch’ idi ki, ziyarete gelen Almanlar sasiriyor, onunde ezilip buzuluyorladi..
Fakat, bir problem vardi: Gunluk konusmada sorunu olMAmakla beraber, konu ticaret, sanayi ya da finans Turkcesine gelince, bizbize bir turlu anlasamiyorduk
]
Eee.. o kadar dili ogrenmis.. hayli zeki oldugunu oradan degilse de, sizi calistirdigindan cikarmak mumkun
Dogru. 2K kira verince gerisini bozdur bozdur harca..
Obli bey,
Yok, bizim hanım o konuda iyidir. Tecrübesi de var.
Bakın o noktada haklısınız. Ama ara sıra dellenip iş bulmaya kalkıyor. Ben de “yahu keşke iyi bir işe girsen de ben evde kösülüp yatsam, nerde bu cennet” diyorum. Laf aramızda ev işlerinde çok iyiyimdir, 3-4 temizlikçi kadının yapacağı işi, 10-15 kişilik yemek sonrası bulaşığı maharetle hallederim. Perde takma, koltuk itme, pazardan yük taşıma gibi erkeklere özgü işleri zaten saymıyorum.
Demek kiralar pahalı. Şu işin ortalaması nedir, kimi ABD buraya göre ucuz diyor. Badem, benzin, et ucuz galiba ama ortalama vatandaşın geçinmesi için ne gerekir acaba?
Knz,
Sizi niye sevmeyelim, yazdıklarınızı ve muhtemelen yaptıklarınızı takdir ediyorum, burada sadece fikir yürütüyoruz.
Yazdıklarınızın çoğuna hayır demiyorum ama siz daha ziyade konuya kadın açısından bakıyorsunuz. (Tam öyle olmasa da öyle algılıyorum). Kadın yahut erkek, insanlar çeşitli dahili ve harici kurumların yaptırımlarına maruz, din de bu kurumları oluşturan önemli bir ayak. Sizin çabanızı da anlıyorum, takdir ediyorum. Ben ise önce genel, sıfır bir özgürlük noktasına yaklaşmadan bu tür eleştirilerin yersiz olabileceğine vurgu yapıyorum.
Fethi bey,
Kadin acisindan maada, kadin alt kulturunun dile getiremediklerini soylemek acisinda demek daha dogru olabilir.
Ve, zannedersem, rahatsiz edici olan da o –hala daha duzelmemis olan ozensiz yazmak aliskanligini saymiyorum.
Alt kulturler arasi rekabet cok acimasiz olabiliyor ve kursuyu/mikrofonu kapan digerinin sesinin cikmamasi icin elinden geleni yapiyor..
Baltayi tasa vurmaga bir ornek olacaksa da, ben, buna ‘dilenci rekabeti’ demek ihtiyaci duyuyorum: Verimli bir koseyi kapan dilencinin digerlerini oraya yaklastirmamak icin yaptiklarini aklimiza getirebiliriz..
Bu bakimdan, islami taifenin kendini bir alt kultur olarak gordugunu soyleyebilirsek, baska alt kulturlerin ses cikarmasina ne denli hosgoru ile bakabilecegini tahmin edebiliriz.
Benzer seyleri, cok da yanilma payi olmaksizin, ister PKK baglaminda isterse de ondan bagimsiz olsun, Kurtler/Kurtluk icin de soyleyebiliriz… Onlarin da erkeklerine soracak olursak, onlar da ulvi bir dava/devrim icin ugrasiyorlardir da, kadin haklari vb sozkonusu oldugunda verecekleri en siddet-disi cevap ’simdi sirasi degil’ olur..
Ayni seyi, tabii ki, sol icin de sag icin de soyleyebiliriz.
Evet. ‘Simdi sirasi degil’in bir baska ornegi
Obli bey,
Şöyle söyleyeyim o zaman, ben Knz veya bir başkasının söylediklerinin yersiz ve zamansız olduğunu söylemiyorum, mevcut durumdaki baskılar sebebiyle bunların muhatabı etkileme imkanı az olur iye uyarıyorum.
