Ne Bakıyorsun
FST Ağustos 27th, 2008
Derinsular Serdar bey ara veriyormuş, baktım birilerine kızmış. Kızdığı yazıyı ben de görmüştüm, Kemalist ekibin dindar insanlara bakışını anlatıyordu, bir de ingilizce yazan Türk bir blog yazarı altın madalyalı güreşçinin kazandığı maç sonrası secdeye kapanmasından utanmış ve çözebildiğim kadarıyla “yobaz herif mundar etti güzelim madalyayı” anlamında birşeyler söylemiş. Serdar bey de orada bazı yorumlar yapmış, blogcu ve yandaşlarına bırakın bu işleri de biraz adam olun şeklinde nasihatler etmiş ancak anladığım kadarıyla karşıdakilerin “Yeah let’s also be tolerant of those who puke at the sight of such bullshit” türü lafları üzerine de boşa kürek çektiğini anlamış. Aslında Serdar bey bu işleri iyi bilir, bu tür adamlar ortalıkta sürüyle, son iki yılda kazanımlarının kayba dönüşmesiyle iyice de azgınlaşmış vaziyetteler. Kendi yarım akılları ve hayal dünyalarındaki ‘çağdaş’ görüntüye uymayanlara alenen hakaret etmeyi hak zanneden bu tiplerden heryerde bol miktarda var. Kıyafetiniz bir köylüyü andırıyorsa, hanımsanız ve başınız örtülüyse, entel olmayan sakallı biriyseniz, islam diniyle ilişkili sayılabilecek bir tavrınız varsa aşağılanmanız gayet normal görünür. Başı açık bir hanım otomatik olarak alim, başı örtülü ise cahil addedilir, başı açık örtülü olana akıl vermeye, yol göstermeye kalkar. Ye kürküm ye düzeni yanında kafalarından uydurdukları şablonlarla insanları yargılarlar. Dolayısıyla bunlara kızıp ara vermeye gerek yok, yoksa Serdar bey tipik bir ulusalcıdan makul hareket mi bekliyo? Aslında bu anormal karşılanacak bir durum olurdu.
Bu lafları şuraya bağlayacağım, ilginç birşey, sabah tuvalette haberlere göz atarken tam da bu konuyla ilgili bir gelişmeye rastladım. Eğlenceli ve anlamlı bulduğum için sizinle paylaşmak isterim. Hürriyet gazetesinde İzmirde vapurda cereyan eden hadise şöyle gelişmiş:
[…] Cüppe ve namaz takkesiyle dolaşıp Karşıyaka’dan Konak’a giden yolcu vapuruna binmek isteyen A.K. ve B.Ç., iddiaya göre, kendilerine bakıp konuşan topluluk arasındaki CUMOK (Cumhuriyet Gazetesi Okurları) üyesi, emekli işçi Ferhan Vecdi Küçükerbaş ve eşi Sevgi Küçükerbaş’a laf attı.
A.K. ve B.Ç.’nin, ‘Ne bakıyorsun sen?’ sorusuna, Küçükerbaş da, “Sen Türk müsün İranlı mısın? Kılık kıyafet kanunu var. Bu şekilde dolaşamazsınız” cevabını verdi. A.K. ve B.Ç.’nin, “Türkiye’de orman kanunu var. Hayvanlar gibi çıplak dolaşıyorsunuz” demesi üzerine Küçükerbaş, güvenlik görevlilerine gidip durumu anlattı.
Güvenlik görevlilerin haber vermesi üzerine, durdurulan yolcu vapuruna gelen polis, karşılıklı birbirlerinden şikayetçi olan A.K., B.Ç. ve Küçükerbaş’ı karakola götürdü. İfadelerine başvurulan A.K., B.Ç. ve Küçükerbaş, savcının talimatıyla serbest bırakıldı.
Önce cübbeli ve takkeli vatandaşların hakkını teslim edelim. Hakikaten süper espri yapmışlar. Nüktedan adamı severim. CUMOK okuru emekli vatandaşımız ise geleneksel yapıyı bozamamış kendisine sorulan “ne bakıyorsun” sorusuna “yanlış anladınız beyefendi ben arkadaki martıya bakıyordum” yahut “sana bakıyorum ulan, yasak mı” demek yerine “Sen Türk müsün İranlı mısın” gibi benim tuhafıma giden bir cevap vermiş. Bu uyumsuzluk sizin de dikkatiniz çekmiş olsa gerek. Arkadan gelen “kılık kıyafet kanunu var” lafını ise garipsemedim. Zira her duyarlı vatandaş gibi takke ile gezen birine kanunları hatırlatmak görevimizdir. Misal geçen gün ben de birilerine kanunlardan söz eden bir memuru “hani senin şapkan, bu ülkede kılık kıyafet kanunu var” diye uyarmıştım.
Bu kadar da değil, sırf kanun duyarlılığım sebebiyle evimin yakınındaki parkta çekirdek satan seyyar satıcıyı da gizlice yakındaki bir polise ihbar ettim, adam alenen basılı kağıtlardan külah yapıp çekirdekleri buna dolduruyordu. Polise yaklaşıp “memur bey, şuradaki şahıs 3517 sayılı Yazılı ve Basılı Kağıtlardan Kesekağıdı Yapılamayacağına Dair Kanuna rağmen eski bir hayat bilgisi kitabını çekirdek külahı yapıyor, lütfen duruma el koyun” dediğimde polis bir süre suratıma anlamaz şekilde baktı ve “Fethi bey o kanun 2007 yılında kaldırıldı, bu arada istersen bir doktora görün, kafana güneş filan geçmiş olmasın” şeklinde cevap verdi. Eh, kanun kalkmışsa yapacak birşey yok tabii. Ben kalkacağını işitmiştim ama son durumu bilmiyordum. Neyse konuyu dağıtmayalım, her bilinçli çağdaş yurttaş kanunsuzluklara karşı görevini yerine getirmelidir, maksadım bunu vurgulamaktı.
Karşıyaka vapuruna dönersek, olayda bilinçli CUMOK okurunun kendince uygun olmayan bir kıyafet giyinen iki kişi hakkında rahatsız edecek şekilde fısır fısır konuşması Serdar beyin şikayetçi olduğu zihniyetin bir yansıması aslında. Bunlar insanları giyim kuşamına göre değerlendirirler. Aslında kabahat orada değil, II. Mahmut, Atatürk gibi devrimcilerin nedense “yahu devrim yapacağız ne etsek, hah, buldum şalvar yerine pantolon, fes yerine şapka koyalım, cillop gibi modern yurttaşlarımız olur” demesinde bir problem var. Rahmetliler büyük adamdı ama şu hakikati çözemediler de ona yanarım. Bırak adam ne giyerse giysin, ne demişler ‘Bed asla necabet mi verir hiç üniforma, Zerdûz palan vursan eşek yine eşektir’ neticede. Bizde ise eşeğe şapka giydirip kravat takınca devlet memuru olacağı zannediliyor.
A.K ve B.Ç (ikilinin adı niye kısaltılmış ki, CUMOK mensubu Ferhan Vecdi beyin adı F.V.K diye yazılmamış) orman kanunu demekle acaba neyi kastettiler? Kafasına esen karşısındakini sırf giydiğindenb dolayı aşağılayamaz, orman mı burası anlamında mı söylediler yoksa sözün devamındaki ‘hayvanlar gibi çıplak dolaşma’ gereği “siz bizim kıyafetimize laf ederseniz nah böyle taşı gediğine koruz, Hürriyet de sizi haber yapar, yedi düvele rezil, F.S.T’ye malzeme olur olursunuz” mu kastettiler bence meçhul.
İşin polisiye kısmına gelirsek, acaba F.V.K. polise gidip ne söylemiş olabilir. İki ihtimal var, öncelikle ve akla yakın olarak “memur bey, şuradaki iki şahıs devrim kanunlarımıza karşı gelecek şekilde giyinmişler” dediklerini düşünebiliriz. İkinci ihtimal “bize hayvan dediler” olabilir ki, bu durumda işin rengi hakarete doğru değişmiş oluyor. Belki de “bu devrim düşmanları Türkiye’yi ormana benzetip bize hayvan dedi” şeklinde bir terkip yapmışlardır. Ama savcı her ne dendiyse umursamayıp “kızdırmayın adamı, sıcakta bir de sizinle mi uğraşacağım” diyerek gericileri salıvermiş. Ben CUMOK üyesi yerine olsam konuyu Cumhuriyet gazetesine iletip şansımı bir de orada denerim. Hem de “artık hukuka da mı güvenemeyeceğiz, Fetoşun adamları buraya kadar sızmış” türü laflar etme şansı yakalanmış olur, Cumhuriyet bu işe balıklama atlar, Hürriyet artık üstünde durmuyor, Aydın Doğan yelkenleri epey suya indirmiş görünüyor.
Hasılı, bu kafaya kızmaya gerek yok, gereksiz stres olur. Ha, ille de ara verecekse Serdar bey gelsin burada yorum yapsın, kafası dinlenmiş olur.
27.09.2008
Yeni dünya düzeni, paylaşım ve görev dağılımı
Ben ölmüşüm haberim yok.
Benim zamanım dolmuş.
Günümüz terimi ile out olmuşum.
Atatürkçülük demode
Yeni düzen kendi çocuklarını dünyaya getiriyor.
Bu çocuklar DIŞLI…
Bencil ve cüzdancı…
Sağ gösterip, sol vuranlardan…
Eskilerin değimi ile kahpelerden…
Sovyetler birliğinin dağılmasına müteakip Ortadoğu geçmişten günümüze kadar hakimiyet ve çıkar çatışmalarının odak noktası haline gelmesine sebep olduğu bilinmektedir. Son yıllarda, çeşitli batı ülkelerinin de destek ve yönlendirmesiyle Türkiye’de “ılımlı İslam modelini” yeni strateji ve taktiklerle birlikte altyapısının hazırlandığı müşahede edilmektedir.
Türkiye’de iç şartların uygun olmasından dolayı ve siyasal İslam’ın iç dinamikleri bu sorunun gelişiminde ve bugünkü halini almasına sebebiyet vermiştir. Bu bağlamda yanlış anlaşılan ve uygulanan Atatürkçülük bu zihniyete tüm kapıları açmak ile kalmamış, bu yanlış algılamadan doğan statükocu ve “sabit Atatürkçülüğün” rolü de inkâr edilemeyecek katkılar sağlamıştır (Atatürkçülük ilkelerine baktığınızda bunun uzaktan yakından Atatürkçü düşünce sistemine uymadığını göreceksiniz).
Su ve enerji kaynakları bakımından doğal zenginliklere sahip olan coğrafyamız Kafkasya, Balkanlar ve Ortadoğu üçgeninde yer alan Türkiye’nin önemini ziyadesiyle artırmaktadır. Bunun bilincinde değiliz!
İç ve diş etkenler, koordinasyonsuzluk, milli menfaatlerin saptanamaması, uzun vadeli hedeflerin gözetilmemesi Türkiye’yi çalkalamaya devam edecektir. Batılıların paylaşım ve görev dağılımında Türkiye için biçmiş olduğu pay bir sadakadan ve bekçi görevinden öteye gitmemektedir. Bu teze sıcak bakmam mümkün değildir!!!
Devami
Önder Gürbüz
www.gurbuz.net
Belki Serdar Bey’in daha onemli bir isi var, ya da hayatindaki diger seylere yeterince vakit ayiramiyor. Belki CUMOKcular var pesinde?
Levent bey,
Ben öyle mazeretleri yutmam, yakalarım böyle.
Yapmayin, etmeyin! Iki kolunu baglamayin adamin!
Baktim Pamir’in yazisina. Bahsedilen mekanlar: Kemerburgaz’daki pahali site, Levent’teki pahali lokanta ve Bodrum’da bir yer.
