'Bürokrasi' Arşivi

Depo

FST 7 Mayıs 2008

depo1.jpgTRT ile ilgili bir kanun mu çıkacakmış, tam anladığımdan değil de, güya TRT çalışanlarının bir kısmı Kültür Bakanlığına geçecekmiş bir sürü laf ediliyor. “TRT emekçisi hakkını arar” türü zırvalamalar yanında bugün Kültür Bakanlığından bir yetkilinin açıklamasına rastladım:

Güzel Sanatlar Genel Müdürü Mustafa Atalar, .[…] Meclis Genel Kurulu’nda bu hafta görüşülecek TRT Kanunu’nda değişiklik yapan ve 425 sanatçının Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredilmesini öngören tartışmalı yasa tasarısına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Güzel Sanatların eğitimden, kaynak ve mekana kadar pek çok sorunu olduğunu belirten Atalar, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı bin 400 sanatçının olduğunu, Devlet Opera ve Balesi ve Devlet Tiyatrosu sanatçılarıyla birlikte bu rakamın 5 bine çıktığını kaydetti. Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nün en az bütçesi olan genel müdürlüklerden biri olduğuna da dikkat çeken Atalar, “Bu nedenle biz de en büyük sorun kaynak, gelecek sanatçılara hatta güzel sanatların geneline kaynak yaratmak gerek. Bizim kendi bir yapımız var, o yapı tamamen bozulacak. Bizim sanatçıya ihtiyacımız yok. 425 sanatçıyı nereye koyacağım? Gelecek sanatçıları çalıştırmak bir yana depolayacağım bir yer bile yok. Genel Müdürlüğümüzün çoğu koro ve topluluklarının kendi konser salonları, prova salonları, idari mekanları bile yok” diye konuştu.

Haberin devamında bir sürü mevzuat lafı var, anlamsız, lüzumsuz memurluk halleri. Öncelikle basit bir hesap yaptım, TRT’den gelecek 425 sanatkar, 1400 de güzel sanatlarda, etti 1825 sanatçı. Opera ve Balecilerle 5000 oluyorsa, 3125 balerin, operet vs. var demektir. İlginç, demek Devletin Sanatçılarının bir kısmı TRT, bir kısmı kültür bakanlığında çalıp söylüyormuş. konuya dönersek, yer konusu niye dert ediliyor onu anlamadım. Bir defa bu “sanatçıların” çoğu zaten bankamatikçi değil mi? TRT sanatçısının sabah 8 akşam 5 gelip masada oturacak hali yok ya. Ayda çift maaş, ikramiye, ıvır zıvırla 3-4.000 papel götürüyorlardır, bunların ‘depoları’ evleri, Ankara’nın kafeleri filan olmalı. Tiyatrocular zaten düşeş, dizilerde filan oynuyorlar.

Sonra şu haberdeki garipliğe bakın. Genel Müdür kanun yapanları eleştirmeye cüret ediyor. Kafaya takmamak lazım böyle şeyleri, sana götür de evinde barındır mı diyorlar? Memursun otur işine bak, sana ne TRT onu yapmış, Kültür bunu yapmış. Üzerine vazife olmayan işe karışma. Amirin olan devlet sana “425 sanatçı gönderiyorum” dedi mi alacaksın, öyle medyaya beyanat vermek filan haddine değil. Hayret bir vaka.

Bu arada TRT genel müdürü triple maaşlıymış, laf arasında onu da hatırlatayım, Allah bereket versin. Herhalde aylık 20.000 kağıt götürüyordur.

Popularity: 14% [?]

Uçan Top

FST 6 Mayıs 2008

voleybol11.jpgTürk Dil Kurumu yabancı dilden geçen kelimeler için karşılık uydurmuş, eskiden beri tutmuş birçok kelime için gülünç şeyler öneriyorlar. Haberde şöyle deniyor:

TDK Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, bir konferans için geldiği Adana’da, medya çalışanları için bastırılan 50 bin kitapçılığın dağıtımını Anadolu Ajansı Adana Bölge Müdürlüğünde başlattı.

Eklemeli bir dil olan Türkçenin diğer dillerin yaşadığı sorunlardan fazlasını yaşadığını belirten Akalın, “Yabancı kökenli sözcüklerin özgün biçimleriyle yazılıp özgün biçimleriyle okunmaları ve Türkçe eklerin de İngilizcedeki özgün söylenişe göre getirilmesi pek çok soruna yol açıyor” dedi.

Akalın, çok fazla yabancı kelime kullanımının zaman içinde o sözlerin Türkçe karşılığının bile unutulmasına yol açtığına dikkati çekerek, “Örneğin, son yıllarda çok sık kullanılan trend sözünün Türkçede eğilim, yönelim, yönelme, doğrultu, gelişme yönü, tarz gibi tam 56 karşılığı var” diye konuştu.

KILAVUZDAN ÖRNEKLER
Bu arada kılavuzda, basketbola “sepet topu”, voleybola “uçan top”, avansa “öndelik”, banknota “kağıt para”, asparagasa “uydurma”, aspiratöre “emmeç”, fabrikaya “üretimevi”, zappinge “geçgeç”, etiğe “töre bilimi” denilmesi öngörülüyor.

Kılavuza göre, iletişim araçlarında sıkça kullanılan ve Türkçe karşılığı bulunan diğer yabancı sözcüklerden bazıları şöyle: Afiş “ası”, ajanda “andaç”, aktivite “etkinlik”, aktüel “güncel”, amblem “belirtke”, ambulans “cankurtaran”, amortisman “yıpranma payı”, anarşi “kargaşa”, arşiv “belgelik”, atölye “işlik”, türbülans “burgaç”, badminton “tüytop”, bypas “köprüleme”, otizm “içeyöneliklik, ipotek “tutu”, fuel oil “yağ yakıt”, garanti “güvence”, depozito “güvence akçesi”, fitness “sağlıklı yaşam”, finanse “akçalanmış”, first lady “başbayan”, CD “yoğun disk”, terörist “yıldırıcı”, idealist “ülkücü”.

