FST 31 Ağustos 2007
Son zamanlarda Hürriyet okurken gülmekten gözümden yaş geliyor. Hayır, tahmin edildiği gibi bunun sebebi Bekir Coşkun’da Allah vergisi bir yetenek olduğunu söyleyen Ertuğrul Özkök değil. Onlara da gülüyorum, yalan değil ama öyle biri var ki tüm Hürriyet kadrosu bir araya gelse eline su dökemezler. Bu şahıs ünlü senarist Fatih Çekirge. 22 Temmuzdan beri askerleri gözetlemeye başlayan ve “acaba fişteklesek darbe yaparlar da yüzümüz güler mi” diye askeri yivleyen Hürriyet yazarları içinde Fatih Çekirge ayrı bir ekol haline gelmiş vaziyette.Bunlar gece gündüz, “paşa aksırdı, yüzünü şu yana döndü, cephe selamı verdi, şu kadar desibel alkış aldı, bildiriyi erken okudu, özde değil sözde dedi” diye aç kedinin kasap dükkanı önünde yalanması misali dönüp duruyorlar. Sokaktaki inzibat eri bir şey dese “ordudan tarihi mesaj” diye de üstüne atlayacak hale geldiler. Suratlarının eşşek derisi köselele kaplı olduğu daha önceki palavraları, saptırmaları ve yalanlarından malum, bunlarda ders alma, hesap verme gibi yetenekler de bulunmamaktadır. Hasılı, aklı başında adamda tiksinti uyandıracak ayaktakımı bir güruh. İşte bunların dijital alandaki sorumlusu, yani uyduruk bir olayı “canlı yayın” diye büyütüp bir sürü saçmalıkla ortalığı karıştıran “beyni” Fatih Çekirge 30 Ağustos resepsiyonunu da canlı aktarmış ve bakın neler uydurmuş:
Bunca yıldır Genelkurmay’ın verdiği 30 Ağustos resepsiyonlarını izlerim.
Bu gördüğüm sahne gerçekten ilginçti…
Aslında sıradan gibi gözüken basit bir uğurlama sahnesiydi bu…
Bazen küçük gibi gözüken protokol detayları tarihi bir mesaja dönüşebiliyor.
[…] Bakın bu tarihi olay nasıl gelişti:
Fonda Sertab Erener son parçasını bitiriyor.
[…]Hep birlikte izliyoruz…
Orgeneral Büyükanıt, Cumhurbaşkanı Gül’ü uzun bir bahçe yolundan geçirerek kapıya kadar götürdü. Gül makam aracına binerken, Orgeneral Büyükanıt yola inmedi ve kaldırımda durdu. Ancak Başbakan Tayyip Erdoğan yola indi. Cumhurbaşkanı Gül makam aracına bindi. Başbakan Erdoğan normal olarak ve protokol gereği makam aracında Cumhurbaşkanı Gül’ün oturduğu kapıya kadar yürüdü, önünde durdu ve beklemeye başladı. Ancak Genelkurmay Başkanı kaldırımda kaldı ve Başbakan’ın yanına Cumhurbaşkanı’nı uğurlamak için gitmedi…
Başbakan bekledi ve Cumhurbaşkanı giderken el selamı vererek uğurladı.
Bütün bunları 1 metre mesafeden izlerken, “Herhalde Genelkurmay Başkanı etrafını saranların etkisiyle bu protokol gereğini unuttu, Cumhurbaşkanı’nı Başbakan’la birlikte uğurlayamadı” diye düşündüm…
Bu sahne gerçekten çok ilginçti. En azından bir gazeteci olarak düşünmeye başladım:
“Acaba Genelkurmay Başkanı bunu bilerek mi yapmıştı?”
Ve az sonra cevabı geldi:
TBMM Başkanı Köksal Toptan eşi Saime Toptan’la resepsiyondan ayrılamk için ayağa kalktı. Orgeneral Büyükanıt ve eşi Filiz Büyükanıt, Toptan çiftine eşlik ederek yürümeye başladılar.
Yine bahçe sonundaki uğurlama noktasına gelindi. Toptan’ın makam aracı geldi.
Orgeneral Büyükanıt, Köksal Toptan’ı makam aracının kapısına kadar götürdü ve bindirdi. Diğer taraftan Filiz Hanım da Saime Hanım’ı makam aracının sol tarafına bindirdi.
Orgeneral Büyükanıt bir adım geri çekilerek Toptan’a doğru esas duruşa geçerek bir baş selamı verdi…
İşte bu görüntü kafamdaki o kritik soruyu ayaklandırdı.
Toptan çifti oradan ayrılırken Büyükanıt’ın yanına gittim.
Ve şimdi size Orgeneral Büyükanıt’la yaptığım kısa konuşmayı aynen aktarıyorum..
-Paşam bu görüntüyü kaçırmadım. Acaba ben mi yanılıyorum…
-Hangi görüntü…
-Siz Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü uğurlarken çok farklı davrandınız..
-Nasıl yani…
-Başbakan Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Gül’ü makam aracının sağ tarafına geçerek uğurladı. Ama siz oraya gitmediniz. Oysa TBMM Başkanı Köksal Toptan’ı aracına kadar bindirdiniz. Ve sağ tarafında durup, esas duruşa geçtiniz. Bir de baş selamı verdiniz… Yanlış mı? Yoksa bir dalgınlık mı var?
[…] İşte Orgeneral Büyükanıt’ın cevabı:
-Hayır Fatih bir dalgınlık yok. Ben normali yaptım. Eğer tersini yapsaydım anormal olurdu.
-Yani Paşam?
