'Uncategorized' Arşivi

Ölüm-Sıtma

FST 19 Nisan 2008

301. madde ile ilgili bir iki rotüş yapılmış. Baktım ne var diye, gene lastikli laflar. Aşağılamak diye bir fiil var, izahı mümkün mü? Mesela emniyeti aşağılamak ne demek? Eski tarihli şu yazımda bahsetmiştim, gülünç sözler bunlar. Yuvarlak, esnek, don lastiği gibi laflarla kanun mu yapılır? Neyse, bir iki ilerleme kaydedilmiş, süre düşürülünce hapis cezası ortadan kalkacak, bir de Adalet Bakanı izin verecekmiş. Kaldırsalar iyiydi ama buna da şükür. Ölümü görüp sıtmaya razı olacağız artık.

Bu arada paradaki resimler madem gündeme geldi, şu Atatürk’ü koruma kanunu utancına da bir el atılsa iyi olacak. AB yetkilileri bir tur daha atarsa gelişme olabilir. Ama dediğim gibi, bu konuyu CHP’ye hallettirmek lazım, AKP yahut herhangi muhafazakar, liberal bir iktidara bunu yaptırmazlar. CHP’ye “Abi, size kıllık olsun diye Bayar-Menderes ikilisi bunu yapmış, değiştirin deyin, başımızın üstüne” şeklinde yaklaşılabilir.

Popularity: 20% [?]

Ahmaklık Evrensel mi-II

FST 17 Nisan 2008

balik.jpgHep Türkiye’de olan bitene yükleniyoruz, ki bu da normal sonuçta bizi burada olup bitenler ilgilendiriyor, ama elbette dünyanın en ahmak milleti biz değiliz, daha doğrusu “milletler” ahmak olmaz, orada yaşayanlar içinden geçtikleri eğitim sistemi gereği aptallaşabilirler. Daha önce de konuyu Yunan basınından bir örnekle açıklamıştım. Şimdi benzer bir olaya Almanya ile Avusturya arasındaki heykel sebep olmuş. Haber şöyle:

Almanya ile Avusturya’nın arasını heykel gerdi. Almanya’nın sınır kasabası Simbach’ta metalden dikilen erkek heykelinin poposu Avusturya’nın Braunau kasabasına dönük olunca Avusturyalılar ayaklandı. Balığın üstüne binmiş sadece alt tarafı kapatılmış çıplak bir erkeği tasvir eden heykel yarım ton ağırlığında. 260 bin Euro’ya mal olan heykel Inn Nehri için yapıldı. Avusturyalılar bunun bir hakaret olduğunu savunurken Simbach sakinleri ise bir sanat eseri olduğunu savunuyor. Simbach Belediye Başkanı sanat eserinin yapım aşamasında çırılçıplak olmasına karşı çıkarak alt tarafının kapanmasına karar vermişti.

Görüldüğü üzere bizi hiç aratmayacak meseleler var dünyada. En azından yalnız olmadığımızı görüp sevinebiliriz. Geçenlerde nerede okuduğumu hatırlamıyorum ama Sputnik’in uzaya fırlatılmasını bir gazetecinin “dünyadan kaçış imkanı” olarak adlandırdığını görmüştüm. Bu arada aklıma takılan, bu 260.000 Euro kim tarafından ödenmiş? Alman vatandaşın vergisini yedirtmemek de bir dünya vatandaşı olarak görevim, soruyu gündeme getirmiş olayım.

Popularity: 10% [?]

Ah Engin Ardıç

FST 16 Nisan 2008

Tam paranın üstüne Abdullah Gül’ün resmi konsa diye bir yazı döşenip paint ile de acemice Abdullah Gül’ün resmini 20 YTL üzerine yapıştırmaya çalışırken Engin Ardıç’ın şu yazısı ile karşılaştım. Alacağın olsun Engin Bey, bu gidişle ekmeğimizden de olacağız. Neyse belki yazıyı yazmaya devam ederim.

Popularity: 12% [?]

