'Yakın Tarih' Arşivi

“Altından heykelini dikelim, sen otur”

FST 7 Aralık 2005

Milli Mücadele döneminin önemli şahsiyetlerinden Hüseyin Rauf Orbay’ın yeğeninin bir mülakatına rastladım. Malum Rauf Bey Cumhuriyet sonrası Atatürk’ün tek adam yönetimine karşı oluşan Terakkiperver Fırkanın kuruluşunda rol almış, daha sonra İzmir Suikasti ile ilgili kurulan İstiklal Mahlemesince 10 yıl sürgün cezasına çarptırılmıştı. Yeğen Zafer Orbay’ın anlattıklarının büyük kısmı zaten konuya vakıf olanlarca malum. Ancak resmi tarih kapsamında Terakkiperver ve Serbest Fırkalar aleyhine estirilen fırtınalar sebebiyle bulanıklaşan görüntüyü berraklaştırabilecek bir kaç hatıra gözüme çarptı. Mesela Rauf Bey Atatürk’e şunu söylediklerini anlatıyor:

[…] Dayım ‘Biz Ankara’da en kötü zamanlarımızda ant içtik’ diyor, ‘Mustafa Kemal dahil. Ve dedik ki bundan sonra bu memleketi halk yönetecek. Halk idaresi olacak. Tek kişi, aile veya bir grup yönetimini istemiyoruz. Padişahlık da olmayacak. Böyle bir şeye müsaade etmeyeceğiz.’ Ama bu aralarında bir sır tabii.�? Bunlar konuşulduğunda Ankara Hükümeti henüz daha ilân edilmemiş. […] ‘Biz oturduk konuştuk.’ Mustafa Kemal Paşa’ya, ‘Bak Paşa’ demişler, ‘senin altından heykelini dikelim, sen otur. Biz aramızda tartışalım. Sıkıştığımız zaman, en doğru kararı sen veriyorsun, sen karar ver. Öyle değil, böyle de. Biz o yolda gidelim. Ama partinin (Cumhuriyet Halk Fırkası) başına geçme. Doğru değil. Sen büyük kumandansın.�?

[…] Dayım Avrupa’da iken türlü zorluklar çıkartıldı aileye. Sene 1930. … 6-7 silahlı kişi, ‘kıpırdamayın, arama tarama’ var dediler. Buldukları birkaç eski gazete ve mektubu alıp gittiler. Ardından anneannemler geldiğinde yengem olanları anlattı. Köşkün alt katında Atatürk’ün büyük boy bir resmi vardı, üniformalı. Üzeri yazılıydı. Her şeye rağmen duruyordu orada. Anneannem ‘Benim bu memleket için hayatını veren oğluma bu mu yapılır?’ dedi, indirdi resmi aşağıya, üzerinede tepine tepine camını da kırdı, resmi de yırttı. Kadıncağız oğlunun birini Karadeniz’de kaybetmişti, diğeri Avrupa’da yaşıyordu.

Resmi tarihe göre muhalif paşalar padişahçıdır, saltanatçıdır. Bunların başında da Kazım Karabekir Paşa ve Rauf Bey gelir. Yerine göre bu paşaların dinci, irtica özlemlisi oldukları da laf arasına sokuştururulur. Yeğen Orbay ise Rauf Bey için şunu söylüyor: “… camiye gittiğini, namaz kıldığını, dualar ettiğini de hiç duymadım.�? Mülakatta ilgi çekebilecek başka yerler de var, artık oradan okursunuz. Ben bu vesileyle Milli Mücadelenin tüm önderleri ve cefakar neferlerini hürmetle anıyorum.

Popularity: 18% [?]