Bunlar adam olmaz, devlet memuruna kelime uydurma görevi ver anca bunu becerir. Laflara bak, akçalanmış nedir yahu? Osmanlı dönemi mi bu akça filan? Başbayan, yıldırıcı da tam olmuş. Kırk yıllık fabrikanın kabahati nedir arkadaş, bu adamlarda hiç mi fikir yok. Tutu da ipotek imiş, Afrika kabilesi adına benzemiş. Bir iki deneme yapalım:

İdealist gençler uçak türbülansa girdiğinde terörist saldırısına uğradı.

Ülkücü gençler uçak burgaça girdiğinde yıldırıcı saldırısına uğradı.

Fabrikanın amblemi için afiş hazırlamak üzere ajandama aldığım nota bakarken, geçenlerde depozitosunu ödemediğim ve borçla finanse ettiğim aspiratör aklıma geldi.

Üretimevi belirtkesi için ası hazırlamak üzere andaçıma aldığım nota bakarken geçenlerde güvence akçesi ödemediğim ve borçla akçaladığım emmeç aklıma geldi.

Uzun lafın kısası, lütfen bizi rahat bırakın, kelime filan da uydurmayın, yoksa eskilerden Ercüment Menemen’in dediği hepinizin anasını betimleyeceğim. Uçan top neymiş, yakan top gibi.

Bir de şiir aktaralım eski yazılardan, tam olsun:

Yoğurtlu Turşu

Toplum ağacında ham betiklerin
Buruk lezzetinden tatmayan bilmez
Düşsel anıların, kör yitiklerin
Küflü gölgesinde yatmayan bilmez

Şişerken mutluluk salatasından;
Usumuz döküldü ayran tasından
Tutuk sevilerin üç ortasından
Havucu çorbaya katmayan bilmez

Ulusal sevinge söylevleri hiç
Yaşamlar hörgüçlü, koşullar tüm piç
Yığınla sözcükten çıkmaz bir kerpiç
Yılanı koynunda tutmayan bilmez

Çabalar armutça düşerken daldan
Yapıtlar dumanca tüttü kavaldan
İki kez, dört sanı, altı çuvaldan
Bir giz var kargaca ötmeyen bilmez

Özgürlük evrende koşturur atı
Bir ettik yoğunu, yalını, saltı;
Yeni tilciklerin yediği haltı
Yır denen kazıktan yutmayan bilmez

A. Karakoç

Popularity: 18% [?]

Bir Lisan Bir İnsan

FST 3 Mayıs 2008

baskan.jpgDikkat ediyorum, son zamanlarda ülke sathında İngilizceye dönük bir merak var. Hemen her kesimde bir heves, heyecan, coşku hissediliyor. Misal, Türk milli takımı teknik direktörü yanında tercüman olduğu halde mesajını bizzat iletebilmek için gazetecilere “İngilizce mi istersiniz İtalyanca mı” diye sorduktan sonra, dünya dilbilim tarihine altın sayfayla yazılacak edebi bir metin ortaya çıkarıyor. Tabii kendisinin psikoloji tarihine megalomanlık, rahatlık ve cesaretin üst sınırı ile ilgili bir tez konusu olarak yazılması şimdilik ilgi alanımız dışında kalıyor. Yine “İngiltere’de yüksek lisans yapan” ve genç yaşında çok iyi ingilizce bildiği söylenen hanım bir milletvekilimizin mecliste 301. madde görüşmesinde dil bilmez bir vekile çeşitli kaynak eserler vasıtasıyla dil dersi vermesi hepimiz tarafından memnuniyetle karşılanmış “aferin, bak vekil olmuş ama eğitimi ihmal etmiyor” şeklinde takdirimizi toplamıştı. Meğer dil eğitiminin önemini Diyanet teşkilatı da kavramış, haberimiz olmamış. Birsürü boş lafla birlikte bakın haberde ne deniyor:

[…] ABD, MÜSLÜMANLIĞI DİĞER ÜLKELERDEN TANIDI”

Türkiye’nin birikiminin, özgün dindarlığının ve yapısının Amerika’da fazla bilinmediğini belirten Bardakoğlu, “Amerika İslamı, Müslümanlığı daha çok diğer ülkelerin orada bulunan temsilcilerinden tanıdı” dedi. Bardakoğlu, Columbia, Katolik ve Harward üniversitelerinde yaptığı konuşmalarda, gerek Osmanlı’da gerek Türkiye Cumhuriyeti’nde Müslüman, Hristiyan ve Yahudilerin diyalog, hoşgörü, birlik ve beraberlik içinde bir arada yaşadığını anlattığını söyledi. Ali Bardakoğlu, konuşmalarında Türkiye’nin demokrasiyi, laikliği, modernliği ve dindarlığı barış ve uyum içinde bir arada yaşattığını vurguladığını ifade etti.

[…]DİN GÖREVLİLERİ DİL EĞİTİMİ İÇİN ABD’YE GİDECEK

Din görevlilerini, dil eğitimi için ABD’ye göndermeyi istediklerini anlatan Bardakoğlu, “Kültür Merkezini yaptıktan sonra her yıl 15-20 din görevlimizi Amerika’ya gönderip orada dil eğitimi almasını, oranın kültürünü tanımasını lisansüstü eğitim yapmasını planlıyoruz” dedi.

Amerikada yaşayan Türklerin çocuklarını da Türkiye’ye getirtip ilahiyat eğitimi vereceklerini belirten Bardakoğlu, ABD’deki din görevlisi sıkıntısını da bu şekilde gidermeyi hedeflediklerini bildirdi. Bu projenin önemine dikkati çeken Bardakoğlu, şunları kaydetti:

Avrupa’daki soydaşlarımızın çocuklarını Türkiye’deki ilahiyatlarda okutmamız fevkalade önemli bir projedir. Bunun kapsamını Amerika için de düşünüyoruz. Bu projeyi geliştirebilirsek böylece oradaki Türk toplumuna kendi içlerinden yetişmiş Türkiye’de eğitim almış oranın kültürünü bilen ama Türkiye’nin ilahiyat fakültelerinde eğitim almış ve bizim tarzımızda din hizmeti sunan ehil eller yetiştirmeyi düşünüyoruz.’ Harward’da Amerika Din Özgürlükleri Üst Komisyonu’ndan bir üye ile görüştüğünü de anlatan Bardakoğlu, “Türkiye’deki din özgürlüklerini konuştuk. İnşallah önyargıların azalması açısından faydası olmuştur. Hristiyanların, Protestanların yaşadıkları yerde kilise açmalarının tabii bir durum olduğunu ve buna destek verdiğimizi, hiçbir zaman din özgürlüklerine karşı olmadığımızı söyledik” dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Kutlu doğum vesilesiyle ABD’yi gezip geldi ama boş dönmemiş anlaşılan. Yazının tümünü okursanız bir insanın bu kadar lüzumsuz fikri nasıl edip de bir araya getirebildiği konusunda şaşkına dönersiniz. Herhalde yapacak işi olmayınca TCDD çalışanları gibi fikir üretiyor başkan. Harvard Üniversitesinde söylediklerine de Harvardlı akademisyen ve öğrenciler epey gülmüşlerdir. Tabii mahcup etmemek için yüzüne güldüklerini zannetmiyorum. Meğer Türkiye’de Müslüman Hristiyan Yahudi mutlu bir şekilde yaşıyormuş. Varlık vergisi, mübadele, 6-7 Eylül olayları, rahip, kitapçı cinayetleri, misyoner paranoyaklığı, Ruhban okulu manyaklığı, Patriklik aleyhindeki yaygara, Hrant Dink’in katli vs. herhalde Türkiye’den görünmüyor. Ha, unutmadan, Türkiye’de demokrasi, laiklik, modernlik şu bu bir arada imiş. Herhalde 1923-1946 arası tek parti demokrasisi, hard ve soft 8-10 askeri müdahale, bürokratik despotizm, ve sürekli kutuplaşma içinde bir birlik beraberlikten söz ediyor.

Yahu sayın başkan, sen işine bak, Kutlu Doğum adına gitmişsin, konuyla ilgili mesaj ver, mesela “Utah Jazz- Houston Rockets” play off serisinin Kutlu doğuma yakışır bir şekilde sonuçlanmasını dilerim, filan de. Türkiye’ninİslam modelini ABD’ye satmaya kalkayım derken bir alay gereksiz söz sıralamışsın. Şu lafa bak “bizim tarzımızda hizmet sunan ehil eller”. Yahu sizin tarzınızı bilmez miyiz, daha bugün Cuma namazında gençten sakalı yeni çıkmış bir oğlan namaz kıldırdı, hutbe okurken cemaatçe uyuduk, yarım yamalak “Vergi ödemek kutsaldır” gibi şeyler aklımda kalmış. Bir de caminin ıvır zıvırı için para istedi. İkinci safta da mahallenin delisi vardı, milleti taciz edip durdu. İşte senin ABD’ye model olarak sunacağın ehil eller bunlar. Hayret birşey. Ağzımı açtıracak şimdi. Kapatın gitsin şu camileri vatandaş biraz huzur bulsun diyeceğim millet başıma üşüşecek.

Türkiye’deki din özgürlüğünü de konuşmuş. Allah Allah, demek ki olmayan şeyler üzerine bir sohbet olmuş. Türkiye’de din özgürlüğü nedir, ben devletin izin verdiklerinin belli sınırlar içinde mecburen yapılması dışında bir özgürlük bilmiyorum. Diyanet İşleri Dini dışına çıkmak Türkiye’de suç teşkil eder. CHP destekli Alevilik semahı, kültürel bir hoşluk olan Mevlevilik seması gibi şeyler hariç herşey yeraltında yürür.

Sonra yılda şu kadar adam ABD’ye gidecek, ingilizce öğrenecekmiş. Tabii para bol, yahu hocam masraf etmeyin, oraya ayıracağınız parayı Özlem Türköne ile Fatih Terim’e verin, TBMM genel kurulunda 15-20 değil binlerce imama dil öğretirler. Nasıl olsa Fatih hoca aylarca boş, sadece milli maçlar döneminde 2-3 saat çalışıyor, Özlem hanım ise 4 yıl boyunca boş.

İmamlar şimdi AKP sayesinde diğer devlet dairelerine kayıyor, boşalan yerlere göz mü diksek, maaşları da epey yükseldi kerataların. Bir de oto galerisi açtık mıydı, değmeyin keyfe.

Popularity: 13% [?]

Din ve Devlet İşleri

FST 2 Mayıs 2008

hac.jpgDiyanet İşleri Başkanlığının nasıl bir ahtapot olduğu konusunda sürekli etrafımızda gördüğümüz bir örneği, işin içinden birileri detaylıca deşifre etmiş. Diyanet İşleri Başkanlığının Hac üzerinden nasıl ekonomik ranta kapı açtığı, devlet memurlarının asttan üste buradan nasıl nemalandığı, piyasanın nasıl kapatıldığı, zorba bir mekanizmanın nasıl devlet eliyle yürütüldüğü güzelce açıklanmış. Uyarıyorum; Diyanet Aleviler, Sünniler filan gibi uyduruk sebeplerden değil, ekonomik gerekçelerle tehlikelidir, tez elden kaldırılmalı, tırnakları sökülmelidir. AKP içindeki muhafazakarların bir de Diyanetle imtihanı gerekiyor, kendini islamcı zanneden birçok saf vatandaş diyanete ve yanlış işlerine toz kondurmaz. Diyanet en az TRT kadar zararlı bir kurumdur, vatandaşın dini inançları istismar edilerek ekonomik çıkar sağlanıyor, bilmeyen haberdar olsun. Açıklama şöyle:

Devamı »

Popularity: 16% [?]

Suç ve Ceza

FST 1 Mayıs 2008

dunyanin-en-aci-biberi.jpgGeçenlerde öğretmen döven bir veliden ilhamla “Gayri devletten ümit kesilmiştir, gün bu gündür, derhal okul takip timleri teşkil edip ilkokulda öğrencilere eziyet eden öğretmenlere, onları ısırmayan müdür, il müdürü, müfettiş, bakan gibi diğer hemcinslerine tüm Türk İslam aleminin yüreğini soğutacak bir meydan dayağı atmak her vatandaşın boynuna borçtur” demiştim. Fakat sesime tepki alamadım, sadece bireysel yakaladığım 3 öğretmeni dövmesem de ettiğim laflarla yerin dibine geçirdim, adamlar benim deli olduğumu düşünüp uzaklaşmasalar işin boyutu da değişebilirdi. Ekip çalışması sürecimiz devam edecek ama kinimizi bilememize yardımcı olacak yeni bir haber var, ibretle okuyalım:

Antalya’daki Aksu İlköğretim Okulu sınıf öğretmeni Kadir Çelbiş, birinci sınıf öğrencilerinin ağzına acı biber sürünce, Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından 1 yıl kademe durdurma cezasına çarptırılıp okulu değiştirildi.

