Belediye Seçimleri ve Kriterler

FST Ağustos 24th, 2008

koltuk.jpgBaşbakan Erdoğan yaklaşan belediye seçimleri vesilesiyle bazı açıklamalar yapmış. Tüyü bitmedik yetime de atıfta bulunmuş. Güya AKP bu seçimde aday kriterlerine dikkat edecekmiş. Niye söylediğini anlamadım binaların sıvası ile ilgili birşeyler yanında, “Açık söylüyorum. Haksız makam ve mevki isteyen, haksız şöhret isteyen lütfen bizden uzak dursun. Millete hizmet etmek isteyen başımızın üstündedir.” de demiş Tayyip bey. Bu genel kriteri de AKP yöneticilerinden biri detaylandırmış, gülmeniz için aktarıyorum:

Necati Çetinkaya, AK Parti olarak belediye başkanı adaylarında aradıkları nitelikleri daha önce bir kitapçıkta yayınladıklarını hatırlattı. Çetinkaya, AK Partili adayda aradıkları özellikleri şu şekilde sıraladı:

“Birincisi ehliyet sahibi olarak, liyakat sahibi olarak. Vizyonu olarak, vizyonla birlikte misyonu olarak. Dürüst olarak. Göreviyle ilgili en iyi eğitimi almış olacak. Çevresinde sevgiyle ve saygıyla anılan bir tip olacak. Halkın teveccühüne layık olacak, halkın gönlünde yer edinmiş olacak. Bu adayımızdır dediğimiz zaman, ‘Ha işte bu yerine oturdu’ denilecek. En önemlisi, paraya tamahı olmayacak. Dürüst olacak, çalışkan olacak, paraya tamahı olmadığını, geçmişteki çalışmalarıyla ispat etmiş olacak. Adaylarımızı, o illerde ileri gelenlere soruyoruz, vatandaşlara soruyoruz. ‘Bu arkadaş nasıl biri diye? Yani iğneyle kuyu kazar gibi, adayımızı belirlemek için araştırma yapıyoruz.”

Bu vasıfları taşıyan adaylar arasından AK Parti’nin adayını tespit edeceklerini dile getiren Necati Çetinkaya, 29 Mart yerel seçimlerinde AK Parti’ye rekor düzeyde aday başvurusu beklediklerini ifade etti.

Yahu şu lafları yiyen çıkar mı artık? Süleyman Demirel bile bıraktı medya önünde palavra atmayı. İğneyle kuyu kazacakmış, halkın gönlü, teveccühü falan feşmekan. “AKP rüzgarı esiyor, eşşek koysak kazanırız, nitekim birçok yerde koyduk kazandık, çeşme akarken testiyi doldurmaya bakın, işinize gelirse” deseniz millet daha inandırıcı bulur, hakiketen de işin aslı odur. Bu arada ben de kendimi ölçtüm bakalım sayın Çetinkayanın kriterlerine uyuyor muyum diye:

1- Ehliyet sahibi olmak: Epey eskimiş de olsa B sınıfı ehliyetim var. Geçenlerde neden yaptıklarını anlamadığım bir polis kontrolünde değiştirmem istendi, emniyete gittim, bir sürü prosedür, masraf bir daha uğramadım. Hasılı bu maddeden tam puan aldım.

2- Liyakatli olmak: Bu yukarıdaki maddenin aynı anlamlısı değil mi? Belediye başkanı olmanın ayrı bir ehliyeti mi oluyor?

3- Vizyonu olmak, vizyonla beraber misyonu olmak: Diyelim vizyonum var ama misyonum vizyonumla birlikte değil de ayrı, ne yapacağım? Bir de vizyon, misyon nedir şu lafların adam gibi tanımını, birbiriyle farkını bilen varsa anlatsın, kafayı yiyeceğim.

4-Dürüst olmak: Kastedilen yalan söylememek, verdği sözü tutmak filansa herhalde orta civarında geçer not alırım.

5- Çalışkan olmak: Bu olmadı işte. Parmak kıpırdatmaya mecalim yok.

6- Göreviyle ilgili en iyi eğitimi almış olmak: Belediye başkanlığının okulu mu var, nasıl eğitim alınacak? İki yıllık mahalli idareler okulları var, oraya mı kayıt olacağız?

7- Sevgi ve saygıyla anılan ‘tip’ olmak: Saygı kısmını bilmem, genelde pek takan olmaz ama sevenim vardır, 2-3 kişi çıkacağını zannediyorum. Yalnız adaylığım kesinleşirse sevenimin bir anda binleri bulacağını tahmin ederim. Tip olarak da yarı kel, gözlüklü, kısa, hafif göbekliyim. ‘Sayılan bir tip’ genelde böyle olduğundan bu maddeyi de aşarım herhalde.