Bodrum ne haldedir bilmiyorum, ilk defa 80′de en son ‘84′te gormustum ve gidisati pek begenmemistim.
Obur iki tarafa memlekete ilk geldigimde (2004 filan olsa gerek) bakmistim. Oralarda bu CUMOK denen halden bagimsiz bir zottiriklik olabiliyor. Gayet pahali yerler, manasiz bir para harcama filan var. Simdi kamyon kilikli araclara dolastiklari icin ‘ne bu israf?’ diye laf edilen ve kiyafeti nedeniyle ‘dindar’ addedilen kitlede kizilan hallere Ozal devrinde giren insanlarin oturmayi ve gitmeyi tercih ettikleri yerler oralar. Yani eski devletci duzenin imtiyazli siniflari filan denenler degildir o bahsedilen isleri yapanlar buyuk ihtimalle. Hatta belki 80lerde o devletcilerle bogusan kitlenin simdi geldigi halin yarattigi talebe cevap veren yerlerden bahsediliyor olabilir.
Mitingler filan yapilirken de ben bunu sorusturmustum, kendileri veya aileleri CHP degil AP ve sonra ANAP secmeni, simdiki ekonomik duzenden de gayet memnun insanlarin mitinge gidip bayrak salladiklarini ogrenmistim.
Bunlar onemli olabilir. Eger halkin gundelik davranislarina yansiyan bir gerginlik varsa, bunu CUMOK filan diyerek aciklamak dogru olmayabilir. Belki benzer bir mekanizmadir, ben bunu bilemem ama bu konulari bilenler bir arastirsa faydali olabilir.
Ingilizce atismayi da okudum. O guresci mactan sonra mesela eliyle kurt yapsa durum ne olurdu acaba diye merak ettim. Yahut daha notr bir sey, ne bileyim seyirciye degil de yukari veya asagi bakip nanik yapsaydi mesela.
Isin sirazesinden cikma sekli de garip olmus, Serdar bey ‘yapmadan evvel size sormamasi iyi olmamis’ dedikten sonra ‘evet, bana sorsa yapma derdim’ dense konu kapanir miydi acaba? Yahut hareketi begenmeme, begenmemeyi begenmeme, begenmemeyi begenmemeyi begenmeme, begenmemeyi begememeyi begenmemeyi begenmeme, … seklinde uzayan bir cekisme kurulabilir miydi?
Ben de Tuncay’in gol atinca sus yapmasini sevmiyorum pek. Aciga soyleyeyim de burasi da karissin.
ne demek sevmiyorum sen Tuncay’ın hareketini nasıl sevmezsin huleaayn! demeye hakkımız yok Bülent bey
zorla kim neyi sevebilir/beğenebilir ? hem Tuncay’da zaten Fenerli değil artık hali hazırda Middlesbrough taraftarınında bu blogu takip etmediğini varsayarsak karışıcak görüşücek bir durum yok, M.Kemal’in şu yaptığını sevmiyorum/beğenmiyorum deseniz belki
Serdar bey’de gavura kızıp oruç bozmuş…
buradan sesleniyoruz yapmayın Serdar bey değmez.
Pasifik okyanusuna yakin yerlerde “cay” bulmak kolay olur bence. Serdar bey bir demlik demlese birseycigi kalmaz.
Breh, breh… Acil vaka!
Zamanında yapılan kılık kıyafet kanunu çok yerindeydi bence . İnsanlar kollarını bileklerine kapatarak nasıl bir dini uygulama yapıyor kendilerince anlamak mümkün değil zira ben bugüne kadar kol görüp de tahrik olan kimse görmedim , yok eğer siz gördüyseniz o kişinin de hemen tedavi olması gerekir . Aynı şey türban için de geçerli .
Deniz,
Kolu bırak, ayak fetişistleri var.
Bence o vapurdaki emekli CUMOK üyesinin takke ve cübbe fobisi sebebiyle tedavi edilmesi şart. İslami camia içinde de kılık kıyafet konusunu kafasına fazla takanlar için de aynısını söyleyebiliriz, onlar da gitsin kendilerini hocaya okutsunlar.
Bu yazi dogru mudur? Boyle tatillere filan cikanlar varsa bir ses edebilirler mi? Haber su:
http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=984198
Girizgahta demis ki:
Doğan’ın arka camında ay-yıldız. Kocaman. Ay-yıldızın üzerinde şöyle yazıyor:
“Yaşantımdan kime ne!”
Milliyetçiliğin kişisel özgürlüklerin güvencesi sayıldığı bu slogan size şizofrenik gelebilir. Faşizmin, Türkiye’deki yapış yapış Dubaileşme sürecine karşı tek sağlam mevzi sayılmasını tamamen üşütük bulabilirsiniz. Rakı içebilmek için (ki bu slogan muhtemelen rakıyla ilgili) bayrağın arkasına saklananları komik bulabilirsiniz.
Dalgalama potansiyelinizin elverdiği kadar dalga da geçebilirsiniz. Ama bütün bunları yapmadan önce size Kuzey Ege kıyılarında bir tatil tavsiye ederim. İnsanların nasıl bir elinde rakı bardağı tutmak için diğer elinde bayrak tutmak zorunda kaldığını ancak bu şekilde anlayabilirsiniz.
Bayrak ile fasizm, kiyida tatil yapmakla raki bana alakasiz geldi. Bunlari yaziyorlar ama iddia edilen isler en azindan Istanbul’da oluyor gibi gelmiyor bana. Belediye’nin kendi yerlerindeki icki yasagindan haberdarim, ama o ‘bir elinde rakı bardağı tutmak için diğer elinde bayrak tutmak zorunda kalmak’ demek degil. Uc gun sonra Ramazan, cikilip Kumkapi, Bogaz, Cicek Pasaji, Nevizade filan gibi yerlere gidilse icki icilemeyecek mi yani? Normalde icki satan yerler iftar musterisi almak icin satmayabilirler tabii, ama — en azindan Istanbul’da — Ramazan’da dahi icki icmek icin bayragin arkasina saklanmak filan gerekmiyor bence. Bundan suphesi olan, tersi bir sey goren var mi?
Bülent bey,
Bunların tamamının anlamsız laf salatası olduğunu söylemekte beis yok. Bizzat şahit olan varsa gelsin söylesin bilelim.
Diğer bir paragrafa baktım:
Saçmalık. Ben bu sene mecburiyetten 2 defa toplam 6-7 gün denize gittim, her türünden vatandaş plajda denize giriyordu, açığı, haşemalısı, benim gibi şortlusu kimsenin de kimseyi umursadığını görmedim. Hatta koca bir dalmaçyalı köpek bile denizdeydi, sahibinin attığı şişeleri getiriyordu, ondan bile kimse rahatsız değildi. Ha, bazıları haşemalıdan köpekten daha fazla rahatsız olabilir ama benim gözüme o da çarpmadı. Yani ne haşemalı bikiniliyi, ne de bikinili haşemalıyı taciz etmiyordu. Terörize olup Kıbrısa bakma hadisesi filan görmedim. Kemer ve Anamur bölgesinden aktaracaklarım budur. Ece Temelkuran gidip dünyaya sosyalizm nasıl gelir onunla uğraşsın.
Vatandaş gözlemi, analizi bıraksın da halk adam gibi haşemasıyla, bikinisiyle denizine girebilsin.
Bir ara Temelkuran’ı da buraya konuk etmişiz:
http://www.izlenimler.net/2005/11/09/yersiz-bir-sevinc-ve-fransa-meselesi/
Üniversitedeyken bi olay yaşamıştım.
Dindar erkek öğrenciler cuma namazına türbanlı kız öğrencilerin gelmesini istemiyorlardı. Nedeni ise; cami girişinde kız öğrenciler ayakkabı, çizme vs. çıkarırken sanırım bi miktar (tam olarak ne miktar bilmiyorum ama zaten uzun pardösüler giydikleri için minimum bi şeydir) bacakları gözüktüğü için tahrik oluyorlarmış. Bu nedenle kız öğrencilere haber göndermişlerdi cuma namazlarına kızlar gelmesin diye..
(o zamanlar aldığım duyumlara göre)
Sessiz,
Duyumlar malum, ve sizin örneğinizde olduğu gibi gülünç bir yalandan ibaret, bizzat şahit olunan işleri soruyoruz biz.
Duyum deyince olay sulandırılmış gibi oldu sanki. Ama anlattığım olay gerçek. Sadece bizzat ben duymadım. Yakın arkadaşlarımızdan biri türbanlıydı. Onun vasıtasıyla gelmiştir haber büyük ihtimalle..
teessüf ediyorum size..
Yalan derken anlamadım nasıl bi yalan olabilir. Etrafımda bu tür yalanlar uyduracak arkadaşlarım yoktu
Sessiz,
Bence eski günleri bir daha gözden geçirin. Şaka da yapmış olabilirler. Bakın size bir hikaye anlatayım, biraz muzip bir hocadan dinlemiştim (duyumdur):
Bir mecliste hocaefendi cemaati azarlar şekilde “kadınlarınıza mukayyet olun, işitiyorum ki içlerinde uzun don yerine kilot giyenler varmış. Kilot giymek dinen haramdır, zira kadının çıplak bacağının üst kısmı birbirine sürtününce tahrik olur, aman ha” mealinde şeyler söylüyormuş. Bizim hoca da kendini tutamamış ve “yahu hocaefendi, böyle bacakları birbirine değince tahrik olacak derecede randımanlı hatunlar neredeymiş, yöntemini bir de bizim hanımlara öğretse” diye adamın lafına turp sıkmış.
Evet, tarikat ehli kadın ve erkeğimizin inandığı süper ucube şey çoktur ama bırakın öyle inansınlar, zamanla bu işler düzeliyor. Yani bu tür laflar vardır, yok demiyorum ama cuma namazına giden kadın ayakkabısını çıkarırken tahrik olan heriflerin hikayesi inanın benim gibi az evvel cumadan gelmiş, hutbede uykusunu almış bu işlerle ilgili yıllara dayanan gözlem ve tecrübesi olan biri için bile saçmalıktan ibarettir.
Ramazan bayramını İstanbul’da geçireyim diyorum, bana iyi bir ziyafet çeker ve kafedeki masrafları karşılarsanız ne hikayeler anlatırım, duyumlardan roman yazarsınız.
Hafife aliyorsunuz durumu. ‘Aile cay bahcesi’ kulturunden pekala beklenir Temelkuran’in aktardiklari. Ramazan’da aleni bicimde icki icip taciz (veya daha beter) edilmemeniz de sansa kalmistir.
Bülent Bey,
Bence gayet alakalı. Siyasal İslam’a karşı muhalefet yürütenler, milliyetçi cepheye toplandılar. Cumhuriyet mitinglerini hatırlayın, her yer bayrağa kesmişti.
Pratikte gözümüze bir şey çarpmıyor olabilir; ancak kemalist orta sınıf değişimden rahatsız. İslamcılığın tamamıyla Türkiye’yi teslim alacağını düşünüp korkuyor, korktukça Atatürk posterine ve bayrağa sığınıyor. Ece Temelkuran, bence, gayet yerinde bir gözlem yapmış.
Rumuzyok bey,
Bence gayet alakalı. Siyasal İslam’a karşı muhalefet yürütenler, milliyetçi cepheye toplandılar. Cumhuriyet mitinglerini hatırlayın, her yer bayrağa kesmişti.
‘Alakali’ kismi icin dedigim suydu:
Bayrak ile fasizm, kiyida tatil yapmakla raki bana alakasiz geldi.
Yoksa dediginize mitingler baglaminda katiliyorum. O mitinglerin disinda kalan bir muhtemel muhalefet de var.