Ev hanımı Ayşe Kırışık, birinci sınıfa giden kızı Emine’nin ağzının kızarık olduğunu ve acı içinde eve döndüğünü fark etti. Kırışık, sınıf öğretmeni Kadir Çelbiş’in (42) yaramazlık yaptığı gerekçesiyle kızının ağzına acı biber sürdüğünü öğrenince çılgına döndü. Antalya Milli Eğitim Müdürlüğü’ne şikayet dilekçesi veren Ayşe Kırışık, daha önce de bir öğrenciyi dolaba kapattığı iddia edilen Kadir Çelbiş’in ceket cebinde taşıdığı ve çok acı olan biberleri öğrencilerin ağzına sürdüğünü, acıyla bağıran öğrencileri yeniden biber sürmekle tehdit ettiğini belirterek cezalandırılmasını istedi. Müfettiş soruşturmasında Çelbiş’in, öğrencilerin ağzına acı biber sürdüğü belirlendi. Bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulmasına karar verilen Çelbiş, Aksu’dan Gaziler Köyü’ndeki Gaziler İlköğretim Okulu’na atandı. Kadir Çelbiş’in Aksu İlköğretim Okulu’nda görev yaptığı sırada kendi sevk kağıdını imzalayarak evrakta sahtecilik yaptığı da belirlenmiş ve hakkında soruşturma başlatılmıştı.

Bakın adamın okulu da belli. Yok mu Antalya bölgesinde ikamet eden bir yurtsever kardeşimiz? Cezaya bak, kademe ilerlemesi durmuş, filanca okula görevlendirilmiş. Böyle ceza mı olur, herife ödül verilmiş. Bir yıl kademe ilerleme durdurma karşılığında bu adamın kıçına acı biber doldurmak şart değil mi? Hatta iyi bir sopa da çekelim, en fazla üstüne bir kınama yazarlar. Bu arada artan biberlerden birer avuç da şu yorumu yapanlarda kullanmak lazım:

Bulut KIRIM 01/05/2008 - 10:41
Onu yapma bunu yapma nasıl disiplin sağlayacak bu öğretmenler.

Metin BAŞPINAR 01/05/2008 - 10:08
Cezalandırma şekli yanlış tamam da;Öğrencilerin hiç mi suçları yok?..OÖyleleri var ki;evden aldığı destek ile adeta öğretmene kafa tutmaktadır o küçük yaşlarına rağmen!. Öğretmenin de günün olay ve streslerine bir de bu haşarıların yaramazlıkları eklenirse?.. Öğretmene hak vermemek elde mi?…

‘Onu yapma bunu yapma’ öyle mi, bu tiplere şöyle ibreti alem bir ceza verilmedikçe yola gelecekleri yok. Başta Milli Eğitim bakanı ve tüm bunamış bürokrat ve yolluk avcısı müfettişler olmak üzere çocuk düşmanı Milli Eğitim Camiasının, ilkokulda şiddeti savunan öküzlerin belasını bulması için elden geleni yapmak lazım. Avukatları, savcıları harekete geçirelim, AB’den çocuklara zulmü engelleme karşılığı projeler kapalım, ne diyeyim başka? Yoksa milli eğitimde it iti ısırmayacak, orası anlaşıldı. Biz itleri taşlayacağız çare yok.

Kısaca, veliler, bilinçli yurttaşlar, ilk hedefiniz Akdenizdir, gazamız mübarek olsun.

Popularity: 15% [?]

Bir Maaş İkramiye

FST 30 Nisan 2008

tren-large1.jpgTCDD personelin sesine kulak verip proje geliştirmeye başlamış, başarılı olanları da uyguluyormuş. Aferin, modern, çağdaş bir işletmecilik anlayışının TCDD gibi taş devrine ait bir teşekkülde yerleştirilmeye çalışılması gözlerimi yaşarttı. Üstelik başarılı proje sahibi işçi, memura ikramiye de veriliyormuş, bunu duyunca ağlamam hızlanacakken haberde tuhaf bir detaya rastladım. Detayın ardından kendi halime ağlamaya başladım. İşin özü şu:

TCDD yeni başlattığı bir projeyle tüm Türkiye çapında çalışanlarından yeni öneriler aldı. TCDD çalışanları, genel müdürlüğe gönderdikleri projelerde önerilerinin nasıl uygulanabileceğini de anlattı. Personelden mescit, özelleştirme, temizlik ve daha birçok konuda öneriler geldi. TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman, projeye beklenenin üstünde bir katılım olduğunu belirterek, amaçlarının personelin yönetime katılması ve çalışanların gördükleri aksaklıklara ilişkin ürettikleri çözüm yollarının yönetime iletilmesi olduğunu vurguladı. Daire başkanlarından işçilere kadar birçok personelin TCDD’ye getirdiği önerilerden bazıları şöyle:

Ercan Hakseven (Koruma Güvenlik Memuru): Gar bekleme salonlarında geliri kurum kasasına girecek çay ocakları, saatlerce treni bekleyen yolcuların yüzünü güldürecektir. Bütün garlara bayan ve erkekler için mescit yapılması.

Yapılan İşlem: Konular üzerinde çalışmalar sürüyor.

Ömer Demirel (Bölge Kontrolörü): Yolcu trenlerinde seyyar satıcılığın önlenmesi için, yoğun satıcıların olduğu bölgede koruma güvenlik görevlilerinin görevlendirilmesi, Toros Ekspresi’nin İnönü saydinginde 1 dakikalık gereksiz duruşunun, 11127 numaralı İzmir Mavi Treni’nin Beylikköprü İstasyonu’nda 2 dakikalık duruşunun kaldırılması.

Yapılan İşlem: Personelin önerisi uygulandı, bir maaş ikramiye ile ödüllendirildi.

