İnsanlık Ölmemiş
FST Eylül 3rd, 2008
Başbakana emekli generalleri ziyaret meselesi sorulduğunda şöyle demiş:
”Bildiğiniz gibi savcılığa yapılmış olan bir müracaatla, özel izin neticesinde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) adına Garnizon Komutanı görevlendirilerek, insani amaçlı TSK’dan emekli olmuş iki orgeneral ziyaret edilmiştir. Olayı, insani amaçlı olarak yapılmış olan bir ziyaret olarak değerlendiriyoruz. Bunun için de daha farklı şeyler aramanın yanlış olduğu kanaatindeyim. Öbür tarafta zaten işin yargı süreci devam etmektedir. Bununla ilgili de herhangi bir açıklamada bulunmak doğru değil.”
İnsani amaçlı olmayıp ne olacaktı, paşalara su böreği içinde demir testeresi verip içeriden kaçmaları mı sağlanacaktı, laf işte. İnsani amaçlı ziyaret, hele de birlik ve beraberliğe en fazla ihtiyacımız olan şu mübarek Ramazan ayında gayet isabetli olmuş. Yalnız, emekli bir paşa ziyarette unutulmuş, Veli Küçük, insanlık ölmedi ama o kadar da değil mi deniyor yoksa sadece orgeneral düzeyindekiler için geçerli birşey midir, üzerinde düşünmek lazım.
Eskisi gibi kolay hatirlayamiyorum herseyi –lanet olasi Google cikali beri.
Birisi, kendi kelimeleri ile, bu Pasalarin tam olarak ne ile suclanarak tutuklandigini bana hatirlatsa ne kadar iyi olacak.
Bu Ramazan gunu sevaba girersiniz demek istiyorum.
Bazi sorular dolaniyor ortalikta:
Duymuslugunuz var mi?
Bir ara altmis milyon dolar mi neydi, bir rusvet rakami da tealffuz edildi iddianamede; sonucunu ben duyamadim. Yalanlandi miydi?
Ziyaretlerden derin anlamlar çıkarmak (her iki yönde) anlamsız.Bana göre geç bile kalınmış bir gelişme.Bu bir mesleki dayanışmadır ve kamuda çok yaygındır.Bu kadar üst düzeyde insanlar da olunca sanırım baskı ve yanlış değerlendirme olmasın diye bu kadar geciktirildi.Kaldı ki kesinleşmiş bir mahkumiyet olmadığı için de bir sakıncası yok.Eğer yargıyı etkilemek gibi bir amaç olsa idi mantıken bu kadar beklenilmezdi.Tamamen prosedür ve gelenek icabı bir nezaket ziyareti.Kamunun içini bilmeyenlerin bu ziyareti anlamaları biraz zor.
Bu tarz ‘nezaket ziyaretleri’nin, Genelkurmay’ın bildirisinde geçmeside ‘olağan’ bir durum heralde!
Açıkça ifade ediyor, ‘bu ziyaret TSK adına gerçekleştirilmiştir’ diye.
Terör zanlısı biri ile nasıl bir dayanışma yapılır, anlayan beri gelsin..
Obli bey,
Bu konuda medyaya yansıyan darbe örgütlenmesi dışında işittiğim bir bilgi yok.
Peki sizin tahmininiz nedir? İki koca orgeneral güpegündüz orduevinden muvazzaf subaylar ve savcılarca tutulup götürülüyor, üstelik de Türkiye gibi bir ülkede.
Bir parça da siz sevaba girersiniz diye soruyorum.
Fethi bey,
Cumbur cemaat oturup kalktik ama, goruldugu uzere ortada oyle darbe filan da yok (Hilmi beyin caktirmadan yaptigini saymazsak); zaten gunluklerde de ‘denemek istedik ama ker kime teklif ettiysek adiler yan cizdi; bizim basimiz kel mi, biz de vazgectik’ yaziyor. Yani, hayal kirikliklari ve husran yasamanin suc oldugunu sanmiyorum.
Geriye ne kaliyor?
Teror orgutu?
Iyi de, butun ’suc’ (!) isnadlari bu Pasalarin (Veli Kucuk galiba haric, ama emin degilim) emeklilik oncesine isaret ediyor. Yani, gorevdeyken.
Bu durumda da, ya Kurum suclu, ya da bu Pasalari Askeri Mahkemelerin yargilamasi lazim.
Hadi o olmadi; sucun (!) mahalli Ankara.
Yani, Ankara’daki BasSavciligin uhdesinde yurutulmesi, ve Ankara’daki mahkemelerde gorulmesi gerekiyor..
Bunlarin hic birisini goremiyoruz.
Geriye ne kaliyor?
