'Ekonomi' Arşivi

Emeklilik Dümeni-II

FST 13 Ocak 2008

emeklil.jpgGeçen bir yazıda milletvekillerinin emeklilik haklarındaki adaletsizliği sayın başbakana iletmiş, kendisinden de rüyamda “tamam Fethi bey, lafı mı olur, yetimin hakkını yedirmeyiz” türü bir cevap almıştım. Şimdi milletvekili dışındaki yağlı memur emeklilik maaşıyla ilgili yeni bir bilgiyi kendilerine iletiyorum. Bakalım kanunları hazırlayan memurları aşıp bu işi çözecek bir erkek çıkacak mı:

“SSK ve Bağ-Kur’lular ne kadar prim yatırmışlarsa, ona bağlı olarak belli bir emekli aylığı alıyorlar. Oysa memurlarda ölçü yok, emekli aylıkları, aldıkları son maaşla ilişkilendiriliyor. Siyasilerin de desteğiyle işini ayarlayabilenler, emekliliklerine yakın bir dönemde genel müdürlük, müsteşarlık, daire başkanlığı gibi makamlara atanmalarını sağlayarak, bu görevde bir ay çalışmış olsalar dahi, sanki hayatları boyunca genel müdürlük, müsteşarlık yapmış gibi emekli aylığına hak kazanıyorlar. Bir anlamda, bir ay çalıştığı müsteşarlıktaki maaşını, emekliliği boyunca almaya devam ediyor. Kimi durumlarda sadece bir gün bu görevlerde çalışanlar dahi, bu hakkı elde edebiliyor. Adam 10 yıl, 15 yıl müsteşarlık yapmışsa tabii ki, yüksek emekli aylığı alsın, ama bir gün çalışan adama da bu hakkı vermek kabul edilemez. Hesap ettim, bu şekilde emekli olan bir kişinin bile devlete yükü 700 bin YTL.”

3 bin YTL de alan var

Zekai Özcan, bu uygulamanın yarattığı adaletsizliği anlatırken şu örneği verdi: “Diyelim iki avukat arkadaş aynı tarihte devlet memuru olarak çalışmaya başladı ve 25 sene boyunca aynı görevlerde çalıştı. Bunlardan biri emekliliğinden çok kısa süre önce genel müdür olarak atanmayı başarırsa, arkadaşı 900 YTL emekli aylığı alırken, o kişi yaşamının geri kalan bölümünde emekli aylığı olarak 3 bin YTL alacak.”

‘Ballı emeklilik’

Kimi kamu kurumlarında belli kadrolar sadece, kamuoyunda ‘ballı emeklilik’ olarak adlandırılan bu uygulama için kullanılıyor. Anayol koalisyonu döneminde ANAP’lı bir bakan, kendisine yakın çok sayıda kişiyi kısa sürelerle bu tür genel müdürlüklere getirip yüksek aylıkla emekli olmalarını sağlamasıyla günlerce kamuoyunda tartışılmıştı.

Bu uygulama bürokratların yanı sıra milletvekilleri ve belediye başkanları için de geçerli. Örneğin, çalışma yaşamı boyunca asgari ücretten prim ödemiş olan bir kişi iki yıl milletvekilliği ya da belediye başkanlığı yaptıktan sonra, ömür boyu bu görevlerde çalışmış gibi yüksek miktarlı emekli aylığına hak kazanıyor. Bu şekilde prim karşılığı olmadan yapılan emekli aylığı ödemeleri için Maliye Bakanlığı her ay Merkezi Yönetim Bütçesi’nden Sosyal Güvenlik Kurumu’na kaynak aktarıyor.

Ne balmış be, yiye yiye bitiremedi memur takımı. Ama helal olsun, aferin, işlerini biliyor keratalar. Memur lafıdır değil mi”devlete şu kadar hizmetim var”. Ne hizmeti be haybeden yaşamışsın bunun adı hizmet mi oldu şimdi. Neyse, gençler, aman bir yolunu bulun, torpil, rüşvet, AKP ilçe başkanına rampalama, derhal bir devlet dairesine kapat atın. Enayiliğin alemi yok. Yaşasın AKP, yaşasın nurlu ufuklar.

Popularity: 26% [?]

Sayın Başbakana Açık Mektup

FST 11 Ocak 2008

9424.jpgSosyal Güvenlik deliği filan deniyor, başbakan eylem planı hazırlamış. Güzel, inşallah “kazanılmış hak” denen garabete müdahale edilir, az çalışmayla çok hak elde eden memurların emeklilik kazanımları azaltılır, SSK ve Bağkurluya karşı devlet memuruna tanınan haklar dengelenir. Yalnız başbakan gazete okur mu bilmem, Taraf gazetesi köşe yazarı Süleyman Yaşar’ın bugünkü yazısı ilgimi çekti, belki AKP’ye yakın kesimler kendisinin kulağına fısıldayıverir. Süleyman Yaşar Emekli milletvekillerinin açığı kapatmak için ayrılan paydan önemli bir pay aldıklarını söylüyor. İnternet sayfaları yok, gazeteden şöyle bazı alıntılar yapayım:

[…] Türkiye’de milletvekilleri nedense çok az emeklilik primi ödeyerek en yüksek emekli maaşını alıyorlar. Gazetelerde yayınlanan emekli maaşı tutarına göre bir emekli öğretmen 25 yıl çalıştıktan sonra 983 lira, bir mühendis 1233 lira,  biravukat 983 lira alırken milletvekili tam 4129 lira emekli maaşı alıyor. Üstelik bunu primini ödemeden alıyor.

Milletvekilliği gönüllü yapılan bir iş. Ayrıca bir meslek değil, birmakam da değil buna rağmen yeterli prim ödemeden bu kadar yüksek emekli maaşı alması emeklilik sigortası mantığına uymuyor. […] Milletvekili emeklisi sayısı ise 5000 kişiyi buluyor. Bir de bunların dulları, yetimleriyle sayısı 10 binleri aşıyor.

Geçen yıl Ocak-Kasım döneminde sosyal güvenlik kurumlarının açığını kapatmak için bütçeden 25.2 milyar lira ödeme yapıldı. Düşünün bu tutar bütçenin yüzde 12.7’sini buluyor. […] ilave ödemelerin yaklaşık 4 milyar liralık bölümü yani 3 milyar dolarlık bölümü “emekliliği hak etmemiş eski milletvekillerine” çeşitli yasalara zaman içerisinde konulan ve prim karşılığı olmayan ekstra ödemelerden kaynaklanıyor.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, yeni çıkacak Sosyal Güvenlik Yasasına milletvekilleri için şimdi de ayrıcalıklı hükümler konuldu. Artık 25 yaşında milletvekili seçilip 4 yıl bu görevde kalan biri ömür boyu asgari ücretin 3 katı makam tazminatı alacak. Üstelik çalışan vatandaşın emekli maaşı kesilirken milletvekili emeklilerinin maaşı da kesilmeyecek. Böylece hazine sürekli borçlanarak milletvekili emeklisine maaş yetiştirecek.