Kontör At: Yorumcu Yanılıyor

FST 10 Nisan 2008

cok-sikistim-bana-kontor-atsana_712200790117pm.jpgBurada defalarca milletvekilleri ve üst bürokratalara tanınan kıyak ayrıcalıklara işaret etmeme rağmen insanların daha ulvi davalar peşi,nde olduğu için beni ve olayları umursamadığı izlenimine kapılıyorum. Ama olsun, ben küçük işlerin adamıyım, siyasi ve memurların ellerindeki imkanları nasıl kendi çıkarları için kullandığını ısrarla burada vurgulayacağım. Haber şu:

BAZI milletvekillerinin, TBMM’nin tanıdığı, “Ücretsiz cep ve ofis telefonu” uygulamasından yararlanarak, yakınlarına “Bedava kontör” gönderdikleri belirlendi. Bir yıl içinde yaptıkları görüşmelerin 16 bin YTL’si Meclis tarafından ödenen vekillerin, bu haklarını yakınlarına kontör göndermek için kullandıkları, fatura incelemelerinde ortaya çıktı.

DÖKÜM İSTENİNCE ORTAYA ÇIKARILDI

Vekillerin telefon faturalarının ödenebilmesi için ilgili yönetmelik gereğince yapılan görüşmeler, şehiriçi ve şehirdışı konuşma ücretleri olarak ayrılıyor. Bu hükmü uygulamak isteyen TBMM yönetimi, milletvekillerinden telefon faturalarının dökümünü istedi. Fatura dökümlerinin istenmesi bazı milletvekillerini rahatsız etti. Bir milletvekili, Meclis bürokratlarına, “Buna neden gerek duyuyorsunuz. Kimlerle görüştümüğümüz kimi ilgilendirir” diyerek, tepki gösterdi.

YAPANLARIN SAYISI HİÇ DE AZ DEĞİL

Bunun üzerine bürokrat, “Yönetmeliğe göre yurtiçi ve yurtdışı konuşmaları ayırmamız gerekiyor. Teknik bir durum. Fatura dökümleri incelenirken bazı vekillerin eş ve çocuklarına bedava kontör gönderdiğini de tesadüfen saptadık” dedi. Buna hayli şaşıran milletvekili, bunu yapanların sayısının hiç de az olmadığı bilgisini de edindi. Bazı vekillerin, yakınlarının yanısıra seçmenlerine de bedava kontör gönderdiği öne sürüldü. Sistem gereği bir ay içinde bir milletvekili (vip abone) hattından bu yolla en fazla 500 kontör gönderilebiliyor.

DÖKÜM KALDIRILDI KONTÖR BAKİ KALDI

TBMM Başkanlık Divanı’nın, geçen ay yapılan son toplantısında bazı üyeler, milletvekillerinin, fatura dökümü istenmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdiler. Bunun üzerine Başkanlık Divanı, vekillerden fatura dökümü istenmemesi için yönetmelik hükmünü değiştirdi. Böylece vekiller fatura dökümanı vermekten kurtulurken, “kontör denetimi”de ortadan kalktı.

Öncelikle vekillere yıllık 16 milyar bedava, beleş, kafadan konuşma hakkı tanınıyor, bilginiz olsun. Diğer bedava ve imtiyazlar, üçkağıtlar için bir zahmet benim arşivleri dolaşınız. Yorum yapmıyorum, sadece Hürriyete yorum yapan vatandaş şunu demiş;

Mehmet GÜRÇAY
BİZ KONTÖR’ e RAZIYIZ DEVLETİ VE ÜLKEYİ SATMASINLARDA.

İNADINA

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

Mehmet bey kardeşim, devlet ve ülke satışı muğlak laflardır, ama kontör gönderme gayet somut bir iştir. Ben diyorum ki, nasıl olsa öyle birşey yok, vatanı satabiliyorlarsa satsınlar ama kontör yollamasınlar. Eğer siz vatan, devlet gibi siyasilerin size yolladığı dolmaları yutmaya devam ederseniz telefonunuza kontör bulamaz hale gelirsiniz. Kafayı değiştirmek lazım.

Milliyetçilik, vatanseverlik ahmaklıkla, davarlıkla karıştırıldıkça daha hepimizi donumuza kadar soyacaklar, bilginiz olsun. Elbette milliyetçilik ettiğini zanneden ahmaklar oldukça da siyasiler “kontör denetimini” çaktırmadan kaldırıverirler, zırlamaya gerek yok.

Bir Türk Dünyaya Bedeldir. (Yorumcuya nazire.)

Popularity: 20% [?]

OKSYS Testi-IV

FST 4 Nisan 2008

sinav-test.jpgLütfen aşağıdaki soruları verilen paragrafa göre doldurunuz:

Yüksek Mahkeme Başkanı ……., çok sayıda kadının avukat veya hâkim olmasının entegrasyonun sağlanmasında önemli olduğuna işaret ederek, “Aynı kural, inancından dolayı başını örtenler için de geçerli. Erkek eli sıkmayan veya saçını göstermeyen biri hâkim olamaz bir diye kural yoktur. Başını örtmek, hakim olmaya engel değil.” demişti.