Somut örnek verecek olursak, diyelim ben başörtülü bir kadınım (pek uymadı ama) ve siz bana sürekli “bu başına örttüğün şey anlamsız, sana baskı yapıyorlar, dinde yeri yok” diyorsunuz. Ben ise gerek senelerdir edindiğim birikim, gerekse içimdeki şüpheler yanında bir de “başındaki örtüyle okula gidemezsin, öğretmen olamazsın” denmesinin getirdiği nefretle sizin doğru sözünüze kulak tıkayabiliyorum.
Yani tam sırası ama bu noktanın dikkate alınması lazım.
Fethi bey,
Baskilarin kalkmasi halinde durumun iyilesecegi konusunda suphelerim var.
Bazan, baskinin suresi fikirlerin degismesi icin uzun olmak zorunda.
Ornek olarak: 1945′lerden beri cok partili hayata gecirilmis ve onca senedir bu baskilara maruz kalmasaydik, aramizda bunca demokrasi asiginin olabilecegini hic sanmiyorum.
Evet. Biyiklar siritiyor
Aldous Huxley’e gore –simdi tam hatirlamiyorum ama– gercek addedilmesi icin 22,000 civarinda tekrar edilmesi gerekiyor bir seylerin. Bu da, karsitinin soylenmedigi ortamlarda gecerli.
Dolayisi ile, cemaat-ici propoganda ile basa cikmanin zorlugunu takdir ediyorum.
Knz hanim merhaba; asagidaki cumlenize bayıldım.
“ben başı açık kadın değilim. yani nasıl siz başı açık erkek değilseniz ben de değilim.”
Olayı bu şekilde hiç düşünmemiştim. Ne kadar güzel ifade etmişsiniz.
Hangi konuda bana katıldığınızı da merak ettim..
Ben de.
Sessiz, Knz hanımlar;
Ama ben başı açık bir erkeğim. 1/2 kellik dışında, devrim kanunları hilafına şapka da takmıyorum. Başın açık veya örtük olması anlamsız şeyler değil.
Obli bey,
Yalnız geçen kiralarla ilgili başka bir yazı okumuştum, nedense atıf yapılan makale internette yok, orada New York filan diyordu, acaba bu kiralar taşrada daha ucuz değil midir?
Mesela Fatih bey kaça oturuyor, evi nasıl birşey, dubleks villa mı, stüdyo daire mi?
Erkekler için başı açık -kapalı diye bi durum yada olgu yokki..Sanırım tıkandığınız noktada ben başı açık bir erkeğim dediniz
İstenirse anlam yüklenebilir tabii..Nerden, nasıl baktığınıza da bağlı..ama anlam yüklemek sizin tercihiniz..çok fazla anlam yüklenmemesi taraftarıyım şahsen..
“ben başı açık kadın değilim. yani nasıl siz başı açık erkek değilseniz ben de değilim.”
Eğer olayı yukarıdaki cümledeki haliyle algılayabilsek hiç sorun kalmazdı sanırım.
Sessiz,
Hayır, “ben başı açık da olsa, örtülü de olsa bir kadınım” şeklindeki yoruma ulaşılması öncelikli şu anda. Burada iddia edilen kadının açık olmasının makbul olduğu yönünde ve buna dair de sıcaktan bunalma dışında bir argüman gelmiyor.
“ben başı açık da olsa, örtülü de olsa bir kadınım”
Zaten günlük hayatın içindeki yorum bu. Kamusal alan vs. dışında..
Aynı aile içinde bile açığı ve kapalısı var. Başörtüsü ile ilgili dini verileri farklı yorumlayanlarda var. Mesela Yaşar Nuri Öztürk. Eşinin başı açık. Daha koyu müslüman ülke başkanlarından da eşlerinin başı açık olanlar var. Onlar da mı acaba yanlış mı yorumluyorlar?
En son bir suudi prensinin eşi jetski kullanıyordu.