Tehlikeli Gidişat ve “Kesekağıdı Yasası”

FST 2 Aralık 2005

Gazetede gördüğüm bir haberde artık güncelliği kalmadığı için uygulanmayan yasaların temizliği için bir operasyon yapılmasının gündemde olduğundan bahsediliyor. Buna göre 156 düzenleme yürürlükten kaldırılacaki 227 kanun da günümüz şartlarına uygun hale getirilecekmiş. Gazetede 1925 tarihli ‘yerli kumaştan yapılmış kıyafet giyme’ zorunluluğu getiren yasa ve 1938 tarihli, yazılı kâğıtlardan kese kağıdı yapmayı yasaklayan kanun ile 1950’li yıllarda ABD’nin Türkiye’ye yaptığı Marshall yardımlarının nasıl dağıtılacağına ilişkin kanun gibi örnekler veriliyor. Şapka kanunun ise devrim yasası olduğu gerekçesiyle kaldırılamayacağı belirtiliyor. Yine “Hicri 1298 yılına ait Ecanibin Hakkı İstimlaki Kanununun Birinci Maddesinde İstisna Olunan Eşhasın Emlak ve Arazisine Mahsus Kanun” gibi cuımhuriyet döneminde Osmanlı yasası anlamına gelen bazı maddeler de kaldırılarak 2005 yılına kadar süren şeriat uygulaması da sonlandırılmış olacakmış.

Bazılarımız “iyi olur, 80-100 senelik kanunların güncellenmesi ne kadar güzel” diyerek başbakanlığın bu tavrını alkışlayabiliriz ama ben her zaman olduğu gibi bu işte bir hinlik olabileceği ihtimalini göz önüne alıyorum. Bence gidişat kötüdür, bu hareket alenen devrim yasalarını hedef almaktadır. Şapkaya dokunmuyoruz diyerek yerli kumaşla ilgili kanunu hedef almak ulusal kumaş sanayimize dönük bir tehdit değil midir? Hele “kesekağıdı” kanunu hiç makul bulmadım. Bugün Anadoluda yeterli bilinç düzeyine ulaşmamış semt fırınları, bakkallar seyyar leblebi, çekirdek satanlar paketleme amaçlı olarak gazete ya da eski kitap kullanırlar. Yarın öbürgün kendini bilmez bir çekirdek satıcısı, fırıncı çırağı, bakkal eski Cumhuriyet gazetesi ya da şu ara çokça basılıp satılan Nutuk, En Çılgını Türkler, Militan Demokrasi gibi kitapların sayfalarını pide, peynir, zeytin, çekirdek koymak için kullanırsa ne olacaktır?

Görüyorsunuz, olayların arka yüzü hiç de göründüğü gibi değil. Maalesef AB’ye giriş, demokrasi, insan hakları gibi uyuşturucu yalanlarla aldatılan vatandaşlarımız iktidarın bu yalanına da kanabilirler. Ben ilgili makamları uyarayım, yurttaşlık görevimi yapayım. Aslında bunu zaman zaman yapıyorum ama dikkate alınmıyor gibi bir his de var içimde. Defalarca “memurlar kurum dışında şapka giymelidir, bu bir devrim yasasıdır” diyerek YÖK başkanı, rektörler, müsteşarlar, il ve ilçelerdeki valiler, kaymakamlar, daire amirleri hakkında buradan ihbar görevimi yerine getirdiğim halde uğruna nice kelleler uçan, İstiklal Mahkemeleri fazla mesai yapan temel devrim yasalarımızın üstelik “savunuculuk iddiasındakiler tarafından” iplenmediğini gördüm. Üstelik devrim yasalarımıza dönüş “Türk şapka sektörünü” şahlandırmayacak mıdır? Bakın, ekonomik bir faydası da var.

AKP hükümeti ateşle oynuyor, kesekağıdı yasasından tez zamanda dönülmesi, bilinçli yurttaşların gönüllü olarak il ve ilçelerde parklarda çekirdek satanları izleyip “matbu kağıt” kullananları, boynunda kravat olduğu halde başında şapka olmayanları, yine kravatlıların ceketini inceleyip yerli kumaş kullanmayanları derhal ihbar etmeleri için teşviklerin çıkarılması şarttır. İhbar başına belli bir bedel ödenirse, fahri muhbirlik için ben de resmi başvuruda bulunabilirim. Kumaştan pek anlamam ama memuru tipinden tanır, şapkasızı anında tespit ederim. Duyururum.