Açıklama üzerine harekete geçen ………………. Mahkemeler İdaresi ‘personel beklentileri yönetmeliği’ni hazırladı. Yönetmelikte, “………………….. mahkemelerinde kültürel ve dini yönden başörtüsü, türban ve benzeri kıyafetlerin giyilmesinde bir engel yoktur; ancak yüz kapalı olmamak şartıyla…” görüşüne yer verildi. Karar, başörtülü hâkimlerin önünü açtı.

Mahkemelerde başörtülü hâkim, …….. Günü konuşmalarında gündeme gelmişti. Başbakan …………….. “Özgür …………. düşüncesi, insanların giyim, kuşamına, özel ve kamusal alanda karışmaz. Müslüman kadınları rahat bırakın.” şeklinde konuşmuştu. Yüksek Mahkeme Başkanı ……………. da, “Bir kadın inancından dolayı erkeklerin elini sıkmıyorsa benim hiç umurumda değil. Tıpkı birinin kızıl saçlı olması gibi. Kafasını ne ile örttüğü değil, kafasının içindeki bilgiler önemlidir.” demişti.

1. Yüksek Mahkeme başkanı ve başbakan aşağıdaki şıklardan hangisinde doğru olarak verilmiştir?

a) Haşim Kılınç-Recep Tayyip Erdoğan
b) Torben Melchior-Anders Fogh Rasmussen
c) Bodrum Hakimi-Adnan Menderes
d) Kainatın Hakimi-X Men
e) Ağır Ceza Reisi Halis bey-İsmet Paşa

2- Bahsi geçen mahkeme hangi ülkededir?

a) Yokülke
b) Suudi Arabistan
c) Kuzey Kore
d) Türkiye
e) Danimarka

3- Ülkenin başbakanı ve hakimi için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

a) Kaygısız-liberal
b) Saygısız-anarşist
c) Duyarsız-demokrat
d) Fethullah Gülenin adamı-şerefsiz
e) Soros Uşağı-alçak
f) Satılık-hain

4- Metinde Yüksek mahkeme başkanı neyi kastetmektedir?

a) Kızıl saç sarışına tercih edilmelidir
b) Başörtüsü siyasi bir simgedir
c) Kızıl saç komünizmin simgesidir
d) Başörtülü biri hakimlik yaparsa yanlı davranır
e) Başı açık biri hakimlik yaparsa yanlı davranır

5- Başbakan kimin rahat bırakılmasını istemektedir?

a) Müslüman kadınların
b) Çağdaş Kadınların
c) İlerici Kadınların
d) Babaannelerimizin
e) Tavşanların

6-Aşağıdakilerden hangisi tutarlıdır

a) Giyime kamusal alanda karışmalı ama özel alanda karışmamalı
b) Giyime özel alanda karışmalı ama kamusal alanda karışmamalı
c) Giyimin son adresi Yeni Karamürsel
d) Ne giydiğin değil ne yediğin önemlidir
e) Ye kürküm ye

7- Yukarıdaki metinle tutarsız olan özdeyişi belirtiniz.

a) Laik olmayan adam değildir (A. N. Sezer)
b) Ordu Göreve (Bir grup çağdaş akademisyen)
c) Türbana hayır (Türkiye Komünist Partili Gençler)
d) İti an çomağı hazırla (Çeldirici)
e) Danimarka yolları taştan, var mı büyük Beşiktaştan (FST)

8- Bu metin akla hangi kriterleri getirmektedir?

a) Kopenhag kriteri
b) Ankara Kriteri
c) Adana kriteri
d) Yemişim kriterini
e) Çubuk kraker

9- Bir kadın başını örtüyorsa;

a) Önemli olan kafasının içidir
b) Önemli olan ruh temizliğidir
c) Benim dedem de şeyhülislamdı
d) Bunlar bizi kesecek
e) Kuranda türban yoktur

10- Metne göre aşağıdaki sonuçların hangisi normaldir?

a) Kopenhag’da laiklik yürüyüşü yapılmalı, darbeciler göreve çağırılmalıdır
b) Danimarka başbakanı ve partisi ile ilgili Türk yargısı kapatma davası açmalıdır
c) Danimarka’ya savaş açılmalıdır
d) Danimarka Hz. Muhammet’e hakaret etmişti
e) Danimarka’nın peyniri meşhurdur

Popularity: 31% [?]

