FST 23 Ocak 2008
Dün bir link yolladılar, Nahnu’da da gördüm tuhafıma gitti. Resimsiz olan haberde bir milli eğitim müdürlüğü sitesindeki logoda takkeli bir erkeğin bir kıza okuma öğretirken yaptığı hareketler bahane edilmiş. Hürriyette logoyu da gördüm. Sonra Nahnu.org’da Takke-II olayı da duyurulmuş. Bir TV dizisinde oyunculardan birinin başında takke olması ve dahası adamın Fethullah Gülen’e benzetilmesi ATV’de krize yol açmış. Olaya geçmeden konuyu biraz inceleyelim. Bu takke denen şey genelde bazı müslüman erkeklerin namaz kılarken kullandığı, Yahudilerin kippasına benzeyen, Özbekistan taraflarında filan yaygın olan, benim logoda Örümcek Adam’ın kafasında bir örneği görülebilecek bir giysidir. Geleneksel olarak kullanılır, muhtemelen tarihin bir döneminde icat edilmiş, “namaz kılarken başa bir şey koyalım, ne olsun, hah tamam şu olabilir, hem Yahudilerde de var” arayışının tecellisi olduğunu zannederim.
Bu takke ilk bakışta önemsiz gibidir ama Türkiye’de takke Cumhuriyet tarihi boyunca rejimi yıkarak padişahlığı geri getirmesi kesin görülen ve bu sebeple sürekli kontrol altına alınıp icabında sopa zoruyla dönüştürülmesi gerektiğine inanılan standart namaz kılan müslümanın bir simgesi haline gelmiştir. Nitekim Türkiye’de azınlık ve çoğunluk mağdurlara hürriyet talep edenlere liberalden mülhem liboş denirken, bu şahıs bir de müslüman hele de dindar ise kendisine Takkeli Liboş denir. Bu grup karşıya Faşos, Milloş, Devletços, Laiş, ulusçoş gibi ifadeler kullanmasa da, günümüz Türkiye’sinde her tür ideolojiye ait adlandırma zaten küfür manasında kullanıldığı için buna gerek de yoktur. Gerçi son zamanlarda Erbakan ve ulusalcı ittifakına bakarak Takkeli ulusalcı tabirinin kulanılabileceğini de hatırlatırım. Uzun lafın kısası takke halk arasında bir erkeğin müslümanlığına zahiren şehadet eder. Velev ki o şahıs hilekar bir tacir, komşularına zarar veren bir habis olsun, kafasında takke varsa hacı amca, dini bütün şahıs konumuna çıkar.
Diğer taraftan takkenin bazı zararları da vardır. Cumhuriyetin takkeliler tarafından yıkılıp içkinin yasaklanacağı endişesi taşıyan ve kendilerine çağdaş, laik adı veren kesimler duyargaları açık radarlarıyla çevreyi kontrole başladıklarında ağa ilk takılanlar da bu takkeliler olur. Misal eskiden bir şehirde -nedense- Atatürk büstü mü boyandı, kimse gidip fötr şapkalı birini derdest etmez, çarşıda pazarda ne kadar takkeli adam varsa karakollarda sabahlar, lüzumsuz eziyet görürdü. Bugün ortalıkta takke ile dolaşma çok yaygın bir özellik değil, buna ancak Türk dizilerinde -genel olarak- kötü müslüman tipi çizen şahısların başında rastlanıyor. Bir de bazı sünni tarikatler filan takkenin çok önemli birşey olduğunu düşünüyorlar. Genelde gömlek yaka cebi yahut pantolon arka cebinde muhtemelen bir tarakla beraber takke bulunduranlar genelde ortodoks bazı nakşi tarikatlerinin mensubu olabilir. Alevilerde ise takke yerine fötr şapka dini bir simge gibi kullanılır, gerçi artık onlar da bozuldu, ortalık kravatlı, entel gözlüklü Alevi dedesiyle doldu.
Bu genel girişten sonra gelelim cumhuriyeti korumak adına sürekli duyargaları açık gezen çağdaş, laik (demokrat diyen de var) yurttaşlarımızın son iki avına. Buna göre Mersin il milli eğitim müdürlüğü web sitesinde yanda gördüğünüz logo varmış. Haberde şunlar yazıyor:
Takkeli logoya soruşturma
Ali Ekber ŞEN/MERSİN, (DHA)
MERSİN Milli Eğitim Müdürlüğü’nün resmi internet sitesi olan ‘http://mersin.meb.gov.tr’ adresli sitenin Hizmet İçi Eğitim bölümünde yer alan hareketli logoda, kravatlı, başında takke bulunan öğretmenin, küçük kız çocuğuna okumayı öğretirken elinin Arapça kitap okur gibi sağdan sola doğru hareket ettirmesi dikkat çekince, geceyarısı kaldırıldı.