Popularity: 16% [?]

“Fantezi”

FST 19 Kasım 2005

Fatih Altaylı geçenlerde kendisine ulaşan şikayetler üzerine Sabancı Üniversitesi öğretim üyelerini “fantezilerini çocuklarımızın beyinlerine kazımaya çalışmakla” eleştiriyor. Güya Fatih Bey “Üniversitede okuyan öğrencilerden ve anne babalarından çok sayıda şikayet” almış. Sanki Sabancı Üniversitesi değil, Orhanlı Atatürk ilkokulundan bahsediliyor. Koca üniversite öğrencisinin velisi mi olurmuş, hayret. Öğrenci ve veliler, peki etmişler diyelim, neymiş şikayetleri bakalım:

Üniversitede okutulan “Modern Türkiye’nin Tarihi” isimli kitapla ilgili şikayetler. İletişim Yayınları’ndan çıkan kitap ders kitabı olarak çocuklara tavsiye ediliyor. Ancak kitapta bol miktarda “Kürdistan” ifadesi yer alıyor. Kuzey Irak’ın ve Türkiye’nin Güneydoğusu’ndan Kürdistan diye söz ediliyor.. Yetmezmiş gibi kitabın 446. sayfasında Türkiye’nin bir bölümünü de içine alan Kürdistan haritası var.

Evet, Sabancı Üniversitesi tarih bölümünün “çok sayıda” öğrenci ve velisi Modern Türkiyenin Tarihi kitabını şikayet etmişler, Fatih Bey de bunu önemli saymış ki tutup gazetesine haber yapmış. Öyle ya, ortada “bol miktarda” Kürdistan ifadesi ve kabak gibi de bir Kürdistan haritası var. Üniversite ve öğretim üyelerini itham etmek için yeterli veri mevcutanlayacağınız. Üstüne üstlük bu Sabancı Üniversitesi Ermeni Konferansına katkıları sebebiyle şaibeli değil midir? Gelin de Fatih Beyin yerinde siz olup tahammül edin.

Ancak Kürdistan ve Harita gibi “korkunç” lafları bir an için kenara bırakıp kitaba baktığımızda tamamen başka bir tablo ile karşılaşıyoruz. Bu kitap geçenlerde vefat eden Türkiye uzmanı profesör Erik Jan Zürcher’in 1800′lü yıllardan başlayarak Osmanlı veTürk modernleşmesini incelediği bir eser. Bildiğim kadarıyla da Erik Jan Zürcher dünyada bu işin erbabı olan 3-5 kişiden biridir. Kitabı da “Türkiye’nin bir bölümünü Kürdistan olarak” olarak gösteren bir şey değildir. Muhtemelen Fatih Bey ve Türkiye’deki Kemalistler herhalde Türk Tarihinin 1923 yılında başladığını, Kürt kelimesinin de literatüre PKK terörü ile girdiğini zannettikleri için sapla samanı birbirine karıştırıyorlar.

İlgili zevat 1923′ten önce bugün bizim güneydoğu bölgemizin Osmanlıda da “Güneydoğu Anadolu Bölgesi” olarak geçtiğini sanabilir, o zamanlar da Kürdistan sözünü kullananların 312. Madde gereği hapse atıldığını düşünebilirler. Ancak kendilerine 1923 öncesi bölge ile ilgili kullanılan terimleri gidip bir daha araştırmalarını, zahmet edip Osmanlının son dönemini Erik Jan Zürcher de dahil çeşitli kaynaklardan öğrenmelerini tavsiye ederim. Karşılaşacakları manzara tüylerini ürpertebilir ama ne yapalım gerçekler “inkılap tarihi” kitaplarında okutulanlardan çok çok farklıdır. Sonra o zamanlar Kürt, Kürdistan Mebusu gibi kavramları kullandı diye kalkıpAtatürk’ü de 312. madde ile yargılamaya kalkan Kemalistler ortaya çkar, ortalık toz duman olur.