8- Halkın teveccühü, gönlü vs: Halk ile kastedilen il, ilçedeki tüm oy verme yeteneğindeki vatandaşlarsa çoğuyla merhabam yoktur, kimseyle ahbaplık etmem. Halkımız ancak kendilerine maddi çıkar sağlayacak kimselere teveccüh göstereceğinden ve şimdilik kimsenin bana işi düşmediğinden bu madde ile ilgili net birşey söyleyemeyeceğim.

9- ‘Ha işte yerine oturdu’: Hayatımda hiç makam koltuğu benzeri birşeye oturmadım. İki defa döner tekerli sandalye edindim, birinin tekerleri kırıldı, diğeri de gıcırdayıp duruyor. Evde eski bir iskemlede oturuyorum. 23 Nisan çocukları bile o pofuduk koltuğa oturdu, benim sandalyede oturmaktan kıçım nasır oldu. ‘Ha işte yerine oturdu’ derler mi bilmem ama bir vesileyle gördüğüm büyük adam koltuklarının içinde kaybolacağımı zannediyorum, bu madde bana yaramaz.

10. En önemlisi paraya tamahı olmayacak: Bu niye en önemlisi anlamadım. Dürüstlük maddesiyle çelişiyor. Parayı severim ama nedense o beni sevmez. Genel olarak çulsuz sayılabilirim, belediye başkanı olursam da maaş, lojman, makam arabası dışında bir isteğim olacağını zannetmiyorum, maaş 8-10 kağıt olsa 5 yılda 500 Milyar filan birikir, eh ne güzel, Allah bereket versin. Demek ki müteahhit rüşvetine tamah etmeme gerek yok, bu maddeyi de geçiyorum.

Görüldüğü üzere ideale yakın bir adayım, Necati bey görse herhalde ağlayarak boynuma sarılırdı. Şimdi, genel olarak bir toparlayıp gerçek dünyaya dönersek, ne başbakan ne de Çetinkaya’nın sözlerinin vatandaşa gaz verme dışında anlamı yoktur. Geçmiş uygulama ve elbette gelecek seçimler de tam tersine haksız makam ve mevki isteyen, milletin sırtından geçineceklerin günü olacaktır. Şu halde ben gerçekçi bir belediye başkanı adayı tanımı yapayım da bu tür saçmalıkları dinleyenlere bir kılavuz olsun. Bunlar siyaset okulunda öğretilmez, orada bol palavra atılır:

-Belediye başkanı adaylığına niyetliyseniz biran evvel AKP il, ilçe, belde yönetimine yaklaşın. Şimdiye kadar girmediyseniz, şansınız düşük olacağından tepeden inmeye bakın. Ankara yolunu biraz aşındırırsanız yerel siyaset tüccarlarını aşıp yukarıdan malı götürmenin yollarını bulabilirsiniz.

-Yerel gazetelerde parayla haber yaptırın. Ciddi pozlarda resminizin yer aldığı anlamsız beyanatlar verin. Yerel medya üç kuruşa bir hödük için bile “şehrimizin tanınmış simalarından Fethi Sipahi Tan güzide beldemizin tüm Türkiye ve uluslararası alanda tanıtımı için kabak festivali ve esnaf panayırının canlandırılması gerektiğini belirtti. Önümüzdeki seçimlerde belediye başkanlığı adaylığı konusundaki soruya ‘bunlar yersiz iddialardır, biz göreve talip olmayız, ama yüce milletimiz isterse bundan kaçacak değiliz’ şeklinde cevap veren Tan, esnafın kan ağladığını ve geçici işçilerin bir an evvel kadroya geçirilmesi gerektiğini ekleyerek ‘halkımızın teveccühü ile bir görev tevdi edildiğinde şehri nurlu ufuklara doğru uçurmazsam en adi şerefsizim’ diyerek medya önünde yemin etti.” şeklinde haber yapabilir.