Siteye ne zaman eklendiği bilinmeyen hareketli logonun bulunduğu sol bölüme üzerinde Atatürk’ün silueti bulunan Türk bayrağı yerleştirildi. Gelen bir ihbar üzerine gece telefonla ulaşılan İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Gül, bunun sorumlusu olarak, Tarsus İlçe Milli Eğitim Müdürü Ethem Sarı’yı gösterdi.
Bazıları çıkıp bana “canım sen de fazla yükleniyorsun, tamam müslümanlardan hiç hoşlanmıyorlar, ama zekaları konusunda düşündüklerinde haksızsın” diyor. Ben de kendimi yokluyorum, acaba nasıl isimlendirebileceğimi bilemediğim, belki ortodoks CHP zihniyeti, kısaca çağdaş denebilecek insanlar acaba ahmak denmesini hak etmiyorlar da ben mi önyargılı davranıyorum diye ama gelin de şu örneğe bakın. Bir defa ortada bir takke yok. Gayet şirin bir (hem de başı açık) küçük çocuk ile kısa kol gömlek giymiş, mütebessim, saçı düz kesilmiş ve de mavi kravat takmış genç bir öğretmen yok mu bu resimde? Yazıda “bir ihbar üzerine” denmiş. Peki ihbarı yapan diyelim beynindeki arıza sebebiyle görme yeteneğini kaybetmiş, Milli Eğitim yetkilileri ve DHA muhabiri Ali Ekber’in amirleri neden “saçmalamayın, bu resimde takke filan yok, adı açıklanmayan muhbirinizi de adam gibi seçin, elini sağdan sola hareket ettirmek de neymiş” dememiş?
Tabii bunun cevabını hepimiz biliyoruz, Milli Eğitim yetkilileri kulak asmasa “bak AKP’li memurlar kuran okutan takkeli adamı milli eğitim sitesine koymuş, laik rejim tehlikededir” diyerek hücuma geçen kesim tarafından sıkboğaz edilirlerdi. O sebeple hemen Atatürk silüetli bayrak biryerlerden bulunmuş ve müdürlüğün namusu kurtarılmış. Artık herkes derin nefes almış “oh, İran olmayacağız” diyerek geri salmış olsa gerek. Doğan Medya açısından baktığımızda ise bu zırvayı reddedip muhabiri azarlasalar kendilerini inkar etmiş olacakları için ulusalcı cephede ciddi bir çatlak ortaya çıkmış olurdu. Zira müslümanlarla ilgili bu tür haberlerin zaten büyük kısmının yalan ya da çarpıtma olduğunu başta Doğan medya mensupları olmak üzere herkes biliyor. O sebeple bu grup için haberin doğru ya da yanlış olması değil “amaca hizmet etmesi” önemlidir. O sebeple bu logodaki insanın saçı kolaylıkla siyah bir takke olarak düşünülebilir.
Peki Arapça kitap okuma konusuna ne diyelim? Logoyu hazırlayan nasıl bir şeytan olmalı ki Arapçanın sağdan başlanarak yazılıp okunduğunu bilmiş olsun? Bu yorumu yapmak da ancak DHA, Hürriyet ve Milliyet gibi çağdaşlık dostlarına mahsus bir yetenek olsa gerek. Madem Arapça kitap (herhalde Kuran kastediyorlar) okunuyor, bakın kızın başı açık, erkek de ayakta duruyor. Sağdan solayı akıl eden logo tasarımcısı kızın başına bir şey örtüp adamı da yan tarafa oturtamaz mı?
İlginç değil mi, 80 senedir çiğnenen bu sakıza rağmen vatandaş da geri adım atmıyor, tersi yönde gidiyor. Din duygusunun ne kadar güçlü olduğunu, din ile gelenek, töre vesilesiyle sokuşturulan abuk subuk hurafelerin farklı olduğunu dünyada tek anlayamayan Türkiye’deki “çağdaş” kafa kaldı herhalde. Atesitliğin de bir usul ve adabı vardır, bunlar tam hödük. Bir milim kafasına birşey girmeyen okumuş cahil sürüsünün, sabah programlarındaki bağırıp çağıran mahalle karılarından daha akılsız olması şayanı hayret bir durum. AKP türü partiler de “kah kah, bu budalalar sayesinde kılımızı kıpırdatmadan yüzde 70 alacağız, yaşa Hürriyet, durmak yola devam” diye prim yaparak rehavetle ekonomik politikalardan sapıyor, azınlık ve çoğunluk özgürlüklerini umursamıyorlar.
Neyse, daha takke işi bitmedi, bir dizi ayağı var konunun, o halde “Takke-II: Dizideki Sakınca” az Sonra…
Popularity: 30% [?]