Fatih Beyi dönemi anlatan bir tarih kitabından yola çıkarak işi Sabancı Üniversitesi öğretim üyelerinin “fantezilerine” bağlama başarısı için tebrik ediyor, kendisine tez elden tarih yazılarını bırakıp spor bölümüne transfer olmasını tavsiye ediyorum.

Bir notum da Sabancı Üniversitesi yetkililerine. Bir tarih kitabındaki harita ve kelimeleri anlayamayacak düzeyde “öğrenci ve velileri” varsa kendilerini lağvedip “Sabancı Anasınıfına” dönüştürmeleri yerinde olacaktır.

Popularity: 13% [?]

“Cumhuriyet Bilinci ve Sevinci” ile ilgili bir şiir

FST 28 Temmuz 2005

Dün 1. Ordu komutanı Hurşit Tolon’un Trakyanın bir köyünde gerçekleştirilen bir dizi faaliyetinden bahsederken, kendisinin 1929 yılında çekilen bir resme istinaden söylediği “Halk yoksul ama yüzlerine bakın, Cumhuriyet bilinci ve sevincine bakın. Çok anlamlı…” cümlesine biraz itiraz etmiştim. Madem halk çok bilinçli ve sevinçli idi, neden herkes, üstelik Atatürk tarafından emirle kurdurulmuş bile olsa “muhalefettir” diyerek Fethi Beyin Serbest Fırkasına koşmuştu? Daha 5-6 sene evvel düşmanın denize döküldüğü İzmir’de 200 Bin kişi Fethi Bey’in mitingine akın etmesi neyin göstergesidir? İşte bu dönemde Konyalı bir ozanımızın 80 sene evvel yazdığı şiir hiç de “bilinç ve sevinç” yansıtmıyor, dönemin güzel bir tablosunu bize aksettiriyor. Şiiri zahmet edip ezberindeki haliyle bize ulaştıran Veysel Aratlıoğluna çok teşekkür ederim.

Şikayetname

Şikayetnamemi yazdım huzura
Bizim halimizi bilsin Fethi bey
Dokunmasın bir şey kalbe fütura
Bizim halimizi bilsin Fethi bey

Yaşasın Fethi bey kurdu bir fırka
İyi namı gitti şark ile garba
Ne altta sergi var ne dalda hırka
Bizim halimizi bilsin Fethi bey

Sabahtan tahsildar dizilir bir saf
Ne tüccar kalmıştır ve ne de esnaf
HER GELEN TAHSİLDAR ETMİYOR İNSAF
Malımız hacizde bilsin Fethi bey

Fethi bey de sözlerime bakaydı
Gaz yağı da ucuzlayıp akaydı
Şeker-kibrit inhisarı kalkaydı
Millet sana düacıdır Fethi bey

Fethi Bey ve Serbest Fırkanın akibetine de bir başka yazıda değinelim.

Popularity: 23% [?]

Önerler Köyü Cumhuriyet Yürüyüşünde “Dikkat Çekenler”

FST 27 Temmuz 2005

Medyada sıkça görünen, beyanat veren generallerimizden biri şu an 1. Ordu komutanı olan Hurşit Tolon. Hurşit Paşanın halkla temasının da olduğu anlaşılıyor. Geçen hafta Çorlu civarındaki bir köyde bazı etkinlikleri düzenleyen Hurşit Tolon ile ilgili bir yazı okudum. Hürriyet yazarı Yalçın Bayer “gecikmiş” olduğunu belirttiği yazısının başlığını nedense “Trakya’da Ordu Millet Elele” olarak seçmiş. Yazıda faaliyetler detaylı olarak anlatılıyor, bazı yerleri şöyle:

Asker daha önceden köye gelip ihtiyaçları tespit etmişler. Bu kapsamda okul ve muhtarlık binalarının onarımı, sağlık taraması yapılması, 18 çocuğun sünnet ettirilmesi, hatıra fidanların dikilmesi ve ilköğretim okulundaki Atatürk büstünün yenilenmesi gibi hizmetler getirilmiş… […] ilköğretim okulundaki törenden sonra 1. Ordu Komutanı Tolon, köy halkını ‘Cumhuriyet Yürüyüşü’ne davet etti. Bu arada bazı erkekleri ‘eşleriniz nerede?’ diye uyaran Tolon, vatandaşlarla sohbet etti. Bunlar arasında bazı sakallı vatandaşlar vardı. […] İlköğretim okulundan muhtarlık binasına kadar olan yaklaşık bir kilometrelik yürüyüşe yaklaşık 2000 kişi katıldı. Yürüyüşe katılan başörtülü ve türbanlı kadınların çokluğu da dikkati çekti […]

Trakyanın bir köyünde yapılan “Cumhuriyet Yürüyüşü” konusunda Yalçın Bayer’in üslubunu siz de garip bulmadınız mı? Paşanın sohbet ettiği vatandaşlar arasında “sakallıların” olması ne ifade eder? Bir köy yerinde kadınların “Cumhuriyet Yürüyüşüne” mini etekle mi katılacağı bekleniyordu ki “başörtülü ve türbanlıların çokluğu” dikkat çeksin? Bilakis aksi olsa dikkat çekmesi gerekirdi. Alakasız her yazıya sakal ve başörtüsünü karıştırma alışkanlığını artık bırakmak gerek.

Öte yandan aynı yazıda Hurşit Tolon Paşa bir de 1929 yılına ait resim gösterdiğinden bahsediliyor.”Cumhuriyeti katletmek isteyenler buna iyi baksın” diyen Hurşit Paşa resmi şöyle tasvir etmiş:

‘Bakın, şapka devrimi yapılmış, öğrencilerin ellerine krepon káğıtları var. Hepsi de sevinç içinde… Bakın Türk analarının kıyafetine; kaymakamın kıyafeti fakirlikten görevi ile uygun değil. Yanındaki belediye başkanının pantolonu yamalı. Halk yoksul ama yüzlerine bakın, Cumhuriyet bilinci ve sevincine bakın. Çok anlamlı… Yeni kuşaklar bu fotoğrafa iyi bakmalı. Cumhuriyet hangi şartlarda kuruldu, öğrenmeli.’

Ben resmi görmedim ama Cumhuriyet dönemine ait bir sürü eski resim biliyorum. Bir resme bakarak “[…] yüzlerine bakın, Cumhuriyet bilinci ve sevincine bakın” türü bir ifadeyi biraz acelecilik olarak kabul etmek lazım. Benim okuduğum, dinlediğim bir sürü hatıra işin yoksulluk tarafını onaylarken “bilinç, sevinç ve mutluluk” yanına pek atıfta bulunmaz. Ben daha ziyade memur eziyeti, jandarma dipçiği gibi şeyler hatırlıyorum. Sonra Paşaya bu bilinçli vatandaşların ilk fırsatta denize düşen yılana sarılır misali Serbest Fırkaya koştuğunu ve endişeyle partinin kapatılmasına sebep olduğunu, aynı yoksul, poturlu ama bilinçli halkın ne hikmetse her fırsatta Cumhuriyet ve Atanın partisinin karşıtlarına rey verdiğini hatırlatmak lazım. Sonra 1914 yılında çekilmiş fakir ama mütebessim insanların resmini “Meşrutiyet bilincine” bağlamak da bu mantıkla mümkün.

Yine de üst düzey, emekliliği yaklaşmış bir subayımızın köylü halkla bütünleşme gayretlerini takdirle karşılamak lazım. Yalçın Bayer’e de sakal ve başörtüsünü böyle ilgisiz bir yere koyma başarısını gösterdiği için tebriklerimi iletiyorum.

Popularity: 12% [?]

« Geri

Kapat
E-posta ile paylaş