Evet. Manzaraya bakın. Sayın hortum kesme iddiasındaki başbakan, sağa sola efelenmesiyle, “satarım be” diyerek tavizsiz duruşuyla takdirimi toplayan Maliye bakanı, kul hakkı edebiyatı yapan AKP büyükleri, lütfen şu manzaraya bakın. Derhal eski milletvekillerinin emekli maaşlarını bir öğretmen maaşına çekiniz, 2 yıl vekillik yapana emekli hakkını kaldırınız, 25 yaşındaki bir çocuğa sırf Ankara’da yanınızda vekil olarak bulundu diye fukara milletin kesesinden, tüyü bitmedik yetimin, doğmamış çocuğun nafakasından ömür boyu milyarlar ödemeyiniz. Daha bu vekillere, onların akrabalarına yapılan yıllık adam başı yaklaşık 1000-2000 dolar sağlık masrafını söylemedik.

Gün gelir sizden de bir hesap soran çıkar, burada olmazsa inandığınız Ruzı Mahşerde.

Bakın güçlüsünüz, kimse size milletvekili emekli maaşını düşürdünüz diye kızmaz, hatta oy oranınızı yüzde 70 yapmazsanız blog işini bırakırım. Alın size kaynak, haksız emekli parası alan herkesin “kazanılmış hakkını” revize edin, memur takımı neyi “hak” ediyormuş da devlet bundan geri dönemiyormuş? Akıl alacak şey mi şu? Yapın şunu, yılda 10-15 milyar dolar havadan para. Ne sosyal güvenlik açığı kalır ne de yüksek faizle borçlanma gereği. O zaman sağlığa mı yatırırsınız, eğitime mi, sosyalist uygulamalarınıza buradan alkış tutarım.

Gelin şu devrimi yapın, ben de yüzde 0.1 partisi yerine sizinle işbirliğini düşüneyim.

Popularity: 18% [?]

Süt Parası

FST 10 Ocak 2008

buzagi.jpgHomoekonomikus sitesinde kısa bir yazı gördüm, epey güldüm. Şu anda hala da tebessüm eder vaziyetteyim. Bu hocalardan daha varsa arayıp bulmak lazım, nerede o eski kalın gözlüklü ciddiyet abideleri. Neyse, ben site sahibini çok hassas bir noktaya temas etmiş gördüm, muhtemelen kızanı çok olacaktır. Bakalım siz ne diyeceksiniz:

Kadının inek kadar değeri yok

Vatan gazetesinde 4 Aralık tarihinde yer alan bir yorumda yeni Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısı’nda doğum yapan sigortalı kadına ödenen süt parasının, Tarım Bakanlığı’nın doğum yapan ineğe yaptığı yardımdan daha düşük olduğu eleştiriliyor.

Kanun yapıcının gerekçesinin ne olduğunu bilmiyorum ama her ilave ineğin refaha katkı, ama her ilave çocuğun refaha ortak olduğunu düşünmüş olabilirler.

Sosyal güvenlik probleminin çözümüne ilginç bir öneri de kabul edilebilir. Daha çok inek, tavuk, balık için destek sosyal güvenliği kurtarı, ilave çocuk için ilave teşvik ekonomiyi batırır. Ben demiyorum ha, durduk yerde bana kızmayın da. Ne desem kabahat.

Popularity: 32% [?]

Bu Çağrıya Kulak Verin

FST 29 Aralık 2007

facebok.jpgMalum Facebook abonesiyim, yalnız haftada bir tesadüfen giriyorum, ne olup bitiyor pek farkında değilim. Bu sabah bir gruba davet edildiğimi gördüm, ismi ilgimi çekti ve biraz detaylara baktım. Hakikaten grup kurucularını tebrik ederim. Birçok anlamsız eylem yerine işe yarar, somut adım atmaya karar vermişler, işte eskiden beri söylediğim şey vuku buluyor, laf değil iş üretelim. Bir de ulusalcı gençliğe aptal derler, al sana süper bir proje. Peki nedir istenen, kısaca aşağıya alıntılayayım:

BU ÜRÜNLERİ KULLANMAYARAK LAİK CUMHURİYETİMİ KORUYORUM

[…] GÖRDÜĞÜNÜZ FİRMALARIN BİR KISMI PARASINI FETTULLAH GRUPLARINA BİR KISMI İSE BÖLÜCÜLERE AKTARIYOR . BİZ ATATÜRK DİYE KENDİMİZİ YIRTANA KADAR BİR ŞEYLER YAPMAYA NE DERSİNİZ? 29 EKİM’DE 23 NİSAN’DA ELİMİZDE BAYRAK BAĞIRDIK NE DEĞİŞTİ ? % 50 MİZ GENE TAKİYECİLERE OY VERMEDİ Mİ ? LAİK CUMHURİYETİMİZİ KORUYABİLMEMİZ İÇİN PROFİLE TÜRK BAYRAĞI YAPIŞTIRMAK ARABANIN ANTENİNE KURDELE BAĞLAMAK YETMEZ. GERÇEK SOMUT BİR ŞEYLER YAPALIM ARTIK … EN ÖNEMLİ GÜÇ EKONOMİK GÜÇTÜR … BUNU ELLERİNDEN ALMAMIZ LAZIM Kİ BÖLÜCÜLERLE GERİCİLER AMAÇLARINA ULAŞAMASINLAR.

LÜTFEN ARKADAŞLAR DUYARLI OLALIM BU MESAJIMIZI BİLMEYEN VEYA “AMANNN 1 TANE GOFRETTEN VATAN MI KURTULUR” DİYE DÜŞÜNEN HERKESE İLETELİM VE LÜTFEN ÜYE OLUR OLMAZ TÜM ARKADAŞ LİSTENİZİ DAVET EDİNİZ ..

VATANINI, BAYRAĞINI SEVEN TÜRK İŞADAMLARININ FİRMALARINA YÖNELELİM, OYAK (TSK YARDIMLAŞMA VAKFI) GRUBUNUN FİRMALARINI TERCİH EDELİM.

KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN , LÜTFEN KURBAN DERİLERİNİZİ SADECE TÜRK HAVA KURUMU’NA VEYA MEHMETÇİK VAKFI’NA BAĞIŞLAYINIZ.