Burada bir sekilde bir kadin doktor tarafindan bakilmadigini anlatan bir yorumcu vardi, o zaman da konusmustuk bunu. Isleri boyle hasema, basortusu, muglak bir icki yasagi korkusu filana baglayip ‘anladiniz siz hali’ yapilmasa ses edecek cok insan cikar.
Pratikte gözümüze bir şey çarpmıyor olabilir; ancak kemalist orta sınıf değişimden rahatsız.
Degisimin mahiyetini duzgun tespit edip inandirici sekilde anlatabilirlerse onlarin hosuna gidecek muhalefeti yapan da artar. Ben katilirim en azindan ama boyle bakan var mi diye bakiyorlar gozleminden rakiya, bayraktan fasizme ziplamakla olacak sey degil bu. Olan nedir (yalansiz), nicin fenadir acikca anlatilmali bence.
Nihat beyin ‘aile cay bahcesi’ ornegini isime yaratayim. Bu hallerin bir kismi zaten siyasal Islam denen hareketle dogrudan alakali degil, gayri Muslim muhitlerinde de erkeklerin alinmadigi kahveler vardi bir ara mesela (simdi kalmis midir bilmem, ben gitmistim bir kere). O islerdeki problem baska bir problem olabilir. Yani icine ‘laik’ lafini kattigimiz herhangi bir duzende de karsimiza cikacak kulture dayali seyler olabilir bunlar.
İslamcılığın tamamıyla Türkiye’yi teslim alacağını düşünüp korkuyor, korktukça Atatürk posterine ve bayrağa sığınıyor.
Hah iste mesela pratikte ve mitinglerden evvel de bu ornegi gordum ben. Ozellikle Erbakan hukumeti ve 28 Subat sirasinda Ataturk resmi edinen ve isyerlerine asan ahbaplarim var.
Bülent Bey,
Ece Temelkuran da sizin söylediğinizden farklı bir şeyden bahsetmiyor. Milliyetçiliğin bireyi değil, kollektiviteyi esas almasına rağmen, bir kısım insan için bireysel özgürlüğün garantisi haline gelmesi onu da şaşırtmış.
Bulent Beycigim,
Bazi artikulasyon cabalarina sizin de girmeniz yakisik almaz mi? Bunu, sizi liberalizmi (sosyal ve ekonomik), liberterianizmi anlayisi ortalamanin hayli ustunde bir arkadasimiz olarak degerlendirdigim icin soyluyorum. Bu konuda topu sanki sizin disinizda var olan (veya sizin dahil olmadiginiz), tamamen kuruntudan ibaret bir muhalefete atmayiniz rica ederim. Bu muhalefet, bazi bakimlardan, ne yazik ki, soylem sikintisi cekiyor, dogru; ama bu, haksiz olduklari anlamina gelmez.
Bakin, 12 yildir yurtdisindayim… Bu 12 yil oncesi itibariyla, birisi bana Ramazan’da niye oruc yiyorsun, icki iciyorsun deseydi, veya karin niye ustsuz veya tangayla gunesleniyor, sen ne bicim Musluman adamsin deseydi, hic dusunmeden, sana ne be adam, yuru git isine derdim. Zaten boyle seyleri Trabzon-Uzungol’de yapmiyor olacagimi ekleyeyim. (Asik Veysel’in, ayip-gunah yoktur, yersiz-zamansiz vardir deyisini de animsatayim; bunu benim siarim olarak alin.) Bugun ise, bu guven ve rahatligi Aydin-Kusadasi’nda yasayip, yasayamayacagimdan emin degilim. Tahmin ediyorum, turist taklidi yapmam veya yeteri sayida turistin arasinda kaynamaya calismam gerekebilir, gundelik-mevsimlik zindikligimi tatbik etmek icin. Bu fark, siyasetten ayri, salt bir sosyal muhafazakarlasmadan ibaret olsaydi belki soyleyecek cok sey olmazdi. Ama durum bu mu, soruyorum…
Ha, belki, bu tipik bir korku artikulasyonu oldu. Sizin istediginiz, soruyorum dedigim yerin arkasinda herhalde.
Herneyse… Belki biraz da hayiflanmalarin ve korkularin yerli veya yersizliginden bahsin otesinde, nasil bir duzen veya duzenlemeler manzumesi gerektiginden konusulabilir. Cok umutlu degilim ama, duyduguma gore CHP yeni program yapacakmis; Baykal Bey, revizyon degil vizyon istiyorum, oyle yapin buyurmus. MHP de anayasa comaklamasina devam edecege benziyor. Ha gayret…
Nihat bey,
Bunlar malum ve ben de inkar ediyor değilim. Sessizin söylediği epey karikatürize göründüğü için “yok artık” dedim. Ama şunu da şahsi gözlemim olarak söyleyeyim, bu işler de 15-20 sene öncesi gibi değil. İstanbul’da hiç değil, mutaassıp Anadolu’da bile taciz azalmıştır.
Bir de eskiden beri şehir efsanesi olan, halk arasında söylenegelen şeyler 2008 yılında sanki yeni ve devam eden birşey gibi aktarılınca bence hakkaniyet zedeleniyor.
Temelkuran’ın anlattıklarının ‘bakışma’ kısmında haklılık olabilir ama buradan aman bir an evvel denizinize girin, bir daha fırsat bulamazsınız sonucu çıkarmak iyi niyetle bağdaşmaz.
Sonuçta sadece dincinin baskısı değil, vapurda olduğu çağdaş, laik ne ise onun da mahalle baskısı söz konusu.
Nihat bey,
Bazi artikulasyon cabalarina sizin de girmeniz yakisik almaz mi?
Benim elimde bilgi yok ki? Bu denen seyleri gormuyorum cunku. (Nette var nahos laflar, gercek hayattan bahsediyorum). Ne anlatti Temelkuran bize? Bir takim insanlar bakan var mi diye bakmislar o da tedirgin olmus. Olan bundan ibaret. Ne diyeyim ki ben buna simdi?
Bu muhalefet, bazi bakimlardan, ne yazik ki, soylem sikintisi cekiyor, dogru; ama bu, haksiz olduklari anlamina gelmez.
Elbette gelmez. Soylem sIkIntIsI cekmeleri belki problemin parcasi olmalarindan da ileri geliyor veya onlari problemin parcasi haline getiriyor olabilir. Bir ara ugrasmitim bir yerde, simdi bulamadim, mesela Hurriyet yazari Ferai Tinc vazifeli olarak gittigi bir bakan yemeginde harem-selamlik oturmaya zorlandigini laf arasinda soylemisti. Laf arasinda! Bu lise bodrumda kilinan namazdan cok daha onemli bir sey ve bunu laf arasinda duyduk! Ben o namaza belli sartlara bagli olarak cok karismam, ama otekine kiyameti kopartirdim (en azindan nette). (Kopartmis da olabilirim bilemedim nerede yazdigimi simdi) Duymazsak nasil kopartacagiz o kiyameti?
Bu 12 yil oncesi itibariyla, birisi bana Ramazan’da niye oruc yiyorsun, icki iciyorsun deseydi, veya karin niye ustsuz veya tangayla gunesleniyor, sen ne bicim Musluman adamsin deseydi, hic dusunmeden, sana ne be adam, yuru git isine derdim.
Bunu evvelce diyebileceginiz yerlerde hala dersiniz bence.
Bugun ise, bu guven ve rahatligi Aydin-Kusadasi’nda yasayip, yasayamayacagimdan emin degilim.
Valla oralara gitmeyi seven biri olmadigim icin bakma imkanim yok, ama duydunuz mu boyle bir sey? Eskiden Kusadasi’nda olan (bu 70lerin sonu 80lerin basi) yalniz dolasan yabanci kadinlarin rahatsiz edilebilmeleri idi. O da geceleri. O devam ediyor olabilir ama en nihayet ‘asilmak’ denen rahatsizlik verme turunden bahsediyorum. Ben degistigine inanmiyorum oralarin. Isitmedim de.
Tahmin ediyorum, turist taklidi yapmam veya yeteri sayida turistin arasinda kaynamaya calismam gerekebilir, gundelik-mevsimlik zindikligimi tatbik etmek icin
Bundan da emin degilim. Siz sadece Turklerin oldugu bir yerde rahatsiz olabilirsiniz eger ustsuzluk vs. varsa. Ben de uzun zaman ustune (15 sene) sizin orada yasayip geldim buraya ve bakiyorum. Evet, bir serbestlesme olmus ben yokken ama bu kadinlarin maddi acidan guclenmeleri ile olmamis pek. Dolayisiyla adamlarin agresifligi de posesifligi de devam ediyor, yani kadina davranislari cok degismis degil. Benim gordugum o.
Bu fark, siyasetten ayri, salt bir sosyal muhafazakarlasmadan ibaret olsaydi belki soyleyecek cok sey olmazdi. Ama durum bu mu, soruyorum…
Bunu ben de bilmiyorum. Cok degisken var ve duzgun veri yok elimizde.
Herneyse… Belki biraz da hayiflanmalarin ve korkularin yerli veya yersizliginden bahsin otesinde, nasil bir duzen veya duzenlemeler manzumesi gerektiginden konusulabilir.
O derse gelemiyoruz ki? Basortusunu dahi cozemedik. O doktor isi icin link verdigim yerde, bir cok uctan ikisi sayilabilecek Knz hanim ile ben konusmusuz mesela, insanlar nerelerde duruyor diye belki bir fikir verebilir. Birseyler tasavvur etmek kolay da onlarin hem uygulanabilir, hem kabul edilebilir olamali gerekiyor. Is oraya gelince bir suru baska zaafimiz ortaya cikiyor zaten.
Rumuzyok,
Pratikte gözümüze çarpmıyorsa bir abartı ihtimalini de gözden uzak tutmamamız gerekir, yani aslında olan biten birşey yoktur yahut ciddi bir tehlike filan da söz konusu değildir. Kemalist orta sınıf toplumdaki değişmeyi anlayamadığı yahut işine gelmediği için karikatür malzemesi olacak manzaralara şahit oluyoruz. Nitekim tüm korkular içki ve çıplaklık ikilisinde düğümleniyor, mesele sadece bu ikisiyse, Türkiye’de lokal ve dini olduğu şüpheli tepkiler dışında problem olmadığını söyleyebilirim.
Ece Temelkuran abartmış, İzlenimler sitesi abartabilir ama Milliyetteki entel köşe yazarı bunu yaparsa şerh düşmesi gerekir.
Nihat bey,
Bu kanaate nereden varıyorsunuz? Yanlış mı anlıyorum yoksa Kuşadası’nda dindar insanların (herneyse işte) bir baskısı mı varmış? İşitmediğim için öğrenmek için soruyorum. Sahil bölgelerinde değişim Ece Temelkuran lehinedir, haşemalıların ortaya çıkmış olması (kiş oran olarak binde bir bile değillerdir) sırf bu haliyle bir tehdit sayılamaz herhalde. Kaş çatma, bakışma, homurdanma ile analiz yapılıyor, köşe yazıları yazılıyor, bana göre tuhaf işler bunlar.
Kuşadası için böyle bi tehlike yok. O kadar çok yabancı var ki (yerleşik olanlar ve turistler) kim Türk kim yabancı anlaşılmıyor. Hiç bir rahatsız edici davranışla karşılaşılmıyor. Ama tatil yöreleri zaten Türkiye’yi yansıtmıyor ki..oralar başka bi dünya. Asıl şehir merkezlerindeki durumlara bakmak lazım.