-Muhtemel AKP mensubu rakipler için karalama kampanyası yapılmalıdır. Bunlar genelde şehrin tanınmış müteahhitleri olur, yaptıkları inşaatlar kötülenebilir, çürük iş yaptıkları, üçkağıtçı oldukları (ki genelde yalan söylemiş de sayılmazsınız) ilave edilebilir. AKP adayı şehirdeki lüzumsuz bir akademisyen de olabilir. Malum bizde doçent ve profesörler kadrolu eleman oldukları ve kendilerinden hiçbir iş istenmediğinden genelde belediye başkanlığı, milletvekilliği gibi anlamsız ama yağlı işlere talip olurlar. Türkiye’deki siyasi partiler de hem akademisyenler ayak oyununda uzman olduğundan hem de ağızları boş lafa alışık olduğundan, biraz da imaj için bunları aday yapmaya hevesli olabilirler. Bir ihtimal de, üst yönetimin iki rakip AKP’li müteahhiti küstürmektense akmaz kokmaz bir adamı (akademisyen) aday yapması daha akıllıca olabilir. Eğer bu tür bir aday karşınızda ise akademiyenlerin belediye yönetimi gibi önemli bir işi beceremeyecekleri üzerinde durun. Bir de Türkiye özelinde her akademisyenin kirli çamaşırını dökebilirsiniz, illa ki ya intihal yapmıştır ya da onu sevmeyen bir öğrencisi kolaylıkla bulunabilir. Yerel medyaya parasıyla bir haber sızdırmanız yeter.

-Halkımız parayı, çıkarını sever. Halka karışıp herkese birtakım vaatlerde bulunmak şarttır. Kilit insanlarla kulis yapıp sizin en ideal aday olduğunuzu ilgililerin kulağına kaçırmaları için onlara bazı ikramlarda bulunmanızda mahzur yoktur. Benim gibi bazıları iyi bir akşam yemeğine dahi fit olabilir.

-Tüm bunlar için para gerekir, ancak paranızın olmaması önemli değildir, muhtelif finans kaynakları bulabilirsiniz, misal saf bir zengin bulup “başkan olduğum takdirde senin filanca mevkideki tarlayı imara açacağım” şeklinde destek sağlayabilirsiniz. Seçildikten sonra verdiğiniz bütün vaatlerden döneceğiniz için detaylara takılmanıza gerek yok. Ha, tarlayı imara açarsanız şık olur, hele de sizin biradere oradan iki parsein ucuz yoldan verilmesi söz konusu olursa tadından yenmez.

Uzun lafın kısası AKP yöneticilerinin söyledikleri içinde doğru tek yer yok, belediye başkanı olmak için gerekmeyen, hatta engel olan şartlar dürüstlük, paraya tamah etmemek, liyakatli olmak gibi şeylerdir. Esas olan anasının gözü olmak, parti yönetimiyle yakın olmak, sıkı bir yalancı olmak, verdiği sözü asla tutmamak, parası yahut paralı ahbapları olmak, mümkünse cahil olmak gibi özelliklerdir. Yani bu seçimlerde yine AKP birçok belediyede nabza göre şerbet veren, yandaşını doyurup besleyen, ağzı laf yapan tuzu kuruları aday yapacak, eşşek, odun dikse hatta belki de o sebeple gene birçok yeri alacaktır. Zira bizim vatandaşımız da dürüst adamı sevmez, herkesin hileli bir işi, beklentisi, menfaati vardır, dürüst adam halkın işine yaramaz.

Şimdi gelelim başvurular nereye yapılıyor konusuna, AKP il başkanlığına mı gidiyoruz yoksa direk Ankara’ya mı parayı yatırıyoruz? Ben de bu adaylık seçimi sürecinde, kalmışsa bir parça şeref, onur, merhamet, insanlık gibi duygularımdan kurtulmaya çalışayım, nereye gitsek ayakbağı oluyorlar.

13 Responses to “Belediye Seçimleri ve Kriterler”

  1. Suat 24 Ağu 2008 - 19:02:49

    Çok abartmış ve çok çok yanlış genellemelerde bulunmuşsunuz.

    Kendi yaşadığım şehirden ve başka pekçok yerden biliyorum ki AKP başkan adayı seçimlerinde çok titiz ve ne hikmetse (gerçekten ciddiyim) başkanların büyük çoğunluğu çok iyi çalışıyor.

    Siz nerede yaşadığımı biliyorsunuz, kağıt üzerinde şehirdi ama aslında büyücek bir anadolu kasabası gibiydi, 5 yılda inanılması güç bir değişim yapıldı, tam anlamıyla bir ‘şehir’ oldu. Öyle devlet bütçesi falan da değil, asfalt yaptı, parasını aldı, şehir düzenlemesi yaptı, makul projeler götürdü mülk sahiplerini ikna etti projeleri hayata geçirdi. (Keçiören’deki gibi bol makyajlı gereksiz değişimler de değil bunlar.) Belediye’nin de açık olarak nitelendirilecek tek kuruş borcu yok.