Öncelikle bayrakla, kurdelayla bu işin olmayacağını anlamaları ilerleme sayılabilir. Akıllı çocuklar canım, belki büyük çoğunluğun da aklı zamanla başına gelir. Neyse, herhalde siz de benim hissiyatım içindesinizdir. Nihayet laf yerine iş öneren birileri çıktı, oh be. Gerçi yeni bir teklif sayılmaz, 20 senedir filan “Ülker dincidir, onun bisküvisini yemeyin, Eti yiyin hem OYAK’a ait, hem de bisküvi denince akla onun adı gelir” lafını ben işitirim hatta “Askeriye kantinlerinde Ülker yok, Eti var” geyiğini de bilirim. Gerçi askerlik görevim esnasında bir kantinde Ülker çubuk kraker görerek “ne iş, taviz mi veriliyor, bu birlik komutanı ilk YAŞ sonunda emekli edilmeli” diyerek “sert” tepki gösterdiğim de yakın çevrem tarafından bilinir. Bunun dışında çocuklarınızı Fethullah hocanın kontrolündeki FEM’e değil çağdaş laik MEF’e gönderin mealli bir kampanyayı da hatırlarım. Hatta bu konuda bir yazım da vardı, bilen bilir.

Neyse, gelelim Facebook gençliğinin (bu gençlik lafından alınmayın, gerçekten de resimlere bakıyorum hakikaten üyelerin çoğu çıtır düzeyinde genç hanımlar ve saçı jöleli, keçi sakallı oğlanlardan ibaret) yaratıcı girişimine. Bunlar gerici şirketlerin bir listesini resim şeklinde hazırlamışlar. O da ne, biz Ülker derken meğer dört yandan gerici şirketlerle sarılmamış mıyız? Ancak pek çok şirket bu listede yer almamış, misal Kuveyt Türk amblemi konmuş ama Türkiye Finans nerede? Bizim haberimiz yokken faizsiz işlem yapan yobaz şirket çağdaş sınıfına mı geçti? Rixos nedir, bir otel mi? Peki İstanbul’daki Grand Cevahir otele ne diyelim? Geçenlerde bir vesileyle odasında kaldım, dolapta ne gördüm bilin bakalım?

Evet, seccade. Üstelik dolapta kıbleyi gösteren bir kabe resmi de vardı. Yan taraftaki minibarın üstündeki küçük şarap şişesiyle ferahlayacakken, tesadüfen açtığım çekmece ise “hangi çağda yaşıyoruz” sorusunu aklıma getirdi. Çekmecede Bir Kuran bir de İncil vardı. Daha neler göreceğiz derken yemeğe indim ve sürpriz: Biz Malezyalı hanım. Korkudan tir tir titreyerek kaçtım, kocasıyla beni orada bir sütuna bağlayıp dövebilirler derken karşıma bu defa başı örtülü iki Türk çıkmaz mı? Kabus gibiydi, tehlikenin farkında mıyız diye söylenerek otelden çıktığımda derin bir nefes aldım. 5 yıldızlı dev bir otelde olup bitene bakın, derken işte bu Facebook girişimi beni biraz ümitlendirdi. İnşallah gençler listelerine ne olduğunu bilmediğim Rixos yanına Cevahir’i de eklerler. Hem isme bak “Cevahir”. Kabak gibi gerici çağrışımlı.

Peki benim durumum ne, şöyle etrafa bakınıyorum, oğlana aldığım “Harry Potter ve Anasının Örekesi” diye bir kitap var, Yapı Kredi Yayınlarından. Oh, iyi yırttık. Faizsiz bir işlem yok. Pronto marka defter kabında ise Örümcek Adam resmi var, acaba takke giyip namaza durmasıyla ilişki kurulabilir mi? Gençler, uyumayın, tanesi 50 kuruş olan bu kapları üreten Pronto firmasını da listeye ekleyin bakalım. Bilgisayara baktım, emektar 3 yıllık Asus (pili hala 2-3 saat gidiyor, nazar değmesin) peki bu nerenin şirketi? Tayvan imiş, derin nefes aldım, ya Malezya olaydı ne halt edecektik? Malezya’da bilgisayar şirketlerinde çocukları sopayla çalıştırıyorlardı bildiğim kadarıyla. Sonra bu Tayvan müslüman değil herhalde, bilen uyarsın, icabında gidip OYAK’ın ürettiği sac ve dökme demirden laptoplardan alayım.

Bir krem kutusu gördüm, Cire aseptine diyor. Çiçek özlüymüş. Ama acaba laik bir krem mi? Cooper Cosmetics Switzerland Lisansıyla KOPAŞ kozmetik Tekirdağ tarafından üretilmiş. Bir dakika! İsviçre Ulusalcı lider Doğu Perinçek’i içeri tıkmaya çalışmıyor muydu? Gençler, uyumayalım, yazın bakalım listeye KOPAŞ ve Cooper Cosmeticsi. Bu saç kurutma makinesinin odada işi ne, yahu ortalığı toplamaktan bıktım, neyse bakalım Felix Riva, nerede üretildiği de belli değil, Allah bilir dinciler yapmıştır. Bunu da şüpheliler kategorisine koyayım. Xerox 3120 yazıcı herhalde temizdir.

Moleskine defter var bir de, birader hediye getirmiş. Bildiğimiz küçük defter ama eşşek yüküyle paraya satıyorlar. Herhalde bir bildikleri var. Ne yazıyor, İtaly? İtalya’da bir pislik var mı, 10 sene evvel Apo orada kalmıştı, öyle hatırlıyorum bir de eski başbakanları RTE ilepek ahbaptı. Bence kara listeye daha yakın. Şu flüt kimin, bizim kızın, arada kafamı şişiriyor, Helvacıoğlu imiş. Yahu Helvacıoğlu diye müzik aleti mi olur? Bunda kesin bir bit yeniği var. Bu flütleri Fethullah hoca kontrol ediyor olabilir. The Pink Panther film collection diye bir kutu var, 5 macera Pembe Panter bir arada. İzliyoruz ama bakalım Fethullah hoca ile ilintisi var mı? MGM diye bir şirketinmiş, bir de üstünde dekolte kadın resmi var, bu da çağdaşlığı kesinleştiren bir durum. Pembe Panter temize benziyor.