Suriye, Ürdün, Libya devlet başkanları ve yöneticilerinin eşleri de keza aynı şekilde.
Hepsi sizce günaha mı giriyorlar acaba..
Müslümanlığı Türklerden iyi bilen yok mu? Her ne kadar biz daha sonra müslüman olmuş olsak bile..
Neden? Zaten problem oradan çıkıyor. Kamusal alan lafı yokken de bu problem vardı, o kılıf sonradan icat edildi.
Bunlardan bize ne, sonuçta ortada bir devlet eliyle yasaklama var.
Yasaklama demeyelim bi düzenleme var.
Üniversitelere bi zamanlar sorunsuz başı kapalı şekilde girilebiliyordu.
Tek tip kapanma şekilleri vs. türedi. Sonuç tamamen yasaklama şeklinde oldu.
Devlet dairelerinde zaten başörtülü çalışan yoktu.
Nasıl bize ne diyebiliriz ki? Sorun o yorum farklarından kaynaklanmıyor mu?
Üstelik devlet eliyle yasaklama sadece başörtüsü konusunda mi?
Alevileri adam yerine koymuyorlar. İnançlarını yok sayıyorlar. Bu bi yasaklama diil mi?
Dini konularda bu kadar hassas isek diğerlerinin inançları konusunda niye aynı hassasiyeti göstermiyoruz?
Ne olmuş tek tipse?
Vardı, kaldı ki olmaması olamayacağını mı gösterir?
Evet. Başka bir yasak biliyor musunuz öğrencilerin delemediği?
Hayır, değil. Alevi olan birşahıs okula da girebiliyor, memur, özel okul öğretmeni de olabiliyor. Sonuçta kimseye sünni misin alevi mi diye sorulan bir soru yok.
Kim göstermiyor? Hangi temel hak yasak Aleviler için? Mesela gayri müslimler için deseniz haklı olabilirsiniz ama Aleviler şu ara prim bile yapıyorlar, Hacıbektaş şenlikleri paylaşılamıyor, her parti oy kapmak için Alevi dedelerinin elini öpmeye çalışıyor.
Aleviler Diyanetten pay kapamadıkları için sızlanıyorlar sadece.
Başörtüsü devlet eliyle, silah, ceza gücüyle yürütülen bir yasak. Alevilerle ilgili böyle bir yasak yok. Alevi başını örterse okuyamaz misal.
Unutmuşum,
Olur, demeyin.
Evet. Alenen kopya cekerek sinif gecmek.
Ve, eminim en cok delinmek istenen yasak da odur.
Kendi din adamlarini yetistirmek icin okul acmak?
Öğrencilerin delemediği demiştim. Ona kalırsa yönetmeliklere göre uzun saçla da okula girilemez.
Mazinin bir parcasi olmak, muhakkak hal ve istikbalin de bir parcasi olmagi zorunlu kilmiyor. Her devletin belli tercihleri (hatta takintilari) var.
Mesela, Almanya’da Nazi kiyafetiyle isyerine gidemezsiniz. Halbuki, mazide bu pekala mumkundu.
Bazi seyler beklenmedik (arzu edilmedik, hatta rasyonel de olmayan) reaksiyonlara/irkilmelere yol aciyor demek istiyorum. Tek tip olunca bu daha da fazla olabiliyor.
Ben de ona ornek vermistim.
Yoksa, alenen kopya cekerek sinif gecebilen ogrenciler mi var?
Ruhban okulunu duydum ve açılmalı diyorum ama Aleviler bu talebini güçlü seslendirmiyorlar herhalde, duymadım. Dedeliğin okulu var ve buna izin verilmiyorsa bu konuda bir yazı yazmayı vaat ediyorum. Hatta gidip kaydolalım, dedelikte de iyi gelir olabilir.
Diğer taraftan Aleviler CHP güdümünde olduklarından aslında ilginç bir çelişki de var. CHP devlet demektir ve Aleviler devletle içiçe ama nedense aynı devlet sünni-Türk-hanefi görüşünden sapmayı göze alamıyor. Aslında bunun sebebi açık, kontrol amaçlı. Yine de sol Alevilerin son 10-15 yılda devlet içinde epey güçlendiklerini işitiyorum. Fethullah hoca şimdilerde bellerini kırıyor ama Alevilik pek de haline ağlanacak durumda değil.