Fethi Bey,
Bu yazı özelinde, şerh düşülecek herhangi bir şey olduğunu düşünmüyorum. Çünkü, Kemalist kesimin histerik zihniyet yapısına değinmiş Temelkuran. Genelde Ece Temelkuran’ın AKP’den ve muhafazakarlıktan hoşlanmadığı doğru. Toplumda dini değerlerin yükseliş kazandığını belirtir çoğu zaman. Yalnız dikkat ederseniz, onun yazılarında Kemalistlerinkisi gibi peşin hükümlülük yok. Yani, “Şeriat geldi, İran olduk, Cezayir olduk” lafzına pek yüz vermiyor. O kesime hitaben diyor ki, “Bu muhafazakarlaşmayla mücadele etme biçiminiz yanlış”. Ben onun yazılarından bu mesajı alıyorum çoğu zaman. Histerik birisi olduğunu da zannetmiyorum.
Bir de makro düzeyde-yani kanunların İslam hukukuna göre düzenlenmesi, rejim değişikliği olmasa bile-mikro düzeyde Türkiye’deki bu taşralı muhafazakar erkek egemen kültürün epey boğucudu - mahalle baskısı denen şey (Bu kavramı da Hürriyet gazetesi sömüre sömüre gözden düşürdü). Ece Temelkuran’ın asıl derdi bu mikro düzeydeki taşralaşma ve gericileşme, görebildiğim kadarıyla. Sadece rakı-haşema-cinsellik ekseninde sığ sularda yüzmeyen bir bakış açısı var. Daha derinlikli şeyler söylüyor: Taşralı muhafazakarlığın işçi haklarını gerileştirmesi, gelir dağılımını bozması, devlet-vatandaş arasındaki dengeyi uzun vadede devlet aleyhine bozacağını, kadınların statülerinde gerilemeye neden olacağı…vs bunun gibi bir yığın mesele hakkında kalem oynatıyor.
Her neyse.. Diyeceğim şu, Ece Temelkuran’a haksızlık ediyorsunuz
Bulent Bey, biraz ustunuze gelmis gibi olduysam kusura bakmayin. Soylediklerinizi anliyorum tabii, ama yine de “elde veri yok” yaklasimi beni tatmin etmiyor. Icerden gozlemleyerek, yasayarak bilemedigimden duble tedirginligim soz konusu olabilir belki.
Is oraya gelir mi babindan soruyorum: nicin devletin vatandasin dininin kayitcisi olamayacagi, nufus kayit/kagitlarindaki “dini” bilgi/hanesinin unutulmasini/kaldirilmasini savunan bir parti yok? Kimbilir belki de, ‘oralari’, gelinecek yerler degil, ilk el atilmasi gereken yerler.
Fethi Bey, Kusadasi ornekti. Bildigim ozel bir durum yok.
Aman Nihat bey, birbirimizin ustune gitmekte bir beis yok, yapmadiysaniz da yapin bence!
Soylediklerinizi anliyorum tabii, ama yine de “elde veri yok” yaklasimi beni tatmin etmiyor.
Ben de memnun degilim ama gezip bakmadiktan sonra bunlari edinmemiz pek de mumkun degil — basin yazmiyor dogru durust cunku.
Icerden gozlemleyerek, yasayarak bilemedigimden duble tedirginligim soz konusu olabilir belki.
Valla ben buradayim ve en cok tedirgin oldugum okumus siniftan basinda gorunur durumda olanlarin pek bir seye benzememeleri. Aklimizi kullanalim derken bile icimden ‘var mi?’ diyorum bazen. Bu problem yeni degil, bana da buyuklerim ‘memlekette oyle senin istedigini yapacak/dusunecek adamlar var miydi zannediyorsun?’ derlerdi eskiden. Eskiye gore simdi cok cok iyi ama kafi degil. Devlete akseden kismi ise berbat. Bakin bir zabita dayagi isine dahi bir yabanci elcilik devletten evvel mudahil oldu galiba. Utanc verici bu ilgililer icin ama utanalim diye soylemiyorum, elimizdeki insan gucu su anda bu diye soyluyorum.
Is oraya gelir mi babindan soruyorum: nicin devletin vatandasin dininin kayitcisi olamayacagi, nufus kayit/kagitlarindaki “dini” bilgi/hanesinin unutulmasini/kaldirilmasini savunan bir parti yok? Kimbilir belki de, ‘oralari’, gelinecek yerler degil, ilk el atilmasi gereken yerler.
Yapilmasi gayet kolay ve masrafsiz, yapilamamasi da cok manidar degil mi? Mecburi din dersi de oyle, mesela yoktu o mecburiyet 12 Eylul’e kadar. Kagit doldururduk din dersi almak icin.
Esimin basina da soyle bir olay gelmisti. Denize girdigi plajin onune bir gezinti teknesi yanasiyor ve sozlu tacizlerin ardindan hep beraber 10.yil marsini soyluyorlar.
Yine esimle Bagdat caddesinde dolasiyorum. Bir cocuk balonunu dusurdu ve basortulu esim gulumseyerek ve sakalasarak cocuga balonunu uzatti. Cocugun babasi yuzunu oyle bir eksitti ki, mide gastriti mi vardi, yoksa cocugun balonunu veren herkese ayni hareketi mi yapiyor bilmiyorum tabi.
Esimin arkadasi da basortulu ve gecen gun Bagdat caddesinde dolasirken cocugunun ayakkabilarini baglarken bir kadin ‘ay bunlardan kurtulamayacagiz’ diye bir laf etmis. Kendisi ‘Sen ne diyorsun ya’ diye sorunca elinin tersiyle kopege yapilan kist kist hareketini yapmis.
Ust komsumuz her gun inatla kendisine selam verdigim halde esimin basi ortulu oldugu icin selamimi almiyor.
Bunlari her gun yasiyoruz. Bu acayip dusmanlik hissi nasil yok olacak bilmiyorum. Bu insanlar kendilerinin ustun oldugu fikrine ve ulkenin sahipleri olduguna iyice kendilerini inandirmislar. Cagdaslik kistaslari ise sadece aciklik. Cok manyak bir memleket burasi. Ben, insanlar normallesinceye kadar onlara guleryuz gostermeye, selam vermeye devam edecegim. Umarim bir gun karsilik alirim.
“yobaz herif mundar etti güzelim madalyayı” anlamında birşeyler söylemiş.
Pardon.. “Yobaz herif” nerede yaziyor Amerikan Turk sitesinde??
Those are your words, not mine. Please refrain from putting words in my mouth. What I said is more like:
“Sporcu basini yere basti, kazandigi altin medalya leke oldu”.
If Turkish was my first language, I’d do a better job here, but at least I’m not embellishing with words that should not be included.
Mr Altintasak: I applaud your courage. That yobaz polluted his medal for sure. Rocky Balboa prays before his matches but fuck him too. Nothing comes before Turkishness. We used to pray to cats and dogs, we used to be shamans. TURKS RULE!
Benimki tercüme değil, mealen öyle yorumladım, bir parça da işim gereği niyet okuma var içinde, sonuçta başını yobazlıktan yere basıyor değil mi?
Umarım bu yazdığımı anlayabiliyorsunuzdur. Yoksa problem değil, sizin sitenize link verdim, aslını oradan okuyabilir insanlar.
BM: “Yapilmasi gayet kolay ve masrafsiz, yapilamamasi da cok manidar degil mi?”
Oyle. Ama ben, buna manidarlik yakistirmiyorum. Daha ziyade bu cins temel sorularin hic sorulmamasi durumu var. Akillar baska yerde. Neyse yaniliyor da olabilirim.
EY: “Bu acayip dusmanlik hissi nasil yok olacak bilmiyorum.”
Ortada bir kultur catismasi oldugunu soyleyebilirsek eger, bir yanit, devletin bu catismanin bir tarafi olmasina, bu yondeki herhangi bir cabaya, kimden gelirse gelsin, karsi cikmak olabilir. Bunun icin devlet-din iliskisine dair anayasa ve yasalardaki referanslarin minimuma indirilmesi (bir kac cumleyle ifade edilecek ve sarih bicimde anlasilacak derecede hatta) gerekebilir. Ne o Diyanet Isleri denen sey; zorunlu din-ahlak dersleri, falan… Neyse, atiyorum iskembeden, anlayisiniza siginarak…
Bu tip insanlar her yerde var. Çeşitli olaylar karşısında değişik, ancak özünde, kendi yaşam stillerini ‘otomatikman’ üstün gördüklerimi afişe eden tepkiler veriyorlar.
Direk alakalı olarak görülmeyebilir, -Fethi ve Bülent beylerin bildiği- başımıza gelen bir olayı akratayım, öz açısından çok paralel çünkü.
Konuyu anlattığım eski bir yazımdan:
Daha direl ilişkisi açısından, Balçiçek Pamir’in yazısına gelen tepki maillerine dikkat:
http://www.haberturk.com/yazioku.asp?id=8664
Ülke için en tehlikeli olanlar ve toplumsal kutuplaşmayı körükleyenler bu ‘çağdaş’ yobazlar.
Nihat bey,
Ortada bir kultur catismasi oldugunu soyleyebilirsek eger, bir yanit, devletin bu catismanin bir tarafi olmasina, bu yondeki herhangi bir cabaya, kimden gelirse gelsin, karsi cikmak olabilir.
Ben ortadakinin derin bir kultur catismasi oldugundan da emin degilim. Daha dogrusu derinliginin ne oldugunu cikartamiyorum. Bunu Suat bey daha iyi (ve belki yakindan) bilir ama sekuler zemininde olan buyuk ortakligin yanisira bu tur rahatsiz edici ve mutecaviz davranislari olan insanlarin inanc ve ibadet acisindan da ortak olduklari noktalar var. Bu basortusu gorunce agresiflesen insanlar ateist filan degiller, vakit namazlarini kilmayip baslarini ortmezler belki ama oruc tutar cogu mesela.
Devletin taraf olmamasi konusunda haklisiniz. Yani hem taraf olarak algilananlarin o sopayi ellerine gecirememeleri, hem de aralarindaki ihtilaflarin buyumesinde devletin rolu olmamasi lazim. Mesela Suat beyin basina gelende oradaki sivil polisin davranisi cok dogru. (Bir paratez acayim ve ‘dogru’ dedigim seyin aslinda ortalikta sivil polislerin dolasip insanlar ne tartisiyor diye baktigi, ihtilaflarin buyumesini engelledigi bir hal olduguna da dikkat cekeyim. O da sakat aslinda, ahalinin boyle bir ihtiyacinin dogacagi durumlara aklimizi kullanip hic girmemek lazim.)
Devletin bu isteki rolu de oyle masum filan degil bence. Su dediginizin eki var yani:
Bunun icin devlet-din iliskisine dair anayasa ve yasalardaki referanslarin minimuma indirilmesi (bir kac cumleyle ifade edilecek ve sarih bicimde anlasilacak derecede hatta) gerekebilir. Ne o Diyanet Isleri denen sey; zorunlu din-ahlak dersleri, falan…
Devlet dini hem kontrol altinda tutup hem kullaniyor bu memlekette. Sadece bahsettiginiz bariz ornekler degil, legal zemine cekecegine teknik olarak illegal tarafa itip ‘ellemiyorum ama elleyebilirim de’ yaptigi Diyanet Isleri’nin disinda kalan dine dayali orgutlenmeler de var. Gulen cemaatinden cok bahsediliyor mesela ama o cemaat devletin ‘yaninda’ diyebilecegimiz bir konumda gozukuyor bana bazen (hatta cogunlukla). Hukumetlerin de degil, dogrudan devletin.
Suat bey,
Ülke için en tehlikeli olanlar ve toplumsal kutuplaşmayı körükleyenler bu ‘çağdaş’ yobazlar.
Acaba mesela 28 Subat’tan sonra ‘Islamci’ denen kesimde oldugu soylenen ve benim de biraz gorebildigim ‘liberallesme’ olarak adlandirilan surec o insanlara da olabilir mi? Yani bir benzerlik var mi ‘yobaz’lik veya ‘agresif’lik acisindan?