    Kaç dönemdir, kaç iktidardır kimsenin ilişemediği vakıfların mülklerine komik kiralarla çöreklenmiş şehir zenginlerini vakıflarla protokol ve değişimler yaparak söküp çıkarttı, (*) belediyenin kiracıları elinde neredeyse babadan oğlula kalan mülklerini (yani siyasetle içli dışlı olan kiracılarının baskısı ile ellenmeyen mülkleri de) aynı biçimde reel değerinden şeffaf ihalelerle kiraya verme yoluna giderek haksız nemalanmayı kesti. Çok yakınen biliyorum hiçbir AKP’li, başkana, eğer ortada hakaniyeti çiğneyen birşey varsa kendi lehlerine olacak, eş dost, partili/ akraba troykasına hizmet edecek birşey yaptırtamıyor hatta teklif bile edemiyor. En muhalif insanlar, AKP’den nefret edenler bile başkan şapkasını koysa ona oy vereceğiz diyorlar.

    Halk temelli de salak değil anlayacağınız, AKP’nin belediye seçimlerinde normal seçimlerden aldığının epey üstünde olması belli sicillere dayanıyor, salt iktidar partisinin başkanı daha çok para bulur, hizmet eder, iktidar partisinden olmazsa para vermezler mantığına değil.

    Benim görebildiğim, tüccar kafalı başkanların belediyecilikte daha başarılı olduğu. AKP’de bu tip adamları bulup çıkartmasını iyi biliyor. AKP için pekçok şey söylenebilir ama belediyecilik konusunda yiğidi öldürmeden de hakkını vermeliyiz.

    (*) Bilirsiniz belki, Kervansaray diye bir otel vardı. Vakıflarındı Yırcalı grubu (Rona Yırcalı) hemen hemen 50 yıldır o mülkte kiracı idi. Enb son protokolü gözümle gördüm, 2007′de şehrin en büyük meydanındaki koskoca otele 2100 YTl kira ödüyorlardı. Belediye vakıflarla yaptığı protokolle binayı aldı, çıkarılamaz denen Yırcalı’yı oradan çıkartıp oteli yıktı ve toplu taşıma alanındaki projeye enegre etti. Benzeri biçimde çok örnekelr var. Sadece bu örnek yaptığınız genellemenin yanlışlığını göstermeye yeter sanırım.

  2. FST 24 Ağu 2008 - 19:26:48

    Suat bey,

    Bahsettikleriniz şehriniz açısından doğru olabilir, bilemiyorum belki makyajla göz boyanıyor arkadan numara çeviriliyor da olabilir, önemli değil.

    Ben İstanbul, Ankara dahil birçok yerde işlerin sizin söylediklerinizin tersine yürüdüğünü biliyorum.

    AKP belediyecilik işinde iyi mi bilemem, Konya fena görünmüyor ama zaten AKP öncesi de görüntü iyiydi. İstanbul’da 1994 sonrası çöp toplama işi vs. dışında devasa bir rüşvet, kayırma mekanizması devreye girmiş, CHP dönemindeki durum fazla değişmemiştir, yiyen değişmiştir o kadar.

    İstanbul artık yaşanması imkansız bir şehre dönüştü ve 14 yıldır da AKP zihniyeti iş başında. Önceden daha kötüydü demek bir işe yaramıyor. Ankara ise başlıbaşına bir maskaralık. Hazineye olan borçlar, yapılan anlamsız masraflar belli.

    AKP’nin iyi adam seçtiği de doğru bir görüş değil, Konya, Kayseri gibi bir iki istisna (ki Konya bir önceki başkanın rantını yemektedir) dışında şehirlerde işler güllük gülistanlık değil.

    Anadoludaki birçok şehirde işler benim anlattığım şekilde yürür, belediyeler büyük rant kapılarıdır ve buralar dürüst adamlara bırakılamayacak kadar ciddi yerlerdir.

    Sizin şehriniz adına sevindim, ama birkaç istisnadan biri olduğunu söyleyebilirim.

  3. maymun 24 Ağu 2008 - 20:40:28

    Bak aslanım, şunu bilmen gerekir ki aslında her parti başkanı altımdakiler dürüst olsun, çalmasın çırpmasın ister. Deniz Baykal bile böyle ister. Bunda samimiyetsizlik aramak anlamsız. Ama dersenki belediyenin başına gelen adamlar da sonuçta insandır çiğ süt emmiştir, elinin altında onca fırsatı görünce kullanabilir, o başka. Ona bişey diyemem. Bir insan şaşırmayagörsün, neler neler yapar. Ama tutup da parti boş konuşuyor bunlar yuvarlak laf dersen olmaz. Elbetteki en başarılısını en dürüstünü bulmaya gayret edecekler ne varki bunda?