Ali Ersoy-Naci Erkan (Uzman Mühendis-İşçi): Uzun süre serviste kalan, çeken ve çekilen araçlara ait tekerlek takımlarında bulunan akslarda ve dinamik yükler altında çalışan malzemelerde oluşabilecek yüzey çatlaklıklarının tespit edilmesi amacıyla piyasa değeri 70 bin dolar olan tezgahı, fabrika imkanları dahilinde 7 bin YTL’ye mal ederek tasarrufun sağlanması.

Yapılan İşlem: Personel takdirname ve bir maaş tutarında ikramiye ile ödüllendirildi.

Öncelikle tüm Türkiye’den gelenler içinde seçilen üç beş öneriye bakar mısınız? Geliri kuruma kalmak üzere çayocağı işletmek ve seyyar satıcıları önlemek üzere yeni güvenlik görevlisi istihdam etmek. Zaten garlarda bir sürü çaycı var, parasız vermeyecekse TCDD niye çaycılık yapacakmış? Konuyla ilgili ‘çalışmalar sürüyor’ denmiş, ben olsam öneri getireni kuş uçmaz bir mevkiye çaycı olarak atarım ki, ibreti alem olur bir daha kimse lüzumsuz öneri getiremezdi. Son maddedekini anlamadım, herhalde yeni bir cihaz geliştirilmiş, inşallah ucuza halledelim derken biryerleri bozmazlar. Adama da bir maaş ikramiye vermişler, yazıklar olsun. Seyyar satıcı kovana da aynı parayı veriyorlar, devlet kafası işte.

Öte yandan, bu proje işi beni fena vurdu, arada trenle İstanbul’a gider, İzmit-Adapazarı yöresinde trene binen seyyar satıcılardan ne denk gelirse mevsimine göre ayva, elma gibi meyveler, su, leblebi, pişmaniye, simit alırdım. Demek artık ayağımıza gelen hizmeti bulamayacağız, tren büfesine mahkum olacağız. Her trende yeni istihdam edilecek güvenlikçi de bir koltuk işgal eder, ilave masraf çıkacak, yeni vergiler yolda demektir.

Bre lüzumsuz adamlar, yolcunun ‘yüzünü güldürmek’ istiyorsanız kağnı gibi giden Nuh nebiden kalma trenlerinizi değiştirin, Abdülhamitten kalma tek şeritli rayları çifte dönüştürün, size ne çayocağından, fukara seyyar simitçiden filan.

Ulaştırma bakanı, bak hızlı tren diye senelerce kafamız ütülendi, hala ortada birşey yok,kimbilir kimler ihalelerle yükünü tutuyor, sana bir ‘öneri’ getireyim de bir maaş ikramiyemi yollayın. Türkiye’yi bölgelere ayırın, tüm rayları, trenleri, içindeki memuru, işçiyi olduğu gibi özel sektöre devredin. Üzerine de alan enayiye para verin, inanın Türkiye elde edeceği tasarrufla G-7 ülkeleri seviyesine çıkar. Misal, Afyon- Eskişehir- Ankara -Konya (hatta Adana) hattını verin bölgenin iri otobüs firmalarından oluşan konsorsiyuma, sizin 20 yılda çekemediğiniz uyduruk hattı bir senede çeker jet gibi trenlerle insanlara biraz rahat nefes aldırırlar.

Çayocağı açacakmış, yok seyyar satıcı kovalayacakmış, falan fıstık. Ufka bak be.

Popularity: 18% [?]

Şiir Yarışması

FST 21 Nisan 2008

manset.jpgRTÜK “medya okuryazarlığı konulu” bir şiir yarışması düzenlemiş. Evet, bana da biraz ilgisiz göründü ama daha önceden de buraya konu ettiğim üzere bu ilk değil. RTÜK daha önce eğitime de el atmış ve nasıl televizyon izleneceği konusunda girişimlerde bulunmuştu. Hatta okul müfredatlarına da medya konusunda birşeyler eklenecek filan deniyordu. Akibeti ne oldu bilmiyorum, bizim oğlanın ders programına hala yansımış değil. Arzu edenler benim eski iki yazıya bakabilir. Şiir konusuna dönersek, haberi alınca RTÜK sitesinde yaptığım incelemelerde dereceye giren şiirlere rastlayamadım. Ancak şu açıklama vardı:

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından ilköğretim çağındaki çocukların medyayı doğru okumaları, yaşadıkları çevreye duyarlı olmaları, ülkenin sorunlarını bilen, medya mesajlarını akıl süzgecinden geçirebilen, bilinçli birer birey olarak yetişmeleri ve medyaya ilişkin, duygu, düşünce ve beklentilerini dile getirmeleri amacıyla düzenlenen ve Türkiye genelinden binlerce öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilen şiir yarışmasını kazananlar açıklandı.

RTÜK Eğitim Dairesi Başkanı Ayhan Özçelik, H.Ü. Tıp Fak. Öğr.Üyesi Ferhunde Öktem, RTÜK İzleme ve Değerlendirme Dai.Bşk. Yrd. Dr. Muhittin Bilge, RTÜK Müşaviri Hüseyin Pala, Gazi Ünv. Fen Edebiyat Fak. Öğr.Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ayfer Yılmaz, A.Ü. İletişim Fak. Gaz.Böl.Öğr.Üyesi Yrd. Doç. Dr. Bedriye Poyraz, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Emrullah Gökahmetoğlu, Türkçe Öğretmeni Sevim Dervişler ve Türkçe Öğretmeni Abdullah Aydeniz’den oluşan komisyonca yapılan değerlendirme sonucunda dereceye giren öğrencilerin ve okulların ödülleri 25 Nisan 2008 Cuma günü saat 11:00’de Ankara Bilkent Otel’de düzenlenecek törenle verilecektir.

Üç kategoriden oluşan yarışmada birinciler 3.000 YTL, ikinciler 1.500 YTL, üçüncüler 1.000 YTL, başarı mansiyonu kazananlar da 500’er YTL. ile ödüllendirilecektir. Dereceye giren ve mansiyon alan tüm öğrencilerin okullarına birer adet bilgisayar verilecektir.