Iyi saatte olsunlardan gayri?…
Obli Bey,
Basin mensuplarindan Fatih Urek’in durumunu da aydinliga kavusturmalarini rica edin bir zahmet. Adi, buyuk iskenceci diye geciyormus iddianamede. Duydugunda denizdeymis, az daha boguluyormus, çüş artik daha neler demis. Bir de bu baglamda Sibel Can’la Hulya Avsar’dan da bahis ediliyormus anlasilan… Gel de meraktan catlama simdi! (Yoksa savci, sado-masochist falan demek istedi de, bizim adli dilde yeri mi yok bunun?)
Obli bey, bu pasalar icin bir iddianame yok henuz. Insad edilen suc nedir, tutukluluk karari neye gore verildi onu da bilmiyorum ben. ‘Darbe’ degil yalniz, teror orgutu kurmak ile ilgili bir sey.
Burada bizim bilebilecegimiz bir sey yok henuz. Yanlis anlamiyorsam bu insanlar iki sene tutuklu kalabiliyorlar iddianame olmadan.
Bu vesile ile, hele ortada PKK militan sol filan gibi bir sey de olmadigindan, usul/surec ile iligili bir seyler konusulur olur diye umid etmistim bir zaman ama Mustafa Erdogan ve Kursat Bumin (belki birkac kisi daha) haric bu tarafa vurgu yapilmadi. Bir kisim basin sunu da yapmislar bunu da yapmislar istee istee diye haberler yapti, obur kisim nicin bizim istedigimiz gibi konusmuyorsunuz fasizan tavirlilar sizi diye baskalarina catti, bir kisim da malum TSK ses etti/etmedi (iste bugunku hal) ile ugrasti.
Bu insanlarin pasa olmalari benim aklimdaki acidan onemli degil. Yargilamaya baslanmadan iki sene tutuklu tutabiliyor devlet insanlari burada ve biz bundan memnunuz demek ki. Bu ortaya cikti. Yani boyle islere PKK’ya yarar veya asiri solcu sempatizani olarak gorulmeyelim diye korkup ses etmeme durumu yokmus demek ki.
Neyse, su bilgilendirici olabilir:
http://www.aykirihaber.net/wordpress/?p=236
Nihat bey,
Homoseksuel arkadaslarim bagislasinlar, Fatih Urek’ten zerre kadar hazzetmedim ben. Dolayisi ile, elimde imkan olsa bile, kilimi kipirdatmazdim.
Ayni seyi, hem Hulya Avsar hem de Sibel Can icin de, ve de Ibrahim Tatlises icin de rahatlikla soyleyebilirim.
Bunlar, baslangicta fena sayilmasalar bile, zamanla millete sanat adi altinda iskence ettikleri icin, adaletin gec bile tecelli ettigini soyleyebilirim.
Celebi, bizde adalet duygusal isler.
<partial_sarcasm>
Bulent bey,
Walla.. bu konuda benim ciddiye aldigim yegane anlamli aciklama, Mahir Kaynak ve (arti) {ayri ayri} Omer Lutfi Mete ile soylesilerin yapildigi kitapta yatiyor..
Size de anlatmak isterdim, ama, o denli ‘convoluted’ ki, kitabi buraya serh ederek alintilamam lazim.
Size merhametim yuzunden, o kadarini yapamam.
Inanilir gibi degil.
Normal anlilar 1 ila 1.5 sene; digerleri de 2 ila 3 sene arasi hapiste tutulabiliyorlar…
AIHM dahil, baska her konuda her yere basvuran insanlarimiz, nasil olur da, bu sureleri gormezden gelir.
En azindan ben daha yeni yeni idrak ediyorum bu durumu..
Baska ulkelerde, ABD’de Avrupa’da acaba nasildir?
11 Eylul sonrasinda mi degisti hersey?
Obli bey,
Evet, bunlarin dusunulur olmalarini istiyorum ben o yuzden.
Ingiltere 7/7′den ABD 9/11′den sonra bir takim seyleri degistirdi. ABD daha ziyade bir takim insanlari kendi hukuk sistemine sokmadan isler yapiyor (Gitmo) ama kendi vatandaslari icin de ozel statuleri var benim anladigim. Ingiltere dibini cikartti isin oralilarin dediklerine gore. Wikipedia’ya aksetmis kismi su:
http://en.wikipedia.org/wiki/Detention_of_suspects
Bizde uzun tutuklulugun ceza haline gelmesi tehlikesi var ustelik. Her yerde var diyeceksiniz ama burada bir de tutuklulugun devamina karar veren yargi eger acik/kapali iktidar gucunu arkasina almissa dokunulabilinen bir sey degil. Yani fesmakean adalet gorevlisi fenalik yapmistir demek dahi problemli olabiliyor.
Fethi bey daha iyi bilir, LDT’nin bu kanunlarin bir kismini elden gecirmis olmasi lazim. En azindan son dedigim, yani ‘yargiyi etkileme’nin son derece genis tutulmasi icin bir seyler yazmislardir.