Yıldönümünü Anladık da

FST 3 Nisan 2008

aajjans.gifAnadolu Ajansının kuruluş yıldönümü 6 Nisanda kutlanacakmış. Hayırlı olsun da konuyla ilgili tuhaf bir duruma iki defa işaret etmeme rağmen kimsenin iplediği yok, bari yıldönümü vesilesiyle bir daha uyaralım. Nisan 2008, özlü söz hala yerinde. Neyse, eski yazıyı yeniden buraya alıyorum:

“Blogger en asil duygunun insanıdır”

27 Nisan 2006, FST

Blogger kimdir, asil duygu insanı mıdır, sefil midir, ayrı mesele ama bu slogan hepimizde “Türk şoförü en asil duygunun insanıdır-K. Atatürk” sözünü hatırlatır muhtemelen. Peki gündemle ne alakası var? Şöyle bir şey: Anadolu Ajansı web sitesindeki logoda sitenin sloganı olarak Atatürk imzasıyla “Anadolu Ajansı Türkiye’nin sesini dünyaya duyuracaktır” ifadesi görülüyor. “Bunda ne var, Türk Jokey Kulübünün logosunda da Atatürk’e ait “At yarışları modern toplumlar için bir ihtiyaçtır” yazısı var” diyorsanız linkteki haberi bir inceleyin derim. Burada “[…] 1994 yılında Anadolu Ajansı’nın genel müdürlüğüne getirilen Ekrem Ergin Karaismailoğlu AA ile özdeşleşen [bu] ifadenin ajansın 15 yıl boyunca genel müdürlüğünü yapan Atilla Onuk’a ait olduğunu öne sürdü” deniyor. İşin hikayesi de şuymuş:

“Bir 10 Kasım öncesiydi. Zamanın genel müdür yardımcısı Turgay Üçöz, Yönetim Kurulu Başkanı Mithat Perin ve ben oturmuş, konuşuyorduk. 10 Kasım’da bir etkinlik yapma kararı aldık. Giriş kapısının solunda bir Atatürk köşesi yapacak ve 10 Kasım’da açacaktık. Derhal çalışmalara başlanıldı. Kısa bir süre sonra çalışmaları görmem için beni aşağı çağırdılar. Güzel bir köşe olmuştu ve güzel de bir büst yerleştirilmişti. Ancak arkadaşlar, Atatürk’ün ajansla ilişkisini ifade edebilecek bir söz veya slogan aradıklarını; fakat bulamadıklarını söylediler. O an aklıma birdenbire şimdi kullanılan slogan geldi: ‘Anadolu Ajansı Türkiye’nin sesini dünyaya duyuracaktır-Kemal Atatürk’ yazın ve büstün altına koyun.’ dedim. Ertesi gün geldiğimde meşhur slogan pirinç harflerle büstün altında gösterişli bir şekilde duruyordu. Ondan sonra da bu yakıştırma gerçekten tuttu ve bugüne kadar geldi.

Geçenlerde “Türkiye’yi uzaya taşıyan” astronotlardan birinin de sözünün sonunda akıcı bir Türkçe ile “İstikbal Göklerdedir” dediğinden bahsediliyordu. Ben Cumhuriyetten önce çıkan gemicilikle ilgili bir dergide “istikbal denizlerdedir” yazdığını görmüştüm, ne zamandı hatırlamıyorum. Yine Adana’da yolda asılan büyük bir pankartta yer alan “Ulu Önder İzindeyiz-K.Atatürk” yazısı da hafızamda yer etmiş. En güzeli de mizah sitelerinde efsaneleşen Akçaabat belediye başkanının (gerçek mi bilmiyorum) şehirde koca bir pankarta şunu yazdırıp asmasıydı: “Ben de sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim”.

Tüm bunlar ne manaya mı geliyor? Ne bileyim, fool-prooftur zahir.

(Bu arada bahsi geçen logo hala Anadolu Ajansı web sitesinde duruyor, tuhaf şey, resmen yalan hadis uydurulmuş ve kimse ses çıkarmıyor. FST, Kasım 2007)

Popularity: 21% [?]