Nereden haberim olmamış, baktım, bir sürü ödül dağıtılmış, bizim kızla oğlan birer şiirle yarışmaya girse iyi kötü 2-3000 YTL doğrulturduk. Bu arada jüride bazı RTÜK yöneticileri de var, herhalde tüm Türk vatandaşları gibi şiirden anlıyor bunlar. Seçici kurul pek şatafatlıymış. Bir de konuya dikkat: “medya okuryazarlığı”. RTÜK’ü tebrik ederim, hakikaten güzel bir uygulamaya imza atmış, inşallah diğerkamu kurumlarımız da böyle bilinçlendirici faaliyetler yürütür. Mesela TÜİK “İstatistik ve Ben”, DPT “Plan mı Pilav mı”, TRT “Çift Maaşlı Çocuklar”, TSE “Türk Çocuğu Büyüklerini Sayar, Standartlarını Bilir” konulu şiir yarışmaları düzenleyebilir. Ne kadar çok yarışma yapılırsa o kadar iyidir, bende ilkokula giden çocuk oldukça bu yarışmaları destekliyorum. İşin ucunda devlet kesesinden şu kadar mansiyon durdukça çocuklarla birlikte evde oturup destan bile yazarız. Bu vesileyle konuyu bir şiirle tamamlamak isterim:

Cumhuriyet, RTÜK ve Bilinçli Türk Çocuğu

Türk çocuğu bilinçlidir, şairdir
Bu şiir de medya okuryazarılığına dairdir
İzlediğim genelde çizgi film ve sairdir
Yaşasın Cumhuriyet, Yaşasın RTÜK

Televizyonu dikkatli izlerim
Kumandayı çaktırmadan gizlerim
Bıkmam, kan çanağına dönse de gözlerim
Yaşasın Cumhuriyet, Yaşasın RTÜK

Büyüklerim izliyor Kurtlar Vadisi ve maç
Budur benim için de en büyük amaç
Doğru sözlüyüm, bilmem dolambaç
Yaşasın Cumhuriyet, Yaşasın RTÜK

Selena, bez bebek, cadılar ve periler
Babam diyor ki kızım zekan geriler
Durduramaz beni kırklar, yediler
Yaşasın Cumhuriyet, Yaşasın RTÜK

Favorim d-çocuk, olmazsa jetixtir,
Eblehe dönmüşüz, bilmem ne iştir
Film izlerken, çerezden de veriştir,
Yaşasın Cumhuriyet, Yaşasın RTÜK

Fethi der ki, Zahit amca baksana
Şu fakire iki sakal atsana
Hayır diyemem bir mansiyona
Yaşasın Cumhuriyet, Yaşasın RTÜK

(Not: Bir de kamuoyu ve ilgililere duyuru yapılmış, Ankara’da olanlar belki ilgilenmek ister)

Diğer RTÜK yazıları: Müfredat, Konsept, SKAAS, TV izleme

Popularity: 31% [?]

Kutlu Doğum Etkinlikleri

FST 18 Nisan 2008

bardakolgu.jpgKutlu Doğum haftası diye birşey var, son birkaç senedir popüler oldu, hatta Kadıköy belediyesi buna mukabil Atatürk için bir de Mutlu doğum icat etmişti, hatırlanacaktır. Bana göre böyle şeyler fuzuli. Bir sürü masraf ediliyor, verilmek istenen mesaj nedir onu da anlamıyorum. Nasıl okul müdürleri, öğretmenler lüzumsuz günlerde anlamsız telaşla koşturup göze girmeye çalışırlarsa, bu kutlu doğum aralığında da imam, müftü, vaiz vs. Diyanet teşkilatını bir telaş alır. Yalnız bu sene işin suyu çıkmaya başlamış, misal İzmir Müftülüğü kutlu doğum için yağlı güreş tertipliyormuş. Haberde şu söyleniyor:

Kutlu Doğum’da ’davul zurna’ olur mu polemiği

[…] İZMİR Müftülüğü’nün Cumartesi günü başlayacak Kutlu Doğum Haftası’nda bir ilke imza atarak 1. İzmir Yağlı Güreşleri’ne de yer vermesi islámi kesimde tartışma başlattı. Milli Gazete, geçen hafta konuyu, “Davul zurnayla Kutlu Doğum olur mu” başlığıyla manşetine taşıdı. Haberde görüşü alınan Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Genel Başkanı İlyas Tongüç, İzmir’deki kutlamalara şöyle tepki gösterdi: “Ata sporu güreş ülke genelinde çok yaygın ama davul ve zurnanın, kutlanılan máná ile çok fazla uyuştuğunu düşünmüyorum. Yarın birileri çıkıp başka şeyleri ben böyle anlıyorum, böyle kutluyorum deme hakkını vermiş olabilir. Yanlış birtakım girişimlere de ön ayak olmuş olabilir.”

PEYGAMBER SÜNNETİ

Eleştirilere yanıtı ise, İzmir Müftüsü İbrahim Acar verdi. Acar, müftülüğün internet sitesinden yaptığı açıklamada, şu görüşleri savundu: “Bu topraklarda yaşayan insanları, aynı duygu ve düşüncede birleştiren en önemli motiflerden biri de peygamber sevgisidir. Peygamberimizin hayatı her bakımdan insanlık için güzel bir örnektir. O, spora verdiği önemle de dikkat çekmektedir. Zamanının revaçta olan sporlarıyla bizzat ilgilenmiş ve teşvik etmiştir. Binicilik, yüzme, ok atma, kılınç kullanma ve özellikle de güreş yapma bunlardandır. Bu yüzden ata sporumuz olan güreş, bizim milli kültürümüzün çok önemli bir parçasıdır. Yağlı Pehlivan Güreşleri, Türkistan’ın bozkırlarından Malazgirt Ovası’na inen kahraman ecdadımızın kıyamete kadar Anadolu’yu aziz milletimize vatan edinme destanının bir parçasıdır. Kırkpınar da bu ruhla doğmuştur. Kırkpınar’ın İzmir’e yansıması olacak bu organizasyonun bütün hazırlıkları tamamlanmıştır. Organizasyonda Kırkpınar cazgırları, Kırkpınar davulcuları görev alacak, açık artırma ile güreş ağası belirlenecektir. Mehter Takımı ve folklor gösterileri güreşseverlere bayram havasında güzel bir gün yaşatacaktır.”