-Yani böyle davranmayı uygun buldum. Eşiyle gelmiş olan benim Meclis Başkanımı baş selamıyla uğurladım. Gerekirse amuda bile kalkarım. O kadar…
Evet, sevgili okurlar…
Amacım kriz gazeteciliği yapmak değil. Ama gözümüzün önünde olan ve Genelkurmay Başkanı’nın doğruladığı bu gerçeği aktarmak bir gazetecilik görevidir. Çünkü içine düşülen ruh durumunu açıkça gösteren bir 30 Ağustos haberidir bu…
Eşliler dans etti…
Başbakan Erdoğan, protokol için ayrılan bölüme geldiğinde bir süre gazetecilerle sohbet etti. Bu sırada Orgeneral Büyükanıt’ın eşi Filiz Büyükanıt yanına gelerek, “Sayın Başbakanım lütfen oturunuz, sizi dinlendirmek istiyoruz” dedi. Başbakan Erdoğan da önce hanımların oturmasını beklediğini ifade etti ve daha sonra yerini aldı. Vals çalmaya başlayınca Büyükanıt’ın eşi Filiz Büyükanıt, özel bölüme gelerek Genelkurmay Başkanı’nı dansa kaldırdı. Büyükanıt, Gül ve Erdoğan’a dönerek “Hakikaten dünya tersine döndü” diyerek, eşinin dans davetini yerine getirdi. Dansa diğer komutanlarda eşleriyle birlikte eşlik etti. Eşsiz davetliler Erdoğan ve Gül dansı oturdukları yerden, leblebi ve badem yiyerek izledi. Başbakan, Referans yazarı Nuray Başaran’ın dans teklifini “Bilmediğim işi ben yapmam” diye geri çevirdi.
Amacın kriz gazeteciliği yapmak değil, onu anlamak için uzman olmaya gerek yok. Zira bu kafayla kriz çıkarman mümkün değil, kriz çıkarmak için biraz yetenek gerekir. Laflara bak, kaldırımdan inmemiş, eşli gelen baş selamı vermiş, başbakanla cumhurbaşkanı leblebi ve badem yemiş vs. Genelkurmay başkanı da kendisiyle düpedüz dalga geçmiş, gerekirse amuda kalkarım sana ne demiş. Yüz yerine kösele var dedik ya, adam da utanıp gideceğine “tarihi mesaj” filan diyor. Böyle mesaj mı olur, haydi çok ince yorum yaptın, bir tarafından mesaj olarak algıladın, “tarihi” olması nereden çıkıyor? Duyan da Genelkurmaybaşkanı Fatih’in Kara Murat’a verdiği tarihi ferman misali bir nutuk verdi zannedecek. Yahut Yunan ordusuna nota olarak yorumlanacak bir şey söylediği izlenimine kapılacak.
Fakat olay ne? Efendim paşa kaldırımda durmuş da eşsiz olana selam vermemiş, eşli olana başıyla selam vermiş. Bizimkiler buradan “ordu yarın hükümet darbesi yapacak” mesajı almaya çalışıyorlar. Ertuğrul ve Fatih efendiler, bakın sizin yüzünüzden 15-20 dakikamı harcadım, halbuki alternatif olarak kanepeye uzanıp bir Türk filmi izleyebilirdim. Ama ben ne yapıyorum, hödükçe bir yazı yüzünden vakit kaybediyorum. Tamam, güldüm, inkar etmiyorum, okuması eğlenceli, hatta böyler devam da edin, sakın normalleşmeye filan kalkmayın, Bekir, Yılmaz, Özdemir de saçmalamayı kesmesinler, o ayrı iş ama ara sıra ilaç kabilinden böyle ıkınıp duracağınıza normal birşey de yazın ve şaşırtın beni.
Bu arada Yaşar Büyükanıt da bir gazeteciye her laftan, hareketten mana çıkarmaya kalkmayın mealli “bunlarla uğraşmayın” demiş. Şurada yazıyor. Halbuki “merak etmeyin arkadaşlar eli kulağında, yarın tankları yürüteceğiz” dese zavallılar ne bayram ederlerdi. Askerler durumdan hoşlanmadıklarını gizlemiyorlar ama en azından “ne yapalım, halk böyle seçmiş, iyi kötü alışılacak, müdahale etsek daha mı iyiye gidecek, bir bildiri sızdırdık herifler yüzde 50 oy aldı, en iyisi karışmayalım” noktasında oldukları düşünülebilir.
Bir de eklediğim resimle ilgili ben de yorum yapmak isterim, bunda derin manalar olabilir. Dikkat edin, paşa iki gerici siyasetçiyi ele almış nasihat ediyor ve onlara eliyle çağdaş uygarlık yolunu gösteriyor. Alın size tarihi mesaj. Sayın Genelkurmay başkanına da bir tavsiyede bulunayım, Fatih Çekirge 1 metre yakına sokulunca gördüklerinden anormal yorumlar yapabilme yeteneğine sahip, bundan sonra korumalara söylesin, kendisini Genelkurmay karargahının 1 km. civarından geçirmesinler, en azından uyduracağı malzeme azalır.
Fatih Çekirge ile ilgili daha önce de birşeyler yazmıştım, merak eden bakabilir.
Manevi Sihir, Belki de O Telaşla
(Güncelleme, bir yorumcumuz uyararak Abdullah Gül’e el selamı verenin genelkurmay başkanı değil başbakan olduğunu söylüyor, ki doğru, ona göre metinde daha önce yazdığım “eliyle selam vermiş” ifadesini “selam vermemiş” şeklinde düzelttim. Genel anlama bir etkisi yoktur. Zaten bir tuhaflık vardı, şapkası olmayan asker nasıl el selamı versin. Tabii, aslında başbakan da el selamı vermemiş, el sallamıştır ya, iyisini Fatih bey bilir.)
Popularity: 18% [?]