Bülent bey,
Belki yapmışlardır ama benim bilgim yok. Bireysel olarak yazanları vardır misal şunu gördüm ilk aramada:
http://eski.stargazete.com/index.asp?haberID=140210
Bu arada LDT demişken, bir ara bahsi geçen Mises’in kitabı Human Action Türkçeye çevrilmiş, editörlüğünü de güvenilir bir iktisatçı Mustafa Acar yapmış, bildirmiş olayım. Tuğla kitaplar serisinden olduğundan biraz kazık. Para bulursam alırım herhalde.
http://www.liberte.com.tr/kitap.asp?asx=dt&km=780
Hmm Fethi bey, bu Ozipek de galiba liberalligi hep anti-TSK ve AKP’yi destekleyen tarafa yontuyor.
‘Iyi cocuklar’ arzu edilen duzende de onemli bir ifade degil, bunu koro halinda cok onemli gostermenin bir manasi yok. TSK basina konusmadan da yargiya o mesaji verir isterse zaten, yani oradaki problem o beyanat degil. 288′lik bir hal var belki, evet, ama gercek anlamda yargiyi etkileme hali o, delili de o soz degil.
Bu tarzi sevmiyorum ben, bu yazari tenzih ederek soyleyeyim (bilmiyorum cunku iki yazisini okudum sadece), boyle boyle isler yapiliyor, sonra bir takim ‘liberal’lerin hanimlari meclise ataniyor, insanlar hakli olarak cirkin buluyorlar olanlari ve fikriyat da vicdanlarda daha bilinmeden maglup oluyor. (Benimsensin derdinde de degilim ben, ama bilinmesinde fayda oldugu acik.)
Mesela Van isinden bahsederken Erdogan’in ayni isi TUSIAD’a yaptigini da yazmak zor olmamali. Yani bu kanunlar sirf malum ‘birileri’nin degil, her etkili guc odaginin elinde tehlikeli. Fikir o. Neyse, hatirlamayanlar icin link buldum:
http://www.birgun.net/actuel_2005_index.php?news_code=1135296421&year=2005&month=12&day=23
Bulent bey,
Buna bir de ‘anti-devlet’ eklerseniz (ki, belki de anti-TSK diyerek onu kasdettiniz), benim Fethi beyle ilgili elestirilerimi ozetlemis olursunuz.
Hmm, yok, Obli bey, ben Fethi beyin devletten belirli bir davranis tarzi bekledigini daha dogrusu arzu ettigini dusunuyorum. Yani onda anti-devlet bir hal gormuyorum (ama benim baskasinda anti-devlet bir hal gormem biraz zor olabilir tabii).
Bulent bey,
Wikipedia’da Turkiye icin, iddianame oncesi (terorle alakali olmayan suclarda) en cok 7.5 gun diyor.
7.5 gun nerde 540 gun nerde?
Verdiginiz linkte soyle diyor:
Daha bes sene once olmus bu.
Bu iktidar tarafindan yani..
Ne diyeyim? Bir sey desem zulf-u yare dokunacak..
Bulent bey,
Touché!..
Obli bey, detayina bakmadim simdi ama Turkiye’de de bu insanlar hakim karsisina cikiyorlar ve hakimin tutuklu kalmalari konusunda ikna olmasi gerekiyor. O 7.5 gun limiti dogru olabilir. Bizim durumda dort gunu gecirmediler hakim karsisina cikartmak icin. Yargilanmaya baslamiyorlar sadece iddianame olmayinca. Dusundugunuz kadar korkunc degil durum yani.
Bir de sunu yazayim ve bu gece bu son olsun:
Terorler Mucadele Kanununda, bir de, mahkeme kararlarinin gizli olacagina dair bir hukum varmis meger.
Herkesi ilgilendiren bir konuda, mahkmem bir carsaf dinleme karari alacak ve bu da gizli olacak… Ustelik, galiba bir de, suresiz gizli.
Allahhallah..
Obli Bey,
Orada “hakim karsisina cikarilma” deniyor… Ben mi yanlis okudum yoksa bu adamlar hic hakim karsisina cikarilmadilar mi?
Yahu guncelleme yapmadan yorum gonderince Bulent Beyin yazdiklarini tekrarlamisim
Burda halen aksam olmadi, ondan herhalde :p
Obli Bey,
“Uniformali insanlarin PKK’lilar ile isbirliginin ortaya cikmasi iyi olur, bunu herkes bilmeli” mi demek istiyorsunuz?
Bence mesele teror ise hic onemli degil. Adamlari iceri tikip cezalarini versinler de, gerisi bos…
Fatih bey,
Ben mi yanlis anladim, siz mi emin degilim.