Hz. Muhammed’in spora verdiği önemi anladık da Kutlu Doğum ile yağlı güreş organizasyonunun alakası nedir? Müftünün vizyonu fena değilmiş yalnız arka arkaya bu kadar anlamsız lafı nasıl doldurmuş hayret. Kimbilir diğer vilayetlerimizde ne gibi etkinlikler yapılıyor. Misal “Balıkesir Müftülüğü Kutlu Doğum Halı Saha Turnuvası”, “Konya Müftülüğü Kutlu Doğum Bilardo Turnuvası” gibi şeyler de beklenebilir. Peki Diyanet İşleri Başkanlığı ne yapıyor? Öyle ya, vilayet düzeyinde yağlı güreş, cirit, at yarışı organize edilirse azametlü Diyanet işleri reisi kimbilir ne yapar. Bu konuda da bir haber gördüm. Hakikaten de şanına layık bir etkinlik yapıyor başkan bey:

Bardakoğlu ‘Kutlu Doğum’ için ABD’ye gidiyor

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, ”Kutlu Doğum Haftası” etkinlikleri çerçevesinde, çeşitli temaslarda bulunmak üzere ABD’ye gelecek.

Bardakoğlu, 21-27 nisan arasında New York ve Washington’daki temasları çerçevesinde, Columbia ve Harvard üniversitelerinde konferanslar verecek ve Divinity School’un dekanı Prof. Graham William’a bir ziyarette bulunacak. Ayrıca, ABD Uluslararası Din Özgürlükleri Komisyonu üyeleriyle görüşecek.

Ali Bardakoğlu, ABD kongresindeki Türk dostluk grubu eş başkanlarından Cumhuriyetçi Partili Edward Whitfield ile de bir araya gelecek ve Amerika Katolik Üniversitesinde bir konferans verecek ve ”Müslüman Türk kültür geleneğinde diğer dini toplumlarla birlikte yaşama tecrübesi” üzerinde duracak.

Demek Kutlu doğum etkinliği ABD’de kutlanacakmış. Başkan ve ekibi yolluk, yevmiye filan epey bir para kaldıracaktır, helal olsun. Konferans filan boş laf da, madem bu sene spor teması işleniyor, sayın diyanet işleri başkanı Mehmet ile Hidayet’in takımlarının play-off maçlarına katılabilir. Ne de olsa “O spora verdiği önemle dikkat çekmektedir”.

“Müslüman Türk kültür geleneğinde diğer dini toplumlarla birlikte yaşama tecrübesi” neyin nesidir bilmem ama İslam dininin Türk Diyanet Teşkilatı elinden çektikleri konusunda ben herhalde bir seri konferans verebilirim.

Popularity: 26% [?]

Traş Devam Ediyor: Çalınan Mazot

FST 18 Nisan 2008

tirs.gif“Zonguldak havalimanına uçak inebilmesi için kesilmesi gereken dağ” konulu kompozisyona kaldığımız yerden devam edelim. İzlenimler yayın hayatına atıldığı 2004 yılında ilk defa gündeme gelen bu konu 2008 yılında sayın Zonguldak valisinin lüzumsuz girişimleriyle daha hepimizi epey meşgul edecek gibi görünüyor. Eğer birilerine kızıp terki diyar etmezsem, İzlenimler-2018 döneminde de “Zonguldak’ta traşlanması devam eden dağın ardından, pistin uzatılabilmesi için limanın doldurulması da gündeme geldi” türü haberleri okuyacağımıza adım gibi eminim. Neyse, malum konuyla ilgili son yazımda Zonguldak Valisinin dağı traşlamak için bir kampanya başlattığından bahisle vatandaş bu işe para filan vermez, siz başka hal çaresine bakın demiştim. Araştırmacı gazeteci mantığıyla konuyu takip ettim ve gelinen noktayı sizlerle paylaşmak isterim. Son durum şuymuş:

Çaycuma ilçesindeki Bostancılar Dağı’nın tıraşlanmasına katkı vermek için Bostancılar Dağı’na gönderilen Demir Madencilik’e ait iş makinesinin deposundaki mazotu çaldılar. Hafriyat çalışmasında kullanılacak iş makinelerinin yakıtını karşılamak için açılan kampanyaya yeterli destek gelmezken, bölgeye gönderilen iş makinelerinin mazotunun çalınması hayretle karşılandı. Bölgede güvenlik önlemini artıracaklarını belirten Zonguldak Valisi Yavuz Erkmen, “Bir işadamı arkadaşımız kullanmamız için gerekli iş makinesini hazır olsun diye Bostancılar Dağına yolladı. Kimsenin haberi olmadığı için iş makinesi burada kaldı. Birileri de bu iş makinesinin deposundan yaklaşık 100 litrelik mazotu çalmış. Bundan sonra böyle bir olayla karşılaşmamak için güvenlik önlemini artırdık. Jandarma ekiplerimiz sürekli bölgede devriye geziyorlar” dedi.

[…] Vali Erkmen, “Çalışmalarımız havaların ısınmasıyla bir hafta önce başladı. Sürekli araç takviyesi yapılıyor. İstanbul’dan da iki tane dozer kiralandı. Çalışmalarımız hızlı bir şekilde sürdürülüyor. Normal şartlarda 2,5 -3 ayda bitmesi bekleniyor. Ama biz gece vardiyasıyla süreyi kısaltmaya çalışıyoruz. Mayıs ayının sonuna kadar da belli bir aşamaya getirmek istiyoruz. Şu ana kadar 225 bin YTL kadar para toplandı. Paramızın yettiği yere kadar çalışacağız” dedi.