  4. Adana BŞ başkanı Aytaç Durak sadece 1 2 yi sağlıyor sadece :)
    Onun AKP de olması ve BŞ başkanı olması tamamen duygusal nedenlerle.( Daha önce Anap ve Doğruyol dan girmiş)
    Kendi şehrimdeki belediye başkanı AKPli değil, gayet başarılı yalnız trafik işini karıştırdı biraz,biraz da madde 10 ile ilgili durumları var. Yılmaz Büyükerşen hoca güvercinli partiden girer galiba, ama AKP den bile girse tek geçerim.
    AKP ,BKP farketmez bal tutan parmağını yalar netekim.
    Halk belediye reisi seçerken “yesin ama iş de yapsın” mantığıyla veriyor. Toplumlar hak ettiklere idarelere kavuşurlar.

  5. Ispartanın AKPli belediye başkanı da lümpen bir herif, Zaman gazetesinin iki muhabiri dövdürmüştü. Gerçi sevindim duruma, yesinler birbirlerini hesabı. İnsan yine de basın özgür olsun,gazeteci dayak yemesin istiyor.

  6. Indigo 25 Ağu 2008 - 01:19:35

    elinin altında onca fırsatı görünce kullanabilir

    doğrudur

    AKP ,BKP farketmez bal tutan parmağını yalar netekim.

    bayağı doğrudur

    yeme, yutma, nemalanma işleri başkandan başkana değişir

    ayrıca akp ist.bşb başkanlığı için henüz bir açıklama yapmamış
    gerçi o garanti gibi duruyor da benim gözüm kadıköy ve şişlide olucak
    bakalım sondan birkaç önceki kaleler düşecek mi :)

    RTE izmir, diyarbakır ve çankayayı istiyormuş bunlarda istanbul dışı kaleler olsa gerek bakalım hayırlısı…

  7. Obli Vious 25 Ağu 2008 - 01:22:47

    Mister No bey,

    İnsan yine de basın özgür olsun, gazeteci dayak yemesin istiyor.

    Basina ozgurluk taniyorsaniz, gazetecilerin dayak yemek ozgurluklerine nasil karsi olabilirsiniz?

  8. FST 25 Ağu 2008 - 08:28:39

    Sayın Maymun,

    Ne demek istediğinizi anlayamadım, biraz daha açıklarsanız sevinirim.

    Mr No ve İndigo,

    Büyükşehirlerde aday çok önemli değil, ben daha ziyade orta ve küçük boy ile deste belediye başkanı adayı seçim sürecinden söz ediyorum.

    Ama madem konu açıldı; Kemal abi Eskişehir kalesini bu defa düşürecek anlaşılan. İzmir’i ve Diyarbakır’ı alacaklarını zannetmem.

  9. Mister No 25 Ağu 2008 - 16:04:17

    Obli bey,
    Dayak yedikten sonra hırslanıp olayın üzerine gidilirse bu iyi bir gelişme olur basın hürriyeti anlamında. Dayak yedikten sonra susup tırsarlarsa bu kötü olur. Onlar aralarında halletmişlerdir. Ne de olsa iki taraf da aynı kaptan su içiyor.

  10. bilgin 25 Ağu 2008 - 16:16:51

    MRNO:Ispartanın AKPli belediye başkanı da lümpen bir herif, Zaman gazetesinin iki muhabiri dövdürmüştü. Gerçi sevindim duruma, yesinler birbirlerini hesabı.

    Lümpence yorum hesabı

  11. FST 25 Ağu 2008 - 16:34:55

    Meğer Isparta konusunda yazı yazmışım:

    http://www.izlenimler.net/2006/02/10/raporu-da-mevcuttur/

  12. Mister No 25 Ağu 2008 - 22:16:17

    BİLGİN: Lümpence olabilir, gerçek bu. Aralarına nifak girmesi sevindirir.

  13. Bilgin 26 Ağu 2008 - 11:30:12

    MRNO: Lümpence olabilir, gerçek bu. Aralarına nifak girmesi sevindirir.

    Şu anda araları gayet iyi.Yakınlarda aynı belediye başkanı Zaman’a tam sayfa bir ilan da vermişti.
    Bu durumda sen de durduğun yerde kahrolabilirsin,çatlayabilirsin vs. bilumum hallere girebilirisin. lümpenlik hesabı!

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

Kapat
E-posta ile paylaş