Tavşan Kulak, Eşşek Kafa

FST 14 Şubat 2008

bugs1.gifSon haftadakli olayları izliyor musunuz? Hürriyet, Milliyet türü yalan makinelerinin gazıyla hareket eden ve kendilerinin çağdaş, başkalarının yobaz olduğunu zanneden taife iyice azıttı. Başörtüsü konusunda ifrite dönüp kuduranı mı ararsın, “başını örten kızın abisi okul kapısında kızın saçlarını makineyle kazıdı” diye artık dengeyi iyice şaşırmış çağdaş kadın derneği yöneticisini, “Kuranda bu yoktur, caizdir, değildir” diye fetva veren ateist köşe yazarını, sürüler halinde meydanlara dolup Atatük-Lenin pankartlarıyla sağa sola islam karşıtı çığlık atanı mı sorarsın. Bu çığrından çıkma hali hiç normal değil, onu söyleyeyim. Hele Milliyet’in yediği son bir nane var ki, artık eşşeğin bir tarafına su kaçmış vaziyette.

Ben başı açıklara baskı olabilir, bunun ciddiye alınması lazım filan derken tabii bu tür şeyleri normal gördüğüm zannedilmesin. Bunlar zıvanadan çıkmış, akılları başlarına nasıl geri döner bilemem. İyi bir sopa dışında aklıma birşey gelmiyor. Biz burada “yahu başı açığı da dinleyelim, evet, intikam hırsıyla yarın gemi azıya alan olur” diyoruz, karşıdakinin umurunda bile değil.

Başbakan Erdoğan’ın dediklerini pek dikkate almam normalde ama Hürriyet’e söylediği laflar gayet yerindeydi. Yalnız yetersiz gördüm kendisini. Boşa mı burada bu pespayelerle ilgili bir sürü malzeme veriyoruz? Alın kullanın kardeşim, bedava danışmanlık yapıyoruz. Açıklayın kamuoyuna, bunları ciddiye alan  filan yok, Hürriyeti, yazarlarını, yorumcularını, çağdaş dernek üyelerini vs. daha sert eleştirecek, yerine göre aşağılayacaksın. Deri değil, kösele yüzleri, normal laflar işlemez. Çıplak kadın resmini de iyi oldu söylediği başbakanın, aferin. Edepsizliklerini ifşa etti. Hiç öyle “ama efendim çıplak olma özgürlüğü çağdaşlık gereğidir” filan demeyin. Herifin gazetesi “porno site” diye işyerlerinde filtrelere takılıyor, daha sonra “bundan sonra ahlaklı olacağız, çıplak kadın resmi basmayacağız, internet sitemiz temiz olacak” diyor, baktı gazeteye uğrayan yok, verdiği sözden dönüp gene çıplak kadın işine giriyor.

Çağdaş kadını bilmem ne etme derneği, CUMOK vs. türü yerlerdekiler de Hürriyet, Milliyet gibi gazetelere “kadınları istismar etmeyin” diyeceğine “heryer çarşaflıyla doldu, şeriat geldi” diye zırvalayıp duruyorlar. Hürriyet gazetesi alenen çıplak kadın teşhirciliği yapıyor, işin estetikle filan bir ilişkisi yok. Ha, yapsa ne olur, bana göre mahzuru yok. Yalnız o zaman kadınların giyinmesine dair ahkam keserse aşağılanmayı hak eder. Eğer çok istiyorsa gazetesindeki resimlerden ayrı bir dergi çıkarsın, şu haliyle kimseye ders vermeye kalkmasın.

Bu arada arada bazı hödükler de “efendim babaannemizin, anamızın başörtüsü, tavşan kulak” filan diye saçmalıyorlar. Tuhaf şey, babaanneyin başörtüsüyle üniversiteye girmek, devlete memur olmak serbest mi sanki? Yahu kafasına atkı saran öğrenci bile “ola ki başörtülüdür” diye eziyet görüyor, geçtik tavşanı, kulağını filan. Bir de konuşanlar öyle edalar içinde ki, kimi kravat takmış, kimi perma yaptırmış, şık tayyör etek giymiş vs. Duyan da bunları birşeyden anlar zannedecek. Necabet mi verir üniforma diyelim. Sonra adam, kadın zır cahil, üstüne bunun farkında değil ve üstelik kötü niyetli. Bu kadar cehalet de ancak okumayla olur kavli gereğince çoğu öğretmen, emekli ve muvazzaf memur, akademisyen, solcu eskisi vs.

Tavşan  kulak olsa ne olacak, eşşek kafalılığı bırakmak lazım.

Popularity: 46% [?]