Bir mahkeme, isim zikretmeksizin, hedef gozetmeksizin, bir dinleme karari aliyor. Kanun da, bu kararin gizli kalmasina izin veriyor…
Kac kisiyi ilgilendiriyor, ne kadar zaman icin alinmis?
Belli degil –cunku gizli.
Kim denetler, kimin haberi olur da nasil denetler bunlari?
Bu iste bir sorun yok mu sizce?
Bunun uniformali birilerinin posulu bir baskalari ile iliskisi ile ilintisi nedir; ne olabilir?
Terorle mucadele tabii ki edilmelidir; ama, butun kamuyu dinlemekle bu olacak sey midir?
Ondan sonra, goruyoruz ki, terorle veya sucla alakasiz ve iki kisi arasinda mahrem olmasi gereken seyler kayda girmis ve gun geliyor bir torba iddianamede ortaya cikiyor..
Bu ihtimalin varligi dahi –kimilerine gore– sucsuz insanlari terorize etmek sayilabilir gibi geliyor bana..
Obli bey,
Bu ihtimalin varligi dahi –kimilerine gore– sucsuz insanlari terorize etmek sayilabilir gibi geliyor bana.
Sadece ’sucsuz’lari degil, ’suclu’lari da terorize etmek hos degil. Terorist miyiz biz?
Dediginiz dogru. Olan isin siyasi boyutundan bagimsiz bir sekilde surecle ve kullanilann yetki/guc ile ilgili konusmanin mumkun oldugu bir ortam olsa burada cok ders var — evvelce calismadiklarimiz konusunda da.
Obli Bey,
Iyi de basini atlayinca garip duruyor tabi…
Bu meselelerde savcilar re’sen harekete geciyor degiller. “Gidip bakayim acaba askerler darbe mi yapiyorlar” falan dedikleri yok. Bu el bombalarinda oldugu gibi bir yerden birseyler onlerine geliyor, sonra bunu ufak ufak buyutuyorlar.
Hatirlarsaniz bu “gizlilik” karari pek bi onemlidir bizim oralarda. Tren devrilir binlerce silah,mermi,top,tufek cikar sonunu ogrenemeyiz… Aselsanda arastirmacilar oldurulur ne olur bilinmez. PKK asker kacirir neden yardima gidilir bilinmez. Hemen bir “gizlilik” patlatilir.
Bu olay da oyle birsey iste. Ozellikle devlet icinde cok iyi yapilanmis gruplara yonelik secilebilecek baska bir secenek benim aklima gelmiyor. Siz biliyorsaniz duymak isterim….
Yani her yerde adami oldugundan suphelendiginiz bir yapiyi cokertmek icin sadece ufak bir grubun bilmesi yeterli oluyor. E onlari da oraya cikarana kadar bir suru testlerden gecirdiklerine! emin oldugumuz icin hic kuskulanmamamiz gerekiyor. Nasil Anayasa mahkemesi uyelerinden suphe edemiyoruz. Aynen oyle…
Bulent Bey,
Siyasi boyutundan bagimsiz bir sekilde Turkiye’de bunun yapilabilecegine ben inanmiyorum. Cunku bu gucu geri alacagindan emin olan bir diger siyasi guc var. AKP kendi kendine bu gucten vazgecmeye calissa bile Anayasa mahkemesinin buna izin verecegine inanmiyorum. Hos AKP’nin de umrunda degil bu tur seyler. Yogurt/sut meselesi.
Bunu da bu konudan bagimsiz olarak genel manada soyluyorum. Bazi demokratik hareketleri AKP (-ki istemiyor oldugu asikar gibi birsey) istese bile yaptirmazlar gibi geliyor bana…
Fatih bey,
Suradaki haberi okur, icindeki linklere de bakarsaniz;
1) Bu yetkinin MIT, Emniyet ve Jandarma’ya verildigini;
2) Suresinin 3 ay oldugunu;
3) Jandarma’ninkinin oyle olup olmadigi cok acik degil, ama diger ikisinin yetki surelerinin otomatik uzatmali oldugunu;
4) Devlet memurlari HARIC, (milletvekilleri dahil) baska herkesin dinlenmesini icerdigini;
goreceksiniz.
Bu durumda, sizin saydiginiz hangi fayda ortaya cikiyor?
Dahasi, istihbarat orgutlerinin faaliyetleri digerlerinden pek de gizli olamaz; hele de uzun sureli faaliyet ise. Dolayisi ile, MIT’e ve Emniyet’e izin verdiginiz takdirde Jandarma’nin bundan mutlaka haberi olur –nitekim de olmustur.