Ha anladım. Yok tabii de bu bir insan hakkı filan değil.
Huop, ezan başladı, ben cumaya kaçıyorum. Hutbede uyumazsam sizi de aydınlatırım.
Bakmayinca gormek zor oluyor cogu zaman..
Birincisi, cemevleri henuz kanunen ibadethane olmus degil. Sadece bir iki cemevine bedava su vermek bah$edilmis o kadar –yani gostermelik. Hala daha ‘Kilise, Havra, Mescid, Zriye’ disinda ibadethane kabul edilmiyor [’Zriye’ ne karin agrisidir ben bilmiyorum]. Hac suresi oyle emrettigi icinmis..
Hac suresi nasil oluyor da baskalari acisindan referans oluyor bunu anlamak mumkun degil –yeterince genis bakacak olursak tabii ki.
Temel insan haklarindan oldugu iddia edilen inanc ve ibadet hurriyetini baskalarina cok gorenlerin, kala kala tek dertleri baslarini ortmek ise –ve, bunu da insan haklarinin en onde gelen unsurlarindan birisi olarak konumlandiriyorlarsa–, samimiyetsizlikten bahsetmek cok abes kacmaz sanirim.
Simdi gelelim okul meselesine..
Hmmmm..
Bin senedir ‘goruldugu yerde ezilmelidir’ muamelesi gorenlerin hala daha ibadethaneleri bile olamiyorken, cikip ‘aaaa.. ne ilginc.. okullari da mi olmaliydi’ demenin tabii ki espri baglaminda yeri vardir ama oradan otesi supheli..
Bunun, topu taca atmanin hayli mahir bir sekli oldugunu kabul etmek zorundayim.
Hani, derler ya, gokten ne yagmis da yer kabul etmemis?..
Bu da oyle.
Devleti minimize etmek icin yola cikmis oldugunu iddia eden AKP ve dahi liberallerimiz, onca oy cogunluguna ragmen, nedense bu konuda Alevilere –iftar cadirlari acmak filan disinda– pek de yakin durmuyor, kanunda bir kelimelik bir degisiklik (ekleme) yapiyorlarsa, Alevilerin kime yakin durduklarini tespit etmek ne anlama gelir?
Hic.
Cunku, Alevilerin tamami AKP’ye oy verse bile, bu degisikligin yapilamayacagi ortadadir.
Guclendiler de ne oldu?
Hala daha en temel haklarini –kilik kiyafet, giyim kusamdan filandan bahsetmiyoruz– alamadiktan sonra?
Agalayanlar bazan zevkten agliyormus hissini verdikleri icin, hakli olabilirsiniz.
Fakat, ‘belini kirmak’..
Bu pek de liberal bir terim gibi durmadi nedense?
Hazir Alevilik konusunu konusuyoruz: Kendine musluman olmak da herhalde bu kadar denk gelir..
Bir tarafta, dininin sekil sartlarindan birini yerine getiremedigi icin ‘insan haklari ihlal edilmis sayilan’ bir miktar insan, diger tarafta da inancinin hic bir kismi taninmayan, mesru kabul edilmeyen koskoca bir kitle..
Cok secici bir ozgurlukculuk anlayisi ile muhatap olmuyorsak ben bir sey bilmiyorum.
degisiklik (ekleme) yapiyorlarsa –> degisiklik (ekleme) yapMIyorlarsa
Obli Vious bey, ne güzel toparlamışsınız konuyu..katılıyorum
Ne olmuş tek tipse?
Örtünmeyi siyasallaştırır. Açık-kapalı diye ayrıştırmalara yol açar. Bugün olduğu gibi..
Hangi devlet dairesinde başı kapalı çalışılabiliyor?
Bazı yöneticilerin göz yummasıyla çalı