Türkiye Ayakta

FST 4 Ocak 2008

93808.jpgAtatürk’ün karikatürü çizilmiş, Yeniçağ diye bir gazete “nasıl olur da Atatürk çirkin şekilde resmedilir” diye tepki göstermiş. Haberi okuyunca aralarda “bu rezalet Türkiye’yi ayağa kaldırdı” diye bir yer de gördüm. Yahu olaydan kimsenin haberi yok, ayağa kalkan kim? Neyse okumaya devam edince daha garip şeylere rastladım bakalım neler denmiş:

Devamı »

Popularity: 30% [?]

Bu Nasıl Mukayese: Dönergeçin Dönüşü

FST 29 Aralık 2007

erkedoner.jpgMurat Belge geçen gün Radikal’de Erke Dönergeci ile ilgili bir yazı yazmış. Malum geçen sene Erke dönergeci diye bir şey gündeme gelmiş, konuyu benim gibi ciddi olarak ele alanlar kadar içindeki emekli generaller sebebiyle “General Motor” yahut “Erke Dönergeci Sezer’dir, 2007 Mayısında emekli olup bitmeyen enerjisiyle Ulusalcı Hareketin başına geçecek” diye dalga geçenler olmuştu. Öncelikle uyarımı yapayım. AKP yandaşı alaycılar, daha 2007 bitmedi. 2 gün içinde neler olur bekleyip görelim. Ben daha ümidimi kesmedim, benzinsiz çalışan motor yapacaklarmış, hay Allah razı olsun diyeceğinize gülüyorsunuz, inşallah mahcup olursunuz. Ben olsam bu motordan üretilen otomobilleri sadece laik ve ilericilere satarım.

Neyse Murat Belge’ye dönersek, kendisi konuya ilgisiz şekilde tutup Atatürk’ün gölgesinin düştüğü mübarek Damal Karadağı getirip karıştırmış. Şöyle söylüyor:

[…] çünkü burada düşüncenin kendisi sekülerleşmeden, özgür ve eleştirel düşünceye geçilmeden, ’sekülarizm’ yeni bir ‘amentü’ haline getirilmiştir. Kendini seküler kesimde görenlerin çoğunluğu, bir ezberin yerine yenisini koymakla yetinmiştir. ‘Bilim’ diye bildikleri aslında eşit derecede metafizik bir ‘pozitivizm’dir. ‘Scientology’, şimdiki gibi kullanılmış ve özgül bir anlam kazanmış olmasa, tam da bu dünya görüşünün adı olabilirdi. Türkiye’nin en ciddi, en büyük sorunu, bugün de budur.

Neresidir unuttum, hani bir yere ‘Atatürk’ün profili’ni andıran bir gölge düşüyormuş. Daha geçen gün, orada askeri tören yapıldığına dair bir haber okuyorduk gazetelerde. Bu olay bir mucize! Seküler Ata’mızla haklarında hâlâ tam bir karar veremediğimiz birtakım tanrısal güçlerin aslında bir arada hareket ettiklerinin bir kanıtı. Onun için de orada (tabii ’seküler’) bir tören yapmak şart!

Ohoo, biz gericilerden bıktık, Murat Belge de bunların safına geçmiş. Oldu mu şimdi? Sever sayarım ama haydi Erke dönergecine bilim, pozitivizm filan anlamadığım şeyler söylemişsin, Atanın gölgesinin düştüğü dağla ilgili “Neresidir unuttum”, “profili andıran” filan ne oluyor? Az mı yazdım ben burada? Orasını her Türk çocuğu, genci yaşlısı bilir, ki Damal Karadağdır. Neresi unuttum da ne demek? Sonra profili andıran denir mi, alenen şekil bire bir Atanın siması. Eski, 30 sene evvelki 1 TL madeni paraları hiç mi görmedin? Orada yapılan töreni aşağılaman, alay etmen de yakışmamış. Orada insanlar bando mızıka çalarak hiç de senin dediğin gibi tanrısal güç önünde seküler tören yapmıyor. Orada bir hatıraya saygı gösteriliyor. Ama sen ne anlarsın saygıdan. Sana sadece şunu diyebilirim, bugün sen Radikal’de Yunanca değil Türkçe yazabiliyorsan bunu çağdaş Cumhuriyet kazanımlarına borçlusun. Bugün orada Türk bandosu çalıp, Yunan bando mızıkası çalınmıyorsa bunu herhalde senin solcu önderlerine borçlu değiliz. Ya sev ya terk et, bizim dağımıza, resmimize, dönergecimize, paşamıza karışma. Biz Marks’a pislik atıyor muyuz? Bak adamın mezarını bile 3 pound verip geziyormuşsun Londra’da, kabir ziyareti Marksiste yakışır mı diyor muyuz?

