FST 3 Mayıs 2008
Dikkat ediyorum, son zamanlarda ülke sathında İngilizceye dönük bir merak var. Hemen her kesimde bir heves, heyecan, coşku hissediliyor. Misal, Türk milli takımı teknik direktörü yanında tercüman olduğu halde mesajını bizzat iletebilmek için gazetecilere “İngilizce mi istersiniz İtalyanca mı” diye sorduktan sonra, dünya dilbilim tarihine altın sayfayla yazılacak edebi bir metin ortaya çıkarıyor. Tabii kendisinin psikoloji tarihine megalomanlık, rahatlık ve cesaretin üst sınırı ile ilgili bir tez konusu olarak yazılması şimdilik ilgi alanımız dışında kalıyor. Yine “İngiltere’de yüksek lisans yapan” ve genç yaşında çok iyi ingilizce bildiği söylenen hanım bir milletvekilimizin mecliste 301. madde görüşmesinde dil bilmez bir vekile çeşitli kaynak eserler vasıtasıyla dil dersi vermesi hepimiz tarafından memnuniyetle karşılanmış “aferin, bak vekil olmuş ama eğitimi ihmal etmiyor” şeklinde takdirimizi toplamıştı. Meğer dil eğitiminin önemini Diyanet teşkilatı da kavramış, haberimiz olmamış. Birsürü boş lafla birlikte bakın haberde ne deniyor:
[…] ABD, MÜSLÜMANLIĞI DİĞER ÜLKELERDEN TANIDI”
Türkiye’nin birikiminin, özgün dindarlığının ve yapısının Amerika’da fazla bilinmediğini belirten Bardakoğlu, “Amerika İslamı, Müslümanlığı daha çok diğer ülkelerin orada bulunan temsilcilerinden tanıdı” dedi. Bardakoğlu, Columbia, Katolik ve Harward üniversitelerinde yaptığı konuşmalarda, gerek Osmanlı’da gerek Türkiye Cumhuriyeti’nde Müslüman, Hristiyan ve Yahudilerin diyalog, hoşgörü, birlik ve beraberlik içinde bir arada yaşadığını anlattığını söyledi. Ali Bardakoğlu, konuşmalarında Türkiye’nin demokrasiyi, laikliği, modernliği ve dindarlığı barış ve uyum içinde bir arada yaşattığını vurguladığını ifade etti.
[…]DİN GÖREVLİLERİ DİL EĞİTİMİ İÇİN ABD’YE GİDECEK
Din görevlilerini, dil eğitimi için ABD’ye göndermeyi istediklerini anlatan Bardakoğlu, “Kültür Merkezini yaptıktan sonra her yıl 15-20 din görevlimizi Amerika’ya gönderip orada dil eğitimi almasını, oranın kültürünü tanımasını lisansüstü eğitim yapmasını planlıyoruz” dedi.
Amerikada yaşayan Türklerin çocuklarını da Türkiye’ye getirtip ilahiyat eğitimi vereceklerini belirten Bardakoğlu, ABD’deki din görevlisi sıkıntısını da bu şekilde gidermeyi hedeflediklerini bildirdi. Bu projenin önemine dikkati çeken Bardakoğlu, şunları kaydetti:
“Avrupa’daki soydaşlarımızın çocuklarını Türkiye’deki ilahiyatlarda okutmamız fevkalade önemli bir projedir. Bunun kapsamını Amerika için de düşünüyoruz. Bu projeyi geliştirebilirsek böylece oradaki Türk toplumuna kendi içlerinden yetişmiş Türkiye’de eğitim almış oranın kültürünü bilen ama Türkiye’nin ilahiyat fakültelerinde eğitim almış ve bizim tarzımızda din hizmeti sunan ehil eller yetiştirmeyi düşünüyoruz.’ Harward’da Amerika Din Özgürlükleri Üst Komisyonu’ndan bir üye ile görüştüğünü de anlatan Bardakoğlu, “Türkiye’deki din özgürlüklerini konuştuk. İnşallah önyargıların azalması açısından faydası olmuştur. Hristiyanların, Protestanların yaşadıkları yerde kilise açmalarının tabii bir durum olduğunu ve buna destek verdiğimizi, hiçbir zaman din özgürlüklerine karşı olmadığımızı söyledik” dedi.