Eminim baska yabanci teskilatlar da bunu biliyordur. [Mahir Kaynak anlatir. Madanoglu cuntasinda uzerinde mikrofon, cunta toplantilarini MIT adina telsizle kaydederken, durumu cuntacilara Rus istihbarati haber vermis. Cunku, Ruslar da MIT’i dinliyormus
]
Diyecegim o ki, bu tur torba kararlar, bence, sizin dediginiz amaclara –resmi sahislarin suc islemesine engel olmaga– yaramazlar. Siradan bir PKK’liyi takip etmege filan belki, ama daha fazlasi icin ayni seyi soyleyemem.
Tek faydasi, hepimizin paranoyak olmasidir –bence.
Obli Bey,
Ben bu konularda kanun koyucularin sinirlamalarina, belgelerin “yasal yollarla” elde edilmis olup olmadigina falan aldirmiyorum. Bunlarin elde edildigi halde mahkemelerde kullanilamamasina da uyuz oluyorum. Benim icin onemli olan bir insanin suclu olup olmamasi. Kafasina silah dayayip yada iskence yaparak bir yakinini tehdit ederek birsey imzalatmadiklari surece umrumda degil adamin isyerine izinsiz girip birsey bulmalari, izinsiz telefon dinlemeleri. Ama birsey bulamazlar ise iste o zaman bu dinleyenlere yada o evi basanlara agir bir sekilde odetilmeli. Bu da benim adalet anlayisim.
Bugune kadar telefonun gorusmelerimin tamamini dinleyenler ancak magazin haberi yazabilirler. Bir tane dava acamazlar hakkimda. Bence korkusu olmayan insanlar bunlari sallamamali. Devletin 70 milyon kisiyi dinleyecek ve bunu okuyup kayda gecirecek teknolojisi yok. Dunyada kimsenin de yok zaten. Bazen oyle kelimler uzerinden falan kayit baslatiyorlar da konusulan seyler suc degilse kim niye gocunur hic anlamam.
Bu gozalti meselesinde ise bizzat su an cok yakin bir arkadasim vesilesi ile baya icli disliyim. Neyi nasil yaptiklarini niye yaptiklarini falan daha iyi anliyorum. Hakim karsisina cikarma/kefalet meselesi konulduktan sonra kimse de gocunmamali.
Ama bu dinlenilen seylerin daha henuz suclu olup olmadigi belli olmadigi halde medyaya yansimasi kabul edilebilecek birsey degil. Bunu sizdiranlari kanun karsisina cikarmak lazim iste.
Paranoyak olmaya gelince “izleseler n’olur, dinleseler n’olur” derseniz alisirsiniz gibime geliyor. Bir de her an “Yaratici” tarafindan izlenildiginin farkinda olan insanlarin bundan gocunmayacaklarini dusunuyorum.
Ama meselenin bir de obur boyutu var. O da kisilerin telefonlarindan baglantilarini kurarak isleri/gorevleri/bilgi verdikleri insanlar gibi baglantilara ulasmak. Askerler, istihbarat calisanlari ve mufettisler icin bunlar tehlikeli olabilir. Yine bu noktada bu bilgilerin yabanci istihbaratlarin eline gecmesi bence kabul edilebilecek birsey degil. Telefon sirketlerinin yabancilara satilmasina da bu yuzden karsi cikmistim vakti zamaninda zaten.
Neyse Bulent Bey’i daha fazla kizdirmayayim aksam aksam. Bu kadar devletcilik yeter
Hem iftar da geldi ufak ufak yol alayim…
Fatih bey,
Godwin’i dogrulasam mi yine acaba? Malzeme yok degil hani.
Paranoyak olmaya gelince “izleseler n’olur, dinleseler n’olur” derseniz alisirsiniz gibime geliyor. Bir de her an “Yaratici” tarafindan izlenildiginin farkinda olan insanlarin bundan gocunmayacaklarini dusunuyorum.
Oyle inananlar sadece takip edildiklerine degil o yaraticinin insanlar ve insanlarin kurumlarinda olmayan ve olamayacak ozellikleri olduguna da inaniyorlar. Ustelik o gucun o ozelligine tahammul etmemek gibi bir secim sansi da yok, cunku ‘ben bunu istemiyorum oyle bakmasin’ denmesi anlamli degil.
Yaratici inancinin dogurdugu veya o inancin kaynagi olan dusunce tarzinin dunyevi islerin ve guclerin tahliline yansimasi, bence, inancli insanlarin hata yapmalarina yol acabilecek bir tehlike. Ortada merkezi bir planlayici, merkezi bir yaptirici olmadan da bazi karmasik ve arzu edilen islerin gerceklesebilecegini tasavvur edilemez hale getirmesi gerekmiyor o inancin. Gerekmiyor ama oyle bir etkisi olabilir. Buyuk olcude serbest piyasalar vasitasiyla veya kulturel alanda hur insanlarin ferdi cabalarinin etkilesimiyle ortaya cikan yapi ve duzenlere teleolojik aciklama getirmeye bir yatkinlik farkediyorum bizde. Belki inancli insanlar olmamizin, bunun ibadet aliskanlarini asan (belki onlardan bagimsiz olarak) ve gundelik hayatimizi etkileyen derecede kapsayici olmasinin bir yan etkisidir oyle dusunmeye yatkin olmamiz. Neyse.