Bence bu sene bu entelleri zorla toplayıp Damal dağına götürüp bando mızıka dinletmek lazım. Nedir yahu, hep alay, hep dalga. Dönergeç motoruna bindiren de ne olsun. Bıktık artık.

(Konuyla ilgili bir haberden:

Ardahan’ın Damal ilçesi Yukarı Gündeş köyünde bu yıl 11.’ncisi düzenlenen “Atatürk’ün İzinde, Gölgesinde Damal Şenlikleri” etkinliğinde, Karadağ sırtlarında beliren Atatürk silüeti, havanın bulutlu olması nedeniyle görülemedi.

Şenlik kapsamında Damal ilçe merkezindeki Serhat Mahallesi’nde düzenlenen etkinliklere Ardahan Valisi Murat Yıldırım, CHP Milletvekili Ensar Öğüt, AK Parti milletvekili adayı Saffet Kaya, siyasi parti temsilcileri, daire müdürleri ve vatandaşlar katıldı. Şenlik, yöresel sanatçıların müzik dinletisi ile başladı, ardından semah gösterileri sunuldu. Sanatçı Meliha Kaya ve Yener Yılmazoğlu’nun konserinde katılımcılar bol bol halay çektiler. Festivale katılanlar, daha sonra Karadağ sırtlarına yansıyan Atatürk silüetini görmek için Yukarı Gündeş köyüne geçtiler. Atatürk siluetini görmek isteyen binlerce kişi, havanın bulutlu olması nedeniyle silüeti göremeden dağıldı.)

Popularity: 33% [?]

“Sazın Tavsiyesi”

FST 13 Aralık 2007

saz.jpgDiyanet milyarlarca dolar bütçesi ve görünmeyen hegemonyasıyla ensemizde boza pişirirken, bir de Aleviler piyasaya çıktı. AKP malum bir iki Alevi önemli şahsını seçim malzemesi olarak partiye kattı ya, ilk iş “Aleviler devletten ne tırtıklasın” konusu olmuş. Haberde Alevilerin talepleri şöyle sayılmış:

Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili düzenleme: Diyanet İşleri Teşkilatı varlığını devam ettirecekse Türkiye’deki tüm inanç kesimlerini -Alevi-Bektaşi ve Mevlevileri- kucaklayacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır.

Genel bütçeden Alevilere pay ayrılması: Alevi-Bektaşi-Mevlevi İslam inancını benimseyen yurttaşların ihtiyaçlarını giderebilmek amacıyla genel bütçeden kendilerine pay ayrılmalıdır.

Din derslerinde Alevi inancının da öğretilmesi: Eğitim kurumlarımızda din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinde Alevi İslam inancının da tarafsız, doyurucu bir şekilde öğretilmesi sağlanmalıdır.

TRT’de Aleviliğe yer verilmesi: Devletimizin sahip olduğu radyo ve televizyon kanallarında Alevi yurttaşlarımızın saz ve semah eşliğinde kadın-erkek bir arada herkese açık icra edilen törenlerine ve Alevi İslam inancının tanıtımına ağırlık veren programlara istikrarlı ve sürekli olarak yer verilmelidir.

Cemevlerinin yapımının sağlanması: Cemevlerinin yapımına yeterli arsa ve maddi destek sağlanmalıdır.

İnanç önderlerine okul açılması: İnanç mekânlarında icra edilen algılama ve yaklaşımları yönetecek ve yönlendirecek bilge ve bilgili kişilerin yetiştirilmesi amacıyla ya yeni okullar açılmalı yahut mevcut ilahiyat fakültelerinde sırf bu amaca tahsis edilmiş tasavvuf ilimleri bölümü özel olarak kurulmalı; buralarda Alevi-Bektaşi-Mevlevi baba ve dedelerle İslam’ın diğer inanç bölümlerinden yeterince tasavvuf bilgisi olan bilim adamlarımızın ders vermeleri sağlanmalıdır.

Sazın okullara tavsiye edilmesi: Türk halk geleneği, inanç ve kültürünün önemli taşıyıcı unsurlarından birisi olan saz okullarda müzik aleti olarak tavsiye edilmelidir.