Neyse bu iş uzar gider, etrafta çoğu yerlere saçılmış birkaç bin eşya var. Hepsine bakmak zor, gönüllü Facebook gençliği bizim adımıza çeteleyi çıkarsın oradan takip ederiz. Yalnız gençlerin alternatifi biraz kısıtlı göründü bana. Bunların yerine OYAK ürünü alalım iyorlar. Çok güzel bir teklif ama OYAK el kremi, DVD, film prodüksiyonu, Laptop, radyatör, lazer yazıcı, kanepe, çalar saat, kurutma makinesi, not defteri, gofret, kitap, çocuk bezi, tarak, çorap, don, atlet imal ediyor mu acaba? Evet, Türkiye’nin en büyük holdingi olması bana da gurur veriyor, bu gururla OYAK bankın Hollanda’ya, Erdemir’in Fransızlara satışını dahi görmezden geliyorum. Eli silahlı birilerinin haksız rekabet yaptığını iddia edenlere de gülüp geçiyorum ama OYAK bunların çoğunu üretmiyor ki. Ne yapayım gidip sırf OYAK malı olsun diye eve dökme demir, yassı çelik mi alayım? Mahalleye ray mı döşeyeyim?

Tüm Türk halkı parasını diğer bankalardan çekip OYAK banka mı yatırsın? Tüm işletmelerimiz, holdinglerimiz kendini feshedip OYAK’a teslim mi etsinler? Herkse OYAK çalışanı, müşterisi mi olsun? Neden olmasın, bana hiç de fena bir fikir gibi görünmedi. Hem de böylece tüm üretim planlı olarak tek elden yapılacağı için sosyal adalet, eşitlik de sağlanır. Herkes OYAK için, OYAK herkes için. Bu düzene de OYAK Sosyalizmi deriz, literatüre katkı da olur.

Yediğim kraker bitti, gidip yenisini alayım. Ne marka mı? Bir saniye, hay Allah, Ülker Mix Krakermiş. Oğlum bana oradan bir Eti Crax yollayın, laikliği kurtaracağım. Laf değil iş zamanı, bu iş bayrak asmakla değil kraker yemekle olur, yaşasın Facebook gençliği.

Haydi bakalım, tehlikeyi unutmayın.

(Bir yorumcumuz şu listeyi iyice güncelleseler de gidip bunlara iddia olarak oralardan alışveriş etsek, bunlar senin dediğin gibi akıllanmamış iyice budalalaşmış mealinde bir şey yazmış, ilginç buldum, üzerinde düşünülebilir.)

(Bir de not, unutmuşum, arada Ülker de bunlara kılçık atar, “Eti ürünlerinde domuz yağı kullanıyor” filan diye, etme bulma dünyası. Yalnız rakamlara göre Ülker de öyle büyümüş ki yakında OYAK’ı serebilir, laiklerin haberi olsun, %53 gofret yemezse de Ülker buna gülüp geçebilir.)

Popularity: 48% [?]

Girişimci Kimdir?

FST 29 Aralık 2007

Bu konuyla ilgili sağda solda ilgili ilgisiz laf edenleri işitiyorum, ama aşağıdaki haber tartışmalara son noktayı koymuştur. Girişimcide bulunması gereken özellikler olarak risk alma, ucuz alıp pahalı satma, uyanık olma yerine çok daha radikal bir özelliğe atıf yapan bu kupürü bakalım İktisat ders kitaplarımız ne zaman ele alacaklar. Bu arada itiraz edenlere sorarım, peki girişimci tersten okursak gerici ve padişahçı mı olmalıdır? Alın işte size boru gibi mantıksal bir delil.

girisimci.jpg

Popularity: 32% [?]

Fiberoptik Tellerine Hangi Kuş Kondu: “Bu grev…”

FST 27 Ekim 2007

“Bu grev bir ücret grevi değildir” lafını duysanız herhalde “hayrola” dersiniz. Ben de öyle dedim ve Telekom greviyle ilgili habere şöyle bir göz attım. Malum Telekomun sendikalı çalışanları grev yapıyor ama ne vatandaşın umurunda olduğundan ne de eskisi gibi devletten aldıkları tavizi kolaylıkla alamadıklarından olsa gerek biraz bozuk çalıyorlar. Ben prensip olarak çalışma şartlarının iyi olduğu, ömür boyu istihdam garantili devlet sektöründeki memur ve işçiler dışındaki çalışanların, sözleşmeye ve kanunlara dayalı haklarını alabilmeleri için grev yapmalarına karşı değilim. Burada, Telekom özelinde ise durum biraz yön değiştirmiş gibi görünüyor. Bizim Telekomcular adam gibi para isteriz demek yerine lafı anlamsız yerlere çekiyor, düpedüz saçmalıyorlar. Dolayısıyla destek bekledikleri bir vatandaş olarak kusuruma bakmasınlar. Haberde şunu okudum:

Türk-İş’e bağlı Haber-İş Sendikası Genel Eğitim Sekreteri Muammer Eser, Türk Telekom’daki grevin talepleri yerine getirilene kadar devam edeceğini belirterek, ”Bu grev, bir ücret grevi değildir. Ülkeyi ele geçirmeye çalışan yabancı sermayeye karşı bir direniştir” dedi. Haber İş Genel Eğitim Sekreteri Eser, Türk-İş temsilcileri ve Telekom çalışanlarıyla Güllük Telekom önünde basın toplantısı düzenledi.

[…] Eser, işverenin kendilerine ”İşçiler piyasa ortalamasından yüzde 59 daha fazla ücret alıyorlar” diyerek, ücretleri yüzde 12 oranında azaltmak istediğini öne sürerek, ”Bu grev, basit bir işçi grevi değildir. Biz para peşinde koşmuyoruz. Bu, bir ücret grevi değildir. Ülkeyi ele geçirmeye çalışan yabancı sermayeye karşı bir direniştir. Türk işçisinin emeğini savunmaya çalışıyoruz. İşveren taleplerimizi yerine getirene kadar greve devam edeceğiz” dedi. Sendikasız çalışan işçilere, işveren tarafından yüksek oranda zam yapıldığını ve sendikasızlığın teşvik edilmek istendiğini savunan Eser, eşit işe eşit ücret ödenmesini sağlamaya çalıştıklarını kaydetti.

Son günlerde fiber optik kablolarının kesilmesinin ‘’sendika tarafından organize edildiği” iddialarının çok çirkin olduğunu belirten Eser, ”Türk Telekom’un kablolarına karşı her dönemde saldırılar olmuştur. Ancak, bu günlerde yaşanan kablo kesme olayları, sendika işçilerini kamuoyunun gözünde kötü göstermek amacıyla kullanılmaktadır. Bizim üyelerimiz çalıştığı kuruma hainlik yapmaz, aksine malzemeleri korur” diye konuştu.

Vatandaşların, 26 bin Türk Telekom işçisine destek olmasını isteyen Eser, işçileri de hem greve hem de iş yerine ve Türk Telekom’un malzemelerine sahip çıkmaya çağırdı.