Kamuoyunda Zonguldak Havaalanı’yla ilgili yanlış bilgilerin dolaştığına dikkat çeken Zonguldak Valisi Erkmen, “Herkesin şunu artık kavraması gerekiyor. Burada yapılan işlem havaalanının açılması değildir. Çünkü havaalanı zaten açık. Mayıs sonu itibariyle de tarifeli uçaklar iniş kalkışa başlayacaklar. Burada yapılan iş hem mevcut uçakların iniş kalkışını kolaylaştırmak hem de gelecekte pistin uzatılması için yapılacak olan çalışmayı yapmaktır. Kimileri havaalanını açmak devletin görevidir diyor. Evet, doğru; bunun aksini kimse iddia etmiyor. Bizimki, devletten gelecek yatırımların önünü açma olayıdır. Biz bugüne kadar kampanyayla ilgili kamuoyundan hiç olumsuz bir şey duymadık. Yardım yapamayanlar bile şu anda ekonomik durumları nedeniyle yapamayacaklarını; ama önümüzdeki günlerde gerekli desteği vereceklerini söylediler. İlerleyen günlerde yapılan işin ne kadar önemli olduğunu herkes daha iyi anlayacaktır” diye konuştu.

Vali bey bu işi kendisine görev edinmiş, diyecek birşey yok. Büyük uçakların inmesine engel olacak bir dağın önüne havaalanı yapıp daha sonradağı kesmeye kalkma mantığını herhalde Aziz Nesin dahi akıl edemezdi. Ama bunu şöyle de düşünebiliriz “Biz Türkün gerekirse gemileri karadan yürütebileceğini yedi düvele gösterdik, icabında uçak insin diye dağı kesebileceğimizi de ispatlarız” denmek isteniyor olabilir. Şu halde Zonguldak Valisi bu işten alın akıyla çıkarsa ikinci Fatih ünvanını dünden cebe atacaktır.

Peki vatandaşın katkısının düşük kalmasına ne buyrulur? Aslına bakarsanız iyi para vermişler, 200 küsur bin ytl az değil. Hayret, ben bu Zonguldak adamını daha akıllı bilirdim. Mesela MHP Zonguldak teşkilatı da benim gibi düşünüyor olmalı ki şöyle demiş:

[…] Bu mesele vatandaşın değil. Devletin ve iktidarın meselesidir. İhalelerden parayı vuran müteahhitler, biraz daha yardım etsinler de traş işi bitsin

Evet, anlaşılan benim dışımda da traştan sıkılanlar var. Ha, unutmadan, o civarda oturuyorsanız bedava mazot alabileceğiniz sahipsiz iş makineleri varmış, jandarmaya görünmeden bir iki bidon doldurun. En fazla “hayretle” karşılanırsınız.

Bu arada şu Konya’ya dağ delip deniz getirme projesi ne oldu, Konya Valisi uyumasın. Bak elinoğlu dağı kesiyor, haydi bakalım, herkes iş başına.

Popularity: 19% [?]

Falez Otelde 120 Kişi

FST 18 Nisan 2008

falez.jpgTRT İbrahim Tatlıses ve Hülya Avşar “ataklarının” ardından giderek coşmaya başlamış. 23 Nisan etkinlikleri geliyor, TRT elbette bu konuda kolları sıvayacak derken, TRT’nin kolları yukarı fazla çekip gömleğin kolunu yırtma ihtimali dikkatimi çekti. Tuhaf bir haber okudum, şöyle deniyor:

TRT’ciler uyudu koca vali bekledi

Antalya’da yapılacak ’23 Nisan Uluslararası Çocuk Şenliği’ için Ankara’dan gelen TRT ekibi, Vali Alaaddin Yüksel’i mağdur etti.

’23 Nisan Çocuk Şenliği’ için 4.5 milyon YTL’lik bütçeyle işe başlayan TRT Ankara Televizyonu Çocuk Programları Müdürlüğü, 12’si kameraman, 120 kişilik ekiple Falez Otel’e yerleşti.

UYANIP GELDİLER TRT Ankara Televizyonu Çocuk Programları Müdürü Prodüktör Necdet Demircan ile Uluslararası Çocuk Şenliği Koordinatörü Tahsin Yıldız başkanlığındaki ekip canlı yayın aracını da beraberinde getirdi. TRT Haber Dairesi dün sabah için canlı yayın talebinde bulundu. Tahsin Yıldız’ı da, ’Sabah Haberleri’ yetkilileri bilgilendirdi. Sunucu tarafından ’Yayın konuğu’ olarak Antalya Valisi Alaaddin Yüksel’le görüşüldü. Ancak saat 07.45’te otele gelen Vali Yüksel, haber verilmeyen kameraların hazır olmadığını gördü. Yayın, uykudan uyandırılıp son anda gelen Ankara ekibine ait bazı kameramanlarla Antalya Bölge’den yapılan üçüncü destek ile ancak 45 dakika gecikmeli olarak başlayabildi.

Valiye ayıp olmuş edebiyatını geçelim, zaten adam o saatte mesaiye başlayacaktı, maaşlı memur, ha makamında oturmuş ha otelde lüks bir yerde kahve içip keyif yapmış fark etmez. O da bunun intikamını 23 Nisan törenlerinde küçük çocukları ayakta daha uzun bekletecek anlamsız bir konuşma yaparak alacaktır. Diğer taraftan, haberdeki detay gözünüzden kaçmamıştır. Daha 23 Nisan için 5-6 gün var, gelip 5 yıldızlı otelde 132 kişiyle kamp kurmanın alemi ne? 4.5 milyon YTL nasıl yenip bitirilecek diyebilirsiniz, orası öyle tabii. Otelde bedava kalan memurlar bir de Antalya’da kaldıkları her gün için şu kadar yolluk yevmiye de alacaklar. Dünyanın sağından solundan gelmiş çocuklar da iki folklör gösterisi yapacak, resmi erkan bir iki nutuk atacak iş bitecek.

Peki Türk gençlerinin kabahati ne? 19 Mayısta neden dünya gençliği Antalya Sheraton’da toplanıp abuk subuk 1930, 40′lardan kalma Hitler, Mussolini, Mao dönemi gösterilerini gerçekleştirmesinler? Bence TRT derhal çocuk dairesi yanına (eğer yoksa) 100 milyon YTL bütçeyle gençlik dairesi açmalı ve dünya gençliğine bir mesaj vermelidir. Dairenin başına adam lazımsa ben TRT’deki ortalama bir ücretle bu işi üstlenebilirim, sırf hizmet amacıyla. Sheratona da 10 Mayısta yerleşirim ki daha iyi planlama ve organizasyon yapabileyim.

TRT ve atılımlarını ilgiyle izliyoruz.

Popularity: 22% [?]

İleri »

Kapat
E-posta ile paylaş