Ödenek Yetersizliği

FST Ağustos 26th, 2008

etikrr.jpgBirkaç gündür etik kurul denen birşey duyuyorum. Güya AKP bir kurul oluşturmuş, kamudaki etik dışı davranışlar denetlenecekmiş. Yahu ‘minareyi çalan kılıfını hazırlar’, ‘it iti ısırır mı’, ‘hele ayağıma yer edeyim, gör ben sana ne edeyim’, ‘avukat tutma hakim tut’, ‘anamı yargılayan kadı’, ’salla başı al maaşı’, ‘devletin malı deniz’ türü lafların Türk-İslam tarihiyle bu topraklarda kök saldığını bilmesek inanacağız. İşte AKP’nin oluşturduğu bu kurul nihayet birkaç yılın hesabını vermiş, bana biraz kaybettiği koyunların karşılığında sahibine bir tas yoğurt götüren çobanın hikayesini andırdı. Haberde şu söyleniyor:

Kamu görevlilerinin etik davranış ilkelerine aykırı uygulamalarının önlenmesi, kamu görevlilerinin görevlerini yürütürken uymaları gereken etik davranış ilkelerini belirlemek amacıyla Başbakanlık bünyesinde kurulan Kamu Görevlileri Etik Kurulu, 3 yıl boyunca Türkiye’de hiçbir etik davranış ilkelerine aykırılık tespit edemedi.

AKP hükümeti tarafından Başbakanlık bünyesinde kurulan ve kurulduğunda büyük ses getiren Kamu Görevlileri Etik Kurulu yasal sınırlandırmalardan ve maddi yetersizliklerden dolayı sadece konferans düzenlemek ve akademik çalışmalar yapmakla sınırlı kaldı.

29 Eylül 2004 tarihinde ilk toplantısını gerçekleştiren kurul yasal düzenleme gereği Cumhurbaşkanı, TBMM üyeleri, Bakanlar Kurulu üyeleri, Türk Silahlı Kuvvetleri ve yargı mensupları ile üniversitelerle ilgili inceleme yapamıyor. Sadece en az genel müdür veya eşiti seviyedeki kamu görevlileri hakkında inceleme yapabilen kurul yargıya intikal etmiş dosyalara da bakamıyor. Kurulun çalışmalarının atıl kalması 2005-2008 yıllarına ait faaliyet raporunda da göz önüne serildi.

3 YILDA 265 BAŞVURU

Rapora göre kurula 2005 yılından 2008 yılının Temmuz ayına kadar 265 başvuru yapıldı. […] Kurul bu başvuruların çok büyük bir bölümünü incelemeye alamadı. 42 başvuru Bakanlar Kurulu ve TBMM üyeleri, Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları, yargı mensupları, üniversiteler ve kurumun görev alanına girmeyen diğer kuruluşlarla ilgili olduğu için incelemeye alınmadı. 36 başvuruyu yargıya intikal ettiği, 19 başvuruyu mevzuatın yürürlüğü öncesine ilişkin olması nedeniyle, 87 başvuru kapsam dışı kamu görevlileri ile ilgili olması nedeniyle, 35 başvuru da genel ve soyut nitelikte olması veya iletişim ve kimlik bilgileri olmaması nedeniyle değerlendirmeye alınmadı.

Değerlendirmeye alınan dosyalardan hiçbirinde ise etik davranış ilkelerine aykırılık tespit edilmedi. Kurulun 2007 yılına ait 4, 2008 yılına ait 8 dosyayı incelemesi ise halen sürdürüyor. Faaliyet raporunda başvurularla ilgili yapılan değerlendirmede ise yasadan kaynaklanan birçok nedenle başvurulara ilişkin inceleme ve araştırmaların sonuçsuz kaldığı belirtildi.

BAĞIMSIZ BÜTÇE TALEBİ

Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun raporunda faaliyetler için Başbakanlık bütçesine konulan ödeneğin yetersiz olduğundan da yakınılarak kurulun faaliyetlerini etkin olarak sürdürebilmesi için bağımsız bir bütçeye ve bunu sağlayacak teşkilata gereksinim olduğu belirtildi.

Herkes “efendim, nasıl olur, bu kurul boşa mı oluşturulmuş, bu ne verimsizlik, ortalıkta bırakın etiği resmen çuvalla hırsızlık yapılıyor, adam kayırma, rüşvet, torpil, kamu kaynaklarının israfı gırla” filan derken benim aklım kurul üyelerinin maaşlarına takıldı. Kurulla ilgili kanun da şu linkte, bir uzman yorumcumuzun kabataslak hesabına göre bu kurula girenler net 5000 YTL gibi bir maaş alıyorlar. Muhtemelen ıvırı zıvırıyla, gezmesi tozmasıyla bu rakam iyice şişiyordur. Kanuna göre 11 üye seçiliyormuş, bunların sırf maaşı 4 yılda milyonları bulur. İnsanın ağzının sulanmaması mümkün değil. Ha, diyeceksiniz ki, bir kurul bu mu, canım hepsini nasıl sayayım, Türkiye şahane bir özerk, üst, alt, yan kurul cenneti, AKP’ye zamanında rampalayanlar herhalde ayda bir ev alıyorlardır. Bu kurula önem vermem işin etik boyutundan dolayı. En azından kulağa hoş geliyor, mesela 93 kişi alınacak sansür kurulu da yağlı kapı olmakla birlikte sansür kelimesinin menfi bir tarafı var.