Ne biçim açıklama anlayan beri gelsin. Biz para istemiyoruz diyor adam, arkasından yüzde 12 ücretimiz azalacak diye dert yanıyor. Ya onu söyleme ya ötekini. (Kaldı ki bu azalma nedir, yüzde 59 fazlalık nasıl birşeydir açıklayan yok). Ülkeyi ele geçirmeye çalışan yabancı sermaye neyin nesi, sen bir telekom işçisisin, sana ne ülkeyi ele geçirenden, üstüne vazife mi? Adam gibi “çok para istiyorum” de anlayalım.

Sonra Türk Telekomun kablosuna “her zaman” ne saldırısı olacak, en fazla havadan geçene kuş konar, rüzgardan kopar. Yerin altındakini de köstebek kemirir. Duyan da Telekom ile silahlı kuvvetler arasında harp var, uçaklar telekom tesislerini bombalıyor zannedecek. Bir de Telekom çalışanı hainlik yapmazmış vs, laflara bak. Sendika başkanı değil lise edebiyat öğretmeni mübarek. Telekom yahut herhangi bir yerde çalışan işçi, memur, mühendis kutsanmış, günahtan ari adam mı? İmamı, öğretmeni bile çuvalla üçkağıt çeviriyor, güya kutsal meslek erbabı. Bal gibi hainlik de yapabilir bir Telekom çalışanı, fiber optik kabloyu da keser, para için binayı havaya bile uçurur. Misal şu habere bakalım:

Türk Telekom ile Türkiye Haber- İş Sendikası arasında toplu sözleşme görüşmelerinin uzlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine fiber optik kabloları keserek haberleşmeyi sabote eden kişi Telekom’un Dikmen Müdürlüğü’ndeki sendika temsilcisi Namık Gökdemir çıktı.

Haberleşmenin felç olması üzerine konu savcılığa intikal etmiş, Jandarma ve Polis kabloları kesen kişinin kimliğini tespit amacıyla inceleme başlatmıştı.

Belki haber gerçek değildir ama ben yalanlandığını işitmedim. Buyrun bakalım. Sendikacı takımından, hele devlet kurumlarının ve çalışanlarının kanını emen iğrenç memur sendikalarından, özel sektöre diş geçiremeyip devlet işçisinden beslenen sendika yöneticilerinden iyice bıktık artık. İşçiden kesilen aidatlarla ne halt karıştırdıkları belli değil, ne bela imiş anlayamadık. İşçisi, memuru, sendikacısı ortalamanın üzerinde maaşa dudak büküp terör estirecek bir de vatandaş bize destek olsun diyecek. Vatandaş yiyecek ekmeği bulursa sizin ballı maaşlar için belki bir nümayiş yapar, merak etmeyin. Bu noktada internet orucunu henüz bozmayan Veysel Aratlıoğlu’nun şu şiirini yeniden hatırlatmak isterim:

Be Kemalist, niye grev yaparsın?
“Çalış” diyor sana Server Atatürk,
Aylık yetmiyorsa Amway satarsın
“Çalış” diyor sana Server Atatürk,

Kazip şöhretlerden alarak ilham
“Liboş” diye kimseyi eyleme itham
Demiyor sadece “istiklali tam”,
“Çalış” diyor sana Server Atatürk,

Sosyal demokrasi senin neyine
VEYSEL ister bir hususa değine
Gitmek istemezsen Edeb Köyü’ne
“Çalış” diyor sana Server Atatürk

(Not: Bir de hainlik denen şey neyse kimse maşallah üstüne de alınmıyor, şu habere bakarsak su borularınayağ karıştırma gibi bir olayda muhtar ne diyor:

Serhat Köyü Muhtarı Zeki Dönmez ise “Bu işi bizim köylülerin yaptığına inanmıyorum. Belki köyden kendini bilmez bir iki kişinin işi olabilir. Ama köyümüzün genel olarak anlayışı bu yönde değil” dedi.

Köyün genel anlayışı mı olur bre muhtar, adamı söyletme şimdi. Ne memleket be herkes melek gibi, ortada kötü adam yok, “kendini bilmez” ne demekse öyle bir yaratık türü zuhur etmiş anlaşılan. Aslında doğru bir “Türk” asla hain olamaz, fiber optik kablo kesemez, suya yanık yağı karıştıramaz, bunları yapan dış güçlerdir, Telekom sendikası bir ara bunlarla da mücadele etsin, nedir çektiğimiz bu yabancı sermayeden, öz be öz birinci kalite fıstık gibi Türk kumaşı dururken bu nedir yahu.)

Popularity: 53% [?]

Arazi ve Satılan Vatan

FST 9 Ekim 2007

Rize’nin bilmem ne köyünde geçenlerde AB projesi ile kanalizasyon döşenmesi gündeme geldiğinde haber medyaya “kahraman Rize köylüsü AB’ye posta koyuyor” şeklinde yansımış, nice yiğit Türk delikanlısı forumlarda, haber sitelerinde “işte Türk köylüsü vatanı sattırmıyor, Karadeniz insanı ayakta” diye epey efelenip yere göğe sığmamışlardı. Ben ise “etmeyin, köylü dediğin şahsi menfaati yoksa herkese köstek olmaya kalkar, hem ne bilsin Rize köylüsü AB’yi filan, kesin birinin arazisinden boru geçecektir, yoksa değil 350.000 Euro, 3 lira için millet birbirini yer” şeklinde olaya realist yaklaşıp tepki almıştım. Radikal gazetesindeki haber yiğit Rizelileri değil şanlı Fethi beyi doğruluyor maalesef, keşke ben yalancı çıkaydım:

AB’nin kanalizasyon ve arıtma projesi için hibe ettiği 350 bin avroluk yardımı “AB niye bedava para versin. Bunun altında bir şey var” diye reddeden Rizeli köylüler, son gün çark ederek dilekçelerini kaymakamlığa sundu. Dilekçe kaymakamlık aracılığıyla AB Merkezi Finans ve İhale Birimi’ne yollandı. Ama kabul görüp görmeyecekleri belirsiz. Bu arada Şimşirli Köyü’nün yardımı reddettiğini duyan komşu 15 köy de hibeden yararlanmak için kaymakamlıktaydı.

Projeye arazi vermeyen köylüleri, köyün başka yerinden arazi vererek ikna ettiklerini söyleyen İkizdere’ye bağlı Şimşirli Köyü’nün muhtarı Necmi Şimşek, “Aslında bugün projeyi teslim etmemiz gerekiyordu. Ancak yaşanan bu olaylardan dolayı proje hazırlanamadı. Şimdi mazeret dilekçesiyle yeniden başvurduk. İnşallah kabul ederler” dedi.