Diyanet İşleri Başkanı Kutlu doğum vesilesiyle ABD’yi gezip geldi ama boş dönmemiş anlaşılan. Yazının tümünü okursanız bir insanın bu kadar lüzumsuz fikri nasıl edip de bir araya getirebildiği konusunda şaşkına dönersiniz. Herhalde yapacak işi olmayınca TCDD çalışanları gibi fikir üretiyor başkan. Harvard Üniversitesinde söylediklerine de Harvardlı akademisyen ve öğrenciler epey gülmüşlerdir. Tabii mahcup etmemek için yüzüne güldüklerini zannetmiyorum. Meğer Türkiye’de Müslüman Hristiyan Yahudi mutlu bir şekilde yaşıyormuş. Varlık vergisi, mübadele, 6-7 Eylül olayları, rahip, kitapçı cinayetleri, misyoner paranoyaklığı, Ruhban okulu manyaklığı, Patriklik aleyhindeki yaygara, Hrant Dink’in katli vs. herhalde Türkiye’den görünmüyor. Ha, unutmadan, Türkiye’de demokrasi, laiklik, modernlik şu bu bir arada imiş. Herhalde 1923-1946 arası tek parti demokrasisi, hard ve soft 8-10 askeri müdahale, bürokratik despotizm, ve sürekli kutuplaşma içinde bir birlik beraberlikten söz ediyor.
Yahu sayın başkan, sen işine bak, Kutlu Doğum adına gitmişsin, konuyla ilgili mesaj ver, mesela “Utah Jazz- Houston Rockets” play off serisinin Kutlu doğuma yakışır bir şekilde sonuçlanmasını dilerim, filan de. Türkiye’ninİslam modelini ABD’ye satmaya kalkayım derken bir alay gereksiz söz sıralamışsın. Şu lafa bak “bizim tarzımızda hizmet sunan ehil eller”. Yahu sizin tarzınızı bilmez miyiz, daha bugün Cuma namazında gençten sakalı yeni çıkmış bir oğlan namaz kıldırdı, hutbe okurken cemaatçe uyuduk, yarım yamalak “Vergi ödemek kutsaldır” gibi şeyler aklımda kalmış. Bir de caminin ıvır zıvırı için para istedi. İkinci safta da mahallenin delisi vardı, milleti taciz edip durdu. İşte senin ABD’ye model olarak sunacağın ehil eller bunlar. Hayret birşey. Ağzımı açtıracak şimdi. Kapatın gitsin şu camileri vatandaş biraz huzur bulsun diyeceğim millet başıma üşüşecek.
Türkiye’deki din özgürlüğünü de konuşmuş. Allah Allah, demek ki olmayan şeyler üzerine bir sohbet olmuş. Türkiye’de din özgürlüğü nedir, ben devletin izin verdiklerinin belli sınırlar içinde mecburen yapılması dışında bir özgürlük bilmiyorum. Diyanet İşleri Dini dışına çıkmak Türkiye’de suç teşkil eder. CHP destekli Alevilik semahı, kültürel bir hoşluk olan Mevlevilik seması gibi şeyler hariç herşey yeraltında yürür.
Sonra yılda şu kadar adam ABD’ye gidecek, ingilizce öğrenecekmiş. Tabii para bol, yahu hocam masraf etmeyin, oraya ayıracağınız parayı Özlem Türköne ile Fatih Terim’e verin, TBMM genel kurulunda 15-20 değil binlerce imama dil öğretirler. Nasıl olsa Fatih hoca aylarca boş, sadece milli maçlar döneminde 2-3 saat çalışıyor, Özlem hanım ise 4 yıl boyunca boş.
İmamlar şimdi AKP sayesinde diğer devlet dairelerine kayıyor, boşalan yerlere göz mü diksek, maaşları da epey yükseldi kerataların. Bir de oto galerisi açtık mıydı, değmeyin keyfe.
Popularity: 13% [?]