Size kizmak bir tarafa, ben memnun oluyorum ve takdir ediyorum bu konulardaki samimiyetinizi. Bu islerde kucuk/yetkisiz devleti arzu etmek, ozgurlukcu acidan yaklasmak gibi bir mecburiyeti yok insanlarin. Oyle yaklasmayanlarin acikca bunu soylemeleri esas faydali olan. Neyin faydaci acidan ikna edici oldugunu, neyin baska kabullere dayandigini ortaya cikartmak icin de bir vesile olur ozgurlukcu yaklasimlara ters fikirler acikca soylenince. Ben yapabilecek durumda degilim bunlarin hepsini tabii ama ille de ozgurlukcu olunmalidir diye bir tur baski altina girilip konularin bulandirilmalari kimsenin yapamamasini da garanti ediyor asagi yukari.
Fatih bey,
Calisma hayatimda, herhangi bir is goturu vermekten hep cekindim. Verimliligi artirmak ugruna insanlari telef etmek anlamina gelebildigini gordugum icin..
Simdi.. sizin onerdiginiz yontem de bir anlamda ‘isi goturu vermek’ (’goturuvermek’ degil, yanlis anlasilmasin).
Burada sorun, piknikte mantar zehirlenmesinden olenlerin hangilerinin zehirli mantar yedirildigini ogrenmenin zorlugu ya da imkansizligi..
Sapla samanin karismasi cok kolay demek istiyorum.
Terorizm denen ortulu ve dusuk yogunluklu savas metodunun asimetrik avatajlardan istifade ettigini hepimiz biliyoruz. Dolayisi ile, zor bir mucadeledir.
Ama, devletin siradan birey karsisinda da cok asimetrik bir guc teskil ettigi de malum; devlete bu asimetriyi cok daha artiracak yetkiler vermek, vatandasi devletten alienate etmek (sogutmak, uzaklastirmak) anlamina gelebilir –gelir, bence.
Bu da, nihai analizde, bu yetkileri vermek yoluyla korumak kollamak istedigimiz herseyi berhava etmenin altyapisini kurmak anlamina geliyor.
Sonuclari, kisa donemde faydali olsa da, uzun vadede zararli olur demek istiyorum.
Bulent bey,
Ben bunu pek de sasirtici bulmuyorum. Insanin fitratinda var bu. Sebep-sonuc iliskisini kurmakta zorlandigi, nasil isledigini anlayamadigi, karmasik sistemeleri, insanoglu cok eski tarihlerden beri uhrevi manalar yuklemistir.
‘Piyasanin gizli eli’ kadar ‘devlet’ de ayni sekilde kutsanabilir ve tarihte kutsanmistir, malum.
Hesaplanmasi zor olan bir konu bu ve Fatih beyin baktigi yeri de pekala anlayabiliyorum. Ozgurlukcu bakista temel sorun, neredeyse butun oyuncularin oyunun onceden belirlenmesi imkansiz olan kurallara eksiksiz uymalarini saglamak. Sirf bunu takip etmek, monitor etmek, cok pahali bir sey –maddi acidan degilse bile zihin prosesi acisindan.
Onun yerine, deus ex machina misali, “madem kurallarin tamami onceden belirlenemiyor –ve, her adimda kural olusturmak cok zaman kaybettirici ve pahali olabiliyor–, birakalim bir makam/mevki kurallari kendisi olustursun, bize sormasina ya da bildirmesine gerek olmasin (bizi mesgul etmesin)” demek daha verimli bir prosesi takip etmek anlamina gelebiliyor.
Eger bu makam/mevki anne gibi, baba gibi, Allah gibi, kendi cikarini gozetmeden ‘dover de sever de’ davranabilse, buna emin olsak/olabilsek, bence de ideali budur.
Ama, ben emin olamiyorum.
Onlar da insan. Ben de.
Benim zaaflarim varsa onlarin da vardir ve korkutucu olan da budur benim baktigim yerden.
O yuzden, denetlenebilir olmasini arzu ediyorum.
[Bir de, carsaf dinleme sozkonusu oldugunda, ilgili mahkemenin hepimizi ilgilendire(bile)n bir karar aldigini varsaymak durumundayiz. Bu durumda, mahkeme, aldigi karari muhataplarina teblig etmelidir. Muhataplari da herkestir. Bu da, o kararin artik gizli olamayacagi anlamina gelir.]