Başka yerden araziyi alınca köylü bir anda AB niye durduk yerde bedava para versin lafını uutuvermiş ama iş de işten geçmiş galiba. Ben AB yetkilisi olsam “Öyle mi, demek benden kuşku duyuyorsunuz, vermiyorum, gidin evinizin dışındaki ucube tuvaletlerinize edin pisliğinizi, sonradan iki dönüm tarlaya tükürdüğünüzü yalasanız da fark etmez” derim. Ne çare ki değilim, muhtemelen AB yetkilileri iyi maaş alıyordur.

Bir de şu haber var.

Popularity: 17% [?]

Non-Stop Los Angeles

FST 9 Ekim 2007

Geçenlerde Meclis başkanlığına 7 yeni makam aracı konusu gündeme gelmiş, zor durumdaki milletvekillerimize sağlanacak iyileştirme ve avantajlardan ahberdar olmuştuk. Ben bunu alkışlıyorum. Bravo, koca siyasetçi aç mı kalsın, yerine göre tüm dişlerini implant yaptırmazsa adam değildir. Tam alkışa devam ederken medyaya yansıyan bir haber daha dikkatimi çekti. Meğer THY sayın başbakanımızın Brüksel’e giderken beğendiği bir özel uçağı satın alarak kendisine bir jest yapmasın mı? Tam konunun duygusal yönü sebebiyle gözüm dolarken haberin detayları dikkatimi çekti:

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “VIP uçak havuzu” projesi için özel bir jet uçağı alınması gündeme geldi. Havuzda kullanılmak üzere Gulfstream Aerospace Corporation’dan G550 tipi özel jet alınmasına yönelik girişim başlatıldığı bildirildi. THY borsaya yaptığı açıklama ile uçağın 2009’un ilk çeyreğinde teslim edileceğini bildirildi.

THY yetkilileri, 51.7 milyon dolarlık uçağın Başbakanlığa alınacağını doğruladı. Geçen hafta Erdoğan’ın Boeing uçak alınması için talimat verdiği yolundaki haberleri yalayan Başbakanlık ise Gulfstream uçakla ilgili soruları yanıtsız bıraktı.

Dünyanın en uzun menzilli iş jeti olan çift motorlu G550’nin Cumhurbaşkanlığı’na da hizmet vermesi planlanıyor. G550’ler için şu an sipariş verilse bile 2011’in sonbahar ayında teslime alınabiliyor.

Ancak Gulfstream şirketi, uçağın Cumhurbaşkanı ve Başbakan tarafından kullanılacak olması nedeniyle teslimat tarihini 2 yıl öne çekti. THY tarafından bakım ve onarımı yapılacak uçakların kullanım sonrası giderlerini ve masraflarını hizmet alan kurum ödeyecek.

Boeing haberi doğrulanmamıştı

Geçen hafta Başbakan Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında Boeing uçak firması yetkilileriyle görüştüğü, dönüşünde de bir “transatlantik VİP uçak” alınması için talimat verdiği haberleri basına yansımıştı. Başbakanlık ise bir açıklama ile haberi yalanlamış, “iddialar tümüyle uydurma ve hayal mahsulüdür. Haberde bu kurgu çerçevesinde yer alan ayrıntılar hiçbir şekilde doğru değildir” demişti.

TEKNİK ÖZELLİKLERİ

Uçak, Ankara’dan havalandıktan sonra Los Angeles’a kadar hiç yakıt almadan ve yere inmeden uçabiliyor.

[Bir Yorumcu]

HAKKI
Holding sahiplerinin,medya patronlarının vs.özel uçağı oluyorda,kocaaa TÜRKİYE CUMHURİYETİ nin başbakanının neden olmasın. Bu uçak Erdoğana değil devlete alınıyor. Kim başbakan olursa o biner. Hakkıdırda helel olsun.geç bile kalınmış.hatta dışişlerinede bitane almak lazım.Çekemiyenler herzamanki gibi idoolojik düşüncelerdir.

Öncelikle, şu havuz lafını çözen var mı? Bizim bildiğimiz havuzda kayık yüzer. Saltanatın boyutu iyice arttı, başbakan artık “havuzda lüks uçak uçuracağım” mı demeye başladı? Sonra özel uçak sevdası da nereden çıktı, zaten Ana, Ata, Abla gibi bir sürü özel uçak yok mu başbakanlıkta şurda burda? Başbakanlık, cumhurbaşkanlığı vs. aldığı hizmetin parasını ödeyecekmiş, duyan da cepten verecekler zannedecek. Başbakanlık Boeing için “hayal mahsulü” diye böbürlenirken Gulfstream için sessiz kalmış. Bu arada uçağa da iyi para ödeniyor, 50 milyon dolar. Devletin imtiyazlı şirketi THY bu jesti hangi kalemden yapıyor acep, işin içinde genel müdür yalakalığı var deyen beri gelsin.

Bazıları yorumcu arkadaş gibi “Helal sana başbakanım yakışır, öderiz parasını sen hiç dert etme, alıver bakalım biraz borç, yeter ki lüks uçağın olsun” diyebilir ama ben başbakanlık “yanıtsız” bıraksa da birkaç şey sorayım. Los Angeles’da bizim hükümetin, başbakanın, danışmanın b.k işi mi var da non-stop teyyare alınıyor? Neden Boeing değil de Gulfstream alınıyor, arada komisyoncular kim ve ne kadar para alıyorlar? THY özelleştirilecek deniyor, özelleşecek kurumun uçak almayla filan ne işi var, sattığınız adam ne halt ederse etsin. Mesajım şudur:

Ayranımız yok içmeye Los Angeles’a 50 milyonluk uçakla gideriz resmi görüşmeye.

Popularity: 20% [?]

AB Parası: Bunun Altında Ne Var?

FST 5 Ekim 2007

Habere göre Karadeniz’de bir köy halkı kaymakamlığın kendilerine AB hibe fonlarından sağladığı 350.000 avroluk projeyi reddetmiş. Haberde köylülerin bunun bir dış güç oyunu olduğuna dair beyanlarından söz ediliyor:

Kaymakamlık AB hibe fonlarından yararlanarak ilçenin Şimşirli köyüne kanalizasyon şebekesi ve arıtma tesisi yapmayı niyetleniyor. Bu amaçla bir proje hazırlanıp ilgili makamlara sunuluyor. AB projeyi beğenip, kesenin ağzını açıyor ve 350 bin Euro’luk bir fon ayırıyor. Bundan sonrası çok ilginç…

İkizdere Kaymakanı Emre Çınar, projeyi hayata geçirmek için hemen köyün yolunu tutuyor. Yanındaki ekiple birlikte arıtma tesinin yapacak yer arıyor. Uygun bir mekanda buluyorlar. Gel gelelim, köylüler karşı çıkıyor.