Heh, NY Times Irak muhabiri Istanbul seyahatini 5-10 kisa paragrafla anlatmis, kiyamet kadar yorum cekmis. ‘Niye Turkiye demiyorsun da Turkey diyorsun?’ diyenden, ‘nicin Avrupa dedin, hayir hayir Avrupali degil onlar’ diyene kadar bir suru sey var. Basortusu cekismesi de var. Demir tozuna tutulan miktanis gibiyiz masallah, lafimiz edilince bir suru ‘cizgi’ cikiyor ortaya. Neyse, link su:
http://baghdadbureau.blogs.nytimes.com/2008/08/28/turkey-is-it-east-or-west/
Bülent bey,
‘İslamci’ kesimdeki liberalleşme burunlarının çokca sürtülmesinin dolaylı bir sonucu. (ekonomik kısmını kasdetmiyorum.) Yani hakları yene yene en sonunda ‘halkar’ >> ‘temel haklar’ konusunda empati yapmayı öğrenip epeyce mesafe aldılar.
Bu ‘Beyaz Turk’ (tırnak çine aldım, kızmayın, ne isim vereceğimiz de karmaşık) kesiminin ise ülke kurulduğundan beri haklarının yendiği falan yok. Şu anki şikayetleri ise göz/estetik zevklerinin bozulması gibi ucube bir şikayetten başka birşey değil. Doğan grubunun ahlaksız yalan ve çarpıtmalarıyla hak ihlali varmış gibi gösterilmeye çalışılan olayları görüyoruz. Var mı ciddi hak ihlalini içeren şikayet? Yok. Bu açıdan onların liberalleşmesi çok daha zor. Çatışma daha derinleşir de toplumsal kırılma iyice belirginleşirse ve -Allah korusun- kötü şeyler olursa, belki. Bu haliyle çok zor.
Yobazlığın her türlüsü tehlikeli. Ancak, endoktrine edilmiş bir zihinle herşeyi bildiğini, (Türkiye tarihi, sosyolojik katmanlar, değişimler, devrimler ve gerekliliği, karşı devrimciler, Kürt meselesi, İslam vs gibi) çözdüğünü zanneden, resmi devlet tezlerinin pulanyasından geçmiş kişilerin yobazlığı çok daha tehlikeli. Bu kişiler kendi yaşam stillerini otomatikman üstün görüyor, ülkeyi kendilerinin ‘kurtardığını’, ülkenin kendileri için ‘kurulduğunu’, dolayısı ile de ‘kendilerinin’ sanıyorlar. (Dediğiniz gibi bu insanların da ezici çoğunluğu müslüman. Ancak ‘last’ denen tipten bunlar. ‘İslam’ ortak çatısı bu bölünmeye engel değil.)
Tabii halk plajlara hücum edip vatandaş denize giremeyince de -kimyaları bozuluyor!
Üstelik medya kalemşörleri, askeri ve sivil bürokrasi, ‘okumuş’ görünen kesimin de önemli bir bölümü aynı zihniyetteki insanlardan oluşuyor. Dolayısı ile bunların yobazlıkları ülke için çok daha tehlikeli. Marjinal, ülke kaderinde etkin olmayan bir grup değiller.
‘Agresiflik’ açısından ise, evet herhangi bir yobazlık çeşidi ile benzeşebilir.
İki hanım yazar konuyla ilgili yazmışlar,
http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=30.08.2008&y=OzlemAlbayrak
http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=30.08.2008&y=AyseBohurler
Bülent bey,
Ergenekon operasyonunun bu tür bir etkisi beklenebilir. Kemalizmin 28 şubatı gibi havalı bir yazı yazan çıkar belki.
Bir de erkek yazar verelim
http://www.haber10.com/haber/136898
Heh ben bile şu kadarcık yazayım dedim de fırçayı yedim. Nuh Gönültaş’a neler söylediler kimbilir.
(Yani işin bu yönü de var. Bir ‘iç mesele’ ama bana göre daha önemli.)
Heh Fethi bey, uc yazi vermissiniz iclerinden Bohurler’inkini biraz anladim obur ikisinden pek bir sey anlamadim.
Hayirlisi da bu belki. Gonultas bana sehit sayip rutbesine bakma gibi bir isi yaptiran DIIT propagandist guruha dahil. Yazdigini anladigim zaman da mideme agri sokarak mesai yaptiriyor yani. Eksik olsun. Albayrak’in yazisini anlamak icin de galiba ABD sinemasini iyi takip etmek lazim. Boyle insanlar var demek ki, o yazilari anliyorlar. Hmm.
O zaman bir yazar daha vereyim, dolaylı olarak konuyla ilgili.
http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?i=12529&y=SalihTuna
Suat bey,
Bu ‘Beyaz Turk’ (tırnak çine aldım, kızmayın, ne isim vereceğimiz de karmaşık) kesiminin ise ülke kurulduğundan beri haklarının yendiği falan yok.
Hay Allah, yok, anladim. Kizmisimdir herhalde bu is irkla bir tutuluyor diye de onun icin boyle diyorsunuz. Ne denecegini ben de bilmiyorum, bu hangi kesimdir net olarak ortada da degil pek. Mesela benim cevremde yok bunlardan anladigim kadariyla. Ayni cevrede benim neslimde normal vakitte basini orten de olmamasina ragmen bu boyle. (Mitinge giden cikti bayagi ama, hayret ettim biraz). Diger taraftan ogreniyoruz ki Metin beyin cevresinde cok varmis bu dikkat ceken ve itici sekilde hareket eden insanlardan. Aslinda uc bes eksende birden o kadar suratli bir degisim gecirmisiz ve geciriyoruz ki ‘aha iste sunlar’ diyebilecegimiz bir gurup var midir onu da cikartmak zor.
Hal bu olunca ister istemez iste devlette bir kesim ve bir takim basina isaret ediliyor. Ben bu insanlarin aile profillerini merak ediyorum aslinda. Buyuk sehirli iseler kac nesildir oyleler, hayatlarini nasil kazanirlar, maddi durumlari iyiyse bu aileden midir ve kac nesilliktir filan.
Sekil ile alakali itisme acaba 70lerin sakal/biyik, parka, sarki tercihi, eski/yeni kelime secimi filana ne kadar benziyor onu da merak ediyorum.
Bir de neye kiziyoruz tam onu da tespit edemiyoruz bence. Simdi bu mahalle baskisi denen hal ne taraftan gelirse gelsin kotu mudur? Bence kotu olmak durumunda degil. En azindan ben baskinin olmadigi durumlarda bu sefer ‘niye yok?’ diye kiziyorum bazen. Aklima simdi bir ornek geldi, banka filan batirmis bir adamla, yine pek temiz ahlakli oldugunu soyleyemeyecegimiz bir adami bir fuara gelmislerdi, onlara gosterilen itibardan ben rahatsiz olup cevreme ‘boyle yapacaksaniz cikartip cuzdanlarinizi da verin yol yakinken, karaktersiz herifler’ diye tepinmistim. Istedigim ortaya cikan seyin ‘mahalle baskisi’ denenden ne farki var?
Bülent bey,
Ama bir dakika. Benim bildiğim/anladığım ‘mahalle baskısı’ -daha çok- herkesin kendi çöplüğünde öttüğü bir ortamda geçerli olabilecek birşey.
Mesela benim haşemaya olan bakışım, Tuna’nın eleştirisi vs. Bunlar bir nev’i mahalle baskısıdır. Çünkü birer iç eleştiridir. Buna karşı değilim, olmaması gibi bir şeyi de çözülme olarak görürüm zaten. Sizin çevrenizdekilere dedikleriniz de öyle.
Aynı biçimde bahsettiğimiz laik kesimin kendi içlerindeki vay şuna niye oy verdin, vay şuraya niye gittin, ya da şunların bulunduğu ortama neden girdin gibi serzenişleri de mahalle baskısı. Bunlar normal. Yani aynı mahhalle çocuklarının birbirlerine olan baskısı. Değişik formları olsa da yanı kültür katmanında yeralanların birbirlerine bakışı, empozesi yani daha çok.
-Mesela- muhafazakar bir semtte yaşayan akşamcı mahalle baskısına maruz kalacaktır. Ve bu kötü birşey değildir. Değildir çünkü o akşamcı da aslen aynı kültür katmanındadır, ritüellere karşın isteksiz olsa da, aynı inançta, aynı düşüncededir. Hatta akşamcılığı da mahcubiyettir, bu baskıdan hoşnuttur belki de. Yoksa bu kişinin Ramazanda içkiye ara vermesini, cumaya ya da bayram namazına ‘baskı gördüğü’ insanların arasında saf tutmasını kolayca açıklayamayız. (Last tipi müslümanlık değil yalnız bu, çok farklı bir katman.)
Benim dediğim çatışmayı mahalle baskısı kavramı pek karşılamıyor bence. Belki iki mahallenin kavgası olarak görülebilir. Mahallenin birisi kendisini sahibi olarak gördüğü şehrin meydanına bir başka mahalleye mensup kişilerin girmesinden rahatsız.
Farklı kültür katmanlarının çatışması bu. Üst çatı da İslam’ın DA olması çok şeyi değiştirmiyor. Kültürü din kadar, hatta daha fazla, siyaset, eğitim, maruz kalınan endoktrinasyon ve çevre de çok etkiliyor.
(Çıkmam gerekiyor. İki gün yokum. Cevap yazmam mümkün olmayabilir.)
Fethi bey,
Bu son verdiginiz linki anladim biraz. ‘Ya ne olacagidi?’ diyorum. Demis ki:
Dahası, tedavüldeki çevre-merkez ayrışmasının bir rüknüne göre, merkez daha okumuş, daha kültürlü, çevre ise daha cahil ve banal olduğu için, bu dallama halleriyle merkezde yer almalarının zaten mümkün olamayacağını…
Ne kulturu Allah askina? Diploma tedarikini asan bir okumusluk mu varmis ayrica? Nerededir bu fenafillah mertebesine ulasmis merkez? AKmerkez diye bir sey biliyorum, o mudur? Oymus gibi davraniliyor ve (bu yazarin da farkettigi gibi) zaten heves edilen de o.
Bu arada bu merkez/cevre isini calismaya luzum var mi acaba? Yani o kavramlara atifla konusuluyor ama bunlari hakikaten oturup ogrenmis mi boyle yazanlarin okuyuculari? Oyleyse, denenleri iyi kavramak icin calismak gerekli olabilir. Laf olsun diye kullaniliyor da olabilir o kavramlar tabii, en asagilik devlet-dev sirket isbirliklerinin bile ’serbest piyasa’ diye insanlara rahat rahat ve sifir tepki cekilerek kaskallandigi bir yer burasi. Neyse, bu konulara bakanlar hangi kaynaklari okudular diye bir sorayim ben yine de.
Bir Alman sporcu maçtan sonra Hitler selamı verse 3 yıla yakın yer. Kurt işareti yapmanın sakıncası var bence, secde,haç,takla atma gibi fiiller ve kimin ne giydiği beni ilgilendirmez. Kıyafetin kanunu mu olur mu yahu ( Polis,asker,itfaiyeci vb hariç)
Ses(s)iz ,
Kızlar ne zamandır cumaya gider oldu
No bey,
Bir Alman sporcu maçtan sonra Hitler selamı verse 3 yıla yakın yer.
Bu ozenilecek bir hal degil. Yani bir toplum boyle kisitlamalar getirmek icin onemli bir sebepleri oldugunu dusunuyorsa ortada ciddi bir sakatlik var demektir bence. O blogda olan zaten kanun karissin denmesi degil, biri bir hareketi begenmemis oteki de hareketi begenmeyenin begenmemesini begenmemis. (Gerci ustune milli (hatta kulup de olsa) forma giyen insanlarin ne yapabileceklerine o formayi giydirenin karismasi sacma degil.)