Bülent bey,
Öyle ama o lafın arkasından savcının anasından doğduğuna pişman edilmesi hali de var.
AKP taraftarlığı yahut karşıtlığında denge bulmaya çalışmak yerine tek tek olaylara odaklanmak daha makul olabilir. Bekir Özipek de buna yakın bir noktadadır. TSK karşıtlığı ise TSK’nın yerini bilmemesi ve kabarık suç dosyası ile ilgili bir refleks olabilir.
Ergenekon’u önemsizleştirme korosuna karşı Ergenekon’u önemseme korosu var, herhalde mantıklı olan sonucu belli olana kadar ‘konuyu önemseyelim’ demektir.
Ha, tüh keşke darbe olaydı, benim işime geliyordu deniyorsa o ayrı.
Ertuğrul Özkök kıvraklığında bir başbakanımız var. Ne mutlu bize
Evet, bir de Veli Paşa tarafını açıklasa iyiymiş insani ziyaretin.
Ben de, vejeteryen olmayan insanlarin, kurban kesilirken neden aniden insancil (hayvancil) kesildiklerini pek anlayamam..
O iste cok fazla anlamsizlik var…
Iki assubayin o eylemi yaptigina aniden nasil emin oluyoruz; hemen o anda nasil MedTV orada oluyor.. ve daha baska bir suru soru var ortada.
Ardindan, savcinin nasil oluyor da, bu sorulari sormaksizin oyle bir iddianame hazirlayabildigi apayri bir sorudur –sanki, savci kasitli olarak (oradan alinmak icin) boyle bir sey kaleme almis gibidir.
Oradan alinmak isteyebilir, ama meslekten men edilmegi hesaplamis oldugunu sanmiyorum. Onu meslekten el cektiren kimlerdir ve niye?
Bunu Gn Kur’un istedigini (emrettigini) bana birisinin ikna edecek sekilde aciklamasi lazim –cunku, bunun sonucunda elde edilen sey Gn Kur.un aleyhine oldu.
Madem Gn Kur bu kadar kuvvetliydi, Ergenekon savcisinin defterini de pekala durebilirdi; ama tesebbus bile etmedi.
Halbuki, en azindan iki orgeneral icin de “tanirim, sevigim saydigim abilerimdir” diyebilirdi Buyukanit.
Dememistir.
Iki astsubaydan iki orgeneral daha az kiymetli degil ise, bu Semdinli isinde biraz fazla anlamsizlik vardir bence.
Obli bey,
Emin olunamıyor zaten, birtakım deliller var, krokiler haritalar vs. üstelik bombalama sonrası aynı Med TV ekibi gibi onlar da ne hikmetse oradalar.
Güç o zamanlar tabiri caizse yeşillerin eline geçmemiş olduğundan olabilir. Cumhurbaşkanı, YÖK, şimdi içeride olan taife filan epey gürültü yapıp bilgi kirliliği yapabiliyorlardı. Şimdi ise Hürriyet gazetesi (ki o da Doğan’ın işine geldikçe) dışında imkan kalmadı.
Bir de şu olabilir, iki emekli general hakikaten ciddi deliller sebebiyle içeridedir, zaten aksini düşünmek mümkün değil.
Fethi bey,
Bu konuyu en iyi aciklayanlardan birisi Omer Lutfi Mete oldu benim icin..
Istihbaratci argosunda ‘aslan avi’ denen bir oyuna gelmis bizimkiler.. Oyle pis bir oyun ki, oyundan cikmak icin, elinizde akli basinda sorular sorabilen bir basin olmasi gerekiyor.
Fakat, bizde o yok. Basin ve aydinlarimiz angaje olmuslar. Birbirlerinin ve TSK uzerinden devletin ipini cekmek icin firsat kolluyorlar.
Neyse. ‘Aslan Avi’nin ne oldugunu, ve Semdinli’de nasil tezgahlandigini merak ediyorsaniz, kitabi okumaniz lazim.
Bilgi kirliligini yukarida saydiginiz her bir kurum ve kisi yapti aslinda… Karisinin orospulugu cekilen adamin “yahu, ben evli bile degilim” demesine de firsat verilmedi.
Buyukanit’in o gunlerde elinde ne gibi bir guc yoktu da simdiki Gn Kur Bsk.inin var?
Tek sorun, Buyukanit’in o donemdeki bosbogazligi idi –’tanirim, iyi cocuktur’ diyerek tuzagin ortasina basti. Ve, percemine kadar da durduk yerde boxa batti.
Ben, keske, sizin kadar emin olabilsem.
O derece ciddi deliller olacak olsaydi, bu iki orgeneral hic mahkemeye cikarilmaksizin trafik kazasi ya da kalp kirizi sonucu aramizdan ayrilir ve Ankara’nin 3 girisine birakilirlardi. O tur ciddi seylerin raconu odur.