Gelelim Etik Kurulunun 3 yıllık bilançosuna. Öncelikle sonuç sevindirici. Türkiye’de etik ihlalinin görülmemesi hepimizi sevince boğmuş olmalı. Gerçi o kadar istisna var ki adamların soruşturacağı kimse sayısı parmakla gösterilebilir. Yine de iş iştir, kemali ciddiyetle 265 dosya içinden 219 dosyayı ayırıp 46 tanesini incelemişler. Bunların da 34 tanesi beraat etmiş, kala kala 12 dosya kalmış. Benim kanaatim bu kamu yöneticilerimize de iftira atıldığı yönündedir. Bir de şu var, acaba suçsuz bulunan yönetici ile ilgili şikayette bulunan (muhtemelen adı vs. yazılı) diğer memur, şahıs hakkında iftira cezası veriliyor mu? O konuda bir açıklama göremedim.

Sizin de dikkatinizi çekmiştir, arada tuhaf bir cümle var “maddi yetersizliklerden dolayı sadece konferans düzenlemek ve akademik çalışmalar yapmakla sınırlı kaldı.” deniyor. Benim anlamadığım maddi yetersizlik varsa nasıl konferans düzenleniyor, akademik çalışma (ne demekse) yapılıyor? Kurulun üstüne vazife değil ki bu işler? Allah bilir bu konferans için bir sürü masraf edilmiş, akademik çalışma adıyla da eş dost beslenmiştir. Allahtan maddi yetersizlik varmış, demek para bulsalar konferansın üstüne panel, uluslararası sempozyum gibi ahbap çavuş toplantılarına dünyanın parası harcanırdı.

Zaten yazının sonunda ‘bağımsız bütçe ve teşkilat’ lafı geçiyor. Bunun Türkçesi “Yedik ama gözümüz doymuyor, şurada vatandaşın üzerindeki yırtık da olsa bir don mudur, tam seçemedim, hah, onu da bir zahmet alsak, aksi takdirde etik denetim yapamayız” şeklinde düzeltilebilir. Teşkilat ne iş yapacak demeyin, muhtemelen 80-100 kişiyle başlayıp Ankara’da Diyanet İşleri Başkanlığı camisinin önüne bir etik gökdeleni dikmeye kadar işi vardıracaktır. Etik kurulunun olmayan işi için teşkilat ve bütçe istemesi ise Alaturka Etik olarak adlandırılabilir.

Kısaca, AKP lüzumsuz faaliyetler dizisine bir yenisini daha eklemiş, 4 yıldır ne yaptığı belli olmayan bir kurul hesap veriyoruz diye vatandaşı salak yerine koyan bir rapor hazırlamış. 3 yılda etik ihlaline rastlanmamış, konferans verilmiş, akademik çalışma yapılmış, bütçe lazımmış, teşkilat kurulsunmuş vs. Türkiye’ye etik, ciddiyet, kural gibi laflar bir gömlek büyük gelir, bu sebeple AKP ille de yandaşlarını beslemek istiyorsa boşa ek masrafla milletin parasını çarçur etmesin, bu 11 adamı mevcut kurumların yönetimine getirsin oradan nemalandırsın. Yok “AKP dindar adamların partisi, orada kul hakkına, yetim malına, milletin vergisine el uzatılmaz, bu resmen yağmacılıktır, önceki hükümetler bu sebeple eleştirilmiyor muydu” diyorsanız orası ayrı. Enayilik etmek yasak değil tabii ki.

Ha, bu nemalanmadan biz niye istifade etmeyelim deniyorsa, bakın o noktada hemfikirim ve daha gerçekçi bulurum. Haydi ben sıraya giremedim 8-10 milyar maaşlı bir kurula koyamadınız, yahut belediye kaldırım taşı söküp takma ihalesini vermediniz, bakın önümüz kış, doğalgaz zammı da otomatiğe bindi, 2 ton kömür isterim arkadaş, yanında da 3-4 aylık makarna stoğu olursa hayır demem.

2 Responses to “Ödenek Yetersizliği”

  1. Su akar, Türk bakar

    Öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki bölgedeki çok uluslu güçlerin çalışmalarına sınırsız kolaylıklar getiren ve olayların izlenmesini fiilen olanaksız kılan, planlamadan uzak siyasetçilerimizi eleştirmek gerekiyor. Bu eleştirinin sınırlarını belirlemekte gerçekten zorlanıyorum…

    Şüphesiz Türkiye yine anormal dönemlerinden birini yaşıyor. Anormal dönemlere özgü “normal uygulamalar” toplum tarafından o kadar olağan karşılanmaktadır ki bu olayların görgü şahidi olduğuma inanmakta zorlanıyorum. Bu ne yazık ki Türkiye’de çok sık “anormal dönemlerin” yaşandığını göstermektedir. Başka ülkelerde örneğin telefonlar dinleniyor diye hükümetler düşerken, Türkiye’de odakların odağı olmuş hükümet hala görevinin başında olabiliyor.

    Türk senin aklın nerelerde?

    Önder Gürbüz
    www.gurbuz.net

  2. Bulent Murtezaoglu 26 Ağu 2008 - 15:48:10

    En azından kulağa hoş geliyor, mesela 93 kişi alınacak sansür kurulu da yağlı kapı olmakla birlikte sansür kelimesinin menfi bir tarafı var.

    Onun icin sansur demiyorlar adina. Malum, ifade ozgurlugu filan da aslinda dokunulan bir sey degildir Turkiye’de, dokunacagimiz zaman ’sevmediklerimiz zaten ozgurluk degildir’ diyerek hallederiz onu da. Gerci sitelerinde ‘Bilgi Ihbar Merkezi’ gibi bir isim kullanilmasinin cektigi yogun tepkiye bakarak sansur deselerdi de bu kadar olurdu diye dusunmek yanlis olmaz.

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

Kapat
E-posta ile paylaş