-”Biz AB parası ile arıtma tesisi istemiyoruz” diyorlar…

Kaymakam şaşkın, köylüyü ikna etmeye çalışıyor. Ancak onlar “Nuh diyor peygamber” demiyorlar…

-”AB bize niye bedava para versin. Bunun altında birşey var” diye tutturuyorlar.

350 bin euroluk proje şimdilik askıda. Köylüler ise ikna olacak gibi değil.

Bunun altında ne olacak, adam senin pisliğin temizlensin diye 350.000 euro vermeyi kabul etmiş, muhtemelen köydeki bir iki istemezin arazisinden boru geçecek ya da bazı işlemler yapılacak diye anormal anormal konuşuyorlar. Bir insanın bu lafları edebilmesi için gerizekalı olması lazım. Bizim köylümüz ise cin gibidir, binaenaleyh başka bir iş var bunda. Benim aklıma gelen şöyle birşey:

Muhtemelen bu ortak bir projedir ve köylü kısa vadede bundan bireysel bir yarar görmüyordur. İlaveten köyde Ali emmi, muhtar, Mustafa dayı arasında birisinin eşşeği ötekinin bahçesine girdi davasından husumet vardır. Hele de bu projeyle içlerinden biri diğerlerinden daha avantajlı olacaksa rakipler ölür, aç kalır gene muhalifin yoluna taş koymaya çalışır. Köy yerinde uyduruk meseleden millet birbirini gözünü kırpmadan öldürür, bilmediğimiz şey değildir. Şimdilerde şehirlerde de “vay, bana yan baktın” diyerek adam öldürenler çoğaldı, malum köyden kente göç olgusu var (Ne sosyolojik analiz yaptım, olgu molgu,  breh, breh).

Boş lafı bırakalım. Karadenizli, Akdenizli, Trakyalı bilmem nereli vatandaş kendi menfaati varsa AB’den, Moskoftan, ABD’den, Mars’tan, Andromeda’dan da gelse, değil 350.000, üç kuruş beleş parayı öper başına koyar. Köylü bu parayı almıyoruz diyorsa, büyük ihtimalle para bireysel olarak cebine girmediği içindir. Çoğu “köyde bokun içinde yaşarım neme lazım” der, husumetine kulp olarak da artık kimden duyduysa “AB bize niye bedava para versin. Bunun altında birşey var” diye saçmalar. AB sana adam ol, pisliğin içinde debelenme diye para veriyor, bir tek sana değil Litvanya, Polonya, Bulgaristan gibi altyapısı bozuk diğer yerlere de veriyor.

Duyan da AB Karadeniz köylerine kanalizasyon borusu döşeyip Hristiyanlığı yayacak, gizlice bor madenlerini buralarda arıtıp Avrupaya götürecek zanneder. Sonra, biraz insanda akıl olur, sanki AB her önüne gelen köye para veriyormuş zannedilecek. Projeyi götürüp mantığını anlatırsan gelip iş bittikçe para veriyorlar. Proje yapmak da her babayiğidin harcı değildir. Nelerle uğraşıyoruz.

Bu şahıslara diyecek bir şey yok, konu ortada ama haber sitesinde 50 kadar yorum var, sanki bir ağızdan “hepimiz O.S.ız” der gibiler. Bazılarını numune olsun diye alıyorum. Kabus gibi be.

İŞTE YÜCE TÜRK İNSANI BU
Osmanlıyıda aynı yöntemle yok etmedilermi?Ver parayı al onurumu haysiyetimi namusumu,alıştırıldık bu seviyesizliğe ama karadeniz insanımı cani gönülden ktluyorum işte bu,ecnebi hiçbir zaman karşılıksız Müslüman Türk ün gözüne üflemez bunu en iyi karadenizli,Rizeli bilir,ama bunu bilmekte yetmiyo işte böyle onurlu bir davranışla reddediceksin,T.C devletini ucundan gösterip gösterip kandırıp onursuz bir hale getirdiler kedi fareyle oynar gibi oynuyolar,kağıt parçaları sayesinde,alın başınıza çalın…

karadenizlilerle alay eden cahiller
bizim insanımız nohut kömür gibi şeyleri alıp karşılığında demokrasiye tek katkısı olan oyunu sattığı için karadenizlileri anlamaz.anlamadığı gibi birde alay eder.
bu işin ab fonları bilmem neyle değil toplanılan vergilerle yapılması gerekir.ab bize niye yardım etsinki.
kesin altında misyonerlik faaliyetleri vardır.
hem bu çok bilmiş ab almanyada sokakta yatan evsizleri doyursun önce.bi gidin görün o insanların halini….

dilencimiyiz
ülkemizde binlerce köy var bir köy için 350 000euro sadece damıtma için harcanacaksa binlerce köy için yüzmilyarlarca euro yatırım gerekli
köy halkı çok haklı binlerce ilçede ve ilde dahi arırma tesisi yokken neden kendi köylerine yapılmak istensin bu olayı düşünüp değerlendirmekte haklılar
ülkemiz topyekün kalkınmalıdır 350 bin euroyu avrupada yaşayan bir vatandaşımız hibe etseydi mesele yoktu
kaymakam o parayı almaya kalktığı bir köyümüzü dilenci durumuna düşürdüğü taktirde atılmalıdır…

aferin o köylülere …
öpüyorum hepsini … biz kendi kendimize yeteriz — ne AB- ne ABD…..

Onur ve Şeref
Bu ülkede böyle insanlarda var…
65 maaşını “Hakkım değil” diye reddeden insanlar da var…

Makarnacı ve kömürcülere önemle duyurulur!!!!…

anadolu köylüsü
Köylü milletin efendisidir.
M. Kemal Atatürk….

Bu arada konuyla ve bölgeyle ilgili DPT sayfasna buradan ulaşabilirsiniz. Türkiye bu bölge için 6 milyon euro para ödeyecekmiş, daha bir alay bilgi var.

Popularity: 18% [?]

Memur Şehri

FST 31 Temmuz 2007

memur.jpgMemurlarla ilgili bazı veriler açıklanmış, ben konuya meraklı olduğum için biraz baktım. Aslında akademik olarak da incelemeye değer birşey gibi geldi bana. Yalnız gazeteler bilerek mi yapıyor nedir, ille de araya saçma bir yorum sıkıştıracaklar. Mesela haberde şöyle bir yer var:

Buna göre, bugüne kadar sürekli olarak Başkent Ankara, ‘memur şehri’ olarak anılırken, memur sayısının İstanbul’da, Ankara’nın yaklaşık 15 bin üzerinde bulunduğu dikkat çekti. Verilere göre, halen İstanbul’da 185 bin 865 devlet memuru görev yapıyor.