Yoksa, devlet sirlarina her sekliyle ve seviyesiyle vakif insanlari, gorevleri sirasinda yaptiklari icin (zimmetine para gecirmek filan gibi dandik ve yuzkizartici muhtelif suclar haric), bildik mahkemelerde yargilamak aliskanligi baska hicbir yerde yoktur.
Ya divan-i harp; ya da kul eliyle hizlandirilmis acili bir ecel –Mehmet Ozbay’a veya Cem Ersever’e reva gorulen gibi..
Obli bey,
Tek sorun, Buyukanit’in o donemdeki bosbogazligi idi –’tanirim, iyi cocuktur’ diyerek tuzagin ortasina basti. Ve, percemine kadar da durduk yerde boxa batti.
Bana da hep oyle gelmistir o. Bu acidan Ulusalci denen guruhtan birinin mustehzi bir ifade ile ‘BOP esbaskani, kih kih kih’ demesi ile artik ne isim verecegimi sasirdigim guruhtan birinin ‘iyi cocuklar, kih kih kih’ etmesi arasinda fark yok galiba. Bunlar hep bir seyler demek o tribunlere, arkalari da aslinda tribun durumundan bagimsiz olarak bos degil. Acikca anlatilmalarinda konjonktur ne olursa olsun fayda olan kavramlara bu tribun isleri ister istemez karisinca, fikirlerin ortaya konulabilmesi acisindan pek hos olmuyor tabii.
O savci nedir, neydi, ne ise yarardi bilemem ben. Bilemem cunku bilmemin yolu olabilecek olan iki mahkeme de gorulemedi. Ilki yine uzun tutuklamali Van rektoru davasi, ikincisi bu Semdinli davasi. Eger ’surec’ bizim icin onemliyse bunlarin ikisi de aslinda olacak gibi degiller. Ilki icin konusmak isin icindeki kurumlar ve orgutler TSK ve PKK olmadigi icin daha kolay elbette. Ustelik yargiya etki saibesi orada da oldugu gibi, sopa olarak kullanilan 288′in ornegi de var (linki verdim).
Bir de bu liberallik veya hukuk devleti filan baglaminda konusmak lazimdir diyoruz ama ortada hakikaten bunlari isteyen kimse pek yok. Ben o tarzin tesisi ve muhafazasi icin cogunluk arzusu olmasi gerektigini dusunmuyorum ama cogunlugun bunlarin aksi istikamatinde yapilan islere riza gostermesi ve hatta destek olmasinin bu kadar kolay saglanabilmesi o noktalara varmak icin yola dahi cikilmasina engel olabiliyor.
Bulent bey,
Semdinli davasinin neden gorulemedigi konusu digerinden kolay bir mesele benim baktigim yerden:
Mevcut hukugumuza gore, anladigim ve bildigim kadariyla, gorevi geregi isledigi suc ve kabahatler sozkonusu oldugunda, askeri personel askeri mahkemelerde yargilaniyor.
Bu mahkemeler, sivillerden biraz daha farkli. Motamot kanunlari uygulamak zorunda degiller bazi hallerde; kurumsal tufaya dususleri dikkate alarak personelin kabahatinin olmadigina karar verebiliyorlar; ki, bu spesifik vak’ada bunun yapildigini dusunuyorum.
Van Uni. Rektoru konusunu, samimi kanaatim, hic anlamis degilim. Cok fazla da detaylarini inceleyebilmis degilim ayrica.
Rektorun, o kadar hizla, derdest edilmesinin aciklanmayan onemli bir gerekcesi oldugunu tahmin etmekten baska aklima bir sey gelmiyor. Yani, bir cesit hikmet-i hukumet jokeri kullanilmis olmali diyorum.
Ama, daha fazlasini bilmyorum.
Liberallik konusuna gelince:
Liberalligi onemli kilmak icin, Civilisation Game’de, hangi safhalar gecmis olmak gerektigini analitik olarak incelemek gerektgini dusunuyorum.
O safhalar her ne ise, bizim oralara gelmedigimizi dusunuyorum. Ama, ne olduklarini da tadat edemem.
Obli bey,
Liberalligi onemli kilmak icin, Civilisation Game’de, hangi safhalar gecmis olmak gerektigini analitik olarak incelemek gerektgini dusunuyorum.
O safhalar her ne ise, bizim oralara gelmedigimizi dusunuyorum. Ama, ne olduklarini da tadat edemem.
Bu dedikleriniz bana da dogru gozuktu. Tamamen katiliyorum diyemiyorum cunku kabaca ayni cizgi uzerinde ve ayni istikamette gelisme gibi bir onkabul de olabilir dediklerinizde. Ben o onkabul dogru mudur onu dahi tartamiyorum.