İlk maddenin ilk cümlesine şapka çıkarıyorum. (Herhalde bundan dolayı devrim yasalarınca 1 sene içeri atılmam), zira bu cümlede “Diyanet teşkilatının varlığı devam edecekse” deniyor. Aferin Alevi yetkiliye, Diyanet kaldırılsın opsiyonunu da ihmal etmemiş. Bu konuda kendisiyle mutabıkım. Konuyla ilgili görüşlerimi defaatle tekrar ettim ama kısaca yeniden özetleyeyim.

Mevcut durumda Alevi vatandaş haklıdır, Sünni Diyanet zorbalık yapıyor, Hac Tekeli elinde devasa bir bütçesi var, Sünni imamlar eliyle Cuma ve Bayram namazlarında topluca yakaladığı vatandaşa ideoloji pompalıyor. Alevinin kabahati ne, bu parsadan madem ona da pay verilsin, Nasreddin Hocanın dediği gibi biraz da Aleviler ölsün, belki İran’a gidip Meşhed hacısı olacak, bunlara niye kolaylık sağlanmasın? Dedeye, babaya, semazene, şeyhe maaş bağlansın vs. Aleviler bu konuda fevkalade haklıdır.

Öte yandan, işin aslına dönersek, Alevilere parsadan pay verilmesini bırakın, sünnilerin de devlet ekmeği tez elden kesilmesi gerekmez mi? Ben ömrü hayatında Diyanetten fayda görmemiş bir adamım. Gördüğüm zarar ise çoktur. Devlet kimsenin diniyle uğraşmasın. Bu çağda Diyanete fetva sormaya gerek yok, bir sürü İlahiyat okumuş adam var, bunu da geçtik, bilgisine güvendiğiniz diploması olmayan ehil adamlara da soru sorabilirsiniz. Bana kalırsa ille de birilerine birşey de sormak lüzumsuz, aklı başında adam işini kendi görür. Ben kimseye din konusunda birşey sormuyorum, siz de sormayın, okuyun herşey yazıyor, aklınız yok mu.

Sonra cami vs. işine gelirsek, madem camiyi mahalleli yaptırıyor, çok önemsiyorlarsa bütçelerini geniş tutar imam da istihdam ederler, elektri, su parasını da öderler. Devletin bu konularda hiçbir yeri yurdu yoktur. Burası din devleti mi, şeriatla mı yönetiliyoruz da böyle bir kurum var? Hem de duyan ortada namaz kılan (hem de cemaatle!) var zannedecek. Bırakın kendinizi kandırmayı. Vaaz dinlerken uyumayan biri varsa o da elini kaldırsın. Bıktık Kurban bayramında Hz. İbrahim Hz. İsmaili keserken bıçağı taşa çaldı vs. hikayesinden. Herkes şimdi TV’de Nihat hocayla ağlayıp coşuyor.

Ekonomik zararı da var bu kurumun, Türkiye’de Hac konusunda diyanet yani devlet tekeli var, bu işte milyar dolarlar dönüyor, piyasa tamamen felç, en basit imamından, müftüsünden Diyanet merkez çalışanına kadar bu kaynaklardan ek gelirler sağlıyorlar. Turizm şirketleri ile ilgili bir sürü devletten kaynaklanan aksaklık yaşanıyor. Rant büyük. Diyanet işleri yetkilileri bu paralarla Hacda ve Türkiye’de saltanat sürüyorlar. Bakın Diyanet işleri başkanı bir tür padişah gibi. İşin meşru, elle tutulur bir yanı yok. Bir de ansiklopedi çıkarıyorlarmış, bunun için yüzlerce adam istihdam edip devasa bütçe harcıyorlar. Bir ucu Diyanet Vakfı eliyle devlete bulaşıyor bu işin.

Uzun lafın kısası okullarda saz çalınması teklifine diyeceğim yok, iyi çalarlarsa gider dinlerim de. Ama bu millet Kemalizm ideolojisinin resmi çalgısı Mandolin’in sesini 40-50 sene okullarda dinledi de ne oldu? Saz çalmakla da bir şey olmaz, devlet eliyle ilkokullarda kös dövdürüp gülbang çektirseniz de fark etmez. Timur zulmüne gerek yok.

Alevi canlar, sizi anlıyorum, işi devletten para koparmaya indiriyorsunuz ama Sünnileşmenin bedelini ödeyeceğinizi göremiyorsanız ne diyeyim. AKP’ye yeni oylar hayırlı olsun.

Popularity: 41% [?]

İleri »

Kapat
E-posta ile paylaş