İstanbul’u 170 bin 923 memur ile Ankara, 81 bin 115 memur ile de İzmir takip ediyor.

Bir haber sitesi de “İstanbul memur şehri” demiş. Hiç böyle şey olur mu? Türkiye’nin borcuna çevirmişler işi. Şehrin toplam nüfusu içinde memur oranın bakmak daha mantıklı olur, eğer gerçekten nisbi olarak İstanbul Ankara’yı geçmiş ise o zaman şaşırmakta haklı oluruz. Peki gerçek nedir? Ben hemen TUİK sayfasından Türkiye 2000 yılı şehir nüfuslarını buldum ve illere göre açıklanan memur sayısı ile oranladım. Aşağıdaki tabloda Türkiye’nin nüfus başına memur istatistiğini bulabilirsiniz. Dedim ya, bu konu epey ilgi çekici, ortalıkta bir sürü ekonomist var, analiz etsinler bakalım bu manzara neyin nesidir, GSMH, AKP ve CHP oyları, ÖSS sınav sonuçları, girişimcilik, özel sektör gelişmişliği ile bu oranların bir ilişkisi olabilir mi? Alın size bedavadan istatistik ve araştırma konusu, pişirip verecek halim yok ya…

Memur Şehirleri Sıralaması

    İl Nüfusu Memur Sayısı Memur Oranı Nüf/Memur
1 Ankara 4.007.860 170.923 4,26% 23,448
2 Tunceli 93.584 3.682 3,93% 25,417
3 Artvin 191.934 6.292 3,28% 30,504
4 Bolu 270.654 8.762 3,24% 30,890
5 Kastamonu 375.476 11.925 3,18% 31,486
6 Sinop 225.574 7.084 3,14% 31,843
7 Eskişehir 706.009 21.649 3,07% 32,612
8 Çanakkale 464.975 14.051 3,02% 33,092
9 Amasya 365.231 10.877 2,98% 33,578
10 Edirne 402.606 11.729 2,91% 34,326
11 Karabük 225.102 6.501 2,89% 34,626
12 Burdur 256.803 7.319 2,85% 35,087
13 Kırşehir 253.239 7.109 2,81% 35,622
14 Elazığ 569.616 15.694 2,76% 36,295
15 Bartın 184.178 5.006 2,72% 36,791
16 Bayburt 97.358 2.642 2,71% 36,850
17 Kırıkkale 383.508 10.361 2,70% 37,015
18 Samsun 1.209.137 32.445 2,68% 37,267
19 Yalova 168.593 4.505 2,67% 37,424
20 Muğla 715.328 19.064 2,67% 37,522
21 Niğde 348.081 9.053 2,60% 38,449
22 Kilis 114.724 2.930 2,55% 39,155
23 Uşak 322.313 8.206 2,55% 39,278
24 Trabzon 975.137 24.601 2,52% 39,638
25 Aydın 950.757 23.976 2,52% 39,655
26 Nevşehir 309.914 7.789 2,51% 39,789
27 Bilecik 194.326 4.876 2,51% 39,854
28 Kayseri 1.060.432 26.451 2,49% 40,090
29 Denizli 850.029 21.201 2,49% 40,094
30 Malatya 853.658 21.144 2,48% 40,374
31 Balıkesir 1.076.347 26.589 2,47% 40,481
32 Bingöl 253.739 6.266 2,47% 40,495
33 Siirt 263.676 6.476 2,46% 40,716
34 Isparta 513.681 12.566 2,45% 40,879
35 İzmir 3.370.866 81.115 2,41% 41,557
36 Rize 365.938 8.655 2,37% 42,281
37 Adana 1.849.478 43.568 2,36% 42,450
38 Erzurum 937.389 21.898 2,34% 42,807
39 Sivas 755.091 17.427 2,31% 43,329
40 Çankırı 270.355 6.230 2,30% 43,396
41 Giresun 523.819 12.048 2,30% 43,478
42 Karaman 243.210 5.580 2,29% 43,586
43 Çorum 597.065 13.642 2,28% 43,767
44 Erzincan 316.841 7.221 2,28% 43,878
45 Gümüşhane 186.953 4.242 2,27% 44,072
46 Antalya 1.719.751 38.458 2,24% 44,718
47 Iğdır 168.634 3.771 2,24% 44,719
48 Zonguldak 615.599 13.692 2,22% 44,960
49 Osmaniye 458.782 10.162 2,21% 45,147
50 Hakkari 236.581 5.226 2,21% 45,270
51 Kocaeli 1.206.085 26.642 2,21% 45,270
52 Sakarya 756.168 16.702 2,21% 45,274
53 İçel 1.651.400 36.359 2,20% 45,419
54 K.Maraş 1.002.384 21.956 2,19% 45,654
55 Diyarbakır 1.362.708 29.829 2,19% 45,684
56 Kars 325.016 7.031 2,16% 46,226
57 Bursa 2.125.140 45.524 2,14% 46,682
58 Kütahya 656.903 13.918 2,12% 47,198
59 Ardahan 133.756 2.738 2,05% 48,852
60 Kırklareli 328.461 6.704 2,04% 48,995
61 Manisa 1.260.169 25.555 2,03% 49,312
62 Afyon 812.416 16.466 2,03% 49,339
63 Aksaray 396.084 8.018 2,02% 49,399
64 Adıyaman 623.811 12.583 2,02% 49,576
65 Konya 2.192.166 43.834 2,00% 50,011
66 Düzce 314.266 6.255 1,99% 50,242
67 Tekirdağ 623.591 12.382 1,99% 50,363
68 Hatay 1.253.726 24.396 1,95% 51,391
69 Batman 456.734 8.861 1,94% 51,544
70 Tokat 828.027 15.491 1,87% 53,452
71 İstanbul 10.018.735 185.865 1,86% 53,903
72 Gaziantep 1.285.249 23.769 1,85% 54,072
73 Yozgat 682.919 12.607 1,85% 54,170
74 Ordu 887.765 16.090 1,81% 55,175
75 Mardin 705.098 12.044 1,71% 58,544
76 Bitlis 388.678 6.532 1,68% 59,504
77 Şırnak 353.197 5.924 1,68% 59,621
78 Van 877.524 14.568 1,66% 60,236
79 Muş 453.654 6.478 1,43% 70,030
80 Ağrı 528.744 7.499 1,42% 70,509
81 Şanlıurfa 1.443.422 20.349 1,41% 70,933
  Türkiye 67803927 1565648 2,31% 43,307

Popularity: 31% [?]

« Geri - İleri »