Kurt işareti yapmanın sakıncası var bence, secde,haç,takla atma gibi fiiller ve kimin ne giydiği beni ilgilendirmez.
Ne farki var?
Kıyafetin kanunu mu olur mu yahu ( Polis,asker,itfaiyeci vb hariç)
Ama var iste? Sadece burada da degil, ciplaklik filani yasaklayan bir suru kanun da var hemen hemen her yerde.
Bülent Bey,
Irkçılık insanları doğuştan gelen özellikleriyle ayırır,dinin insanları ayırması aynı şey değil. Kurt işareti için kanun talep etmiyorum, beğenmediğimi ifade ettim. Zaten kurt işaretini yasaklayan bir girişim bu kurtları iyice kudurtmaktan başka işe yaramaz. Kurt,Hitler selamı,çetnik işareti (kezman yapar) ırkçılık tezahürleridir. Yasaklansa da kılım kıpırdamaz. Faşizme yeterince ifade özgürlüğü halihazırda var. Çıplaklık göreli bir durum. Niye yasak olsun ki?
No bey,
O acidan bakarsaniz oyle, evet. Yalniz bizimki veya baska bir dinin de dogustan gelen ozellikler nedeniyle (cinsiyet veya dogustansa cinsel tercih mesela, veya kavme geldigi kabul edilen dinler icin irk) insanlari ayirmadigi soylenemez. Bence bu konulardaki refleksleri anlamak icin ilkeli sebep yerine, toplumun hali, gecmisi filana bakmak daha yerinde. Nazi selami isinde olan fobi, Nazilerin ari irk laflari degil de baska laflarla o milletin basina bir felaket getirmesi durumunda da farkli olmayacakti bence.
Çıplaklık göreli bir durum. Niye yasak olsun ki?
Ben bilemem bunun neden oldugunu ama yasak oldugu asikar.
Mister No;
uydurmadim valla..
ben oğrenciyken durum böyleydi. Beyazit civarindaki fakültelerde hala okuyanlar varsa bugünkü durum nedir öğrenilebilir.. kızlar cumaya gidiyordu..
Mr no ve fethi beyler kızlar zaman zaman böyle kafayı dik tutmaya çalışırlar ama her seferinde ağızlarının payını alırlar. buna eşyanın tabiatı denir. başka bir deyim bulmak ta mümkün, yani olacağı budur.
eğer siz kulak gibi duyu organızla örtünme gibi bir fiili karıştırısanız sonunuz böyle olur. herzaman gider bir burkaya toslar.
kendi bedeninizi lime lime edersiniz. yok ayak topuğuydu,. yol ok gibi kirpiklerdi..
erkek milleti kendine yaptırmaz böyle şeyler…
‘Kurt işareti” dediginiz sey aslinda –uluslararasi baglamda– bir hayli yanlis anlamaya yol acabilecek bir gesture’dir..
Basparmaginizi nasil konumlandirdiginiza bagli olarak,
– (Italya ve yanin cevre Akdeniz ulkelerinde) birisinin/muhatabinizin boynuzlu oldugunu ima etmenize;
– Rock altkulturunde Seytan (Satanist) selami vermenize;
yardimci olur.
Ya da, Amerikan Isaret Dilinde, muhatabiniza ilan-i ask etmeniz katkida bulunabilir.
Goruldugu uzere, basparmagin konumu cok onemlidir; sakincali sonuclar da tabii ki dogurabilir; fakat, her hal u karda, bu isareti yapan kisinin kanun yoluyla durdurulmasi pek de kolay degil –en azindan, basparmagini dalginlik eseri yanlis yerde tutarak sehven ve basit bir imla hatasi yaptigini iddia etmesi sozkonusu olabilir.
Knz;
en son taksim’de çarşaflı bir iki arap kadında gördüm. Yüzlerinde kaşların üzerini ve bıyık bölgesini (erkeklerin bölgesel tabirini kullanmak zorunda kaldım) örten bi aparat takmışlardı.
Uzaktan şaka için yüze takılan çocuk maskelerini andırıyordu. Yakından ise bi anlam veremedim. Bi tanesi aynı zamanda bi şey yiyordu kadınların. Acaba ağız açıldığında ağzı-dudak bölgesi görünmesin diye mi takıyorlar. Bu kadar anlamsızını ilk defa gördüm.
Giderek siyasi ve dusunsel anlamdaki liberalizme ben de sicak bakmaga meyletmiyor degilim..
Rekabet, eger sartlar izin veriyorsa, hayli verimli olabiliyor tabii ki..
Mesela, Çin’in Fuqing isimli sehrinde yasananlar buna iyi bir ornek..
Cok tanrili toplumlarda, tanrilar-arasi rekabet, monoteistlerde oldugunun aksine, geciken adalete adalet demiyor ve derhal gereginin yapilmasina ortam hazirliyor gibi gorunuyor.
PS: Cince telaffuzunu tam olarak bilmiyorum ama, transkripsiyonunu yapan kisi ‘q’ harfi yerine, asagi yukari ayni sesi verebilecek olan ‘ck’ harflerini de kullanabilirdi gibi geliyor bana. Fakat, kullanmadigi –bence de– iyi olmus.
Seyrek de olsa anayaziyi okumadigimi kimse soyleyemesin diye, okudum. En azindan ilk bir kac cumlesini… Ve, daha sonra da firtinanin estigi bardaga verilen linke bile baktim.
Evet. Bu gercekten onemli bir memleket meselesi ve bu konuda ben DE laf etmesem olmaz.
Diyecek bir suru sey var tabii ki. Bir tanesi de, bunun neden aniden haber sayildigi olabilir.. Daha onceleri, butun milletin dualarinin kendisine guc kazandirdigini soyleyenler bile olmustu ama kimse onemsememisti nedense –herhalde bunlari soyleyenin Turkce soylemesiydi asil etken.
Bir baska soru da, nedret degerli altin madalyali gurescimizin, Ramazan Sahin’in, kontakt lens takip tamadigidir..
Neyse..
Serdar beyin argumanlarini sevdim. Hakli bulmamak elde olamayabiliyor..
Ah, bir de, keske, takdir etmemiz gereken ve hem ‘objective’ olan hem de ‘asimilative’ olmayan ‘universal’ degerlerin ne oldugunu da soylemis olsaydi..
sevgili sessiz eğer arap kadını örnek verirsen burada bir koro sana ama onlar vahabi diyecektir.
halbuki sözdeki anlamın vahabisi, azamisi olur mu ?
netice bu olaylar kadınların kendi bilinçleriyle kendilerinini lime lime edilmeye hazır hale sokmalarıdır. kaşın gözün, kulağın burnun farketmez.
beyler camideki detayları farketmiyorlar bile.
arap kadının hayatı da, onlar için vahabidir ve önemsizdir.
beyazıt camide kızların ayakbağı olması da, ..
sultanahmet camidinde dolaşıyordum . baktım bir turist grubu kendi gezi zamanlarının dolmasını bekliyor.
içeriye müslümanlar girip çıkıyor. başörtülü kadınlar da namaz kılmaya giriyor.
sonra gezi grupları zamanı geldi. ben de tursitlerle girdim içeriye. etrafa ip germişler. turistler kenarlardan camiyi dolaşıyor, minbere yaklaşamıyordu. o sırada başörtlü kadınlar grubu içeri girdiler ve büyük bir güvenle ve dikbaşla minbere doğru yöneldiler.
Turistlerin önünden biz buranın sahibiyiz tarzı bir yürüştü bence.
ben de japon turistleri kenarda bırakarak bu kadınlar grubuna ( yanımda başörtüsü yoktu ama ben de müslümandım madem )katıldım. onların peşlerinden minbere falan bakıyorum ben de:)
Fakat bir görevli ben gruba dalar dalmaz geldi, yani görevli başörtülü grup içinde beni gördüğü için mi geldi bilemem, ama neticede öndeki kadına dışarı çıkmalarını söyledi. kadın neden dedi ? o da çünkü burası erkeklerin ibadet yeri dedi.
şu ya da bu şeklide bu olaylar hep yaşanır.
birşey daha, çıplaklık relatif falan değildir. taa adem havva hikayelerinde incir yaprağı ile anlatılan bir kesinliğie sahiptir. fakat çok iyi bilirsiniz ki, erkekler de incir yaprağı ile dolaşmazlar. japon banklarında da öyle çalışmazlar.. toplumsal kurallar nasıl işliyor bilmiyorum ama vardır. benim tek istediğşm erkek yaşam tercihleri ile kadınlar arasında dağlar kadar fark olmasın.
Evet knz haklısın. Camiler erkekler için.
Nedense kadınlar camilere yakıştırılmıyor sanki. Mundar yaratık muamelesi. Kadınları itekleyip bi arka sıralara yada ücra köşelere sıkıştırma durumları var daima. Kadın mümkünse hiç gelmesin.
Hristiyanlardaki aile ile ibadethaneye gitme olayı niye müslümanlarda yok? camilerde niye günümüz şartlarına uygun düzenlemeler yapılmaz.
Kadın deyince de en son camilerde erkeklerle aynı safta durma mücedelesi yaparken öldürülen kadıncağız geldi aklıma. Fazla da konuşturmazlar bu konularda kadınları zaten. YASAK !
“Bardakçıoğlu’nun da konuyla ilgili açıklaması varmış” :
Avrupa ülkeleriyle ABD’de kadın, erkek ve çocukların camileri doldurduklarını ve birbirlerinin hakkına saygı gösterdiklerini anlatan Bardakoğlu, ”Bizim tarihimiz de peygamber efendimizin tavsiyesi uygulaması da böyleydi. Bayram, cuma ve vakit namazlarına kadınlar serbestçe katılır, dini aydınlanmadan istifade ederdi. Camilerimizin ve din hizmetlerimizin kadınlara yönelik kuşatıcılığı daha artsın istiyoruz. Pozitif ayrımcılığı, hem personel istihdamında hem de kadınlara yönelik dini hizmetlerde yapıyoruz” diye konuştu.
Uygulamaları görmek lazım.
Obli bey, sunu kacirmissiniz:
If you are so inclined to bowing in front of a human being, then there’s a very good chance that you’re still under the influence of the Turkish official ideology. Not good.
“I bow down to you” diyene bu deniyorsa artik, “sapka cikartiyorum” diyene de, “demek Kemalizm’den kurtuluyorsun” filan demek lazim herhalde. Objektif, asimilatif olmayan ve evrensel olan seyleri siar edinme gayreti icindeyseniz tabii.
Orada Serdar beyin insanlara karsi aldigi ton ve takindigi tavir pek olacak gibi degil, o oyle biri degildi ben sitesine bakarken. Bir seyler olmus herhalde. Ulusalcilarla ugrasmaktan midir acaba?
Bulent bey,
Evet. Ben, ‘bow down’a atifta bulunan cumleleri gormezden gelmegi tercih ettim; cunku,
turunden fellationist tedailer yazarin seviyesi acisindan luzumundan fazla bilgilendiriciydi.
Ben, aslinda, pek de sasirdim diyemiyorum.
Daha once, ‘uygarlik’ baglaminda ne denli onyargisiz (!) ve ‘objective” (!) oldugunu gordugum icin, hic sasirmadim desem yeridir.
Sebebinin de, ‘ulusalcilarla ugrasmak’ oldugu kanaatinde degilim –cunku, ortada ugrasilacak ‘ulusalci’ yok.
Olsa olsa, buyuk bir ihtimalle, rengarenk hayallerin yere basmadigini gormek zorunda kalmanin verdigi hircinliktan bahsedebiliriz.
Knz hanim; ses(s)iz bey/hanim, {alfabetik}
Bardakoglu’nun su sozleri:
aslinda ortaligi allak bullak etmesi gerekecek kadar buyuk bir itham..
Oyle ya, Bardakoglu’nun iddiasi dogru ise [ki, o sozleri Samanyolu dahil butun dindar sitelerde okumak mumkun, dolayisi ile iddialar dogru gibi]; bu durumda, Sunnisi, $iisi.. ve butun mezhepler kac asirdir acikca Sunnet’e karsi (mugayyir) davraniyorlar..
Ve.. daha da beteri, onca molla, imam, seyh ve daha niceleri bu konuda cikip duzeltici tek kelime lakirdi etmis degiller.. goz yummak bir yana, bu konuyu mesrulastirici tavirlar almislar..
Bunu nasil acikliyoruz?
Biryazı daha, başlığı eğlenceliymiş:
http://www.haber7.com/haber/20080831/Kamusal-alan-yasagindan-Kumsal-alan-yasagina.php
Blogullahimiz, mubarek insan, Fethi beyzademiz,
Ilgili linkte soyle yaveler var:
Bunu anladik. Cok da eski bir sey degil –sunun surasinda 20 seneyi gecmez bunun mazisi..
Iyi de, inanclari geregi baslarini ortmek isteyen bu kizlarimiza, basortuleriyle bile, cemaatle birlikte namaz kilmagi yasaklayanlara yonelik ne diyorsunuz?
Sunnete acikca aykiri bir sekilde, ‘Allahin evi’nde ayrimcilik uygulamak ne anlama gelir?
‘Farz degil’ demek ‘yasak’ demek midir?
Heh, o yazinin ici de bir alem. Alinti yapayim:
Kadın, o an “yanındaki ile konuşuyormuş gibi” yaparak bize lâf çarptı ve ne dedi biliyor musunuz;
“Aaa, bunlar da çok oldu ama!.. Taa buralara kadar geldiler!.. Bunların ne işi var burada?.. Altınoluk’a gidip Hoca’larıyla birlikte denize girseler ya!”
Bir-iki adım yürümüştük ki, geriye dönüp, gayet rahat bir şekilde şunu söyledim:
“Yanında kocan olmadan, niye geldin buralara?.. Utanmıyor musun kocanı boynuzlamaya?!?.. Elin gâvuruyla fingirdemek için mi geldin buralara?.. çocuğundan utan, çocuğundan!!!”
Kadın, mosmor oldu!..
Başladı kem-küm etmeye!..
çünkü, yanındakinin “kocası” olmadığını tahmin etmiştim… Zira, kadın “Türkçe” konuşuyor, yanındaki herif ise “İngilizce!”…
Ve ayrıca çocuk da “adama benzemiyor”du!..
Sonra ne mi oldu?..
O herifi, bir daha kadının yanında görmedik… Ve ayrıca, o kadın, her karşılaştığımızda “hocam” diye hitap etmeye başladı, iyi mi?..
Bunun dogru olma ihtimali sizce yuzde kac? Kimdir bu adam, guvenilir biri midir? Yoksa inceden inceye ‘bunlar o.’ tarafini mi isliyor kendi seyircisine?
Obli bey,
Herhalde Allahın rezil blogcusu demek istiyorsunuz.
,
Rüyanızda birşey mi gördünüz,
Bana mı seslendiniz, bir hata olmasın, kılığıma, halime baktım da şimdi…
Ilgili linkte soyle yaveler var:
İnanın yazıyı okumadım, okumaya değeceğini de zannetmiyorum, kumsal alan iyi bir icat gibi göründü o kadar.
Yanlış yapıyorlar, yaptırım gücüm olsa ben de bunların konuşup yazmasını yasaklar, suçun ilk tekrarında da içeri attırırım. Ama malum imkanım yok.
Yalnız kadınlara cami yasağı zannedildiği kadar sıkı değil, geçen iki orta yaş hanımla birlikte namaz kıldık, teravihte kadınları kalabalık halde camide görüyorum. Cumaya pek gelmiyorlarama gelseler zannedildiği kadar tepki olmayabilir.
Haklısınız da ne edeyim, kadınlar çok istiyorsa kampanya filan yapmak lazım. Ben çok camiye gittim, daha iki gün evvel akşam namazında eski küçük bir camideydim, halının kokusundan secdede nefesimi tutmaktan bir hal oldum. Yani pek de matah bir şey değildir. Bana kalsa cinsiyetlerinin kıymetini bilsinler derim. (Hikaye malum, hani mübarek Ramazan günü açlıktan sünen vatandaş bir hristiyan komşusunun kulağına eğilmiş de ‘dininizin kıymetini bilin’ demiş ya)
Keşke biri de çıkıp “teravihe gerek yok, başka zaman camiye ayak basmıyorsun, akşamları tıkındıktan sonra 20 rekat eziyet çekmek ikiyüzlülük olur, bunun ne farzla ne sünnetle ilgisi var, mendebur herifler” fetvası verse de ben de mahalle baskısıyla arada gitmek zorunda kaldığım teravihten kurtulsam. 33 rekat, bittiği yok, yahu bu kadınlar da bir tuhaf yani. Oturun kardeşim cennet gibi evnizde.
Neyse gitmek isteyen varsa problem değil, ben onların namına müftüyle bir görüşeyim.
Hasan Karakaya cok matrak bir tip olsa gerek.. Ben okuyamiyorum. Hem Vakit elvermediginden, hem de Internet erisimi olmadigindan.
Ama, Ek$si Sozluk’te ilginc ornekleri var:
ya da
veya, benim acimdan asil puan verdigim yazilarindan birisi..
Bekir Coskun ile herhangi bir unsiyetim yok. Ama, evet, bu satirlari okuyunca, cok nadir kisiler icin kullanirim bu sifati.. hic yuksunmeden, bu herife yobaz diyebiliyorum.
Obli bey,
kendileri bush aleyhine onlarca yazi yazdiktan sonra nato protokol yemeginde bush ile cektirdigi fotografla tarihe gecmistir, zira baskanin tam yaninda, sag kolu gibi bir poz vermeyi basarmistir…
Protokolde ne isi varmis ki o adamin? Mebus filan miydi? Ben de baktim sozluge ama pek anlamadim bir sey. Emin Colasan’in veya benzerlerinin obur taraftaki muadili gibi biri gibi gozuktu bana.
Blogullahimiz, sex-i mubinimiz [*], Fethi hocaefendimiz,
Hayir. Tabii ki zat-i alinizin kolluk kuvvetine tenzil-i rutbeinin teklif dahi ediyor degilim –summe hasa..
Fakat, miras hukugu yoluyla verilmeyenleri hadi anladik da, hic olmazsa, bu kadim hatanin giderilmesi icin olsun bir iki tus tiklarsiniz diye umut etmistim…
Hani, muhabbet-i Ali, bugz-u Muaviye baglaminda olsun, inanc ozgurlugu vesaire cercevesinde de degerlendirebilecegimiz bir liberallikle, kadin haklarina destek cikmak isteyebilirdiniz sanmistim.
Walla.. ayni sey, pekala, tesettur denen (basortusunu de iceren) kiyafetler icin de pekala soylenebilir.
Ya da, soyle soyleyeyim: Omrunun onemli bir kismini cemaat icinde gecirmis, dolayisi ile, tesettur isimli termal cendere icinde hayli zaman gecirmis bir ahbabimin ‘cekilir sey degil, katlanilmaz eziyet’ nitelendirmesinden hareketle, benzer bir insancilligi basortusu militanlarini ikna etmek icin de kullanabilirsiniz belki.
[*: Kurt kardeslerimiz ’seyh’ yerine bunu yaziyor; bir bildikleri vardir herhalde.]
Bulent bey,
NATO Zirvesindeymisler.
Bu tur seylere, bir kac ornegi daha olursa, ‘Fehmi Koru cekmek’ diyebilecegimizi saniyorum –hani, ‘yillarca Bilderberg aleyhine yazip, sonunda davet edildikten sonra susmak’ anlaminda..
Vakit zaten Hurriyet’in oteki yuzu degil midir?
Obli bey,
Aynen. Ben de diyorum ama dinleyen yok. Tabii isteyen istediğini giyer, ne diyeyim.
Burayı ipleyen olur mu, boşa zaman harcamayalım. Kadınlara destek olayım tabii, de ne bileyim, benim çevremdekilerin (ve muhtemelen burada yorumculuk yapanların) keyfi yerinde görünüyor, ötekiler için devlet sopa ve kanun yoluyla müdahil olsa iyi olur.
Misal Diyanet İşleri Başkanı, cumhurbaşkanı filan kızlarını başı açık okutuyorlar ama devlet adına konuşurken AKP’li ve din bilgini sıfatıyla “bakın biz kızımızı yolladık, birşey olduğu da yok” demiyorlar, ancak gazete satır aralarında yarım ağız bunu söylüyorlar. Açık söylesinler ki insanlar dini cevaz almanın rahatlığını hissetsin.
Yalnız bu iş zannedildiği kadar “başörtüsü sıkıyor, çıkarıp rahatlayıvereyim” işi değil, çocukluktan, tarikatten, aileden gelen sosyalleşme ile ilgili bir tarafı kadar çağdaş, laik ama maalesef odun taifenin “bunlar bizi kesecek” paranoyasına duyulan inatla da ilgili bir yönü var.
Yoksa namazı kılmasa kimse adamı görmez ama başını açsa “aaa, daha geçen gün bunun mücadelesini veriyordun, ayıp ayıp” lafını işitmenin ağırlığı var ya, işte bunun erkeklerin baskısıyla, dinle, imanla filan bir alakası yok.
Obli bey,
Bir dakika, Vakit daha eğlencelidir, gerçi Hürriyet de fena sayılmaz ama. Benim sınıflamam şöyle:
Cumhuriyet-Milli Gazete
Hürriyet-Zaman
Milliyet-Yenişafak
Posta, Güneş vs tetikçiler- Vakit
Olmaya ki, hic sormadiniz? Yani, imanini sorgulamak filan baglamina sokmaksizin, kalbi bir sekilde sormadiniz?
Ben, nacizane, alacaginiz cevabin sizi sasirtacagini dusunuyorum.
Buraya ben pek laf etmeyecegim. Bulnet bey ne der, bilemem tabii ki
Iyi de, bu tur sorulara acik cevaplar alabilmek icin, bunlari sizler gibi inancli entellektuellerin sormasi gerekmiyor mu?
Yani, korkulari teyid edici davranmagi akilci bir yontem saymaktan mi bahsediyoruz?
Hmmm.. seye sey surdurtmemek inadi yani..
Iyi de, bunu solcularimiz pekala astilar.
“Biz degistik, liberal olduk” filan diyebilirler onlar da.
Olmaz mi?
Fethi bey,
Yalnız bu iş zannedildiği kadar “başörtüsü sıkıyor, çıkarıp rahatlayıvereyim” işi değil, çocukluktan, tarikatten, aileden gelen sosyalleşme ile ilgili bir tarafı kadar çağdaş, laik ama maalesef odun taifenin “bunlar bizi kesecek” paranoyasına duyulan inatla da ilgili bir yönü var.
Isin komik tarafi kesme isleri olacak olsa kesecek olanlar kadin degil, adamlara da bir kisitlama yok zaten.
Obli bey,
Kadınlara destek olayım tabii, de ne bileyim, benim çevremdekilerin (ve muhtemelen burada yorumculuk yapanların) keyfi yerinde görünüyor, ötekiler için devlet sopa ve kanun yoluyla müdahil olsa iyi olur.
Merak etmissiniz buna ne derim diye. Bir sey demem herhalde. Bir suru iste sopa devreye giriyor simdi bir suru insan tarafindan benimsendigi ima edilen ama genellikle tamami soylenmeyen turdeki liberallikte. Kadinlarin her yerde her saat hemen hemen her isi rahatsiz edilmeden yapabilmeleri demek, buna fiziksel olarak engel olacak olanlarin sopayla sinmdirilmesi demek de olabilir. Ifade ozgurlugu de oyledir uc noktalarda, adam cikar ‘kutsal’ neyse onun aleyhinde atar tutar, bundan dolayi onu linc etmek isteyen de itip kakmak isteyen de sopayi yer.
Fethi beyin kasti bu muydu bilmiyorum tabii.
Bülent bey,
Evet, hakikaten komik ama dikkat edin, birazdan burada “nasıl olur, kadınların bıçak kullanma, kurban kesme konusunda ne engelleri var, kadınların bu kadar da ezilmesine sessiz kalamayız” türü bir tartışma başlayabilir.
Vakit bambaşka bi yerdedir bence. Ama neresi derseniz orasını henüz bulamadım
Örnek:
Vakit yazari Serdar Arseven’in büfeci olayıyla ilgili kaleme aldığı yazı:
“DAYAK YEDİ Mİ, YEMEDİ Mİ?
Şimdi diyeceksiniz ki; “Sebebi ne olursa olsun, adam zabıtadan dayak yedi mi yemedi mi?”
Hemen cevap vereyim: Yedi!..
Efendim; zabıtalar oralarda devriye durumlarındayken… Dükkanın önündeki kaldırımda içki içen bir grup, gecenin bir vaktinde taşkınlık yapıyor…
Bunu gören zabıta da, içki satışı yapan mezkur dükkan sahibine “kapatma saatinin geldiğini” hatırlatınca… Ayyaşlar saldırıya geçiyor!..
Lakin; zabıtalar sert çıkınca, ayyaşlar kaçıyor…
Dükkan sahibi de, müşterilerinin kaçırtılmış olmasının öfkesiyle, acayip laflar ediyor..
Bunlardan biri de; “Allah’ınız gelse kapatamazsınız!” şeklinde!..
Evet, mevzu anlaşıldı sanırım..
Zabıtalar, ayyaşlar ve dükkan sahibi…
Ve sonrasında da… CHP, tabiî!..”
Şimdi bu yoruma ne denir.
Görüntüleri seyredenler için;
büfecinin Allah’ınız gelse kapatamazsınız..diyecek durumu var mıydı? zavallı yediği dayaktan şaşkın ve korkak bi halde değil miydi?
Sağa sola elindeki sopayla vuran zabıtalar azrail gibi adamcağızın başında terör estirmiyorlarmıydı? ve bütün bunlardan bi gazeteci yukarıdaki yorumu nasıl ve neresinden çıkarır?
Bülent bey,
Evet, doğru tahmin etmişsiniz. Misal kadınlara, erkeklere, talebelere, blogculara zorla birşeyler yapmak, dayatmak isteyenlere bir şekilde engel olmak için önce kalple, sonra dille o da sökmezse rahmetli Ziya Paşanın emri mucibince kötekle müdahil olunmasında mahzur olmadığını düşünüyorum. Tabii bu işin özellikle devletle ilgili sıkıntılı tarafları da malum ama ne yapacaksın, saldırgana karşı meşru müdafaa cihadı, mübarek dinimizce de farz kılınmıştır.
Fethi bey,
Ben de tam olarak oyle dusunmustum.
Hmmm..
‘Emri bil maruf’a bir turlu yanasmayan, yan cizen blogculara da Ziya Pasa’nin emrini uygulamak isteyenler olursa ne yapacagiz?
Obli bey, Fethi bey,
[FST] Evet, doğru tahmin etmişsiniz.
[OV] Ben de tam olarak oyle dusunmustum.
Bunu zaten bu islerin ancak seyircilerinin hosuna gidecek tarafini anlatanlar da biliyorlar bence. “Adam dinine peygamberine hakaret edecek ama bir sey yapmaya kalkarsan sopayi sen yiyeceksin” denerek populer olunmuyor, malum.
Obli bey,
Sordum, sorulmaz mı. “Dinin emri kardeşim, kapı gibi ayet var, müslüman kadın tesettürlü olur, başı örtmek de bunun bir cüzü” diyorlar genelde. Yahu o ayet kültürle ilgili, hem sıkmıyor mu yaz günü kafanızı filan dediğimde de “yoo, gayet rahat, altında keten tülbent var fıstık gibi” diyeni kadar “sen kel kafana bak, güneşten yanmışsın, bize akıl vereceğine kafana bir şapka tak” şeklinde azarlayanı da oldu. Yani buradaki endişeli “vah vah, kadınlara kızlara yazık” diyen arkadaşlarımız gibi düşünenine ben rastlamadım. Yalnız epey kısa kollu filan giyen sırf laf söz olmasın diye takanları herhalde bundan istisnadır. Ben üniversiteye başını örtüp girmeye çalışanlardan örnek veriyorum.
Aldığım cevaplardan da şaşırmadım haliyle, beklenen bir durumdu bu. Kafalarını karıştırdım, bak orası doğru ama “seni gidi Yaşar Nuri müridi, bu numaraları yutmayız, git hocana söyle önce Yaşar Okuyan’ın plazmasını versin” dediklerinde ister istemez sadece yutkunabildim.
Canım siz de beni en az beşe katlayacak inançlı bir entellektüelsiniz, tüm yükü benim sırtıma niye sarıyorsunuz? Ben elli yerde soru sorup cevap alıyorum ve durum yukarıda özetlediğim şekildedir. Ben sahadayım, herhalde siz de başı örtülü insanlarla bu minvalde sohbetler ediyorsunuzdur.
Bu bir gerçek. İş yerine göre inatlaşmaya da binebiliyor. Misal siz de, diyelim ben ikna ettim, buradaki aleyhte ciltlerle yazının ardından “yanılmışım, esas olan liberallikmiş, bilemedim, hemen İskoçya’ya gidip Adam Smith’in kabrini ziyaret edeyim, oradan Ankara’ya dönüp Atilla Yayla’dan icazet alayım” demekte herhalde zorlanırsınız. Üstelik sizin kıyafet değiştirme gibi bir durumunuz da yok.
Olur da, işin içinde şu geleneksel yorumlarla tesettürü gerekli kılan ayet olmasa. Solcunun dönmesine ne var, sonuçta kılığını değiştirmesi gerekmiyor. Belki ağzının içine giren kaba Stalin bıyığını komple kesmiştir ama bu da solculuğun kutsal kitabında emre yorulacak bir ayete bağlı değil. Misal Kapital’de “… bıyıklarınızı aşağı doğru uzatınız” yazsa herhalde durum değişirdi.
Bulent bey,
Evet. “Sevdiklerinin acisini gormeyesin” turunden temenniler de sirf bu yuzden o kelimelerle yapilir.
Obli bey,
Marufun ne olduğu malum olsa sorunuzun cevabı kolay da, orası meçhul. Ziya Paşa demişken, tartışmanın geneli için şunlar da uygun görünüyor:
İsnad-ı taassub olunur merd-i gayura,
Dinsizlere tevcih-i reviyyet yeni çıktı.
İslâm imiş devlete, pâ-bend-i terakkî,
Evvel yoğidi, işbu rivayet yeni çıktı
….
Eyvah bu bâziçede bizler yine yandık,
Zîrâ ki ziyân ortada, bilmem ne kazandık
Fethi bey,
Anliyorum. Sayin Basbakanimiz ve yine Sayin Cumhurbaskanimizin su siralarda sIk sIk dile getirdigi “demokratik laik sosyal hukuk devleti” vurgusunu andiriyor sanki..
Hmmmm.. belki benim avantajim, kel olmayisim..
Ama, bahse girerim, ben size bunlari diyenleri –en gec on dakika icinde– “ah kardes, bir bilsen.. bu sicaklarda dunyada cehennem varsa budur” benzeri acilimlara kavusturabilir, hatta bunu kayda bile alabilirim.
Yaw, ben bunu, gunde 5′in rasgele katlari kadar namaz kilip umre ustune hacca da gitmis annem ve dahi her Allahin gunu hatim indiren halama dahi soylettim.. Siz herhalde, ya mikro iklim cinsinden kutup ozellikleri gosteren bir bolgemizde ikamet ediyorsunuz ya da Ismet Pasa milasi duymak acisindan sorunlar yasiyorsunuz…
Hmmm.. Nicin daha once soylemediniz?
Hani, su, ikinci cilt olacak kadar daracik blue-jean’lar giyen ve ‘bu tekstil bobininin icinde disari cikmak isteyen bir kadin var’ dedirtecek kadar kesif parfum surunenlerden bahsettiginizi ben nereden bileyim..
Anliyorum… Tabii ki, bu tur sohbetlerin saglikli gelisebilmesi icin, taraflarin zaman cinsinden tescilli bir samimiyeti olmali.. Yani, bugun ladigi cevabi yarin aleyhte kullanacagi intibaini vermemeli.
Inanc ve paranin kimde oldugu bellim’olur?
Benim temel handikapim, dindar lingosunu yeterince bilmeyisim… O yuzden, soruyu sormak aninda dahi hemen etiketlenmek durumunda kalabiliyorum.
Bunun boyle oldugu yolundaki israrlariniza da ben sasiriyorum..
Bunu teyid etmek icin size yeni bir fetis onermek bana dusmez (cunku, Allah icin, ben de fiilen denemis degilim), dolayisi ile, o hanimlarin giydiklerini bir defaligina siz giyin bakalim ne kadar rahat olacak diye sormuyorum. Fakat, herseyi de fiilen denemek zorunda degiliz herhalde: Azicik gozunuzde canlandirsaniz. yani kendinizi –sicak bir havada– tesettur kiyafeti giymis gibi farzetseniz (empati yapsaniz), cevabinizin farkli olacagini saniyorum.
Etmisligim vardir demek istiyorum. Yoksa, milleti yoldan cevirip bu konulari acmak gibi aliskanligim oldugunu soyleyemem.
Birmingham’a evet ama Edinburg’a yolum dusmedi malesef; o yuzden bu hac firsatini kacirdim. Fakat, Atilla beyden icazet almak konusunu dikkate alabilirim. Benim acimdan hic de sorun olmaz. Cekmecede durur o da. Fakat, mevcut pazar sartlarinda bu icazetin bedeli ne olur sizce? Taksit de yapar mi?
Cercevesi belli olmayan, icerisini de erkeklerin doldurdugu bu tur ‘gerekli’liklere bayilirim.
Resim ve heykel konusundaki yasaklar nedense unutuldu ve herkes hiiic de sorun gormeden TV seyredebiliyor, filmlerdeki ’shower scene’leri kacirmiyor da, kala kala evdeki ‘kasik dusmani’nin bobinajina saplandik kaldik galiba..
Ben de, nedense, fikri aidiyetin kiyafetten daha onemli bir kimlik unsuru oldugunu dusunurdum eskiden –ta ki, siz bunu soyleyip beni irsad edinceye kadar.
Anliyorum. Marka muslumanligi. Evet. Bu onemli bir vazgecilmez.
Tercii-i Bend’i eksik yazmak ‘namaz kilmak haramdir’ demek gibi olmuyor mu?
“zîrâ ki Ziya’n ortada bilmemne kazandık” olarak da okunabilir.
Gevezelik bir yana, Gustaf tayfununun Florida’daki etkisi muthis bir sey..
Fatih beyin muhitine en yakin yerdeki 376 cfs ‘discharge’dan bahsediliyor.
Eger yanlis hesaplamiyorsam, bu, 10,647 m3/saniye demek. [Bunun 10-20 katri kadar daha yuksek olan yerler de var]
Rahmetin bu kadari da fazla..
Allah yardimcisi olsun.
Obli bey,
İkna işi ayrı fakat benim başörtülünün başını açma gibi bir derdim yok. Herkes kendi başının çaresine baksın. Kadına ben ne diyeyim, ne dilerse onu yapar.